Sadakatsizliği Sonradan Öğrenen Eş Affetmiş Sayılmaz

Sadakatsizliği Sonradan Öğrenen Eş Affetmiş Sayılmaz

  • Taraflarca her ne kadar affetme iddiasında bulunulsa da, erkeğin sadakatsizlik vakıasını sonradan öğrendiği bir durum mevcutsa, erkek eşin bu neticede affettiği kabul edilemez.
  • Boşanma davasında affetme kurumu konulu Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana tarafından ele alınan makale ve bu paralelde yargıtay kararı aşağıdaki gibidir.

Toplanan delillerden daha önce bir süre ayrı yaşayan tarafların barışarak 15.06.2013-17.06.2013 tarihleri arasında bir otelde kalarak ailece tatil yaptıkları ve bundan sonra da davacı karşı davalı erkeğin çalıştığı Karaman’a gittikleri ve bir süre orada kaldıkları anlaşılmaktadır.

Taraflar bu davranışları ile, bu zamana kadar gerçekleşmiş olan olayları karşılıklı olarak affetmiş, en azından hoşgörüyle karşılamış duruma düşmüşlerdir. Affedilmiş veya hoşgörü ile karşılanmış olaylar artık kusur olarak değerlendirilemez ve bu nitelikteki olaylara dayalı olarak da boşanma karan verilemez.

Ne var ki davacı karşı davalı erkeğin Karaman’a döndükten sonra davalı karşı davacı kadının sadakatsizliğini öğrendiği anlaşılmaktadır. Davacı karşı davalı erkeğin, eşinin sadakatsizliğini barışmadan önce öğrendiği de ispat edilememiştir. Bilinmeyen bir olayın affedilmesi mümkün değildir. Davalı karşı davacı kadın, barışma olayından sonra davacı karşı davalı erkeğe kusur olarak yüklenebilecek yeni bir olayın varlığını da kanıtlayamamıştır. Buna göre; davalı karşı davacı kadının davasının reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek davalı karşı davacı kadının davasının kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir (Y2HD, 29.06.2015, E. 2015/530, K. 2015/13846)

Bu yönde bir diğer yargıtay kararı şu şekildedir:

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı koca tarafından kadının birleşen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminat ve nafakalar yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise koca tarafından açılan boşanma davalarının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Davacı-davalı koca, kadının boşanma davasına yönelik temyiz istemlerinden, 22.02.2012 tarihinde feragat ettiğinden, davacı-davalının bu yöne ilişkin temyizinin feragat nedeniyle reddine,

2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-davalı koca, kadının birleşen boşanma davası yönünden temyizinden 22.02.2012 tarihinde feragat ettiğinden, davalı-davacı kadının boşanma davası kesinleşmiş olup, daha sonra davalı-davacı kadının 12.03.2012 tarihinde kendi boşanma davasından feragati, boşanma hükmü kesinleştiğinden sonuç doğurmayacağına göre, davacı-davalı kocanın tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

3-Toplanan delillerden; davalı-davacı koca tarafından İzmir 8. Aile Mahkemesinin 2010/434 esas sayılı dosyasında şiddetli geçimsizlik sebebine dayanılarak açılan boşanma davasından sonra tarafların 2010 yılı Mayıs ayında İstanbul’da biraraya gelip, barıştıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar birbirlerini karşılıklı olarak affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamış sayılırlar. Eşlerin davaya rağmen bir araya gelmeleri ve birlikte yaşamaları evlilik birliğinin sarsılmadığını, çekilebilir olduğunu gösterir. Gerçekleşen bu durum karşısında kocanın, İzmir 8. Aile Mahkemesinde açtığı bu davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir.

4-Davacı-davalı kocanın 21.12.2010 tarihinde İzmir 12. Aile Mahkemesinin 2010/1212 esas sayılı dosyası ile zina ( TMK md.161 ) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması ( TMKmd. 166/1 ) sebebine dayalı olarak açmış olduğu birleşen boşanma davası yönünden toplanan delillerden, davalı-davacı kadının güven sarsıcı davranışlar içerisine girdiği ancak, zina kanıtlanmadığından, zina sebebine dayalı davanın reddine ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayalı boşanma davası yönünden kabul edilmesi gerekir. Ne var ki, davalı-davacı kadının boşanma davası, boşanma hükmü temyiz edilmeden kesinleştiğinden kocanın bu davası yönünden de davanın mevzuu kalmamış olmakla, bu dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi ve kocanın maddi ve manevi tazminat talepleri ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle kocanın her iki davası yönünden BOZULMASINA, davalı-davacı kadının davası yönünden hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, kocanın kadının birleşen boşanma davası yönünden temyiz itirazlarının ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple feragat nedeniyle reddine, bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı harcın Mehmet’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran Seçil’e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 12.11.2012 tarihinde karar verildi.(T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/6990 K. 2012/26764 T. 12.11.2012 4721/m. 166/1)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 27 Haziran 2020 13:54

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.