Tanık İfadelerine Karşı Beyan Dilekçesi » Tanık Beyanına Karşı Beyan

Mahkeme önünde tanık olarak dinlenmiş kişilerin beyanları tutanağa geçirilir. Taraflar tanıkların bu beyanlarına karşı hazırlayacakları “tanık ifadelerine karşı beyan dilekçesi” ile cevap verebilir veya çelişkileri vurgulayabilir. Makalemizde tanık beyanlarına karşı beyan dilekçe örnekleri mevcuttur.

Tanık İfadelerine Karşı Beyan Dilekçesi Örnekleri -1-

İSTANBUL ANADOLU …… AİLE MAHKEMESİ

SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

Dosya No:

BEYANDA BULUNAN

DAVALI- KARŞI DAVACI        :

DAVACI – KARŞI DAVALI      :

VEKİLİ                                          : Av.

KONU                                            : Sayın Mahkemenizin 07.2015 tarihli celsesinde davacı-karşı davalı tarafın dinlettiği tanıkların beyanlarına ilişkin beyanlarımızı havidir.

 

AÇIKLAMALAR

Sayın Mahkemenizin …..E. sayılı dosyası nezdinde görülen davanın …..tarihli celsesinde davacı-karşı davalı tanıkları dinlenmiştir. Tanıkların aleyhe olan beyanlarını kabul etmemekle beraber, tanık beyanlarına binaen işbu dilekçeyi verme zaruretim doğmuştur. Şöyle ki;

  1. Davacı…………‘ün kardeşi………., ablasının aylık 500-1.600 TL maaş aldığını beyan etmiştir. Ancak davacı dava dilekçesinde 918 TL net ücret aldığını belirtmiştir. Davacı ile davacı tanığının ifadeleri çelişki arz etmektedir. Bu durumun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Huzurdaki davada bu hususun önem arz ettiği izahtan varestedir.
  2. Tanık…………., “……çocukları kendisi……….’ye verdi” beyanında bulunmuştur. Tanık …………ise “… boşanma davası devam ederken ………çocuğa ben bakamam diyerek kendisi……..’ye vermişti.” demiştir. Kızım …..’nın velayetini isteyerek annesi ……….’e verdiğim doğrudur. Ancak hiçbir zaman kızıma bakamadığımı söylemedim. Kızımın velayetini annesine vermek istememin sebebi kızımın menfaatini düşünüyor olmamdan kaynaklamıştır. Ancak aradan geçen zaman gösterdi ki yanlış bir karar almışım. Bu zamana kadar yaşanan birçok olumsuz olay nedeniyle kızımın yaşadığı ortamın sağlıklı bir ortam olmadığına kanaat getirdim. Nasıl ki boşanma davasında kızımın menfaatini üstün tutup ondan ayrı kalmayı göze aldıysam, şimdi de yine kızımın menfaatini gözeterek daha iyi bir ortamda büyümesi için velayetinin tarafıma verilmesini istiyorum.

NETİCE-İ TALEP    : Yukarıda arz edilenler ve Sayın Mahkemenizce resen göz önüne alınacak sebepler muvacehesinde fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımı saklı tutmak kaydıyla,

  • TANIK BEYANLARINDA ALEYHE OLAN HUSUSLARIN DİKKATE ALINMAMASINI,
  • TANIK BEYANLARINA BİNAEN VERDİĞİM İŞBU DİLEKÇEMİN VE DOSYA MÜNDERECATINDA YER ALAN BEYAN VE CEVAPLARIMIN DİKKATE ALINMASINI,
  • Davacının usul ve yasaya uygun olmadan açmış olduğu haksız davanın REDDİNE,
  • Haklı karşı davamın KABULÜNE,
  • Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini saygıyla bilvekale arz ve talep ederiz.

 

                                                                                                       DAVALI-KARŞI DAVACI

Tanık İfadelerine Karşı Beyan Dilekçesi Örnekleri -2-

ADANA 1. İŞ MAHKEMESİ’NE

 

DOSYA NO               :2017/184E.

 

DAVALI                    :

 

VEKİLİ                      : Av. 

 

DAVACI                    :

 

VEKİLİ                      :Av. 

 

KONUSU                   :Dosya kapsamında bulunan tanık beyanlarına karşı beyanlarımızın sunulmasıdır.

 

 

AÇIKLAMALAR

 

                        1-Davacı tanığı X 08.12.2016 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde “2015 yılında 9 ay kadar davalı işyerinde tır şoförü olarak çalıştığını, şehirler arası konteynır taşımasında çalıştığını, davacıyı tanıdığını, birlikte çalıştıklarını, davacının da kendisi gibi tır şoförü olduğunu, konteynır taşımasında çalıştığını, asgari ücretle çalıştıklarını, artı olarak en uzak mesafe Ankara için 60 TL, en yakın mesafe Adana için 30 TL sefer primi aldıklarını, belli çalışma saatlerinin olmadığını, yoldan gelip yola gittiklerini, hafta tatillerinin çok azını yapabildiklerini, hafta tatilleri ile ilgili belli bir oran veremeyeceğini, dini bayramların ilk iki gününde tatil yaptıklarını, kalan günlerde çalıştıklarını, diğer ulusal bayram genel tatillerde çalışmalarının devam ettiğine, malın gümrüğünün açıldığı için bayramların 3.gününden itibaren çalıştıklarını” beyan etmiştir.

                        Davacı tanığı Y 08.12.2016 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde “Mayıs 2016 tarihine kadar 1 yıl süre ile davalı işyerinde tır şoförü olarak çalıştığını, şehirler arası konteynır taşımasında çalıştığını, davacıyı tanıdığını ve konteynır taşımacılığında birlikte çalıştıklarını, asgari ücret aldıklarını, artı olarak en uzak mesafe Malatya için 80 TL, Ankara için 60 TL, en yakın mesafe Adana için 30 TL sefer primi aldıklarını, belli çalışma saatlerinin olmadığını, sabah 08.00’de başladığını, şehir içinde konteynır taşıması yaptıklarını, limandan depoya-depodan limana taşıma yaptıklarını, akşam yükümüzü alıp gideceğimiz şehre hareket ettiklerini, hafta tatillerini kullanmadıklarını, kendisinin dini bayramlarda çalışmadığını, diğer ulusal bayram, genel tatillerde çalışmalarının devam ettiğini, 60 tane şoförün olduğunu bu nedenle birbirlerini çok görmediklerini, davacı dini bayramlarda çalışmış olabileceğini” beyan etmiştir.

                        Davacı tanıkları da aynı işyerinde çalışmış olup, işten çıkmışlardır. Fakat açılmış herhangi bir davaları bulunmamaktadır. Ayrıca her iki davacı tanığının da şoför olmasına rağmen çalışma koşulları hakkında çelişkili beyanlarda bulunmuşlardır. Davacı tanığı Y kendisinin dini bayramlarda çalışmadığını belirtmiştir. Diğer davacı tanığı ise malların gümrüklü mallar olduğunu belirtmiş olup, bu durumda gümrüklü malların taşıma işi yapması nedeniyle ulusal bayram ve diğer resmi tatillerde, dini bayramlarda işyerinde çalışma yapılmadığı iddiamızı kanıtlamaktadır.

 

                        Her iki tanık da davacı ile aynı işyerinde ve tır şoförü olarak çalışmasına rağmen, davacının çalışma süreleri ve hak etmiş oldukları primler hakkında net bilgiler verememiş olup, çelişkili beyanlarda bulunduklarından davacı tanıklarının beyanlarının hükme esas alınmaması gerekmektedir.

                        2- Davalı tanığı Osman U 23.03.2017 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde “davalı işyerinde 12 yıldır çalıştığını, şu anda şirket müdürü olduğunu, davacıyı tanıdığını, 8-9 ay kadar şoför olarak çalıştığını, şirket konteynır taşıma işinin yaptığını, en uzak mesafenin Ankara, en yakın mesafenin Adana olduğunu, davacının asgari ücret artı sefer primi aldığını, en yakın mesafenin 30 TL, en uzak mesafenin 90 TL olduğunu, davacının mesaisinin 08.30 bazen 09.00-10.00 gibi başladığını, konteynırın yükünü aldığını yoluna devam ettiğini, yasal saatler çerçevesinde yola gittiklerini, Pazar günleri çalışmadıklarını, cumartesi günü ise öğlene kadar çalıştıklarını, Cuma yada cumartesi günleri araca yüklenip pazartesi hareket edildiğini, dini bayramlarda gümrük ve liman çalışmadığı için çalışmadıklarını, diğer ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışmadıklarını ” beyan etmiştir.

                        Davalı tanığı U 23.03.2017 tarihli duruşmada verdiği ifadesinde “davalı işyerinde 14 yıldır çalıştığını, şu anda baş şoför olduğunu, davacıyı tanıdığını, 10-11 ay birlikte çalıştıklarını, davacının tır şoförü olduğunu, konteynır taşıdığını, davacı aylık ücret aldığını ama ne kadar aldığını hatırlamadığını, ayrıca yol primi aldığını, en uzak mesafe Ankara’ya gittiğini, Ankara için sefer başı 80 TL aldığını, dolu dolu giderse yakın mesafe için 90 TL aldığını, uzak mesafelerde dolu dolu gidiş olmadığını, davacının sabah 08.30’da işe geldiğini yükünü alıp öğleden sonra yola çıktığını , mesainin belirsiz olduğunu fakat arabanın takografına göre çalıştıklarını, cumartesi öğlen saatlerinde paydos ettiklerini, Pazar günleri çalıştıklarını, pazartesi yüklenecek olan araçların Cuma yada cumartesi günü yüklendiğini, dini bayramlarda çalışmanın olmadığını” beyan etmiştir.

                        Her iki davalı tanığı da uzun yıllardır müvekkil şirket yanında çalışmış olup, müvekkil şirkette ücretlerle ilgili hiçbir sorun yaşamamışlardır. Davalı tanıklarının birbirlerine yakın ve samimi ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde , davacının taleplerinin yersiz ve hukuka aykırı olduğu açık bir şekilde kanıtlanacaktır.

                        Kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil işyerinde dini bayramlarda ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı düşünülse bile bu çalışmaların karşılığı olan ücretler ödenmektedir. Ayrıca müvekkil işyerinde takograf kayıtlarına göre çalışıldığı için fazla mesai de söz konusu değildir.

                        3- Tüm tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, müvekkil şirketin gümrüklü malların taşınmasını yaptığı için dini bayram, ulusal ve genel tatil günlerinde çalışmadığı, takograf sistemi esas alındığından davacının müvekkil şirkette fazla çalışmasının da olmadığından bahisle davanın reddi gerekmektedir. Ayrıca dosyaya sunulan maaş bordroları ve ücret hesap pusulaları da dikkate alındığında, davacının müvekkil şirkette herhangi bir hak ve alacağı kalmamıştır.

SONUÇ             : Yukarıda açıklanan nedenlerle, tanık beyanlarında aleyhe olan hususları kabul etmediğimizi bildirir, çelişkili davacı tanıklarının hükme esas alınmamasını saygıyla talep ederiz. 04.04.2017

Tanık İfadelerine Karşı Beyan Dilekçesi Örnekleri  ( Tüketici Mahkemesi ) -3-

 

ADANA 5. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

21/12/2017

 

DOSYA NO             :  

 

DAVALI                   :

 

VEKİLLERİ              :

 

DAVACI                   : LEVENT GÜNEŞ

 

VEKİLİ                      : Av.

KONU                       : Tanık beyanlarına karşı beyanlarımızdır.

 

AÇIKLAMALAR

05/10/2017 ve 12/12/2017 tarihlerinde yapılan duruşmalarda, davacı ve davalı tanıkları dinlenmiştir.

Davacı tanığı, davacıyı Vodafone’da çalışması dolayısıyla tanıdığını ve bilgisinin davacı anlatımlarından ibaret olduğunu ifade etmiştir. Tanığın uzmanlık alanı davaya konu uyuşmazlığı çözümlemek için elverişli olmadığı gibi, tanık anlatımlarının tıbbi süreç ile ilgisi de yoktur. Yanlı ve aleyhte ifadelerin hükme esas alınması mümkün değildir.

Davacı tanığı Ali Hatipoğlu, fizyoterapist olduğunu ve davacıya fizik tedavi uyguladığını ifade etmiştir. Tanık anlatımlarının gerçeğe uygun olup olmadığı tıp bilimi çerçevesinde değerlendirilmeyi gerektirdiğinden, Adli Tıp Kurumu’nca yapılacak inceleme sonrası tespit edilebilecektir.

Davacı tanığı Gökhan Karacı, davacıyı tıp merkezinde görevlilerin yardımı ile yürümeye çalışırken gördüğünü, nedenini sorduğunda enjeksiyon sonrasında yanma hissi yaşadığını ve doktorların ilgilendiğini söylediğini, hastane görevlilerinin de davalı Esra İvgin’in enjeksiyon uygulaması sırasında davacının dönmeye çalışması nedeni ile araz meydana geldiğini ifade ettiklerini, davacının hatalı olduğu iddia edilen enjeksiyon sonrasında da davalı tıp merkezine gelerek tedavi olduğunu ifade etmiştir.

Davalı tanığı Yağmur Varilci, vakıa tarihinde tıp merkezinin acil sorumlu hemşiresi olarak görev yaptığını, sabah nöbeti teslim alırken davalı Esra’nın olayı anlattığını, buna göre davacının hemşire tarafından yapılan uyarıya rağmen enjeksiyon uygulandığı sırada hareketlendiğini ve enjeksiyon sonrasında uyuşmadan bahsettiğini, hastanede hekim tarafından hemşirelere görevlendirme yapılmadığını, hekimin yetkisi olmadığını, hekimin yazdığı ilaç enjeksiyon gerektirdiği takdirde hangi hemşire görevli ise onun uygulama yaptığını ifade etmiştir. 

DAVANIN DAVALI HEKİM YÖNÜNDEN HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE REDDİ GEREKİR.

Hatalı olduğu iddia edilen tıbbi müdahale sırasında davalı tıp merkezinde sorumlu acil hemşiresi olarak çalışan tanık Yağmur Varilci, hastanede hekimin yazdığı ilaç enjeksiyon gerektiriyor ise; uygulamanın hangi hemşire görevli ise o kişi tarafından yapıldığını, uygulama için hekimin hemşire seçme ve görevlendirme yetkisi olmadığını ifade etmiştir.

 Böylelikle davalı hekime husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı bir kere daha sübut etmiştir.

Zira davalı Esra İvgin, diğer davalı Tıp Merkezinin çalışanıdır. Görev ve sorumlulukları yasal mevzuatın yanı sıra iş sözleşmesi ve organizasyon şeması ile belirlenmektedir. Davalı hekim ile davalı hemşire arasında ast – üst ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle enjeksiyon için davalı hekimin, uygulama yapacak hemşireyi belirleme ve görevlendirme yetkisi de bulunmamaktadır.

Davalı hekimin TBK. m. 116 kapsamında sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığından, huzurdaki davanın davalı Lutfullah Khalyar yönünden husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmelidir.

DAVACININ CİSMANİ ZARAR İDDİASININ MAHKEMECE KABUL EDİLMESİ İHTİMALİNDE, VERİLECEK KARARDA DAVACININ KUSURLU EYLEMİ ZARARA SEBEBİYET VERDİĞİ DİKKATE ALINMALI VE TBK. m. 52 UYARINCA TAZMİNAT İSTEMİ REDDEDİLMELİDİR.

Davacı tanığı Gökhan Karacı ile davalı tanığı Yağmur Varilci, iddia edilen zararda davacının kendi eyleminin etkili olduğunu ifade etmişlerdir.

Tanık anlatımlarına göre, davalı hemşire Esra İvgin, olağan enjeksiyon öncesi uyarılarını yaparak davacıya tam olarak istenilen şekilde yüz üstü yatmasını ve hareket etmemesini söylemiş, sonrasında enjeksiyon uygulamasına başlamıştır.  Ancak davacı yapılan uyarıya rağmen enjeksiyon uygulaması sırasında dönmek sureti ile hareketlenmiş ve hareketi sonrasında bacağında uyuşmadan bahsetmiştir. Yani iddia edildiği şekilde enjeksiyon nedeni ile bir hasar oluşmuşsa dahi; bu, davacının kendisine yapılan uyarıya rağmen hareketlenmesi neticesinde meydana gelmiştir.

TBK. m. 52’ye göre Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”

Yargıtay da zarar görenin kusurunun karar aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini içtihat etmiştir: “Davacı yolcunun alkollü sürücünün kullandığı araca binmiş olması BK.nun 44. maddesi uyarınca zarar görenin müterafik kusuru olarak kabul edilmeli ve belirlenecek tazminat miktarında müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu hususun karar yerinde değerlendirilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.” (Bkz. Y.17.HD. 21/03/2017, 13866/2813)

           

Mahkemece iddia edilen cismani zararın oluştuğunun kabul edilmesi halinde, bu zarara davacının kusurlu eylemi ile bizzat sebebiyet verdiği dikkate alınarak; davacının tazminat isteminin reddine karar verilmelidir.

SONUÇ VE İSTEM           : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

  • Davalı hekim yönünden HUSUMET YOKLUĞU nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,

  • Şayet Mahkeme aksi kanaatte ise, haksız ve hukuka aykırı açılan DAVANIN REDDİNE,

  • Cismani zarar iddiasının kabulü halinde, davacının kusurlu eylemi nedeni ile zarara sebebiyet verdiği dikkate alınarak TBK. m. 52 uyarınca tazminat istemli davanın reddine,

  • Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dileriz.

 

                                                                                                             Saygılarımızla,

 

                                                                                              

Tanık İfadelerine Karşı Beyan Dilekçesi

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.