Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Sulh Neticesinde Avukatın Hesabına Yatırılan Para, Kararın İstinafta Bozulması Sonrası Sebepsiz Zenginleşme Çerçevesinde İade Edilmelidir

Taraflar arasındaki “İtirazın İptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.3.2008 gün ve 95-312 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.10.2008 gün ve 11763-17704 sayılı ilamı ile; (…Davacılar vekili, açtıkları davanın reddi nedeniyle davalıların müvekkilleri lehine hükmedilen 6.124,21 YTL vekalet ücreti, temyiz aşamasında anlaşma ile davalı avukatların İş Bankasındaki şahsi hesabına yatırılmış ise de, kararın bozulması nedeniyle bu ödeme hukuki dayanaktan yoksun kaldığından, sebepsiz zenginleşen davalılardan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki haksız itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, vekalet ücretinin yargılama gideri olarak davanın taraflarına ait olduğunu, bu nedenle müvekkillerinden istenmemesi gerekeceğinden, davanın husumetten reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar müvekkilleri adına tahsilat yapmakla, davalılara husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hüküm sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekâlet ücreti de yargılama giderlerindendir (HUMK.md.417/1, md.423/b.6).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme paralel bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde “yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti” biçiminde yer almıştır.
O nedenle, hüküm tarafları kapsar. Ancak, ödeme bizzat davalılara yapılmıştır.
Ayrıca, somut olayda, ödeme ilamın icra takibine konulması sonucu yapılmamıştır. Bu nedenle İİK.nun 40. veya 361. maddesinin olayda uygulanması olanağı yoktur.
Bu davada söz konusu edilen alacak, yukarıda bahsedildiği üzere, yargılama gideri olarak hükmedilen ve davanın tarafına ödenmiş bir alacak değil, davayı takip etmesi nedeniyle anlaşma sağlanan Avukatın şahsi hesabına ödenen, fakat ödeme sebebi olan ilamın bozulması nedeniyle sebepsiz kalan bir alacaktır. Bu nedenle, sebepsiz zenginleşen kişiden tahsili talep ve dava edilmiş, davalılar bu bedeli müvekkilleri adına tahsil ettiklerini ve ona ödediklerini ve onun sebepsiz zenginleştiğini de ileri sürmemişlerdir. O halde, alacağın Mahkemece yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti olarak kabulü ve yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, her ne kadar yargılama gideri olarak hükmedilen vekalet ücreti davanın taraflarına ait olup, mahkemece vekalet ücretine ilişkin olarak verilen hüküm davanın taraflarını kapsar ise de; somut olayın özelliği itibariyle, dava konusu alacak yönünden tarafların mutabakata vardıkları dava dilekçesinde ileri sürülmüş ve davalılarca da bu iddiaya karşı çıkılmamasına, taraflar arasında varılan mutabakat gereği şahsi hesaba yapılan ödemeyi kabul eden davalı avukatların, ilamın bozulması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sorumlu bulunduklarına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30.12.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(Hukuk Genel Kurulu 2009/3-569 E. , 2009/609 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18.06.2009 NUMARASI : 2009/434 E-2009/698 K.)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 5 Ekim 2020 22:22

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.