Sözlü Kira Sözleşmesinde Kira Bedelinin İspat Usulü

Sözlü Kira Sözleşmesinde Kira Bedelinin İspat Usulü – Yargıtay Kararı

  • Kural olarak, kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfeti davacıya, davalı tarafından kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti ise davalıya düşer. Davacının talep ettiği yıllık kira miktarı HMK’nın 200. maddesi uyarınca belirlenecek senetle ispat sınırının üzerinde ise davacı kira bedelini yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Yazılı delille kanıtlanmadığı takdirde ise davalının kabulünde olan miktar esas alınmalıdır. Yine davalı da aynı koşullar altında yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olması durumunda kira borcunun ödendiğini yazılı belge ile ispat etmelidir.

İlgili yargıtay kararı şu şekildedir:

Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi – alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı … adına açılan davada davacı vekili; … ili … ilçesi … mahallesi 67 ada 21 ve 22 nolu parseldeki taşınmazların davacı ve çocuklarına murisleri … intikal ettiğini, bu taşınmazlarda 1/4 hissesinin bulunduğunu, davalının taşınmazları 22/08/1997 yılından bu yana kullanmasına rağmen kira bedeli, ecrimisil tutarlarını ödemediğini, söz konusu taşınmazların kirasının dönüm başına 500TL olduğunu belirterek dava konusu taşınmazların davalının kullanmaya başladığı 22/08/1997 tarihinden itibaren kira bedelinin avans faizi uygulanarak tahsili ile davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiş, muris … mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davacı eş …, çocuklar … ve … olduğunun anlaşıldığı, 13/03/2013 tarihinde adı geçen çocukların davaya dahil edildikleri, sunulan 27/02/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile davacıların 30.000TL olan dava değerini 11.572TL artırarak 41.572 TL alacak isteminde bulunarak davanın terditli dava olarak nazara alınrak öncelikle kira alacağı ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini; aksi halde ecrimisil alacağına işgal tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece kiraya verilen dönem açısından kira sözleşmesinin varlığı ispat edilemediğinden ve davalının diğer hissedarlarla yapılan kira sözleşmesine davacıların murisinin bir icazeti de bulunmadığı gözetilerek kira alacağı ve tahliye talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi gereğince de, kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Kural olarak, kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfeti davacıya, davalı tarafından kabul edilen kira bedelinin ödendiğinin ispat külfeti ise davalıya düşer. Davacının talep ettiği yıllık kira miktarı HMK’nın 200. maddesi uyarınca belirlenecek senetle ispat sınırının üzerinde ise davacı kira bedelini yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Yazılı delille kanıtlanmadığı takdirde ise davalının kabulünde olan miktar esas alınmalıdır. Yine davalı da aynı koşullar altında yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olması durumunda kira borcunun ödendiğini yazılı belge ile ispat etmelidir.
Davacılar dava dilekçesinde murisleri … intikal eden iki adet tarla ve hanenin davalı tarafından 22/08/1997 tarihinden bu yana kiracı olarak kullanıldığını ve kira bedelinin ödenmediğini belirtilerek 30.000TL kira alacağının davalıdan tahsili ile davalının tahliyesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ise yargılama sırasındaki beyanlarında “1997 yılında dava dışı … ile sözleşme yaparak bir yıl boyunca 18 dönümlük kısmı kiracı olarak kullandığını, sonrasında her iki parseli 2003 yılından 2009 yılına kadar kiracı olarak kullandığını, 2003 yılında dönümü 20TL, 2004 yılında 30TL, en son 2009 yılında 140TL olarak anlaştıklarını, bu tarihten sonra kiralananları kimin kullandığını bilmediğini ” savunmuştur. … murisi … ile davalı arasında 18 dönümlük tarlaya ilişkin 02/09/1997 tarihinde bir yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğu hususu tartışmasızdır. 02/09/1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin ya tarafların birbirine uygun fesih bildirimi ile ya mahkeme kararı ile ya da kiralananın yok olması ile sona ereceği, buna göre davalının ikrarını içeren beyanları ve dosya arasında bulunan kira sözleşmesine göre davalının dava konusu taşınmazlarda kiracılık sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekir. Ancak davacı kira bedeli miktarını yazılı delille ispatlayamadığından davalı tarafından yargılama sırasında beyan edilen kira bedeli miktarının, alacağın hesabında dikkate alınması gerekir. Öte yandan kiralananın tahliyesi teslim ile olacağı ve teslimin varlığının ise kiracı tarafından ispatlanması gerektiğinden ve kiralananın tahliye ve teslim edildiği davalı tarafından yazılı delillerle kanıtlanamadığından, davacının beyan ettiği tarih esas alınmalıdır.
Somut olayda; Dava konusu taşınmazlar dava dışı muris … adına kayıtlı iken 22/08/1997 tarihinde satış yapılarak tamamına muris … malik olduğu, …’nün 16/06/1998 tarihinde vefat etmesi sonrasında, … tarafından 30/07/1998 tarihinde gönderilen ihtarname ile tarlaların ekip biçildiği halde kira bedeli ödenmediği belirtilerek ödenmesi hususunun ihtar edildiği, bundan sonra muris …’ın 28/08/2000 tarihinde vefatı ile murisin payına düşen kira bedelinin talep hakkının davacılara geçtiği ve bu tarihten sonrasına ilişkin davacıların kira alacağı talebinde bulunabilecekleri hususu gözetilerek buna göre, muris …’ın ölüm tarihi olan 28/08/2000 tarihinden 67 Ada 21 parsele ilişkin olarak satış tarihi olan 18/05/2011 tarihine kadar, 67 Ada 22 parsele ilişkin olarak dava tarihine kadar 1/4 paya isabet eden kira alacağı talebi yönünden, yukarıda değinilen maddi ve hukuki olgular da gözetilmek suretiyle hesaplama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (3. Hukuk Dairesi 2018/221 E. , 2019/8290 K.”İçtihat Metni” MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 15 Haziran 2020 18:50

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.