Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Sözleşme Geçersizse Her İki Taraf da Verdiğini Geri Alabilir

Sözleşme Geçersizse Her İki Taraf da Verdiğini Geri Alabilir

Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarih 1939/2 Esas ve 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.

Bu konuda aşağıdaki yargıtay kararı bilgilendirici niteliktedir:

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dilekçesinde; tapu malikleri … ve ….’nın 19.6.1965 tarihinde müvekkili …. kızı …’a… Noterliği’nin… Cad. No:145 …/… adresinde bulunan 1636 ada 14 parsel sayılı taşınmazı satıp bedelini tamamen aldıklarını, davalıların tapu devrini müvekkilini oyalayarak yapmadığını, aradan geçen zamandan senedin nereye konulduğunun unutulduğunu, müvekkilinin eşinin 2 yıl önce vefat ettiğini, eşinin vefatından sonra müvekkilinin eşinin evrakları arasında … Senedini bulduğunu, davalılardan M.Miraç Konca’nın vefat ettiğini, geriye 3 mirasçısı kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu mümkün görülmezse tapunun bugünkü emsal rayiç değeri üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar benzer cevaplarında; dava dilekçesinde belirtilen… Senedinin resmi senet vasfı olmadığını, noterde düzenlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi satışın olması için T.M….. uyarınca geçerli bir satış olması gerektiğini, geçerli satışın tapuda yapılması gerektiğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ise noterde yapılmadıkça geçerli olamayacağını, … Senedinin ise hukuken geçerli olmadığını, davaya konu belgede geçen 14 parselin 50 yılı aşkın süredir davalılara ait olup bizzat ya da kiracılar tarafından kullanılageldiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinin H.M…..’nın 119.maddesindeki koşulları taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece taraflar arasında düzenlenen … Senedi geçerli olmadığı, satış vaadi sözleşmelerinin noterlikçe resen düzenlenmesi gerektiği, noterce düzenlenmesinin geçerlilik şartı olduğu, bu itibarla resmi şekilde düzenlenmemiş olan satış vaadi sözleşmesi nedeniyle tescil talebinde bulunulamayacağı, zaman aşımının işlemeyeceği kuralının da geçerli sözleşmeler için düzenlenmiş olduğunu, özel şekilde düzenlenen … senedi resmi senet niteliğinde olmadığından, zilyetliğin verildiği kelimesinin de sonradan ilave edildiği açıkça görüldüğünden davacının geçersiz senet nedeniyle talep ettiği tescil yerinde olmadığı, bedelin iadesi isteği de senedin 1965 yılında düzenlendiği kabul edilmiş olması nedeniyle zaman aşımına uğradığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay ve Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, geçersiz sözleşmeye dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında ifanın olanaksız hale geldiği temyize konu iptal ve tescil davasının açıldığı tarihten sonra zamanaşımı işleyeceğinden, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2) Dava; tapuda kayıtlı taşınmazın tapu dışı yolla satın alınması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi isteğine ilişkindir.

Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1636 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 225.90 m2 dükkanı olan ahşap ev vasfı ile 1/3 ünün …, 1/6’sının …,1/2’sinin ise elbirliği ile …, … ve … adına kayıtlı olduğu tapu kütüğünden anlaşılmaktadır.
Dairemizce yapılan geri çevirme sonrası aslı istenen … senedine göre; 19.6.1965 tarihinde düzenlenip satıcıların…..ve … olduğu,alıcının ise Aysel Boyarlar olduğu,… . No:145 sayılı tapuda 227 pafta 1636 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kuyu sokağı ile hudut olan ve Hacıhüsrev mah kuyu sokak no:22 ile bitişik bina edilmiş mutbak yerin 2000 bin yalnız ikibin TL karşılığında satımı konusunda anlaşıldığı ve satış bedelinin tamamen alındığı, senette yazılı “zilyetliğini verdik” ibaresinin ise senettekinden farklı bir daktilo ile yazıldığı ve senedin noterlikçe düzenlenmeyip adi yazılı senet olduğu anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı T.M….’nın 706, B….’nın 213 (6098 sayılı TBK’nın 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde bugünkü emsal rayiç değerini talep etmiştir. Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarih 1939/2 Esas ve 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.

Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.

Ayrıca, T.M….’nın 4. maddesinde, “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir”, T.B….’nın 50. maddesinde ise; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler” düzenlemeleri mevcuttur.

Somut olayda, davacı dava konusu taşınmazda davalılar payının iptaline ve adına tesciline karar verilmesini istemiş, olmadığı takdirde ise taşınmazın bugünkü emsal rayiç değerini istemiştir. O halde mahkemece yapılması gereken mahallinde keşif yapılarak yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu toplanmış ve toplanacak delillere göre ve Denkleştirici … İlkesi çerçevesinde, 10.07.1940 tarih ve 1939/2 , 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve ÜFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava konusu taşınmazın dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması, oluşacak duruma göre alacak isteği hakkında bir karar verilmesidir.

Mahkemece tüm bu hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine, 02.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (8. Hukuk Dairesi 2018/11573 E. , 2018/14743 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak)

Sözleşme Geçersizse Her İki Taraf da Verdiğini Geri Alabilir

Son düzenleme tarihi 11 Ağustos 2020 15:41

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.