Sınır Dışı Kararına İtiraz Dilekçesi

Sınır Dışı Kararına İtiraz Dilekçesi -1-


X 1. İDARE MAHKEMESİNE

*HMK madde 334 vd. gereği

ADLİ YARDIM TALEPLİDİR.

*YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR.

DAVACI                   :                       

VEKİLİ                     : Avukat Saim İNCEKAŞ

                                   

DAVALI                   : İzmir Valiliği, İzmir

ITTILA TARİHİ      :

KONU                       : Kanunen sınır dışı edilemeyecek kişilerden olan müvekkil aleyhine İzmir Valiliği tarafından verilmiş olan 08/01//2019 tarihli ….. sayılı SINIR DIŞI kararının İPTALİ istemidir.

AÇIKLAMALAR    :

Anılan karar usul, kanun, uluslararası sözleşmeler ve hakkaniyete aykırıdır. Sınır dışı kararının uygulanması halinde davacı müvekkilin, ülkesi Suriye’de yaşanan iç ve dış savaş sebebiyle hedef gözetmeksizin gerçekleşen şiddet eylemlerinde telafi edilemeyecek şekilde zarara uğraması ve ölme ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle anılan kararın iptali hakkında karar verilmesi gerekmektedir.

  1. USULİ NEDENLER
  2. 2577 s. İYUK m. 31 gereğince HMK 334 vd maddeleri idari yargılamada adli yardımla ilgili hususlardaki düzenlemeyi oluşturmaktadır. 6458 s. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) m. 81/2 maddesinde Barolara pozitif yükümlülük getirilmiştir. Bu madde uyarınca İzmir Barosu Adli Yardım Bürosunun görevlendirmesi ile davacı hakkında Adli Yardım kapsamında vekil olarak atanmış bulunuyoruz. (EK-1) Ülkesinden can güvenliği tehdidi ile çıkan ve halihazırda 19 yaşında olan ve herhangi bir geliri, mal varlığı bulunmayan müvekkilin HMK madde 334 vd. maddeleri gereğince yargılama gider ve masrafları hakkında adli yardımdan yararlanmasını öncelikle talep etmekteyiz.
  3. Müvekkil 01/01/1998 tarihinde  Suriye’nin Halep şehrinde dünyaya gelmiştir. Halen İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde tutulmaktadır. Anılı karar tebliğ evrakında her ne kadar kişiye ………… tarihinde tebliğ edilmiş gözükse de usule uygun bir tebligat olmayıp dava süresi başlamamıştır.
  4. YUKK m. 53/2’ye göre;

“Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.” Kanun metninin lafzından da anlaşılacağı üzere, kişiye yazılı bir evrakla tebliğ yeterli olmayıp Türk hukukuna ve diline yabancı kapalı bir kurumda tutulan yabancıya hakkında alınan karar, kararın sonuçları, itiraz usulleri ve süreleri hakkında AYRICA BİLGİLENDİRİLMELİDİR. Ancak, müvekkile bu bilgilendirme yapılmamıştır, kaldı ki müvekkil hangi nedenle sınır dışı edilmek üzere olduğunu da bilmemektedir. 

Bu hususa ilişkin İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdare Dava Dairesi’nin 06.04.2017 tarihli 2017/511 E. Ve 2017/571 K. Sayılı ilamında

“…Yukarıda anılan yasa ve yönetmelik kuralları ile 6458 sayılı Yasanın 53. maddesi uyarınca sınır dışı etme kararlarının tebliği bakımından yaptırıma ilişkin yazılı “tebliğinin” yeterli görülmediği, niteliği bakımından ülkemizde bulunan bir yabancıya yönelik yaptırım kararının aynı zamanda sonuçları, itiraz usulleri ve süreleri bakımından “bilgilendirilmesi” zorunluluğu getirildiği görülmektedir. Bu durumda; ülkemizde bulunan bir yabancıya yönelik sınır dışı edilmesinin yolundaki yaptırım kararının kendi dilinde dahi olsa yazılı olarak tebliğ edilmesinin, hak düşürücü nitelikteki yargısal başvuru yolu süresinin başlaması için yeterli olmadığı; yabancının anladığı bir dilde yaptırım kararının sonuçları, itiraz usulleri ve süreleri bakımından bilgilendirilmesi, bu gerekliliğin idarece karşılandığının da tebliğe ilişkin belgelerde “bu şerhe” yer verilerek ortaya konulması; aksi durumda Mahkemelerce ilgilinin öğrenme tarihi olarak gösterdiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.”

Ayrıca, normal tebliğ evrakı bir bilgisayar çıktısı olup YUKK m. 54’ün tüm bentleri maddeler halinde sırayla bu evrakta yer almaktadır. Normal usulde yine bu sınır dışı bentlerinden kişi hakkında verilen kararın nedenine göre otomatikman bilgisayarda doldurulup çıktısı alınmaktadır. Ancak müvekkil hakkında alınan sınır dışı nedeni (YUKK m.54/1- d bendi) bilgisayarda işaretlenmemiş; tükenmez kalemle karalanmış olup bu karalamanın müvekkile tebliğ işleminden önce mi sonra mı yapıldığı tespit etmek mümkün değildir.   

  1. Son olarak, müvekkil hakkındaki işlemi anlamış olsaydı bile, ne bu tebliğde ne de binanın herhangi bir yerinde İzmir Barosu Adli yardım birimine veya özel bir avukata ulaşabileceği bir iletişim ve telefon numarası bilgisi bulunmamaktadır. Her ne kadar, tebliğ formunda avukat hakkı ve adli yardımdan yararlanma hakkı yer almakta ise de YUKK m. 53/2’ye göre AYRICA BİLGİLENDİRME yapılmadığı için fiilen kişinin telefon veya iletişim bilgisini bilmediği ve kapalı bir kurumda tutulması sebebiyle de bu bilgiye ulaşamayacağı için avukata ya da İzmir Barosu adli yardım birimine ulaşma imkanı bulunmamaktadır. Bu durum başlı başına açıkça avukat hakkına erişimin engellenmesidir.
  2. Ayrıca müvekkilin ifade ettiğine göre; içerideki kişilere kalem ve kağıt verilmemektedir; bu sebeple talebini yazılı olarak Geri Gönderme Merkezin iletme şansı da olmamıştır.
  3. Müvekkil ………….. konuşabilmektedir.Kürtçe dışındaki diğer dilleri bilmemekte ve anlamamaktadır.Sınırdışı edilme kararı ………….. isimli Arapça Yeminli Tercümanı eşliğinde Arapça tercüme edilerek usulüne aykırı tebliğ işlemi yapılmıştır.Yapılan tebligat geçerli değildir;usulsüz tebligat yapılmıştır.İlgili karar müvekkilin bildiği ve  anladığı dilden tercüme edilmesi gerekmektedir.Yine kararın içeriği,karar karşı kanuni süre ile başvuru yollarını müvekkile anladığı ve bildiği dilden açıklanması gerekmektedir.Oysa ki Geri Gönderme Merkezi’nde bu işlemler yapılmamıştır.
  4. ESASA İLİŞKİN ÖZEL NEDENLER
    1. Başvurucu, …… doğumlu Suriye vatandaşıdır. Müvekkil ailesi ile birlikte ……….. ikamet etmektedir.
    2. Başvurucunun verdiği bilgilere göre; Suriye’de Halep şehrinin yaşamakta iken ;2015 yılında Suriye de başlayan savaş yüzünden ailesi ile birlikte Türkiye’ye yerleşmişlerdir.
  5. Suriye’deki iç savaş nedeniyle can güvenlikleri bulunmayan müvekkil ile ailesi Torbalı ilçesine tarım,inşaat vb. çalışma olanaklarının varlığı ve bu iş kollarında işçi talebinin fazla olması sebebiyle bu ilçede yaşamaya başlamıştır.Müvekkilailesinin ekonomik geçimini sağlayabilmek,yoksulluk ve savaş korkusu olmadan yaşayabilmek için kimi zaman kötü şartlarda da olsa çalışmak zorunda kalmıştır.Müvekkil evin geçimini sağlayan tek kişidir..Müvekkilin hastadır..
  6. 4-Müvekkilin daha önce yaşadığı eski mahallesinde Suriyeli vatandaşlar herhangi bir neden olmaksızın karalanmakta,kötüanılmakta,hasım olarak  gözetilmekteydi.Müvekkil deSuriyeli olmasından dolayı yaklaşık 1 yıl önce darp edilerek yaralanmıştır.Müvekkil darp edildikten sonra ailesi ile birlikte başka bir mahalleye taşınmak zorunda kalmıştır.

5-Müvekkil darp edildiğini ve  yaralanma anını göstermek için gittiği jandarma karakolunda  telefonunu görevli memura göstererek mağdur olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır.Ancak görevli personel müvekkilin  ikinci el olarak satın aldığı telefonunda bulunan  suç vasfı bulunmayan bir  fotoğraf nedeniyle müvekkil hakkında propaganda suçundan işlem başlatmıştır

6-Müvekkil hakkında açılan ,,,,,,,,,,,,,Sayılı kamu davasında atılı suçun gerçekleşmemiş olması sebebiyle müvekkil beraat etmiştir. (Ek-2)

7-Müvekkil Türkiye’ye geldikten sonra almış olduğu kimlik belgesinin yenilemek amacıyla 07/11/2019 tarihinde nüfus müdürlüğünde ……………………olması nedeniyle tarafından gözaltına alınmış akabininde   İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’ne götürülmüştür.Oysaki ekteki kararda da görüleceği üzere müvekkil beraat etmiştir.Bu beraat ettiği yargılama dosyasından ötürü hakkında sınırdışı edilme kararı verilmiş olması hukuka aykırıdır.

Müvekkilin Vatandaşı olduğu Suriye Ülkesi Basından da rahatça okuyup bilgi edindiğimiz üzere ;

Suriye’de keyfi hapsetme, kötü muamele, işkence ve zorla kaybolma gibi uygulamalar çok yaygın ve sistematik ve bir cezasızlık iklimi içinde gerçekleşiyor. Hükümet tarafından hapse atılanların yaygın işkence, kötü muamele, açlık, darp ve hastalık sonucu ölmeleri de çok görülüyor.

Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu’nun Eylül ayında yayınladığı bir raporda damgalanma endişesi ve travma gibi nedenlerle cinsel şiddetvakalarının gerçekleşenden az bildildirildiği, buna rağmen erkek ve kadın tutuklulara cinsel şiddet uygulanan bazı vakaların yine de belgelendirilebildiği not ediliyor.

Silahlı muhaliflerin sivil hedeflerin kasten bombalanması, insan kaçırma, keyfi hapse atma, infaz ve hukuksuz işgaller gibi ihlallerden sorumlular. Bağımsız gözlemcilerin bu örgütlerin kontrolü altındaki bölgelere erişiminin güç olması nedeniyle, IŞİD ve El-Nusra Cephesi’nin mesul olduğu hak ihlalleriyle ilgi bilgi edinmek zor, ancak her iki grup da hukuksuz saldırılarını kamuoyuna duyurmaktadır.

Yine silahlı muhalif gruplar kontroleri altında bulunan bölgelerden hedef ayırımı gözetmeksizin yaptıkları havan topu ve topçu atışlarıyla Halep, Şam, Idlip ve Lazkiye’de yaşayan sivilleri öldürdürmüşlerdir.. Bu saldırılarda aralarında okulların, camilerin ve çarşıların da bulunduğu ve sivil olduğu bilinen hedefler defalarca vurulmuştur.

 

  • Sivillerin Hedef Alınması,
  • Hedef Ayırımı Gözetmeyen Saldırılar
  • Yangın Bombalarının, Misket Bombalarının ve Kimyasal Silahların Kullanılması
  • İnsani Yardımların Hukuksuz Olarak Engellenmesi
  • Keyfi Hapsetme, Zorla Kaybolma, İşkence ve Gözaltında Ölümgibi risklerle karşı karşıya kalacaktır .

 

Başvurucuya, YUKK m. 54/1-d bendinden alınan sınır dışı kararı ve 6 aylık idari gözetim kararı 09/01/2019 tarihinde tebliğ edilmekle birlikte kişiye sözlü bir bilgilendirme yapılmamıştır.

Başvurucu, Suriye’ye dönemeyeceğini, Suriye’de devam eden savaş ,açlık ,salgın hastalık  tehditi altında olduğunu,müvekkilin ailesindeki bireylerin çalışamaması ,anne ve babasının hasta olmaları , kendisinin sınırdışı edilmesi halinde can güvenliğinin olmaması, ailesinin açlığa ve yoksulluğa mahkum edileceğini,babası ve annesinin tedavi edilemeyeceğinden , ayrıca Suriye’deki yaygın şiddet eylemleri nedeniyle orada hayatının risk altında olduğunu ifade etmiştir.

4.YUKK’un Geri gönderme yasağı başlıklı 4.maddesine göre;“Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.” Müvekkilin geri gönderilmesi halinde ülkesi Suriye’nin içinde bulunduğu çatışma ve savaş ortamı nedeniyle can güvenliği bulunmamaktadır.

            Bu kapsamda müvekkil“ülkesine geri gönderilemeyecek” kişilerdendir. 6458 s. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununa göre koruma altındadır. Ayrıca yukarıda da belirtildiği gibi YUKK m. 4 ve Geçici Koruma Yönetmeliğinin 6. Maddesindeki geri göndermeme ilkesi gereğince de müvekkil sınır dışı edilemez.

ESASA İLİŞKİN GENEL NEDENLER

  1. İltica tarihin her dönem ve coğrafyasında genel kabul görmüş, “geleneksel hukuk” içinde her ülke tarafından uygulanmış, öğretide birinci kuşak haklardan sayılan temel bir insan hakkıdır. 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB) madde 14’te yazılı hukuk alanında ifade edilmiştir. Hemen sonrasında oluşturulan ve ilk BM Sözleşmelerinden olan “Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşme” 1951 yılında Cenevre’de kabul edilmiştir. Türkiye de bu sözleşmenin hazırlayıcısı ve ilk imzacı ülkelerinden olup halen bu Sözleşmenin Yürütme Komitesi (EXCOM) üyesidir. 1951 Sözleşmesi halen dünyada sığınma arayan kişiler için en temel uluslararası insan hakları hukuku düzenlemesidir. Sözleşmenin özellikle 33. maddesi geleneksel hukukta “non-refoulement” olarak bilinen ve uluslararası korumanın temel taşını oluşturan “geri gönderilmeme” ilkesini içermektedir.
  2. 1951 Cenevre Sözleşmesinin 33. Maddesi; “Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade (“refouler”) etmeyecektir.”
  3. Bunun dışında Türkiye’nin de taraf olduğu BM İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmenin 3. maddesi açık bir şekilde kişinin iade edileceği ülkede işkence ve kötü muameleye uğrama riski varsa bunu taraf ülkeye yasaklamaktadır. Yine, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 3. Maddesi kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin oluşturduğu içtihat külliyatı sadece 1951 Sözleşmesinde tanımlanan durumlarda değil, adi suçlardan dolayı dahi ülkesini terk eden kişilere duruma göre sığındığı ülkeden sınır dışı edilmeme konusunda bir koruma sağlamaktadır.
  4. Bu sözleşmeler iç hukukumuz bir parçası olup 1982 Anayasası madde 90/son Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin hukuk sistemimiz ve hiyerarşisi içindeki yerini net olarak ifade etmektedir.
  5. YUKK madde 4 “Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez şeklindeki düzenleme ile 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinin 33. maddesinde düzenlenen non-refoulement ilkesini iç hukuk düzenlememize taşımış ve önemli bir insan hakları koruması sağlamıştır.
  6. Türkiye’nin de taraf olduğu 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi (Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşme) 1/A-2 maddesi uyarınca “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen; yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahsa uygulanacaktır.” Ayrıca kişinin haklı nedenlerle korktuğu zulmün sözleşme kapsamında değerlendirilmesi için devletten gelmesine de gerek yoktur, müvekkilin olayında olduğu gibi bir diğer aşiretin zulmünden kaçan müvekkil de sözleşme kapsamındadır.
  7. Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, bir kimsenin ‘belli bir sosyal gruba mensubiyeti’ sebebiyle kötü muameleye maruz kalacağı ve hatta can güvenliğinin olmadığı, yaşam hakkına ağır ve ciddi tehditlerin bulunduğu bir ortama gönderilmesi kabul edilemez. Ayrıca, Suriye’de savaş 7. Yılına girmiş ve haberlerden de rahatça görüleceği üzere halen devam etmekte hatta şiddetlenmektedir. Ülkesine geri gönderildiği takdirde hem kan davası aşiretin zulmü hem yaygın şiddet ortamıyla karşılaşacak olan müvekkilin korkusu haklı bir sebebe dayanmaktadır. Bu sebeple işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.

DELİLLER                          :  İzmir İl Göç İdaresi’nde bulunan müvekkil dosyalarındaki her türlü bilgi ve belge, …………………..Sayılı dosyasının kararı,raporlar ve her türlü sair delil.

HUKUKİ NEDENLER       :1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi (Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşme), T.C. Anayasası, 6458 s. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu,7201 s. Tebligat Kanunu, 28184 s. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, 2577 s. İdari Yargılama Usul Kanunu, 6100 s. Hukuk Muhakelemeri Kanunu.

SONUÇ ve TALEP              : Yukarıda açıklanan nedenler ve re’sen tespit edilecek nedenlerle; kanunlara, usule, uluslararası sözleşmelere ve hakkaniyete aykırı olarak İzmir Valiliğince müvekkil hakkında alınan sınır dışı kararının İPTALİNE, Adli yardım talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz.

                                                                                                          Davacı Vekili

                                                                                                          Av.

Sınır Dışı Kararına İtiraz Dilekçesi -2-


                                       İL  GÖÇ  İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE

 

HAKKINDA SINIR DIŞI

KARARI VERİLEN:

VEKİLLERİ             :

Müdürlüğünüz tarafından müvekkilim hakkında sınır dışı kararı öğrenilmiş olup, ancak soruşturma dosyasına bakıldığında bu zamana kadar herhangi bir suça karışmadığı görülecektir. Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alındığında ise sanık olarak değil, mağdur konumunda ifade vermiştir. Belirtilen suçlama ile bir alakası olmadığı gibi Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’nden alınan raporda da herhangi bir bulaşıcı vb. rahatsızlığı çıkmadığı görülecektir. Müvekkilimin ailesi ve çocukları ile birlikte Şanlıurfa İlinde aynı evde ikametgah etmektedirler. Müvekkilim ve ailesi savaştan kaçıp, Şanlıurfa İline yerleşmiş ve yaşamaktadırlar. Eğer müvekkilim sınır dışı edildiği taktirde aile parçalanacaktır. Bulundukları yerde savaş devam etmekte olup, birbirleri ile haber alamayacaklardır. Kaldı ki müvekkilimin ailesinden yahut akrabalarından kimse Suriye’de kalmamıştır. Bu nedenle müvekkilimin orada hayatını devam ettirecek herhangi bir şekilde maddi dayanağı bulunmamaktadır. Güvendiği ülkenin kendisine yönelik bu tutum geriye dönülmez zararlar oluşturacaktır.

Müvekkilim sınırdışı edilmesinde gerekçe olarak; “Kamu düzeni veya kamu güvenliğini ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar” gösterse de, bu soyut bir gerekçe olup, müvekkilim MAĞDUR konumunda olup, MAĞDUR ŞEKİLDE İFADE VERMİŞTİR. BU NEDENLE SOMUT BİR EYLEMİ DAHİ BULUNMAMAKTADIR.

Yabancılar ve Uluslar arası Koruma Kanunu’nun 55.maddesinin a bendinde; “Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar” denilerek sınır dışı kararı alınamayacak yabancıları belirtmiştir. Müvekkilim bu bentteki şartları sağlamakta olduğundan bu nedenle sınır dışı kararının iptali gerekmektedir.

Müvekkil ayrıca Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu maddesinde “….Bu kanun kapsamındaki hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini tabiiyeti, belli toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının ve hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez….”

Müvekkilimin, Suriye’ye zorla gönderilmesi halinde bu durumun, yukarıda açıklanan nedenler ile; Türkiye’nin de taraf olduğu Cenevre Sözleşmesinin 33. Maddesinde tanımlanan  “zulüm tehlikesi altında olduğu yere  geri göndermeme (non-rafoulment)”ilkesinin ve Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmenin  3. Maddesinin ihlali sonucunu doğuracağından sınır dışı kararının iptali gerekmektedir. Kaldı ki;6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun  54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hakkında sınır dışı etme kararı alınacak yabancılar kategorisinde dahi değildir.

Yukarıda açıkladığımız nedenlerle müvekkilimin hakkında verilen sınırdışı kararının iptal edilmesini saygılarımızla talep ederiz. (tarih)

EK:

1- Yerleşim Yeri Adresi

2-Aile Defteri

                                                                                                                  Saygılarımla,

Sınır Dışı Kararına İtiraz Dilekçesi -3-


 

Yürütmenin Durdurulması

ve

Adli müzaheret teleplidir.

X  …. İDARE MAHKEMESİNE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

X  İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI                      : M

VEKİLİ                       : Av.

DAVALI                      : Göç İdare Genel Müdürlüğü – X

 

TEBLİĞ TARİHİ       :

DAVANIN KONUSU : Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün X tarih ve X sayılı işlemin iptali ile dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağından yürütmenin durdurulması istemidir.

OLAYIN ÖZETİ                     :

Müvekkilim M Afganistan vatandaşıdır. Ülkesindeki Taliban Terör Örgütü’nden kaçmış ve bu sebeple ailesi ile birlikte yasadışı yollarla Avrupa’ya göçetmek istemiştir. Ancak bulunduğu mülteci teknesi 3.11.2014 tarihinde batmıştır. Faciada tüm ailesini kaybetmiştir. Kazadan kurtulduktan sonra Türk Makamlarından sığınma talebinde bulunmuştur.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) basvurarak 09.03.2015 tarihinde mülteci statüsünün tanınmasını talep etmiştir. Ancak süreç devam ederken hakkında sınır dışı kararı verilmiş ve terke davet tutanağı kendisine 18.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir

AÇIKLAMALAR                    :

Usul yönünden :

  1. Müvekkilime, sınır dışı kararı ile ilgili terke davet tutanağı 18.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak müvekkilim yaşadığı ruhsal durumu itibari ile yapılan tebligatın yükümlülüklerini anlaması mümkün değildir. Keza tebliğ usulsüz olarak yapılmış; emniyet görevlileri tarafından müvekkilime tebliğin hukuki sonuçları ve yükümlülükleri anlatılmaksızın imzalattırılmıştır. Yaşadığı elim kazanın şokunda olan, gerek bütün ailesini kaybeden ve ciddi bir şok içinde olan müvekkilim, 15 günlük yasal süresi içinde itirazda bulunamamıştır.

  1. Usul hukukunda, aşırı şekilcilik yasağı kapsamında AIHM’in vermiş olduğu (Raisa M. Shipping S.R.L./Romanya no:37576/05, 08/01 2013, 29. Paragraf) kararında “Usul kurallarını yorumlamanın ve uygulamanın öncelikle ulusal makamlara ait olduğu doğru olsa da bu kuralların  uygulanmasında taraflardan birinin zararına aşırı şekilcilik, AIHS’in 6/1. maddesine aykırı olabilir.” denilmektedir. Bu nedenle esas yönünden inceleme yapılmaması geriye dönülmez zararlara sebep olacağı gibi müvekkilimin ülkesine dönmesi durumunda hayatını kaybetmesiyle dahi sonuçlanabilecektir.

  1. Müvekkilim, bütün birikimini, batan göçmen teknesinde kaybetmiş olduğundan yargılama giderlerini karşılayamamaktadır. Bu nedenle adli müzaheret talebimizin kabulünü talep etmekteyiz.

Esasa ilişkin :

  1. Müvekkilim, göçmen kaçakçılığı suçunun mağdurudur. Ülkesinde aşçılık yapmakta iken Taliban Terör Örgütü tarafından defalarca işbirliğine zorlanmış ve tehdit edilmiştir.

  1. Müvekkilim bu çok ciddi ölüm tehdidinden kaçmak ve ailesini korumak için yasadışı yollar ile Avrupa’ya göç etmekten başka bir çözüm bulamamıştır ve Avrupa’ya göç etmek istemiştir. Nitekim göçmen kaçakçılığı suçunun gerçek anlamda mağduru olmuş; ailesini ve bütün birikimini kazada kaybetmiştir. Ülkesine döndüğü takdirde can güvenliği yoktur ve Taliban’ın ölüm tehdidi altındadır. Bu nedenle sınır dışı kararının iptaline karar verilmesi gerekmektedir.

  1. Müvekkilim, 09/03/2015 tarihinde BMMYK aracılığı 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre, iltica başvurusunda bulunmuştur ve süreç devam etmektedir. (Ek.1) İltica başvurusu sürecinde de ülkesinde ölüm tehdidi altında bulunan kişinin, sınır dışı edilmesi gerek insan haklarına gerekse de uluslararası sözleşme ve içtihatlara aykırı olacağından; sınır dışı kararının iptali gerekmektedir. Türkiye 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesinde geçen mülteci tanımını coğrafi kısıtlama ile imzalamış olduğundan Afganistan gibi ülkelerden gelenler ülkemizde sığınmacı konumundadır ve haklılıkları BMMYK ve İçişleri Bakanlığı’nca tespit edilene kadar sığınmacı statüsündedir. Başvuru sonucu beklenmeksizin sınır dışı kararının uygulanması hukuka aykırı olacaktır.

HUKUKİ DAYANAKLAR     :

  1. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin a bendinde; “Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar” ile d bendinde;“Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları” denilerek sınır dışı kararı alınamayacak yabancıları belirtmiştir. Müvekkilim her iki bentteki şartları sağlamakta olduğundan bu nedenle sınır dışı kararının ipatli gerekmektedir.

  1. Müvekkilimin, Afganistan’a zorla gönderilmesi halinde bu durumun, yukarıda açıklanan nedenler ile; Türkiye’nin de taraf olduğu Cenevre Sözleşmesinin 33. Maddesinde tanımlanan “zulüm tehlikesi altında olduğu yere geri göndermeme (non-rafoulment)” ilkesinin ve Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmenin 3. maddesinin ihlali sonucunu doğuracağından sınır dışı kararının ipatli gerekmektedir.

  1. YUKK, AİHS, Uluslararası Sözleşmeler ve ilgili tüm yasal

DELİLLER                             : BMMYK aracılığı ile korunma talebinin yapıldığına ilişkin belge, batan mülteci teknesine ilişkin haberler ve yasal tüm deliller.

SONUÇ VE İSTEM                :

Açıklanan nedenler ile; öncelikle adli müzaheret talebimizin kabulü ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 17.02.2015 tarih ve 98811785/106-174 sayılı işlemin İPTALİ, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü kanunu’nun 27. maddesi uyarınca dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağından YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarım arz ve talep ederim.

EKLER:

1.

Davacı Vekili

          Av.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.