Şantaj Ne Demektir? Şantaj Suçu ve Cezası | Türk Ceza Kanunu

Şantaj Suçunun Anlamı

Şantaj suçunda kişi, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle mağduru belli şekilde hareket etmeye zorlamaktadır. Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir başkasının şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması hali de şantaj olarak kabul edilmiştir.

Şantaj suçu, TCK 107. maddede;

“(1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2)Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur”

şeklinde düzenlenmiştir .

Şantaj Suçu Hakkında Yargıtay Kararları

Yargıtay’ımızın verdiği kararlarda suç tipinin örneklerine rastlanmaktadır:

Şantaj Suçunun Tanımı

  • Şantaj suçunda korunan hukuki yarar bir kimsenin kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamakla fesada uğratılan iradesidir. Şantaj para veya herhangi bir çıkar sağlama amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutmak olarak tanımlanabildiği gibi, “bir kişiye zarar verebilecek bir durumun açıklanması tehdidiyle para sızdırılmaya çalışılması” anlamına da gelmektedir.

Yağma ve Şantaj Arasındaki Fark

  • Şantaj suçu ise 5237 sayılı TCY’nın 107. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenen bu suçta, anılan hükmün yeterli olmadığı ve eksik yönlerinin bulunduğu, bunun sonucu olarak da şantaj oluşturabilecek bazı eylemlerin bu madde kapsamında kalmayacağı eleştirileri üzerine, 5237 sayılı TCY’nın 107. maddesine, 08 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Yasa ile; “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur” biçiminde ikinci fıkra eklenmiştir.Nitekim, değişikliğe ilişkin gerekçede de “Kişinin yarar sağlamak maksadıyla bir başkasının şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidinde bulunması halinin tehdit suçuna ilişkin ‘sair kötülük’ kapsamında değerlendirilmesinin daha az cezayı gerektireceği eleştirisi karşısında, madde metnine söz konusu fıkra eklenmiştir” denilmektedir. 5237 sayılı TCY’nın 107. maddesine eklenen bu yeni fıkra ile; “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidi” şeklinde gerçekleştirilen eylemler de şantaj suçu kapsamına alınmıştır.Değişikliğin gerekçesinde sözü edilen tehdit suçunun basit şekli ise, 5237 sayılı TCY’nın 106/1. maddesinde; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur” biçiminde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCY’nın yürürlüğe girdiği 01 Haziran 2005 ile bu Yasanın 107. maddesine 2. fıkranın eklendiği 5377 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarih olan 08 Temmuz 2005 tarihleri arasında, “bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidi” şeklinde gerçekleştirilen eylemler TCY’nın tehdit suçunu düzenleyen 106. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.

    TCY’nın 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçuyla, 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçu arasında özel norm – genel norm ilişkisi bulunduğu düşünülebilir ise de, 107. maddenin 2. fıkrasında düzenlenen suçun tehdidin özel bir türü olduğu, bu nedenle bir olayda 106. maddedeki genel tehdit suçunun mu, yoksa 107. maddenin 2. fıkrasındaki şantaj suçunun mu gerçekleştiği konusunda tereddüt ortaya çıkarsa, olayın durumuna göre mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verebilecek bir hususu açıklamakla veya isnat etmekle tehdit edilip bir yarar sağlamaya zorlama var ise 107. maddenin 2. fıkrasındaki şantaj suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Buna göre TCY’nın 107/2. fıkrasında düzenlenen şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir görünümü olup, koşulları var ise öncelikle TCY’nın 107/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.

    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

    Sanıkların yağma suçunu işlemek için bir plan dahilinde olay yerine getirdikleri katılanı, olay günü saat 18.00’den ertesi gün 06.00’ya kadar cebir ve tehdit kullanarak hürriyetinden yoksun bırakıp, hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladıkları, katılanın üzerinde bulunan 600 Lira parası ile banka ve kredi kartlarını aldıkları, tehditle şifresini öğrendikleri kartları kullanarak iki bankaya ait ATM cihazından toplam 1.800 Lira para çektikleri ve katılana toplam 5 adet yüksek miktarlı senet imzalattıkları, anılan eylemler cereyan ederken cep telefonu ile katılanın çıplak görüntü ve fotoğraflarını kaydedip, katılanı olayı polise bildirmesi ve 50.000 USD getirmemesi durumunda görüntüleri internete verecekleri ve ailesine gönderecekleri şeklinde tehdit ettikleri olayda, sanıkların amaçlarının baştan beri yağma suçunu işlemek olduğu, katılanın görüntü ve fotoğraflarını kaydetmelerinin yağma suçunun devamı şeklinde olup, olayda tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olan şantaj suçunun ayrıca oluşmadığı, şantaj içerikli ifadelerin yağma suçunun tehdit unsuru içinde kaldığı ve sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde yağma suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Tehdit ve Şantaj Arasındaki Sınır

  • Sanığın, elinde mağdure ile zorla girmiş olduğu cinsel ilişkiye ait görüntülerin olduğunu ve şikayet etmesi veya kendisi ile görüşmemesi halinde bu görüntüleri yayacağından bahisle mağdureyi tehdit etmesi eyleminin şantaj suçunu oluşturur.
  • 03.01.2016 tarihinde http://www.milliyet.com.tr’de; “Yargıtay da şantaj için ‘hapis’ dedi. Popstar yarışmacısı eşi …’ya, yatak odası görüntülerini yaymakla şantaj yapan kocaya verilen 19 ay hapis cezası Yargıtay tarafından da onandı” şeklinde yer alan habere ilişkin Yargıtay Kararı ( 4. Ceza Dairesi, 2014/2165 E.,2015/36530 K. , 26.10.2015 )
  • Sanığın katılanı hedef alarak söylediği kabul edilen, “benim infazım var, cezaevinden yeni çıktım ve Ayşegül yapmış olduğu şikayetini geri almaz ise infazım yanıp cezaevine gireceğim, eğer infazım yanar ve cezaevine girersem Ayşegül’ü öldürürüm” biçimdeki sözlerin, TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek, şantaj suçundan hüküm kurulması kanuna aykırıdır.( 4. Ceza Dairesi,2014/5662 E.,2015/19645 K. , 18.02.2015 )
  • Mağdurenin çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarının kaydedilmesinden ibaret eylemin, “Kişisel verilerin kaydedilmesi” suçunu oluşturmayacağı, çekimin, mağdurenin bilgisi ve rızası kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle, kaydetmekten ibaret haliyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan da söz edilemeyeceği ancak; sanığın, bu kayıtlardan oluşturulan CD’leri mağdurenin rızası olmaksızın, değişik zamanlarda farklı kurumlara göndermesi durumunda, fiilin 5237 sayılı TCK’nın 134/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Mağdurenin işyerinden ayrılıp A… ilini terk etmemesi halinde, görüntü ve fotoğraflarını içerir kayıtlardan oluşturduğu CD’yi çalıştıkları kurumun genel müdürlüğüne göndereceğini belirtip, “A… ‘yı terk edin gidin, sizi burada yaşatmam” şeklinde sözler söyleyen sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamaya yönelik hareket ettiğine dair delil bulunmaması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesinde tanımlanan şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemin bu haliyle genel kast ile işlenebilen ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmelidir.
  • Mahkemenin kabulüne göre, sanığın yakınanı “siz bana bir şey yapamazsınız, kardeşinizi kaçırdım, kimse bana bir şey yapamadı, sen askere gitmeden ya seni vuracağım ya da kız kardeşini vereceksin” biçiminde sözler söylemekten ibaret eyleminin tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden yerinde görülmeyen gerekçe ile şantaj suçundan hüküm kurulması,

Tehdit ve Şantajın Birlikte İşlenmesi

  • “1- Sanığın, yakınan F. G… ’ü, elinde bulunduğunu söylediği uygunsuz resimleri açıklayacağını bildirerek, kısa aralıklarla, bir çok defa, telefonla ve mektupla tehdit edip 1500 dolar para aldığının ve yakınan E… G… ’ü de 6 milyar lira para vermezse eşine ait uygunsuz resimleri açıklayacağını bildirerek, mektupla tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın, yakınan F… G… ’e yönelik eyleminin 765 sayılı TCY. ’nın 192/1., 192/2., 80; yakınan E… G… ’e yönelik eyleminin de aynı Yasanın 192/1.maddelerine uyan iki ayrı suçu oluşturduğu gözetilmeden, tek suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
    2- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY. ’nın 192/1., 192/2., 80., 59/2., 192/1., 59/2.maddelerine göre, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCY. ’nın aynı suça uyan 107/2., 43/1., 62/1., 107/2., 62/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, anılan Yasanın 7/2., 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında sanık yararına olan hükmün belirlenmesi için yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması… ” .

Zorlama ve Şantaj Suçu Arasındaki Fark

  • “Sanığın yakınanı telefonla arayarak “benimle olmazsan önceki ilişkilerini eşine söylerim” demesi biçimindeki eyleminin 765 sayılı TCY. ’nın 192 (5237 sayılı TCY. ’nın 107) maddelerinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden zorlama suçundan karar verilmesi yasaya aykırıdır”.

Şantaj Mahkumiyet Hükmünün Gerekçeli Açıklanması Gerekliliği

  • Cezaevinde bulunan sanığın oturumda duruşmalardan bağışık tutulma talebi olduğunu belirttiği ancak en son 06.12.2016 tarihli cezaevinden gönderdiği dilekçede, karar duruşmasına SEGBIS ile katılmak istediğini belirtmesine rağmen, sanığın yokluğunda mahkumiyet hükümleri kurularak savunma hakkının kısıtlanması, sanığın iddianamede belirtilen ”bu parayı benden alamazsın, otelde birlikte çekilmiş görüntülerimiz var, bunları internete vereceğim” biçimindeki şantaj içerikli sözlerinin mesaj tespit tutanağında yer almaması, sanığın atılı suçu kabul etmemesi ve katılanın olaya ilişkin tanığının olmadığını belirtmesi karşısında, hangi delillere göre şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğunun gerekçeli kararda belirtilmemesi kanuna aykırıdır. ( 4. Ceza Dairesi, 2018/431 E., 2018/14337 K. ,12.09.2018 )
  • Mağdur ile sanığın bir müddet arkadaşlık yaptıklarının, mağdurun ayrılma kararı aldığının, sanığın bu durumu kabullenemeyip mağduru telefonla arayarak ve mektup yazarak arkadaşlığın devamına zorladığının, sanığın yazdığı mektupta yer alan “…şimdi ben sana bir acı yaşattırıcam hiç unutmayacaksın bizi televizyon radyolar gazeteler yazıcak Türkiye duyacak bizim adımıza kötü ne varsa olucak.”, yine sanıkla mağdur arasında geçen ve CD’ye aktarılan konuşmada yer alan “ benim çok damarıma basma yemin ediyorum seni internete bile veririm dünyaya izlettiririm seni bak, şerefsizim yaparım bak.” şeklindeki sözler söylediğinin anlaşılması ve TCK’nın 107/2. maddesinde kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunması halinde de sanığın birinci fıkraya göre cezalandırılacağının belirtilmesi karşısında, şantaj suçunun sübuta erdiği gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi, mağdur hakkında “söyle ona başkası ile evlense de onu bırakmayacağım, onu öldürürüm de evlenmesine yardımcı olacak kişileri de öldürürüm” şeklinde sözler söylediğini ve kendisine mesajlar gönderdiğini beyan etmesi, bu mesajların bir kısmının tanığın kolluk ifadesinde tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, bu beyanlar ve mesajlar yöntemince irdelenip, itibar edilmeme nedenleri tartışılıp açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle tehdit suçundan beraat hükmü kurulması kanuna aykırıdır.

Şantaj Unsuru Belgenin Dosyada Bulunması Zorunluluğu

  • Sanığın, müşteki tarafından kendisine imzalanıp boş olarak verildiği ileri sürülerek, müştekinin babasının kooperatifte çalıştığını ve ücret aldığını babası Durmuş’a söylemesini istediği, bunun gereğinin yapılmaması halinde bu senedin boş kısmına 20.000 TL. yazılarak işleme konulacağını söyleyerek şantaj suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında dava açılması karşısında; sanık hakkında hükme bağlanan dosya içerisinde böyle bir senet bulunup bulunmadığı belirlenmeden veya bu konuya ilişkin senet dosya arasına alınmadan eksik soruşturmayla yazılı gerekçe ile hüküm tesisi kanuna aykırıdır. ( 4. Ceza Dairesi, 2016/16095 E.,2017/19305 K. ,12.07.2017 )

Şantaj Suçunun Aynı Kişiye Karşı Birden Çok Kez İşlenmesi

  • Mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve çelişmeyen anlatımları, sanığın tevil yollu ikrarını içeren ifadeleri, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, önceki erkek arkadaşıyla olan ilişkisini ailesine açıklayacağı tehdidiyle mağdureyi dedesine ait eve zorla götürerek öptüğü, cinsel bölgelerini okşadığı ve mağdurenin bağırıp karşı çıkarak direnmesi üzerine başkaca engel neden olmaksızın eylemini sonlandırdığı sabit olduğundan, üzerine atılı suçları işlediği anlaşılan sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 103/1 ve 109/2, 109/3-f ve 109/5. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi, sanığın mağdureye yaptığı cinsel istismar eylemini kameraya çektiğini, isteklerine olumsuz cevap vermesi durumunda bu görüntüleri yayacağını söylemek suretiyle mağdureye, annesine ait bir adet bileziği getirterek kendisine vermesini sağladığı, ertesi gün yine telefonla arayarak 150 TL istediği mağdurenin olumsuz cevap vermesi üzerine ise evlerine gelip ailesiyle konuşmakla tehdit etmesi üzerine mağdurenin polise giderek sanıktan şikayetçi olduğu, sanığın bu suretle zincirleme şekilde şantaj suçunu işlediği anlaşılmakla, TCK’nın 107/2 yollamasıyla 107/1. maddesi uyarınca verilen cezanın aynı kanunun 43/1. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini kanuna aykırıdır.
  • Sanığın katılan ve kızı Pelin ile rızaen girdiği cinsel ilişkiye ait görüntüleri gerek katılanın akrabalarına gerekse internet üzerinde ifşa edeceğini söyleyerek 2003 yılından şikayet tarihi olan 18.01.2008 tarihinde kadar olan süreç içerisinde önce küçük miktarlarda, daha sonra da katılanın banka kredisi çekip ziynet eşyalarını bozdurmasına sebep olacak şekilde büyük miktarda paraların kendisine verilmesini bilahare katılanın malvarlığını ele geçirmeye yönelik noterden adına kayıtlı gayrimenkullerin devri için vekaletname verilmesini sağladığı, katılanın ilk verdiği vekaletnameden bir saat sonra sanığı azletmesi sonrası ikinci ve üçüncü vekaletnameleri yine katılanı aynı şekilde zorlayarak aldığı, üçüncü vekaletmeyi aldığı gün katılana ait 800.000 tl değerindeki taşınmazların üçüncü bir şahsa gayrımenkul satış vaadi sözleşmesiyle noterden devrini vaaddettiği ve bu bedeli tahsil ettiği, katılanın Cumhuriyet Savcılığına şikayeti sonrası hukuk mahkemesine açtığı dava ile gayrımenkul satış sözleşmesini iptalini sağlamak zorunda kalması biçiminde gerçekleştiği mahkemece de kabul edilen olay bütünlüğü içerisinde sanığın eylemini 5 yıl gibi bir süreç içerisinde ısrarla, yoğun kast altında herhangi bir pişmanlık sergilemeyerek gerçekleştirdiği, elde ettiği menfaatlerin miktarları da gözetildiğinde temel ceza ile TCK’nın 43. maddesi uyarınca yapılacak artırım miktarının üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırıdır.

Şantaj Suçunun Oluşması İçin Yararın Gerçekleşmiş Olmasına Gerek Yoktur

  • Şantaj suçunda elde edilmek istenilen yarar; para, mal veya bir hizmet sağlanması gibi maddi bir değer olabileceği gibi örneğin cinsel ilişkiye girmeyi temin etme gibi maddi değer dışında başka bir fayda da olabilir. Ayrıca yararın elde edilmiş olması suçun tamamlanması bakımından gerekli olmayıp, yarar sağlamak maksadıyla şeref ve saygınlığa zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnad edileceğine ilişkin tehdidin mağdura ulaştırılması suçun tamamlanması açısından yeterlidir. Bu itibarla; yerel mahkeme direnme hükmünün, iki mağdureye yönelik şantaj suçunu işlediği sabit olan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Şantaj Suçuna Dair Diğer Kararlar

  • Sanığın, müşterek çocuğunu eski eşi olan katılana göstermekten kaçınması ve bu nedenle katılanın sanığa gönderdiği telefon mesajında, kendisini şikayet edeceğini belirtmesi üzerine, sanığın da karşılık olarak, “iyi yaparsın, biz de savcılığa bilgisayarınızdaki porno resimlerinizi nasıl anlatsak diyorduk” içeriğinde mesaj gönderdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın bu eylemiyle katılanı, ne şekilde kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorladığı açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
  • Kadastro Mahkemesince tanık olarak çağrılmayan ve taraflarca ismi bildirilmeyen sanığın, katılana söylediği “amcan bana şahitlik yapmam için 750 TL teklif etti, sen bana 1000 TL verirsen senin istediğin gibi ifade veririm” biçimindeki sözlerinde TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
  • Mağdur Mehtap Saim’in tüm aşamalarda sanığın kendisine, ilişkilerini ailesine söyleyeceğini beyan ederek para istediğine dair beyanı, 1.755.TL’nin katılan tarafından sanığa banka aracılığı ile gönderildiğine dair banka dekontu ve sanık ve müşteki tarafından birbirlerine gönderilen mesaj tutanakları gerekçede yeterince değerlendirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
  • Sanığın katılana gönderdiği mesajlarda “bak sana neler yapcam, resimlerinle sana site yapacağım www.nebilenenkızı.com” demesi biçimindeki eyleminde, şantaj suçunun yarar sağlama öğesinin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin kanıtlar açıklanmadan ve eylemin tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile şantaj suçundan hüküm kurulması,
  • Dosya kapsamına göre; katılanın aşamalarda değişmeyen anlatımlarında, sanığın kendisine telefonda “sen benimle tanışmazsan ailene seninle birlikte olduğumu söylerim, otelde bir erkekle basılmışsın, bunu da ailene söylerim” dediğini belirtmesi, getirtilen telefon kayıtlarıyla ve katılanın cep telefonunda tespit edilen mesaj içerikleriyle bu iddianın doğrulanması ve katılanın iftira atması için bir sebebin de izah edilememesi karşısında sanığın eyleminin, “yakınana zarar verebilecek bir hususu açıklama tehdidinde bulunarak yarar sağlama” niteliğinde olup şantaj suçunu oluşturacağı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
  • Sanığın daha önceden kaydettiği cinsel içerikli görüntülerini yayacağından bahisle katılan Gülden’i haksız çıkar sağlamaya zorladığının mahkemece kabul edilmesi karşısında, eylemin şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle tehdit suçundan hüküm kurulması,
  • M&M Medikal Firması’nın ortağı olup yerel gazetede yazılar yazan sanığın, Yozgat Bozok Üniversitesi tarafından yapılan jeneratör ve tıbbi cihaz alımı ihalesine katılmadan önce üniversitenin rektörü ve ilgili fakültenin dekanı olan katılanlar ile görüşüp ihaleye ilişkin bir takım isteklerde bulunduktan sonra bu isteklerin yerine getirilmemesi halinde gazetede üniversite aleyhine yazılar yazacağını belirtmesi şeklindeki eyleminin, katılanların anlatımları ve bu anlatımları destekleyen 21-26.08.2009 tarihli gazetelerde çıkan yazılarla sübuta erdiği ve TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun oluştuğu gözetilmeden, dosya içeriğiyle uyumsuz ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
  • Sanığın, 2005 yılında Gülbüs Rodoplu isimli bayanı katılan ile buluşturarak cinsel ilişkiye girmelerini sağladıktan sonra, adı geçen bayanın hamile kaldığını öne sürüp katılandan şikayet tarihine kadar sürekli kürtaj, operasyon gibi adlar altında para talebinde bulunduğu, paranın ödenmemesi halinde ise doğacak çocuğu katılanın ailesinin önüne çıkartmakla tehdit ettiği, son olarak da, para ödememesi halinde, daha önce vermiş olduğu 10.02.2009 tarihli ve imzalı boş senedi yüksek meblağ ile doldurup, icra takibinde bulunmakla tehdit ettiği, bunun sonucunda da 16.000 TL meblağlı bu senedi icraya verdiğine ilişkin katılanın aşamalardaki ısrarlı anlatımları, Gülbüs Rodoplu isimli bayanın, ilişkiyi doğrulayıp, hamile kalmadığına ilişkin soruşturma beyanı ve dosya içerisinde bulunan posta havale makbuzuna göre, katılanın 02.08.2007 tarihinde sanığa 2.986 TL göndermesi karşısında, tanık Ahmet Sağlam’ın yargılama aşamasında reddettiği “…sanığa, Kamuran’ı arayalım dedim, sanık ise ‘bırak şimdi Kamuran’ı, zaten Gülbüs hamile diye kendisinden 800 TL para aldım, yanlış yaptım aramayalım” dedi…” şeklindeki soruşturma ifadesi ile tanık Erkan Baykal’ın, katılanın bir tarihte, elindeki zarf içinde bulunan 8-10.000 TL parayı bir şahsa verip onunla tartıştığı, ardından sorduğunda meseleyi o an anlatmasa da, 5-6 ay sonra başından geçenleri anlattığına ilişkin beyanı yöntemince irdelenip tartışılmadan ve sanığın, 16.000 TL borcu, katılanın aracına haciz geldiği için kendisine verdiğine ilişkin ifade içeriğine göre, katılan hakkında o dönemde icra takibi bulunup bulunmadığı araştırılmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
  • Şikayetçinin, internette MSN üzerinden yaho1986@…..com adresini kullanan şahısla görüştüğü sırada, bu şahsın, kendisinin çıplak görüntüsünü habersiz olarak kaydettiğini belirtip, istediğini yapmadığı takdirde bu görüntüleri internette yayacağına ilişkin şantajda bulunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan araştırmada, söz konusu mail adresi sanığa ait olup, sanığın ağabeyi Fahrettin Şahin’e ait bilgisayarın IP uzantısı ile olay günü kullanılması, sanığın, ağabeyine ait bu bilgisayarda internete girdiğini ancak mail adresinin bir başka kişi tarafından izni dışında kullanılmış olabileceğini beyan etmesi ve bilirkişi incelemesine göre, söz konusu bilgisayarın silinmiş dosyalar bölümünde, şikayetçinin kullanmış olduğu mail adresinin yer aldığının anlaşılması karşısında, dosya içeriğine göre, sanığı tanımayıp ona iftira atmasını gerektiren bir neden bulunmayan şikayetçinin iddiasının maddi delillerle desteklendiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
  • 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Kanun ile değişik 231/5. maddesi uyarınca, mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. Anılan maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramından, YCGK’nın 03.02.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerektiği, anılan zararın, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamadığı, somut olayda sanıklara yükletilen şantaj suçu nedeniyle müştekinin maddi olarak uğradığı bir zarar bulunmadığı gözetilmeden, bir daha suç işlemeyecekleri kanaati ile cezaları da ertelenen, sabıkasız sanıklar hakkında “atılı suçun niteliği ve gerek müştekinin, gerekse de kamunun bu suç sebebi ile uğramış olduğu zararın tam olarak giderilememiş olduğu dikkate alınarak” biçimindeki kanuni ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
  • Sanığın katılana gönderdiği mesajda yer alan “merhaba ben Ayşe bugün sizin beyanlarınızla çıktım işten, ama siz biliyorsunuzdur zaten siz sebep olmuşsunuz Zeki bey söyledi. Bende Cuma günü Dış Ticaret Müsteşarlığından randevu aldım bilmenizi istedim. Ailenizle mutlu olun çünkü otel bilgileriniz bende kayıtlı, kameralarla. Üzgünüm. Unutmadan bu üçüncü randevum” şeklindeki sözler ile katılanın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sanığın mesajlarında kendisinden herhangi bir maddi çıkar istemediğine ilişkin beyanı karşısında, şantaj suçunun yarar sağlama öğesinin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin kanıtlar açıklanmadan ve eylemin TCK’nın 106/1-2. maddesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, “maksadının şikayetçiden randevu talebinde bulunarak menfaat sağlamak olduğu” biçimindeki yetersiz gerekçe ile şantaj suçundan hüküm kurulması,
  • Sanığın, gerek telefonla gerekse mesajla her iki katılanı aramak suretiyle para istediğinin, istediği paranın verilmemesi halinde, katılan İlkay ile birlikte çektirdiği fotoğrafları köyün kahvesinde herkese göstereceğini, katılanları rezil edeceğini söylemek suretiyle şantajda bulunduğunun kabulü karşısında, TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi kanuna aykırıdır.
  • Sanığın, cinsel ilişkiye girmek amacıyla katılana “elimde başka erkeklerle çekilmiş filmlerin var, gelmezsen bunları kocana vereceğim” şeklinde sözler içeren mesajlar gönderme olarak kabul edilen fiilinin, TCK’nın 107/2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 102/1. maddesi ile hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
  • İddianamede, sanığın eyleminin “mağdura kendisiyle çıkmak ve yatmak istediğini, telefon numarasını herkese verip kötü yolda bir kadın olduğunu söyleyeceğini, herkese mağduru aratacağını söylemesi” biçiminde tanımlanması karşısında, eylemin kanıtlanması halinde “şantaj” suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtları tartışma ve değerlendirmenin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilip, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla suç vasfında yanılgıya düşülerek tehdit suçundan hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
  • -Sanığın Katılan X’den alacağı olduğunu, alacağını alamaması nedeniyle mesajları yazdığını, şantaj içerikli mesajlar göndermediğini savunması, sanığın bilgisayarında katılan X’e ait görüntülerin bulunması, 04.07.2007 tarihli tutanakla tespit edilen katılan Y’e gönderilen mesaj içerikleri ve sanığın alacağını istediğinin kabulü karşısında, sanığın kendi alacağını tahsil etmek ve bu suretle de kendisine yarar sağlamak maksadıyla katılanların şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunduğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-CD’lerin içerikleri incelenmeden, katılan Y’in özel hayatına ilişkin olup olmadığı denetime elverişli biçimde tespit edilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
  • Okul müdürü olan sanığın, olay günü öğretmenlerin katıldığı toplantıda, hakkında dedikodu çıkaranı ve yakınlarını öldüreceğine ve evine girip uygunsuz görüntülerini çekerek bunları yayınlayacağına ilişkin tehdit içerikli sözleri katılan Sevil Sibel Sürgit’i kastederek söylediğinin tanıklar Çiğdem İnan ve And Duyum tarafından doğrulanması ve katılanın da sanığın kendisini odasına çağırıp silah göstererek tabancasız gezmediğini ve zamanı geldiğinde kullanabileceğini söyleyerek tehdit ettiğini beyan etmesi karşısında, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip fiilin kabul ediliş biçimine göre hukuki niteliğin belirlenmesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
  • Dosya kapsamına göre, sanık ile mağdurun daha önce sözlü oldukları, ancak bir süre sonra ayrıldıkları, olay tarihinde ise sanığın barışmak için mağdurun evinin önüne geldiği; ancak mağdur barışmak istemediğini söyleyince “Sen zorla benim olacaksın, senden ayrılmak istemiyorum, elimde kozlar var, telefon kayıtların ve resimlerin var, bunları internete vereceğim.” şeklinde sözler söylediğinin iddia edilmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtların takdir ve değerlendirme ile suçu nitelendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması,
  • Katılan Fatma Akgül’ün, daha önce sanıkla olan ilişkileri sırasında elde edilen çıplak fotoğraflarını ve cinsel ilişki anındaki görüntülerini içeren CD kasetlerini halen evli olduğu eşi katılan Oğuz Akgül’e göndermesi nedeniyle şikayetçi olduğu, iddianamede de, sanığın bu eylemi anlatılarak şantaj ve tehdit suçlarından dava açılmışsa da, oluşa uygun kabule göre, şantaj ve tehdit suçlarına ilişkin öğeler oluşmamakla birlikte, eylemin TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan beraat hükmü kurulması,
  • Katılanın, işyerinde şef olarak çalışan sanık Şerif Adlı’nın sürekli olarak kendisini tehdit, hakaret ve taciz ettiğine ve ayrıldığı sözlüsü sanık Fatih Doğan’ın da, telefonla arayıp mesaj göndererek tehdit ve hakaret ettiğine dair aşamalarda değişmeyen beyanı, tanıklar Gül Taştan, Ayfer Bozdağ ve Songül Bozdağ’ın, katılanın “gizli numaralardan arandığı ve kendilerine arayanın Şerif Adlı olduğunu” söylediğine dair anlatımları, katılanın şikayet dilekçesinde belirttiği mesajlar ve sanık Fatih Doğan’ın kızgınlıkla “Şerif senin ilk erkeğinmiş, sen ve ailen adamı yoldan çıkarmışsınız, pazartesi Malatya’ya dönüyorum, o zamana kadar sakın yanlış bir şey yapma, beni bekle bütün gerçekleri senden öğrenmek istiyorum” şeklinde mesajlar gönderdiğine ilişkin savunması karşısında; iletişimin tespiti kayıtlarının ilgili kurumdan istenmesi ve katılan tarafından çekilen mesajların içeriği saptandıktan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
  • 1-Sanığın, müştekiye kendisini muhtarın gönderdiğini söyleyerek imzalattığı 30.000 TL.lık senedi, eğer 10 dakikalığına yanına gelmezse babasına, arkadaşına ve geneleve vereceğini belirten not ve senet örneği göndermesi biçiminde kabul edilen eyleminin, TCK’nın 107/1 maddesinde belirtilen şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, 2-Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi CMK’nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının belirlenebilir ölçülebilir, somut maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, incelenen dosyada adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan sanığa yükletilen tehdit, hakaret ve yaralama suçlarının mağdurlarının, ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanarak sanığın hukuksal durumunun, yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine “katılanların uğradığı zarar aynen iade, suçtan önceki hale getirme ve tazmin suretiyle giderilmediğinden” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
  • Sanığın, müştekiye Kuşadası’nda çekilen bikinili fotoğrafları göstererek, “sen benimle birlikte olmalısın, yoksa bu fotoğrafları ailene gösteririm” demesi şeklindeki iddianamede açıklanan eyleminin, TCK’nın 107. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturabileceği, 5235 sayılı Kanunun 11. maddeleri uyarınca tüm eylemleri nitelendirme ve kanıtları birlikte değerlendirme görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı biçimde karar verilmesi,
  • 1-İddianamede sanığın, mağdur Selattin Demir’in cep telefonuna “Bak adam, bu gün beni iyice kışkırttın, benim yapacaklarımı da sıralıyorum, iyice oku, kuş beyinli, o evin taksitlerini her ay düzenli bir şekilde kuaföre bırakmanı emrediyorum, değilse her pazartesi birlikte çektirdiğimiz fotoğrafları ve Brezilya’dakiler ve oteldeki kasetleri senin evinin düzeni içine nasıl sıçıyorum seyret” şeklinde mesaj gönderdiğinin iddia edilmesi karşısında, yüklenen eylemin, kanıtlanması halinde 5237 sayılı TCK’nın 107/2-1 maddesinde tanımlanan şantaj suçunu oluşturabileceği, davaya bakma ve kanıtları değerlendirme görevinin 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, görevsizlik kararı verilmesi yerine duruşmalara devamla hükümler kurulması,
  • 1- Sanığın olaydan önce 2,5 yıl süreyle arkadaşlık yaptığı katılanla, rızası dahilinde bir çok kez cinsel ilişkiye girdiği ve bunları kaydederek kişisel bilgisayarında muhafaza ettiği, katılanın ilişkiye son vermesi üzerine, onu kararından caydırmak ve yeniden kendisiyle birlikte olmasını sağlamak amacıyla katılanın cep telefonuna bu görüntüleri internet ortamında yayınlayacağı hususunda bir kaç kez kısa mesaj gönderdiği olayda, sanığın bilgisayarında katılanın iddia ettiği özel görüntülerinde tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin, “yakınana zarar verebilecek bir hususu açıklama tehdidinde bulunarak yarar sağlama niteliğinde olup şantaj suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
  • 2- Sanığın katılan Elçin’e gönderdiği mektupta, “acele benimle görüş, yoksa her şeyi açıklarım” demesi biçimindeki eyleminde, şantaj suçunun yarar sağlama öğesinin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin kanıtlar açıklanmadan ve eylemin sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile şantaj suçundan hüküm kurulması,
  • 1-Sanığın, ev sahibi olan müştekinin faturaların ödenmemesi nedeniyle elektrik ve suyunu kestirmesi üzerine, müştekiye söylediği “sen gideceksin o dilekçeyi verdiğin gibi geri alacaksın, yoksa seni öldürürüm, yaşatmam” biçimindeki sözlerin, TCK’nın 106/1. fıkra 1 cümlesindeki tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
  • Oluş ve dosya içeriğine göre; yakıma ile sanığın iki yıl arkadaşlık yapıp ayrıldıkları, birlikte oldukları sürede cinsel ilişkiye girdikleri, sanığın yakınıcı ile cinsel ilişkiye girdikleri sırada birtakım fotoğraflar çekerek cep telefonuna kaydettiği, yakınıcı ile arkadaşlığı bittikten sonra telefonla arayarak “Cumartesi gününe kadar 300.-TL getirmezsen görüntülerini internet ortamında yayınlayacağım” diyerek tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemi 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesine uyan şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
  • Sanığın uygunsuz bir şekilde gördüğü katılanı takip ederek “ya telefon numaranı ver ya da senin fotoğraflarını çektim internette yayınlar seni rezil ederim” biçimindeki eyleminin TCY’nın 44. maddesi uyarınca şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, şantaj ve cinsel taciz eylemlerinden ayrı ayrı hükümler kurulması
  • Katılanın ve tanıkların anlatımlarında, sanığın suç tarihinden dört yıl kadar önce eşi olan katılanın evi terk etmesini önlemek ve onu korkutmak için kayınvalidesi olan tanık H.Ç.’dan anlaşmalı olarak 50 bin TL’lik senet aldığını belirtmeleri ve suç tarihinde sanığın, katılanın kendisinden boşanmasını sağlamak amacıyla tanık T.A.’a katılana iletilmek üzere söylediği “Annen benden boşanmazsa annene hiçbir şey vermem, evdeki eşyaları alırım, evi de sattırırım, 4 yıl önce anneannenden aldığım senedi de icraya koyarım, onun evini de sattırırım” dediğinin iddia edilmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı TCY’nın 107/1 maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtların takdir ve değerlendirme ve suçu nitelendirme görevinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olacağı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
  • İddianamede yazılı suçun işleniş şekli ve eylemin hukuksal nitelendirilmesine göre “tehdit” suçundan kamu davası açılmış ise de, sanığın mağdura “..kızını bana vermezsen kötü olur.., ..ayağını denk al özür dile bir dahakinde evinin kapısına kızının erotik fotoğraflarını asarım…” şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı TCK.nın 107/1. maddesinde yazılı bulunan “Şantaj” suçunu oluşturabileceği, 5235 Kanun’un 10 ve 11. maddelerine göre davaya bakmanın ve delilleri takdir görev ve yetkisinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
  • Sanığın katılan ile evli olduğu ve aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle katılan tarafından sanığa boşanma davası açıldığı, sanığın, katılanı evine dönmesi ve yeniden bir araya gelmelerini sağlamak amacıyla çıplak resimlerinin bulunduğu fotoğraflarını akrabalarına dağıtacağı, televizyon ve gazeteye göndereceğini söyleyerek şantajda bulunduğu, sanığın evinde yapılan aramada ele geçen sim kartındaki katılana ait çıplak fotoğraflar ve tanık beyanlarından üzerine atılı bulunan suçu işlediğinin anlaşılmasına karşın, yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
  • Sanığın yakınanı telefonla arayıp, kendisinde fotoğrafları olduğunu söyleyerek buluşmak istediği, yakınanın; kimsede fotoğrafı olmadığını söylemesi üzerine, “sizin ve aileniz için iyi olmaz, evinize kadar gelirim” demesi biçimindeki eyleminde, şantaj suçunun yarar sağlama öğesinin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin kanıtlar açıklanmadan ve eylemin tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan şantaj suçundan hüküm kurulması,
  •  Katılanın aşamalarda değişmeyen tutarlı iddiası sanığın kaçamaklı kabulü ve suça konu CD ve kaset içeriklerinden; posta dağıtıcısı olan sanığın, izin talebini reddeden katılan müdüre yönelik bizzat telefonda ve öbür sanık aracılığıyla talebini kabul ettirmek amacıyla, elinde katılanın yasadışı terör örgütü gösterilerine katıldığına ilişkin görüntüler olduğuna dair tehditlerde bulunduğunun anlaşılması karşısında, görüntülerdeki kişinin katılan olup olmadığının belirlenememesinin şantaj suçunun öğelerinin mevcudiyetine engel oluşturmayacağı gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
  • Dosya kapsamına göre; Katılan Selver’in aşamalarda değişmeyen anlatımlarında, sanığın kendisine telefonla küfürler ederek cinsel ilişki teklif edip aksi takdirde adını çıkaracağını söylediğini belirtmesi, getirtilen telefon kayıtlarıyla görüşme iddiasının doğrulanması, dolaylı tanık anlatımları ve katılanın iftira atması için bir sebebin de izah edilememesi karşısında belirtilen kanıtları reddetme nedenlerini açıklamayan yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde beraatine karar verilmesi,
  • Pazarcık ilçesinde yerel gazete çıkaran sanık Kemal Özdemir ve arkadaşı diğer sanık Hüseyin Şahin Bozdağ’ın tanık Abbas Yıldırım’dan elde ettikleri elektronik postaları katılan Belediye Başkanına götürüp, anılan postalarda katılana suç isnadında bulunulması nedeniyle bu olayın ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını katılandan isteyip, aksi takdirde savcılığa ve Arena programına bildireceklerini tanıklar huzurunda söylemekten ibaret sanıkların eylemlerinde, şantaj suçunun maddi öğelerinden olan ” kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak” öğesinin ne surette oluştuğu, eylemin kamuya mal olmuş bir olayın aydınlatılmasını sağlamak niteliğinde olup olmadığı açıklanıp tartışılmadan yazılı biçimde hüküm kurulması,
  • Sanığın, katılanla aralarındaki evlilik dışı ilişki sonucu doğduğunu iddia ettiği çocuk nedeniyle, kullandığı telefonla katılana ait telefonu birden fazla arayarak ve mesajlar çekerek para talebinde bulunduğu isteğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumu iş ve aile çevresine yayacağı tehdidinde bulanma biçimindeki eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme şekilde şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suçun yanı sıra TCY’nın 123. maddesinde belirlenen kişilerin huzur ve sükunu bozma suçundan da hüküm kurularak sanığa fazla ceza tayini,
  • Sanık Osman Ç…’nın diğer sanıklar Hasan Ç… ve İsmail E… ile yakınana karşı şantaj amacıyla kullanmak üzere cinsel içerikli uygunsuz fotoğraf ve kamera çekimi yapmak için yaptıkları plan uyarınca; katılanı olay yeri olan eve davet edip, içeceğine uyutucu veya uyuşturucu ilaç katarak bayılmasını veya kendinden geçmesini sağlayıp, diğer bayan sanık ile cinsel ilişkide bulunuyormuş gibi fotoğraf ve kamera çekimleri yaptıkları sırada, sanık Osman’ın diğer sanıklar ile aralarındaki suç işleme kasıtlarından farklı olarak, yakınanın paralarını ve bir kısım eşyalarını aldığı, katılanın aşamalardaki tutarlı anlatımından, sanık İsmail’in ifadesinden ve olay sonrası katılanın sanık ile yaptığı telefon görüşmesi kayıtlarının dökümünden anlaşılma karşısında; sanığın yükletilen yağma suçunu işlediği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.