Ruhsatsız Silah Bulundurma Temyiz Dilekçesi

YARGITAY (      )   CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek Üzere,

ADANA 8. AĞIR CEZA MAHKEMESI BAŞKANLIĞI’NA

 

DOSYA NO          :……..    

SANIK                   :

 

 

MÜDAFİİ             :

 

KONU                   :Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin ………………….kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle bozulması talebi hakkında.

 

AÇIKLAMALAR:

 

                               Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince 2018/586 Esas, 2018 /666 Karar Sayılı ve 27.12.2018 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmektedir. Yerel mahkemece müvekkil, 6136 Sayılı yasaya Muhalefet etme suçlarından yargılanmış olup müvekkil hakkında; 6136 sayılı yasanın 13. Maddesinin 2. Fıkrasına muhalefet ettiği sebebiyle 5 yıl hapis cezası ve beş yüz gün adli para cezasına hükmedilmiştir. Yerel mahkemece verilen hüküm bu açıdan hukuka aykırıdır. Şöyle ki; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ile Bıçaklar ve diğer aletler Hakkında Kanun’un 13. Maddesi 2. Fıkrası; “Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silâh veya mermilerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” 6136 sayılı kanunun 12. Maddesinin 4. Fıkrası, “Ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.” Maddesine dayanılarak hüküm tesis edilmiştir. Müvekkilin evinde yapılan aramada; 100 adet 9 mm çapında mermi (ruhsatlı) , 25 adet 7.65 mm çaplı fişek, 27 adet fişek, 11 adet MKE yapımı kovan, 1 adet babadan  kalma antika silah, 1 adet dededen kalma antika silah ele, geçirilmiştir. Söz konusu silahlar müvekkil tarafından hiç kullanılmamış olup daha önce de hiçbir suça karışmamıştır.

                               Müvekkilden ele geçirilen tüfek, müvekkilin dedesinden kalma antika niteliğindedir. Müvekkil çalışmadığını beyan etmiştir. Çalışmayan, yaklaşık 100 yıllık. tüfeğin silah niteliği kalmamış olup, müvekkilin konutunda tüfek ve tüfeğe ait fişekler hatıra eşyası olarak saklanmıştır. Dede-yadigârı olarak saklanan tüfek ve kabzası kırık olduğu tutanaklara geçmiş bulunan ruhsatsız tabancanın silah niteliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçu da oluşmamıştır.

                               Yargılama aşamasında müvekkilin konutunda bulunan silahların  çalışmadığı, antika niteliği taşıdığı dolayısıyla silah niteliği bulunmadığı beyan edilmişse de yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmaksızın VAHİM  NİTELİKTE silah bulundurmak suçundan hüküm tesis edilmiştir. Suça konu silahların çalışmadığı dolayısıyla suç teşkil edecek bir unsurunda bulunmadığı açıktır. Yerel mahkemece talep etmemize silahların çalışıp çalışmadığı dahi araştırılmadan hüküm kurulmuştur. Dolayısıyla EKSİK İNCELEME İLE VERİLEN KARAR AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR.

               

                               Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2003/859 Esas, 2004/1167 Karar ve  18.02.2004 tarihli kararında ; “1922 model Browning marka silahın belirlenen bu özelliklerine göre 6136 Sayılı Yasanın 11 ve yönetmeliğin 59. maddeleri uyarınca antika olup olmadığının saptanması açısından, Kriminal Polis Laboratuarına gönderilerek bu konuda görüş alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 18.2.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.” Şeklinde hüküm vermiş olup, antika iddiası durumunda söz konusu silahın incelemeye gönderilmesi gerektiğine hüküm vermiştir. Yerel mahkemece yargılama aşamasında silahların dede ve baba yadigarı olduğu, antika niteliği taşıdığı, çalışmadığı beyan edilmişse de  yerel mahkemece savunmalarımız dikkate alınmadan hüküm verilmiştir.

                               Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2006/10487 Esas, 2008/ 4810 Karar numaralı ve 01.05.2008 tarihli kararında da; “Savunmaya göre davaya konu  tabancanın antika olup olmadığının saptanması açısından Kriminal Polis  Laboratuvarına gönderilerek Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 11, Yönetmeliğin 59. maddesi uyarınca antika silah  vasfında olup olmadığı kesin biçimde saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile  yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı • gerektirmiştir.”  Şeklinde hüküm vermiştir.

                               Yerel mahkemece ısrarla silahların antika niteliği taşıyıp taşımadığına dair bilirkişi incelemesi istememize rağmen hiçbir araştırma yapılmaksızın verilen hüküm açıkça Usul ve yasaya aykırıdır.  Bu sebeple eksik inceleme ile tesis edilen yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.

                               Antika niteliğinde bulunan silahların bulundurulması suç teşkil etmemektedir. 6136 sayılı kanunun 11. Maddesi ; “Hatıra teşkil eden veya antika olan ateşli silahlarla bıçakların bulundurulmasına izin verilmesi zorunludur.” Hükmü bulunmaktadır. Bu sebeplerle dava konusu silahların antika olduğunun kanıtlanması durumunda müvekkile atfedilen suçun oluşmadığı ortaya çıkacaktır. Yerel Mahkemece hiçbir inceleme, araştırma yapılmaksızın verilen karar yerinde değildir.

                               Yerel mahkemece müvekkil hakkında 6136 sayılı kanunun 13/2. Maddesine göre vahim nitelikte silah bulundurmak suçundan hüküm kurulmuşsa da; yerel mahkemece müvekkilin konutunda ele geçirilen silah ve fişeklerin vahim nitelikte olup olmadığına dair de hiçbir araştırma yapılmamıştır. Şöyle ki; söz konusu silah ve fişeklerin vahim nitelikte olmadığı, ne sayı ne nitelik itibarı ile bir vehamet taşımadığı açıktır. Yerel Mahkemece araştırma yapılmadan, hangi açıdan vehamet olustuğuna dair gerekçe dahi gösterilmeden hüküm kurulmuştur. Vahim nitelikte silah bulundurmak suçundan hüküm kurulabilmesi için Silah ve mermilerin nitelik ya da sayısal olarak vahim olup

olmadıkları Kriminal veya Adli Tıptan aldırılacak raporla tespit edilmesi gerekmektedir. 

                               Yerel mahkemece bu hususta da bir araştırma yapılmamış olup gerekçesiz olarak hüküm tesis edilmiştir. Ek olarak; Sanık hakkında 6136 sayılı kanununa muhalefetten hüküm kurulabilmesi için silahlarının kullanıma ve atışa elverişli olması gerekir. Ele geçirilen silahlarının atışa elverişli olup olmadığının tespiti, Adli Tıp, Polis ve Jandarmadan aldırılacak Kriminal raporlarla belirlenebilir. Bunun yanında mahkeme ve savcılık aşamasında silahlarla atış keşfi de yapılarak silahların kullanıma elverişli olup olmadığı, vahim nitelikte olup olmadığı tespit edilebilir. Ancak yerel mahkemece hiçbir araştırma yapılmamıştır. Söz konusu silahların vahim nitelikte olduğuna dair yerel mahkemece şüphe oluştu ise “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” gereğince müvekkilin lehinde karar verilmesi gerekmektedir.

                               Yargıtay Ceza Genel Kurulu’u 2012/13-1327 Esas, 2013/261 Karar sayılı ve 28.05.2013 tarihli kararında “Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli,  şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz.  Ceza mahkeımiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza muhakemesinde mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil,  her türlü şüpheden uzak bir kesinliğe  dayanmalıdır. Adli hatalann önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.” Şeklinde şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gerekliliğini de açıklamıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile hatalı olarak verilen kararın bozulması için temyiz etmekteyiz.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle; Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi ……………….tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olması kararının eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı olarak verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

SANIK VEKİLİ

BAYRAM KERMEN

 

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.