Pek Kötü Davranış Nedeniyle Boşanma

Pek Kötü Davranış Nedeniyle Boşanma Nasıl Gerçekleşir?

Pek Kötü Davranış Nedeniyle Boşanma

Pek fena muamele; cana kast eyleminden daha hafif diğer eşin beden bütünlüğüne karşı kasten yapılan eylemlerdir. Örneğin aile içi şiddet uygulamak, eşi dövüp evden kovmak, işkence yapmak, odaya hapsedip aç bırakmak, zorla cinsel ilişkiye zorlamak vb. muamelelerdir.

Eylemden dolayı mağdur eşin eylemden dolayı şikayetten vazgeçmesi ve açıkça hukuk davasından vazgeçildiğini kapsamıyorsa birliğin temelinden sarsılması olayını ortadan kaldırmaz.

Türk Medeni Kanunu m. 162/f. l’deki ikinci boşanma sebebi, pek kötü davranıştır. Pek kötü davranış, eşlerden birinin diğerine şiddet uygulaması, eve kapatması, aç bırakması, normal olmayan cinsel ilişkiye zorlaması gibi diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırıdır. Eşin yaptığı bu eylemlerin kasten yapılmış olması gerekir.

Pek kötü davranışın özel ve mutlak bir boşanma sebebi olması başka bir anlatımla davalı tarafından gerçekleştirilen pek kötü davranışlar sebebiyle ortak yaşamın davacı için çekilmez hale gelmiş olup olmadığı araştırılmayacağından pek kötü davranışın zulüm veya işkence boyutunda olması şarttır.

Pek fena muamelenin kapsamına İsviçre Medenî Kanun’un m. 138 hükmünde bedensel pek fena muameleler ile manevî pek fena muamelelerin  gireceği kabul edilmekteydi. Kaynak İsviçre Medenî Kanunu’nun m. 138 hükmünde üç ayrı boşanma sebebi olarak gösterilmişti;

-Cana kast,
– Ağır eziyet,
-Ağır hakaret.

Bedensel pek fena muameleler İsviçre Medenî Kanununda ağır eziyet olarak ifade edilmiştir. İsviçre Medenî Kanunu m. 138 hükmünde yer alan bedensel pek fena muameleler 4721 sayılı Türk Medenî Kanununa pek kötü davranış (TMK md 162) olarak girmiştir.

Pek Kötü Davranış Nedeniyle Boşanma – Yargıtay Kararları

Davacının ceza kovuşturması sırasında şikayetinden vazgeçmesi pek kötü davranış sebebiyle boşanma davası hakkını ortadan kaldırmaz.

“Davacı kadın Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi uyannca boşanma talep etmiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece davacı kadının boşanma davasına dayanak yaptığı ceza yargılamasında şikayetten vazgeçmesi ve tarafların yargılama sırasında biraraya gelmeleri nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/640 esas ve 2016/15 karar sayılı dosya münderecatından da anlaşıldığı üzere, ceza yargılamasına konu iki ayrı zamanda vukuu bulan erkek tarafından kadma uygulanan iki ayrı fiziksel şiddet eylemlerinden, 13.03.2015 tarihli fiziksel şiddet olayından sonra tarafların biraraya geldikleri anlaşılmakta ise de en son yaşanan 31.05.2015 tarihli fiziksel şiddet olayından sonra ayrıldıkları, biraraya geldiklerinin mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kararın gerekçesine konu edilen, kadının ceza davasında şikayetten vazgeçmesi erkeği eczadan kurtarmaya yönelik olup, erkeği affettiği anlamına gelmediği gibi affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının mevcut olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle ispatı lazımdır. Kaldı ki, davalı tarafın 31.05.2015 tarihli fiziksel şiddet eyleminden sonra affa ilişkin somut delillerle desteklenmeyen iddiası affın kabulü için de yeterli değildir. Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı erkeğin, davacı eşine 31.05.2015 tarihinde fiziksel şiddet uyguladığı, kadımn ceza dosyasındaki fiziksel şiddete dair raporunda belirtildiği üzere de, erkeğin kadının saçlarını kopardığının anlaşıldığı, bu haliyle davalı erkeğin, davacı kadına pek kötü ve onur kırıcı davranışta bulunduğunun (TMK m. 162) kabulü zorunlu hale gelmiştir. Öyleyse, Türk Medeni Kanununun 162. maddesine dayalı olarak açılan iş bu davanın kabulü gerekirken, reddi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.” (Y2HD, 27.02.2018, E. 2018/1054, K. 2018/2622)

Eşlerden biri pek kötü davranışta bulunursa diğer eş aynı dava içinde terditli dava açabilir.

“Dava; hayata kast, pek kötü veya onur kinci davranış, (TMK m. 162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) belirtilen özel boşanma sebepleri ile bu kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) sebebiyle boşanma talebine ilişkindir. Hayata kast, pek kötü veya onur kinci davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme fiilleri özel boşanma sebebi yanında genel boşanma (TMK m. 166/1) sebebi de oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Davacı öncelikle özel boşanma sebeplerine dayanarak boşanma davası açmış olduğundan, öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi halinde, deliller genel boşanma sebebi (TMK m. 166/1-2) çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Toplanan deliller öncelikle özel boşanma sebepleri bakımından değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.” (Y2HD, 15.02.2018, E. 2016/10328, K. 2018/2053)

Affın varlığının kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının mevcut olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekir.

“Affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının mevcut olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle kanıtlaması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre tarafların dava açıldıktan sonra bir araya geldikleri, ortak konutta birlikte yaşadıkları dosya içerisinde bulunan fotoğraflardan anlaşılmakla davacı erkek, davalı kadının kusurlarını affetmiştir.” (Y2HD, 12.02.2018, E. 2016/11205, K. 2018/1791)

Pek kötü davranış sebebiyle açılan boşanma davası konusuz kalmışsa aile mahkemesince ’’karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmelidir.

“kadının kabul edilen boşanma davası temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olmakla erkeğin boşanma davasının konusu kalmamıştır. Gerçekleşen bu duruma göre davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının konusu kalmadığından “Karar verilmesine yer olmadığına” ve davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücretine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.” (Y2HD, 28.02.2017, E. 2016/7916, K. 2017/2110)

Pek kötü davranış sebebiyle açılan boşanma davasında davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz.

“özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında; evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, bu husus nazara alınmadan, davacı erkeğe kusur izafe edilmesi doğru olmamakla beraber verilen boşanma kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan boşanma kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle onanması gerekmiştir (HUMK m. 438/son).” (Y2HD, 12.04.2016, E. 2015/16239, K. 2016/7380)

Pek kötü davranış sebebiyle boşanma davasında aile mahkemesi kararını gerekçeli oluşturmak zorundadır.

“Anayasanın 141/3. maddesi “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3. bendine göre mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Davacı-karşı davalı kadın asıl davada zina (TMK m. 161) ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) sebebi ile, birleşen davada ise pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi (TMK ml62) ile boşanma talep etmiş, mahkemece kadının özel boşanma sebebine dayalı boşanma taleplerinin reddine karar vermiştir. Mahkeme hükmünün gerekçe bölümünde, zina ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine karar verildiği belirtilmiş ise de koşullara ilişkin bir açıklama yapılmamış, gerekçede tartışılmamış, bu sebeple Yargıtay denetimine elverişli olarak karar gerekçeli olarak açıklanmamıştır. Onur kinci davranış sebebine dayalı boşanma talebinin reddine ilişkin ise hiçbir gerekçe oluşturulmamıştır. Mahkemeçe yukarıda açıklanan yön üzerinde durulmadan gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulması gerekmiştir.” (Y2HD, 15.03.2016, E. 2015/13099, K. 2016/4956)

Pek kötü davranış sebebiyle açılan davada evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma kararı verilemez.

Davacı-davalı kadının boşanma davası Türk Medeni Kanununun 162. ve 163. maddelerine dayalı olarak açıldığı halde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmaya hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus taraflarca temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir. (Y2HD, 04.04.2011, E. 2010/5178, K. 2011/5973.)

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Boşanma Avukatı

Son düzenleme tarihi 18 Temmuz 2020 19:17

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.