PASAPORT İPTALİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ

Yürütmenin Durdurulması Taleplidir

Duruşma İstemlidir

 

T.C.

ADANA İDARE MAHKEMESİ’NE,

                                        

 

DAVACI                : ….

 

VEKİLİ                   : Av. Saim İNCEKAŞ ( İNCEKAŞ HUKUK )

 

DAVALI                : T.C. ….. VALİLİĞİ

                              

 

DAVANIN KONUSU         : Pasaporta El Koyulma Yönündeki İdari İşlemin İptali Talepli Davamızdır.

 

İPTALİ İSTENİLEN İDARİ İŞLEM: T.C. Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün … Tarih ve …. Sayılı İşlemi

 

TEBLİĞ TARİHİ 

 

 

AÇIKLAMALAR

 

Sayın Mahkemenizde açmış olduğumuz yukarıda belirtilen esas sayılı dosyada verilen dilekçe ret kararı ile tarafımızca hangi idari işlemin iptalinin istendiğine açıklık getirilmesi yönünde karar verilmiş olup dilekçemiz aşağıdaki gibi düzeltilerek Sayın Mahkemenizin takdirlerine sunulmaktadır.

Müvekkil …, Atatürk Havalimanı’ndan yurt dışına çıkış yapmak istediğinde Emniyet Müdürlüğü tarafından pasaportuna el konulmuş, nedeni söylenmemekle birlikte açıklayıcı herhangi bir bilgi de verilmemiştir.

Müvekkilin T.C. … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’ne … tarih ve … sayılı dilekçe ile yaptığı yazılı başvuruda özetle durum izah edilmeye çalışılarak pasaportunun iadesi talep edilmiştir. Talebe gelen ekte sunulu … tarih ve … sayılı cevabi yazıda (EK-1) “müvekkilin eşi … hakkında OHAL kapsamında işlem yapıldığı, bu bahisle müvekkile bilgi verilemeyeceği” belirtilmiştir. Müvekkilin pasaportuna el koyulmasına yol açan idari işlem tarafımızca öğrenilememiş, tespit edilememiş olup ekte sunulu Yazılı Başvurularımız ile T.C. …. Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nden gelen Cevabi Yazılar uyarınca Sayın Mahkemenizden davamıza konu ettiğimiz ancak henüz tespitini yapamadığımız ilgili idari işlemin öncelikle tespiti ile bu idari işlemin iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur. Aşağıda pasaporta el koyulması hakkındaki idari işlemin iptaline dayanak gerekçelerimiz izah edilmektedir;

Türk Vatandaşlarının yurt dışına çıkma özgürlüğü, ancak hakim kararı ile ve haklarında bir suçtan dolayı soruşturma yahut kovuşturma bulunması halinde sınırlandırılabilir. Seyahat hürriyetinin sınırlandırılmasında “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasamız madde 13 ile Anayasamız madde 15’teki olağanüstü haldeki sınırlama ile ilgili hükümlere değinmek gerekir. “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı Anayasa madde 15’e göre olağanüstü hal süresince seyahat hürriyetinin kısmen veya tamamen durdurulması mümkündür. Ancak bu sınırlama için muhakkak yasal temele ihtiyaç vardır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

Yerleşme ve seyahat hürriyeti

Madde 23- (1) Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

(2) Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek, kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti ise suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle, genel sağlığı korumak yahut suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla sınırlanabilir.

(3) Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından mahrum bırakılamaz.

(4) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da suç soruşturması veya kovuşturması sebepleriyle sınırlanabilir.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması

MADDE 15. – Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

(Değişik: 7.5.2004-5170/2 md.)Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Yerleşme ve seyahat özgürlüğü, Anayasamızın 23. maddesi uyarınca anayasal bir hak olup anayasal hakların sınırlanmasında belli kriterler mevcuttur. Bu hakkın sınırlanabilmesi ancak T.C. Anayasası madde 23/2, 13 ve 15 uyarınca mümkündür. Müvekkilin suç işleyeceğine dair soyut ya da somut herhangi bir emare bulunmamaktadır. Müvekkilin sicili temiz olup böyle bir kanıya varılmasını gerektirecek hiçbir neden ortada mevcut değildir. Hakkında bir suç soruşturma ya da kovuşturması bulunmamaktadır. Yine genel sağlık bahsiyle de böyle bir idari işlemin tesisi mümkün değildir.

               

Her ne kadar OHAL döneminde olunsa dahi anayasal hakların kamu yararı ile dahi olsa asla sınırlandırılamayacak öz, çekirdek alanları vardır.  Müvekkilin seyahat özgürlüğünün sınırlanması karşısında hiçbir kamu yararı yahut başkaca bir gerekçe mevcut olmayıp iki yararı birbirine kıyasladığımızda müvekkilin yurt dışına çıkış yapıp geri gelmesinin kamu yararını yahut henüz bilemediğimiz başkaca bir yararı zedeleyeceği yönünde hiçbir somut yahut soyut olgu, hiçbir makul şüphe dahi bulunmamaktadır.

               

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Olağanüstü hallerde yükümlülükleri askıya alma” başlıklı 15. maddesine göre;

“1. Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.

  1. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
  2. Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir”.

               

Temel insan hak ve özgürlüklerine dair belgelerde; seyahat özgürlüğü, üst seviye güvenceye alınmış bir hak olarak tanımlanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Numaralı Ek Protokolü

Serbest Dolaşım Özgürlüğü

Madde 2

  1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun olarak bulunan herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahını seçebilme hakkına sahiptir.
  2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeyi terk etmekte serbesttir.
  3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabi tutulabilir.
  4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar, belli yerlerde, yasayla konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararının gerektirdiği sınırlamalara tabi tutulabilir.

AİHS 4. Protokolü madde 2, Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanmış olup aynı zamanda AİHS kapsamında seyahat özgürlüğü, özel hayatın ve aile hayatının gizliliği ve korunması hakkı kapsamında yer almakta olup uzun süreli seyahat özgürlüğü kısıtlamalarından dolayı hak ihlali kararları verilmiştir. Ekte sunulu 06.12.2005 Tarihli ve 29871/96 Sayılı İletmiş – Türkiye Kararı (EK-2) ile 08.07.2008 Tarihli ve 8932/03 Sayılı Paşaoğlu – Türkiye Kararlarında (EK-3) İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi; yargı kararı olmaksızın yurtdışına çıkış yasağı koyulmasını çok uzun süreli ve keyfi olması sebebiyle başvurucunun özel ve aile yaşamına müdahale olarak görüp, ihlal kararı vermiştir.

Seyahat özgürlüğünün olağanüstü hallerde kısmen veya tamamen durdurulabileceği ve Anayasamızda öngörülen güvencelere aykırı tedbirlere konu edilebileceği dikkate alındığında, seyahat özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar hakkında 5682 sayılı Pasaport Kanunu madde 22 ile 23 dışında da, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu ve olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile seyahat özgürlüğüne özel kısıtlamalar getirilebilir. Ancak bunlar keyfi olamaz; seyahat özgürlüğüne getirilecek kısıtlamaların yasal dayanağı olmalı, kısıtlamanın tatbiki hukuk kuralına uygun yapılmalı, kısıtlama kararının gerekçesi somutlaştırılmalı ve karara karşı yargı denetimi açık olmalıdır.

Her ne kadar pasaportun iptaline dair hükümler KHK’larda yer almakta ise de, pasaportun iptali için ilgili idarece fiili bir işlem tesisi zorunlu olduğundan, bu işleme karşı idari dava yolu açıktır. İlgili idarelere yöneltilen pasaportun iadesi talepleri üzerine verilen kararlar “idari işlem” niteliği taşıdığından, bu işlemlere karşı idari yargıya başvurulabilinecektir. Pasaportların iptal edilmesi KHK’larda yer alan düzenlemelerle otomatik olarak gerçekleşmediğinden ve ilgili idarece örneğin kayıtlara şerh düşülmesi gibi fiilen bir işlem tesisi zorunlu olduğundan, bu işlem idari davaya konu edilebilecektir. Hem pasaportun iptaline dair işlemlere ve hem de pasaportun iadesi taleplerinin ilgili idarece reddi kararlarına karşı da yargı yolu açıktır. Bu işlemlerin, meslekten çıkarma/ihraç kararları gibi değerlendirilmesi KHK’ların lafzı itibariyle mümkün değildir. Çünkü KHK’larda; genel olarak meslekten çıkarma/ihraç hükümleri ayrıca işlem tesisine gerek kalmaksızın, kesin ve sonuç doğurucu şekilde düzenlemiş olmakla birlikte (667 sayılı KHK hariç), pasaportlar konusunda “pasaportlar iptal edilmiştir” yerine “pasaportlar iptal edilir” ibarelerine yer verilerek, bu hususta ilgili idareler tarafından tesis edilecek işlemlerle pasaportların iptal edileceği açıkça belirtilmiştir.

Hakkında adli veya idari hiçbir soruşturma yapılmayan ve/veya terör örgütleri ile irtibatı, iltisakı veya terör örgütlerine mensubiyeti ile ilgili tespit bulunmayan kişilerin pasaportlarının iptaline ilişkin olarak KHK’larda hiçbir hüküm yer almamasına rağmen, birçok kişinin pasaportuna önce “zayi” kaydı koyulduğu, daha sonra pasaportlarının iptal edildiği ve yeniden pasaport alma veya iade taleplerinin reddedildiği görülmektedir. Hukuki dayanak sorunun yanında ayrıca, bu durumda olan kişilerin bilgi edinme taleplerinin de 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu m.16, 19 ve 20 gerekçe gösterilerek reddedildiği görülmektedir.

Kanunun 16. maddesinde bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulan “açıklanması halinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler” ile bir kişinin kendisine ait pasaportunun hangi sebeple iptal edildiğini öğrenmek istemesi arasında bağlantı bulunmadığı nettir. Kişi burada, özetle “Devlet sırrı” niteliği taşıyan bir bilgiyi değil, kendisini mağdur eden bir tasarrufun sebebini öğrenmek istemektedir.

               

Kamu görevlisi olmayan bir kişi hakkında idari soruşturma yapılamayacağı ve bu kişi hakkında adli bir soruşturma veya kovuşturma da bulunmadığı durumda, özellikle BİMER ve CİMER üzerinden yapılan başvurulara verilen cevaplarda Bilgi Edinme Kanunu m.19 ve 20’nin gerekçe gösterilmesinin de isabetli olmadığı, tüm bu hususların bilgi edinme ve hak arama hürriyetlerinin özünü zedelediği ve seyahat özgürlüğünü kısıtladığı söylenebilir.

T.C. Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’ne … tarih ve … sayılı dilekçemiz ile yaptığımız ve ekte sunulu (EK-4) yazılı başvurumuzda özetle durum izah edilmeye çalışılarak, pasaportuna el koyulmasına dayanak işlemin iptali ile pasaportun iadesini talep etmiş bulunmaktayız. Talebimize gelen cevabi yazıda (EK-5) özetle; “OHAL kapsamında işlem tespit edildiğinden müvekkil hakkındaki kararın kaldırılamayacağı ve müvekkilin yurt dışına çıkış yapamayacağı, iptal sebebi hakkında 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu md. 16,19 ve 20’ye istinaden bilgi verilemeyeceği” hususuna değinilmiştir.

4982 SAYILI BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU

Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler

MADDE 16.- Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.

İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler

MADDE 19.- Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;

  1. a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
  2. b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,
  3. c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,
  4. d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,

Bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır. 

Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler

MADDE 20.- Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;

  1. a) Suç işlenmesine yol açacak,
  2. b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,
  3. c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,
  4. d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,

Nitelikteki bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır.

4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.

İlgili kanunun ilgili maddelerine dayandırılacak hiçbir husus bulunmamaktadır çünkü müvekkil hakkında bugüne kadar açılmış herhangi bir dava, hakkında yapılmış herhangi bir adli ya da idari soruşturma yahut kovuşturma bulunmamaktadır.

Yapılan uygulamanın bir idari işlem olmasından bahisle idari işlemin beş ana unsuru bakımından konuyu ele almak gerekecektir. Yetki, şekil, sebep, konu ve amaç bakımından ilgili idari işlemi ele alacak olursak;

Pasaport hakkında yapılan işlemin sebebi, idareyi o işlemi yapmaya zorlayan husus tarafımızca bilinmemektedir, talebimiz üzere de açıklanmamıştır. Konu bakımından ise söz konusu idari işlemin doğurduğu sonuç müvekkilin anayasal hakkını hiçbir somut ve makul gerekçe olmaksızın sınırlamaktadır. İşlemin amacı bakımından ise yine tarafımıza hiçbir açıklayıcı bilgi verilmeden işlemin yapılması bakımından ortada var ise somut ya da soyut nedenin ne olduğu açıklanmamaktadır.

Söz konusu idari işlem müvekkilin anayasal hakkı olan seyahat özgürlüğünü kısıtlamakta olup bir tedbir olmaktan öte bir cezai müeyyideye dönüşmüştür. Cezaya dönüşen bu uygulama bakımından ise cezaların şahsiliği prensibine değinmek ve konuyu bu açıdan ele almak gerekmektedir. Yinelemek isteriz ki müvekkilin yurt dışı çıkış yasağı ile ilgili somut hiçbir neden ortada mevcut değildir. Şahsına yönelik hiçbir adli, idari işlem mevcut olmayıp yine de tarafımızca yapılan işlemin sebebi ile bu sebebinin açıklanmamasının gerekçesi birbiri ile çelişen hususlar barındırmaktadır.

HUKUKİ NEDENLER         : T.C. Anayasası, İYUK ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER             : Her türlü hukuki delil, Yargı Kararları, Başvuru ve Cevapları.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda izah etmeye çalıştığımız nedenler ve re’sen Mahkemece tespit edilecek sair iptal nedenleri ile dava süresince YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA ve dava sonunda müvekkilin pasaportuna el koyulmasına dayanak T.C. Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün … Tarih ve … Sayılı İşleminin İPTALİNE ve pasaportun müvekkile iadesine karar verilmesini saygılarımızla ve vekaleten talep ederiz.              

 

                                                                                                                                                              Davacı … Vekili

Av. 

EKLER:

EK-1:

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
TürkçeEnglishFrançaisItalianoPolski