Ortaklığın Giderilmesi Davasında Yargılamanın İadesi Usulü

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Yargılamanın İadesi Usulü – Yargıtay Kararı

İlgili yargıtay kararı şu şekildedir:

ÖZET . Davacının, bir ya da birkaç paydaşı davalı olarak göstermemesi nedeniyle, tarafı olmadıkları ortaklığın giderilmesi davasında verilen hüküm ile hakkı ihlal olunan bir yada birkaç paydaşın, o hükmü temyiz hakkı bulunduğu gibi; aynı şekilde, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda haklarını haleldar eden hükmün yargılamanın iadesi yolu ile ortadan kaldırılmasını isteyebileceği, eş söyleyişle yargılamanın iadesi yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir.
Taraflar arasındaki “yargılamanın yenilenmesi ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.1.2004 gün ve 2003/545 E. 2004/79 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 26.4.2004 gün ve 2004/2978-3109 sayılı ilamı ile;
(…Dava, yargılamanın iadesine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı daha önce davaya konu edilen ve satış suretiyle paydaşlığının giderilmesine karar verilen 625, 626, 628, 629 ve 638 parsel sayılı taşınmazların miras bırakanı M. H..’dan alınan 29.8.2000 tarih ve 2000/938-937 sayılı mirasçılık belgesi esas alınarak taraf teşkili yapılıp hüküm kurulduğunu oysa bu kimselerin dışında kendisi ile birlikte kardeşleri K.. ve H..’nin de mirasçı olduklarını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini istemiştir. Mahkeme, yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı kesinleşen kararın taraflarına veya haleflerine aittir, davacı da taraf değildir, bu sebeple yargılamanın iadesini isteme hakkı yoktur gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Paydaşlığın giderilmesi davaları niteliği itibariyle tüm paydaşların davaya dahil edilerek görülmesi gerekli davalardan olduğu cihetle davacı tarafın isteminin bu doğrultuda değerlendirilerek, ibraz olunan mirasçılık belgesinin de hasımsız olması dikkate alınarak sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır….)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, daha önce hükme bağlanan ortaklığın giderilmesi davasında ketmiverese iddiasına dayalı yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
A-DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili; önceden görülüp kesinleşen ortaklığın giderilmesi davasında, davacının miras bırakanı M. H.. adına kayıtlı beş adet taşınmazın, o davanın davacıları tarafından alınan ve gerçeği yansıtmayan 29.8.2000 gün, 2000/938 Esas, 937 Karar sayılı veraset ilamına dayanılarak taraf teşkili yapılıp, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiğini; bu kimselerin dışında davacı ile kardeşleri K.. ve H..’nin de mirasta gerçek hak sahibi olmalarına karşın, ortaklığın giderilmesi davasında davalılarca gizlenerek, taraf teşkili yapılıp hüküm oluşturulduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesine, gerçek hak sahiplerinin tespiti ile paylaştırmanın buna göre yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
B-DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen, duruşmaya katılmamışlardır.
C-YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:
Yerel Mahkeme; “yargılamanın iadesini isteme hakkının, kesinleşen kararın taraflarına ve onların haleflerine ait olduğu, davacının daha önce hükme bağlanıp kesinleşen ortaklığın giderilmesi davasında taraf olmadığından yargılamanın iadesini isteme hakkı bulunmadığı” gerekçesiyle “davanın reddine” karar vermiştir.
D-TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME:
Davacı vekilince temyiz edilen karar, Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme, “davacının, yargılamanın iadesini isteme hakkı bulunmadığından, davanın mesmu olmadığı; ayrıca dava tarihi itibarıyla, davacının iddiasına dayanak mirasçılık belgesinin ibraz edilmediği” gerekçesiyle önceki kararında direnmiş, direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.
E-MADDİ OLAY:
Davalılar tarafından daha önce açılıp kesinleşen ortaklığın giderilmesi davasında, dava konusu 625, 626, 628, 629 ve 638 parsel sayılı taşınmazların, tarafların ortak miras bırakanı M. H..’dan alınan ve görülmekte olan davanın davacısı F. B..’ın mirasçı olarak yer almadığı 29.8.2000 gün ve 2000/938 Esas, 2000/937 Karar sayılı veraset ilamına dayanılarak taraf teşkili yapılıp, satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Davacı, o davada esas alınan veraset ilamında kendisinin ketmedildiğini ileri sürerek yargılamanın iadesini istemiş, yargılama sırasında önceki mirasçılık belgesinin iptaline dair ilamı ibraz etmiştir.
F-GEREKÇE:
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; Önceden görülüp kesinleşen ortaklığın giderilmesi davasında taraf olmayan davacının, o davada esas alınan veraset ilamında kendisinin ketmedildiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini isteyip istemeyeceği noktasındadır.
İlke olarak, kesin hükme bağlanmış bir davaya yeniden bakılamaz. Bunun en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarında ve yanlışlıklarından dolayı, maddi anlamda kesinleşen hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi, sadece kesinleşmiş olan esasa ilişkin son kararlara karşı başvurulabilecek bir kanun yoludur. Maddi anlamda kesin hüküm gücü bulunmayan kararlara karşı (örneğin çekişmesiz yargıda verilen son kararlar) yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamaz.
Yine, yargılamanın yenilenmesi yoluna, ancak kesin hükmün tarafları veya tarafın halefleri yada alacaklıları başvurabilir. Taraflar dışındaki kişiler, ilke olarak kesin hükme karşı yargılamanın iadesi yoluna başvuramaz.
Ne var ki bu ilkenin, ortaklığın giderilmesi davalarında uygulanamayacağı açıktır.
Bilindiği üzere ortaklığın giderilmesi davaları, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallar ile haklarda, paydaş ya da ortaklar arasında yürürlükte olan hukuki ilişkiyi sona erdirip, bireysel mülkiyete geçişi sağlayan, iki taraflı (axio dubless), yanlar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Davalı taraf davacı ile aynı haklara sahiptir. Diğer davalarda olduğu gibi, davayı kaybetme veya kazanma ve davadan feragat söz konusu değildir.
Bu tür davalarda, davayı ortak ya da paydaşlardan biri veya bir kaçı, diğer ortak ya da paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaş veya ortakların yer alması zorunludur.
Kısaca, ortaklığın giderilmesi davasında, davacı paydaş veya ortak, diğer paydaş ya da ortakların hepsini, eksiksiz olarak dava etmek zorunda olup, davacıyı aynı zamanda davalı, davalıyı da aynı zamanda davacı haline getiren bir özellik bulunduğundan,genel usul hükümlerinin uygulanması bakımından bu davalar ayrıcalık taşır.
O halde, bir usul kuralı uygulanırken, davanın özelliğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
Davacının, bir ya da birkaç paydaşı davalı olarak göstermemesi nedeniyle, tarafı olmadıkları ortaklığın giderilmesi davasında verilen hüküm ile hakkı ihlal olunan bir yada birkaç paydaşın, o hükmü temyiz hakkı bulunduğu gibi; aynı şekilde, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda haklarını haleldar eden hükmün yargılamanın iadesi yolu ile ortadan kaldırılmasını isteyebileceği, eş söyleyişle yargılamanın iadesi yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda davacı, ortaklığın giderilmesine ilişkin Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2000/1067 Esas, 2002/497 Karar sayılı ilamının kesinleştiğini, o davada esas alınan veraset ilamında kendisinin ketmedildiğini ileri sürerek yargılamanın iadesini istemiştir.
Yargılamanın iadesini isteyen davacı, o davanın tarafı değil ise de, tarafı olmadığı bir ortaklığın giderilmesi davası sonucunda, gerçek hak sahibi olduğu elbirliği mülkiyetine konu taşınmaz malların satışına karar verildiği cihetle, hakkını haleldar eden bu hükme karşı yargılamanın iadesi yoluna başvurabileceği açıktır.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerle HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.4.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi. ( Hukuk Genel Kurulu 2005/6-229 E. , 2005/259 K. “İçtihat Metni” Mahkemesi : Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesi Günü : 27.10.2004 Sayısı : 689-1268)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 20 Haziran 2020 18:44

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43