Ölen Eşin Hesabından Kardeşin Para Çekmesi

Ara 2, 2020 | Boşanmada Mal Paylaşımı, Miras Hukuku Avukatlığı

Müşterek hesap açılırken bankaya aksine bir anlaşma sunulmamışsa, bankadaki müşterek hesabın, aktif teselsüllü müşterek hesap olduğu kabul edilmektedir.

Davacı İddiası ve Talebi

Davacı vekili, ortak miras bırakan Mehmet Süreyya’nın 2010 yılında öldüğünü, tarafların 1978 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen mal varlığının müteveffaya ait banka hesabında tutulduğunu, müşterek çocukları olmaması nedeniyle müteveffanın, eşinden mal kaçırmak maksadıyla bireysel hesabını kız kardeşi Hayriye Ege ile müşterek hale çevirdiğini, gerçekte davalı Hayriye’nin hesaptaki parayla ilgisi bulunmadığını, tereke tespit dosyasında 2010 ve 2011 yılı itibarı ile 383729-24 nolu hesapta 10.898 TL, 25 nolu hesapta 27.939 TL ve 26 nolu hesapta 195.540 TL bulunduğunu, söz konusu hesaplarda bulunan paraların edinilmiş mal olduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50.000 TL katılma alacağının yasal faiziyle birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı Hayriye Ege vekili, davanın yersiz açıldığını, bahse konu hesapların müşterek hesap olup, 1/2 payının müvekkiline ait olduğunu, müşterek taşınmazın satılması nedeniyle satış bedelinin banka hesabına yatırıldığını, müvekkilinin düzenli geliri bulunan bir kişi olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Davalı Fehmi Ümit vekili, davacının gelir getiren bir işi olmadığını ve banka hesabındaki paraya katkısı bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.

Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar, 02.08.1978 tarihinde evlenmişler eşlerden Mehmet Süreyya 13.09.2010 tarihinde vefat etmiştir. Sözleşmeyle başka rejim seçilmediğinden eşler arasında tarihine kadar 743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 13.09.2010 ölüm tarihine kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK. m. 202). Söz konusu mal rejimi müteveffanın ölüm tarihinde sona ermiştir (TMK.nun 225/son). TMK’nun 235/1. maddesi hükmüne göre; mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır.

Dava; ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de karar vermeye yeterli değildir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden banka hesabının ilk olarak 01.01.2002 tarihinde açıldığı, sonraki dönemlerde alt hesaplar açıldığı, hesap bakiyelerinin yeni açılan farklı ve ortak hesaplara aktarıldığı anlaşılmaktadır. Gerek tereke dosyasındaki tespitler, gerekse eldeki dosyada, mal rejiminin sona erdiği tarih ve daha öncesinde, dava dilekçesinde yazılı miktarlarda hesap bakiyesinin mevcut olduğu ancak sonrasında hesaplardaki paraların çekildiği ya da transfer edildiği görülmektedir.

Davalı tarafça banka hesaplarındaki paraların müteveffanın kişisel malı niteliğindeki taşınmazın satılmasından elde edilen paralar olduğunu ileri sürmüşler ise de buna ilişkin belge ve kayıt bulunmamaktadır. Kural olarak, hesabın açıldığı tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar hesaplarda bulunan paralar TMK’nun 222/son maddesi uyarınca aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilmesi gerekmektedir. O halde; banka hesaplarındaki paraların edinilmiş mal niteliğinde olduğu konusunda duraksamamak gerekir.

Bankacılıkta, birden çok kişinin birlikte açtırdığı ve anlaşmaya göre her birinin veya birlikte para çekme yetkisinin bulunduğu hesaplar müşterek hesaplardır. Hesap sahiplerinden her birinin tek başına dilediği miktarda para çekme yetkisi tanınmış ve bankanın bu yüzden sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmiş ise, ortada teselsüllü
müşterek hesap var demektir. Uygulamada hesap cüzdanına ve hesap kartonuna hesabın teselsüllü olduğu yolunda kayıt yazılması yeterli görülmektedir. BK’nun md. 148 (6098 s.TBK.m.169) gereğince hesap sahipleri bankaya karşı müteselsil alacaklı durumundadır. Müşterek hesapların diğer bir türü de, hesap sahiplerinin müşterek imza ile para çekmeye yetkili oldukları hesaplardır. Böyle bir hesap tarzında alacaklılar tasarruf yetkilerini sınırlamış olurlar. Müşterek hesap bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar, hesaptaki parada tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise, bu durumda bölünebilir hesaptan söz edilir ve somut olayın özelliklerine göre hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir (Prof. Dr. Haluk Tandoğan, Müşterek Hesaplar- Ankara 1959, sh 6-7 ve Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Banka Hukuku’nun Esasları, İstanbul 1988 Sh. 330-331 ).

Birden fazla kimsenin bankada açtırdıkları ortak hesap, sözleşmeye dayanan müteselsil alacaklılık tipini oluşturur. Ortak hesaptaki hesap üzerinde hak sahibi birden fazla kimse gözükür. Bu durumda banka tıpkı bireysel hesapta olduğu gibi aynı edimi hesap alacaklılarına karşı borçlanır. Hesap türünün belirlenmesinde temel ölçüt, bankaya ödeme yapan kişinin iradesidir. Müşterek hesabı açan ve müşterek mevduatın konusu olan parayı yatıran hesap sahibinin sözleşmeyi imzalaması ile sözleşmenin banka ile diğer hesap sahipleri arasında kurulmuş olduğunun kabulü gerekir. Diğer müşterek hesap sahiplerinin imzalarının sözleşmede bulunmaması sonucu etkilemez.

Müşterek hesap açılırken bankaya aksine bir anlaşma sunulmamışsa, bankadaki müşterek hesabın, aktif teselsüllü müşterek hesap olduğu kabul edilmektedir. Müşterek hesaptaki paylar, aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşittir. Mevduat hesabı birden fazla kişiye ait ise, mudilerden birinin ölümü halinde, aksine sözleşme yoksa hesaptaki paralar eşit paylara bölünecek ve hayatta kalan mudiye kendi payı ödenebilecektir. (HGK, 12.07.2006 tarih 2006/3-517/525E.-K.)

Mahkemece, müteveffaya ait hesaplara ve alt hesaplara ilişkin hesap açma sözleşmeleri, ilgili kayıt ve belgelerin bankasından istenilerek söz konusu hesapların müşterek ve müteselsil hesap niteliğinde olup olmadığı, ya da hesabın müşterek olmayıp sadece para çekme yetkisi veren bir hesap niteliğinde olup olmadığının yukarıda yazılı ilke ve esaslar çerçevesinde belirlenmesi, müteveffanın bireysel ve ortak hesabına ait hareketler izlenmek suretiyle, tasfiye tarihi itibarı ile mevcut bakiye olup olmadığı üzerinde durulması, eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra, bankacılık konusunda uzman bilirkişiden taraflar ve Yargıtay denetimine açık rapor alınması, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Y8HD, 24.03.2015, E. 2014/19327, K. 2015/6718)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.