Ödeme Gücü Olmadığı Halde Aldatıcı Davranışlarla Dolandırıcılık Suçu Şikayet Dilekçesi

Ödeme Gücü Olmadığı Halde Aldatıcı Davranışlarla Dolandırıcılık Suçu Şikayet Dilekçesi

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

YAKINAN                           :

VEKİLİ                                 :

ŞÜPHELİ                              :

SUÇ                                       :

SUÇ TARİHİ                        :

AÇIKLAMALAR                :

1-Müvekkil, den hizmet akdi nedeniyle alacaklı olup, alacaklarının karşılığı olarak şüpheli şirket yetkilisi tarafından şirket adına müvekkile tanzim, vade tarihli ve bedelli bonoyu şirketin yukarıda belirtilen adresinde diğer şüpheli şirket yetkilisince imzalanarak, düzenlenip verilmiştir.(Ek-1) Ancak senedin vadesi geldiği halde müvekkile ilgili şirketçe herhangi bir ödeme yapılmamış ve borçlu şüpheli şirkete Türkiye Halk Bankası A.Ş. X Şubesi tarafından X Noterliği’nce tarihinde  yevmiye numaralı ödememe protestosu çekilmiştir(Ek-2).

2- Müvekkil tarafından, borçlu şirketçe ödenmeyen alacağının tahsili amacıyla X İcra Müdürlüğü’nde sayılı takip dosyasıyla, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmış ve işbu takip kesinleşmiştir. Müvekkil tarafından borçlu şirket adına yapılan takip sırasında, borçlu şirket hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğu,  borçlu şirketin malvarlığı üzerinde çok sayıda haciz bulunduğu ve şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaz durumda olduğu, kısacası şirketin uzunca bir süredir borçlarını ödemediği, müvekkile alacaklarının karşılığı olarak senet düzenlediği sırada da ödeme gücünün bulunmadığı ve müvekkil gibi daha birçok kişiye de ödeme gücü olmamasına rağmen bu şekilde senet tanzim ettiği anlaşılmıştır.

3- Müvekkilin borçlu şirketten olan alacağı hizmet ilişkisine dayanmakta olup, işten çıkarılması nedeniyle şirkette kalan alacakları bakımından şüpheli şirket yetkilisi tarafından ödeme yapılması gereken zamanda şirketin ödemelerinin bulunduğu, şirketin durumunun biraz sıkışık olduğu bu nedenle de alacakları için senet düzenlediklerini, ancak bu durumun geçici olup, ilgili şirketin X firmasına iş yaptığı ve yaptıkları işin karşılığının ödenmesini beklediklerini, senetlerinin kesinlikle karşılıksız kalmayacağını, vadesinde ödeme yapılacağını söyleyerek senet tanzim edilmiştir. Şüpheli şirket yetkilisi şirketin durumunun iyi olduğunu söylemekle de kalmayıp bu sözlerini doğrulayacak şekilde davranarak lüks arabalara binmiş, müvekkile ve diğer çalışanlara şirketin ödeme gücünün bulunmadığını kesinlikle göstermemiştir.

4– Şüphelinin X firmasıyla iş yaptıklarını, kendilerinden ödeme yapılmasını beklediklerini, senetlerinin bu nedenle de kesinlikle ödeneceğini beyan etmesi karşısında ‘ye tarafımızca haciz ihbarnamesi gönderilmiş olup, ilgili firmalarca haciz ihbarnamelerine itiraz edilerek, borçlu şirketle ilgilerinin olmadığı beyan edilmiştir.

5- Yukarıda açıklananlar nedeniyle şüphelinin eylemlerinin TCK m.157’de düzenleme bulan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu görülmektedir. İlgili maddede suç, “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişi” şeklinde tanımlanmıştır. Şüpheli şirket yetkilisi tarafından şirketin ödeme gücü bulunmadığı halde müvekkil ve başka birçok kişiye alacakları karşılığında senet düzenlenmiş ve senetlerinin ödeneceğine inandırmak için aldatıcı söz ve davranışlarda bulunulmuştur.

Suçun maddi unsuru failin hileli davranışlarda bulunması, bunun sonucunda mağdurun aldatılmış olması ve mağdurun veya üçüncü bir kişinin zararına olarak failin kendisine veya üçüncü bir kişiye yarar sağlamasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.11.2003 tarihli, 2003/6-235 E. ve 2003/263 K. sayılı ilamında da “…dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın mağduru kandıracak nitelikteki söz ve davranışlarla, mağduru yanıltarak, onu kendi malvarlığı aleyhinde bir işlemde bulunmaya yöneltmesi, sanığın ise kandırıcı nitelikteki fiiller sonucu kendisi veya başkası lehine çıkar sağlaması, elde edilen çıkar ile, kullanılan hile ve desiseler arasında nedensellik bağının bulunması, mağdurun menfaat sağlamadan yanıltılması gerekmektedir.” Hükmü tesis edilmiştir.(Ek-3)

Yine suçun oluşabilmesi için hilenin aldatıcı nitelikte olması ve mağdurun bu davranışlara aldanmış olması gerektiğiyle ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.04.2004 tarihli, 2004/6-85 E. ve 2004/104 K. sayılı ilamında “Olaylara ilişkin yalan açıklamaların ve sarf edilen sözlerin doğruluğunu kuvvetlendirecek ve böylece muhatabın inceleme eğilimini etkileyebilecek yoğunluk ve güçte olması ve bu bakımdan gerektiğinde bir takım dış hareketler ekleyerek veya böylece var olan halden ve koşullardan yararlanarak, almayacağı bir kararı kimseye verdirtmek suretiyle onu aldatması, bu suretle başkasının zihin, fikir ve eylemlerinde bir hata meydana getirmesidir.” Denilmiş(Ek-4) ve Yargıtay 11. C.D.’nin 03.12.2002 tarihli, 2002/7140 E. ve 2002/9663 K. sayılı ilamında “Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu kandırıcı davranışlara ve yalanlara inanan mağdur tarafından sanığa veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.” Hükmü(Ek-5) ve Yargıtay 11. C.D.’nin 05.06.2006 tarihli, 2005/144 E. ve 2006/5115 K. sayılı ilamında “Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. O halde hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez. Olaysal olarak değerlendirme, hileli hareketin ne olduğu, mağdur üzerindeki etkisi, kandırabilecek bir hareket olup olmadığı, mağdurun iyi niyeti ve güven duygularının suistimal edilip edilmediği araştırılmalıdır.” hükmü kurulmuştur.(Ek-6)

Şüphelinin eylemleri Yargıtay kararları da dikkate alınarak değerlendirildiğinde; lüks arabalara binerek ve bu şekilde gösterişli davranışlarda bulunarak, geçici bir durum nedeniyle alacaklarının ödenemediğini ve senet düzenlediklerini, borçlu şirketin Vestel firmasıyla iş yaptığını ve senetlerin kesinlikle ödeneceğini beyan ederek hileli söz ve davranışlarda bulunmuş, mağdur müvekkili ve hatta müvekkil gibi başkalarını da alacaklarının ödeneceği konusunda hileli davranışlarıyla aldatmış ve alacaklarını ödememiştir. Şüphelinin bu davranışları nedeniyle müvekkilin malvarlığında zarar meydana gelmiş ve müvekkilin şüphelinin yetkilisi olduğu şirketten alacağı ödenmediği için müvekkilin zararına olarak borçlu şirkete yarar sağlanmıştır. Şüphelinin söz ve davranışları aldatıcı niteliktedir. Müvekkilin malvarlığı üzerinde yapmış olduğu işlem şüphelinin hileli davranışlarına aldanmasından ileri gelmektedir.

6- Borçlu şirket tarihinde X Ticaret Sicili’ne tescil edilerek kurulmuş olup, şirket yetkilisi X yıl süreyle şüpheli X olarak belirlenmiş ve borçlu şirketin tarihli toplantısında şirket merkezi X’den taşınarak, X olarak değiştirilmiş olup, X Noterliği’nce tasdik edilen tarihli, yevmiye numaralı imza sirkülerinde de yer aldığı üzere şirket yetkilisi 10 yıl süreyle şüpheli X’tir.(Ek-7)

Şüphelinin borçlu X TİC.LTD. ŞTİ.’ nin yetkilisi olması nedeniyle suç tanımına uyan eylemleri dolandırıcılık suçunun nitelikli halini oluşturmaktadır. TCK m.158/1-h bendinde suçun “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında” işlenmesi halinde nitelikli halinin oluşacağı ve cezanın artırılacağı hükme bağlanmıştır. Şüpheli, borçlu şirketin yetkilisi olarak ve şirket adına ticari faaliyet sırasında müvekkil lehine senet düzenlemiş olup, hileli davranışlarıyla şirketin senede bağlanan borcu vadesinde ödeyeceğine yönelik aldatıcı beyanlarda bulunmuş ve müvekkilde bu yönde kanaat oluşturmuştur. Bu bakımdan şüphelinin eylemleri TCK m. 158’de düzenleme bulan nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında olup, bu şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

7- Şüphelinin hileli davranışları nedeniyle mağdur müvekkilin alacağının senede bağlanmasını kabul etmesi ve sonrasında da alacağını borçlu şirketten tahsil edememesi nedeniyle borçlu şirketin malvarlığı lehine yarar sağlanmış olup, bu bakımdan borçlu tüzel kişi şirket adına da TCK md 169 gereğince güvenlik tedbirine hükmolunması gerekmektedir. TCK md 169’da hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarının işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı düzenlenmiş olup, müvekkilin alacaklı olduğu lehine, yetkilisi şüphelinin dolandırıcılık suçuna sebebiyet veren eylemleri sonucu haksız menfaat sağlanmış, müvekkilin alacağı ödenmeyerek şirket malvarlığına yarar sağlanmıştır. Üstelik yukarıda da belirttiğimiz üzere borçlu şirkete yönelik yürüttüğümüz icra takibinde, şirket hakkında çok sayıda icra takibinin yürütüldüğü, şirketin taşınmaz ve araçlarında çok sayıda haciz bulunması nedeniyle müvekkile yönelik aldatıcı hareketlerin başka pek çok kişiye de yapıldığı sonucu çıkarılmaktadır. Bu nedenle borçlu şirket hakkında TCK m.169 uyarınca güvenlik tedbirine hükmolunmalıdır.

8-Açıklanan bu hususlar nedeniyle şüphelinin suç unsurlarını gerçekleştiren eylemleri nedeniyle gerekli soruşturmanın yapılarak hakkında kamu davası açılması ve şüphelinin yetkilisi olduğu yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişi şirket hakkında güvenlik tedbiri uygulanması amacıyla Sayın Makamınıza başvurma zorunluluğumuz doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER       : 5237 S. K.  m. 157, 158,169 ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER          : tanzim, vade tarihli ve-TL bedelli bono, X Noterliği’nin tarih ve  yevmiye numaralı protestosu, Şirket bilançosu ve defterleri, X İcra Müdürlüğü’nün sayılı takip dosyası, borçlu şirket hakkında açılan diğer takipler, şirkete ait vergi dairesi kayıtları, şirketin banka kayıtları ve diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılması istemli ve lehine haksız yarar sağlanan şüphelinin yetkilisi olduğu hakkında güvenlik tedbirine hükmolunması talepli kamu davası açılmasını müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz.

Son düzenleme tarihi 29 Mayıs 2020 11:35

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.