Nafaka Arttırım Davasında Davalının Ekonomik Durumu

Nafaka Arttırım Davasında Davalının Ekonomik Durumu Yeterince Araştırılmalıdır

  • Davacı tanığı; davalının, babasına ait işyerinin 25 yıl muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, babasının hem emekli hem de hasta olduğunu, dolayısıyla şirketi davalı ve abisinin işletip yaklaşık 40 Bin TL gelirlerinin olduğunu beyan etmiş, davalı tanıkları ise ; davalının babasına ait işyerinde işçi olarak çalıştığını beyan etmişlerdir. Bu ifadeler karşısında, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilip somutlaştırılması için, söz konusu şirkette davalının net konumu (işçi,ortak,işleten vb.) belirlenmeli ve üzerine kayıtlı taşınır, taşınmaz bilgileri sorgulanmalı, (tapu dairesi, bankalar vb.diğer ilgili yerlerden sorulup) davalının ekonomik ve sosyal durumu tam ve sağlıklı olarak araştırılıp saptanmalıdır.
  • Nafaka arttırım hukuku konulu Adana Avukat Saim İNCEKAŞ tarafından ele alınan yargıtay kararı aşağıdaki gibidir.

Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili dilekçesinde; tarafların …Aile Mahkemesi’nin kararıyla boşandıklarını, aynı kararda tarafların müşterek çocuğu için bu kararın kesinleşmesinden itibaren 75 TL nafakaya hükmedildiğini; davalının lüks içinde yaşamasına rağmen kendisini babasının işyerinde sigortalı çalışan bir işçi olarak gösterdiğini, müşterek çocuğun geçen zaman diliminde ihtiyaçlarının arttığını ileri sürerek; boşanma davasında hükme bağlanan 75 TL nafakanın 1.000 TL’ye artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde; bugüne kadar nafaka bedellerinin eksiksiz yatırıldığını, davalının babasına ait işyerinde işçi olarak çalıştığını, sözkonusu işyerini babasının yönettiğini, iddia edildiği gibi müvekkilinin lüks içerisinde yaşamadığını; bu nedenle, davacının katkısı da düşünüldüğünde talep edilen nafaka artış miktarının fahiş olduğunu; ancak, 200 TL nafakayı ödemeyi kabul ettiklerini belirterek, nafakanın 200 TL olarak belirlenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; müşterek çocuk … için verilen 75 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 350 TL’ye çıkartılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dava ;iştirak nafakasının artırım talebine ilişkindir.

TMK. nun 327. maddesinin 1. fıkrası; “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” hükmünü, 330. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi; “ Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.” hükmünü,

331. maddesi ise; “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” hükmünü içermektedir.

Yukarıda açıklanan yasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ile ana ve babanın mali durumlarına göre takdir edilir. Buna göre, nafaka takdirinde; çocuğun yaşça büyümesi nedeniyle artan ihtiyaçları ile ana ve babanın mali durumlarındaki değişiklik araştırılıp, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar verilmelidir.

Somut olayda; taraflardan davalı için yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında; davalının babasına ait işyerinde çalıştığı, aylık sabit gelirinin tespit edilmediği belirtilmiş, araç tespitine ilişkin GIB raporu alınması ve SGK kaydı sorgulamasıyla yetinilmiştir.

Davacı tanığı; davalının, babasına ait işyerinin 25 yıl muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, babasının hem emekli hem de hasta olduğunu, dolayısıyla şirketi davalı ve abisinin işletip yaklaşık 40 Bin TL gelirlerinin olduğunu beyan etmiş, davalı tanıkları ise ; davalının babasına ait işyerinde işçi olarak çalıştığını beyan etmişlerdir. Bu ifadeler karşısında, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilip somutlaştırılması için, söz konusu şirkette davalının net konumu (işçi,ortak,işleten vb.) belirlenmeli ve üzerine kayıtlı taşınır, taşınmaz bilgileri sorgulanmalı, (tapu dairesi, bankalar vb.diğer ilgili yerlerden sorulup) davalının ekonomik ve sosyal durumu tam ve sağlıklı olarak araştırılıp saptanmalıdır.

Öyle ise mahkemece; davalının ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin tam ve sağlıklı araştırma yapılıp, hasıl olacak sonuca göre, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alınarak, TMK.4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken; eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (3. Hukuk Dairesi 2016/2809 E. , 2016/6000 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ)

Yine nafaka arttırım davasında davalının ekonomik durumunun yeterince araştırılması gerekliliği noktasında Anayasa Mahkemesi ihlal kararı mevcuttur.

Yeterli Araştırma Yapılmadan Başvurucunun İddia Ettiği Gelirinden Daha Yüksek Miktarda Nafakaya Hükmedilmesi Nedeniyle Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 7/11/2019 tarihinde, İbrahim Acar (B. No: 2016/3140) başvurusunda, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucunun boşandığı eşi tarafından kendisi ve dört çocuğu için ödenen nafaka miktarının artırılması talebiyle Aile Mahkemesinde dava açılmıştır. Davanın kısmen kabulüne karar veren Mahkeme, başvurucunun eski eşi ve dört çocuğu için ödediği nafaka miktarını artırmıştır. Bir hastanede şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını ve maaşından daha yüksek miktarda nafakaya hükmedilmesinin haksız olduğunu belirten başvurucu, temyiz talebinde bulunmuştur. Karar, Yargıtay tarafından onanmıştır.

İddialar

Başvurucu, nafaka artırım davası sonucunda, elde ettiği gelirden daha yüksek miktarda nafaka ödemeye karar verilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa’da güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı devlete pozitif ve negatif ödevler yükler. Söz konusu pozitif yükümlülükler, haklara saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar.

Somut olayda tarafların ekonomik durumlarının araştırılması sırasında sadece kolluk tarafından verilen bilgileri esas alan Mahkeme, başvurucunun boşandığı eşi ve dört çocuğu için 1000 TL nafaka ödemesine karar vermiştir.

Mahkeme başvurucunun memur olarak çalıştığını kabul edip aylık geliri hakkında bilgi sahibi olmadan karar vermiştir. Ancak başvurucu; memur olarak değil şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını, 950 TL aylık aldığını iddia etmiştir.

Başvurucunun bu iddiasının doğru olması durumunda ödeyeceği 1000 TL nafaka miktarı ölçülü değildir. Bu nedenle tarafların ekonomik durumlarının tam olarak ortaya konması, taraflardan biri aleyhine aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenip yüklenmediğinin anlaşılabilmesi için önemlidir.

Başvurucunun geliriyle ilgili iddialarını sunmasına karşın derece mahkemesi başvurucunun çalıştığı kurumla iletişime geçmemiş, aylık gelirini araştırmamış, kararda da bu iddiayla ilgili bir gerekçe ortaya koymamıştır. Derece mahkemelerinin kararları başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe içermemiştir.

Bu sebeple kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının korunmasına yönelik usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler kamu makamlarınca yerine getirilmemiştir.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde koruma altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 28 Haziran 2020 09:48

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.