Muvazaalı İcra Takibinin İptali

Muvazaalı İcra Takibinin İptali

  • DAVA İİK 277 VE DEVAMI MADDELERİ GEREĞİNCE Açılmış TASARRUFUN İPTALİ İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. DAVALILAR ARASINDAKİ DAVA KONUSU ÇEKLER İLE BU ÇEKLERE DAYALI OLARAK YAPILAN İCRA TAKİPLERİNİN İİK 200/ı MADDE GEREĞİNCE İPTALE TABI OLDUĞU ANLAŞILDIĞINDAN DAVACININ TAKİP KONUSU yaptığı ALACAK VE FER’ILERIYLE SINIRLI OLARAK IPTALINE DAYALI 3.KIŞININ DAVA KONUSU ICRA TAKIPLERINDEN yaptığı TAHSİLATLARIN DAVACIYA ÖDENMESİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN MAHKEMECE DELİLLERİN BU YÖNDE DEĞERLENDİRİLMESİNE RAĞMEN İPTAL YÖNÜNDEN TALEBİN REDDİ İSABETLİ GORULMEMISTIR.

Muvazaalı İcra Takibinin İptali Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DAVACI-ALACAKLI

VEKİLİ

DAVALI-BORCLU

DAVALİ-3.KİŞİ

DAVA DEĞERI :

TALEP KONUSU : Müvekkil Bankadan mal kaçırmak amacıyla davalıların kendi aralarında danışıklı olarak yapmış oldukları X icra Müdürlüğü’nün 2015/ E. sayılı takibinin ve bu takipten borçlu-davalı ……… un maaşı üzerine konulan 1.sıra haciz işlemine ilişkin tasarrufların TBK.’nun 19.maddesi ile İİK.’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince İPTALİ ile müvekkil banka alacağı nedeniyle dava konusu takip ve maaş haczi üzerinde cebri icra yapabilme yetkisi verilmesi talebidir.

NEDENLER

Müvekkil …. bankasından kullanmış olduğu ve ödemediği X tarihli tüketici Kredi, kredi kartı ve krediye bağlı artı para ( esnek hesap ) kredileri nedeniyle borçlu …………… aleyhine X icra Müdürlüğü’nün 2015/ ….. E., 2015/…… E. ve 2015/…..E. sayılı dosyalarından icra takibi başlatılmıştır.

Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre Bankalara borçlu olanlar açısından borcun doğum tarihi kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihtir. Yargıtay 17. HD E. 2008/3224 K. 20./10 T. 9.2.2009 ve Yargıtay 15. HD E. 2003/6742 K. 2004/688 T. 12.2.2004 kararı ektedir. (Ek-1) Davaya konu kredi kredi sözleşmesi ve buna bağlı olarak açılan artı para hesabı X tarihinde düzenlenmiş olup ektedir. ( Ek 2 )

Bahse konu takip dosyasından yapılan icra muameleleri neticesinde borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3.kişilerde hak ve alacaklarına rastlanmamıştır. Haciz tutanağı İİK.105 maddesi gereğince geçici aciz belgesi niteliğindedir. (Ek-3)

Borçlu-davalı hakkında icra takibine başlanmadan önce, Mal Kaçırmak amacıyla Alacaklısı ……….. olan Çaycuma icra Müdürlüğü’nün 2015 / E. Sayılı dosyası ile icra takibi açılmış ve davalı-borçlunun ………makamından almakta olduğu maaşının üzerine 1.sırada haciz işlemi uygulanmıştır. (Ek-4)

Davalı 3. Kişinin davalı borçlu hakkında açmış olduğu takip dosyası incelendiğinde;

  • Alacaklısının ………… olduğu ve davalı-borçlu ile akraba olduğu,
  • Takibin X tarihinde açıldığı,
  • Takip miktarının X TL.(Asıl Alacak X TL.) olduğu,
  • Takip dayanağının X bedelli …………. tanzim ve …………… vadeli ( her zaman geçmişe dönük olarak hazırlanması mümkün olan ) senet olduğu,
  • Takip dosyasından maaş kesintisini yapan kuruma maaş haczi gönderildiği başkaca hiçbir işlem (Araç- taşınmaz sorgu.) yapılmadığı,

Bu kapsamda yukarıda yer verilen bilgiler ile aşağıdaki Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde takibin muvazaalı olduğu açıktır.

T.C. YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2007/20801 K. 2008/14834 T. 25.9.2008 kararında “Serınun ödeme emrini icra müdürlüğüne gidip elden tebliğ alması, lehine işleyecek yasal sürelerden feragat etmesi, bu şekilde kesinleşen takipte borçluya ait malların haczedilerek satışa çıkartılması ve  alacağına mahsuben alacaklıya ihale edilmesi, sonrasında malların borçluya kiraya verilmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, başlatılan icra takibinin danışıklı işlem olduğunu göstermektedir.” ifadeleri ile borçlunun ödeme emrini icra dairesinde teslim almasını, lehine işleyerek sürelerden feragat etmesini muvazaa iddiasının ispatı açısından yeterli görmüştür. (Ek 5 )

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2013/7947 K. 2014/15062 kararında ” Dava; muvazaah senet ve bu senede dayalı olarak yapılan icra takibinin iptali istemine ilişkin., Somut olayda, davacı boşanma davası sonucu hükmedilen nafaka ve tazminat alocagının tahsilinin imkansız hale getirmek için davahnın bedelsiz senet tonzim ettiğini belirtmişti, Muvazaah olduğu iddia edilen senedin davacı olacağından sonra düzenlendiği, davah tarafından senedin takibe konulduğu ve borçlu hakkındaki takibin zamanaşımına uğramasına rağmen itircasız kesinleştiği, DAVAYA KONU SENEDE DAIR DAVALILAR ARAMA,. TİCARİ ‘Ligi OLDUĞUNUN IDDIA VE ispanANAmADIĞI, maddi ve hukuki olgulardan davahlar arasındaki senedin ve bu senede istinaden yapılan icra takibinin muvazaalı olduğu anlaşıldı ‘Ondan davanın kabulüyle davaya konu senedin ve icra takibinin davocıların alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekir.” ifadeleri ile davalıların senede konu ticari ilişkinin var olduğunu ispatlamaları gerektiğini belirtmişti, (Ek 6)

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2004/16879 K. 2005/475 T. 27.1.2005 tarihli kararında Dava, muvazaaya dayalı iptal istemine icra dayanağı bononun her zaman düzenlenmesinin ve istenilen tarihte vade konulmasının mümkün olması ka,sında davalılar arasındaki bono tanzimi ve icra takibi işlemlerinin davacıların alacağını etkisiz bırakmaya yönelik ve muvazaah olduğu anlaşılmaktadır.” Ifadeleri ile takibin bonoya dayanmasını başlı başına muvazaanın ispatı için yeterli görmüştür. (Ek 7)

5-) Ayrıca sözde 70.000,00 TL düzeyindeki alacağını alamamış bir alacaklı olarak görüntü veren davalı  ………..’ 70.000,00 TL’Iik senedi protesto ettirmemesi, ödeme tarihinden 22 gün sonra takip yapması, kesinleşen takipten sonra İİK’nın tanıdığı tüm yasa yollarına başvurmadan sadece aylık maaş kesintileri ile alacağını tahsil etmeye çalışması GENEL YAŞAM DENEYİMLERİNE VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR. Bu durum dahi gerçekte böyle bir alacak olmadığını ortaya koymaktadır.

Takip alacaklısı, takip miktarı ve dosyadan yapılmayan işlemler dikkate alındığında maaş haczinde 2.sırada bulunan takip dosyamıza maaş haczinden para düşmemesi için muvazaalı bir şekilde takip başlatıldığı ve maaşına 1.sırada haciz uygulandığı çok açıktır.

Bu bağlamda HMK md. 203 kapsamında, muvazaa iddiasının işleme karşı üçüncü kişi konumunda bulunan müvekkil banka tarafından her türlü delil ile ispatlanabileceğini belirtmek isteriz. Keza Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/6-618 Esas, 2002/659 Karar sayılı,02/10/2002 tarihli kararında; “Görünüşteki işlemin geçerliliği ve ispatı bir şekle bağh bulunsa bile, üçüncü kişiler muvazaa iddiasını tanık da dahil olmak üzere her türlü delille ispat edebilider. Esasen, üçüncü kişiye, tarafı olmadığı bir sözleşmedeki muvazaa olgusunu yazılı delillş kanıtlama yükümü getirilmesine hukuken olanak da yoktur. ” ifadeleri ile üçüncü kişilerin muvazaa olgusunu her türlü delille ispat edebileceğini belirtmişti, (Ek-8)

Ayrıca bilindiği üzere GENEL YAŞAM DENEYİMLERİNE VE YAŞAMIN OLAĞAN AKIŞINA DAYANAN KİŞİ, ARTIK iDDiASINI İSPATLA YÜKÜMLÜ DEGILDiR. Eylemli ( ya da beşeri ) karine denen yaşam deneyi kııralları, tarafların olay iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenilebilirlilik derecesi hakkında, hâkimin kanaat edinmesine yarayan, yaşam deneylerinin ortaya koyduğu değer hükümleridir. Buna göre hâkim, iddianın doğruluğunu, yaşam deneyi kurallarına dayanarak kabul edebilir ve bu durumda delil gösterme yükü, o olayın aksini ileri süren tarafa geçer. Keza YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNUN 2o04/14464 ESAS, 2004/588 KARAR SAYILI,11.2004 tarihli kararında “Kural olarak bir sözleşmenin tarafları muvazaa iddialarını senede kat, senetle ispat kuralı uyarınca ( HUMK. 290) tanıkla ispat edemezler. Ancak; HUMK.nun 292. maddesinde belirtilen kura.ra uygun yazılı delil başlangıcı bulunması durumunda taraf muvazaasının tanık dahil her türlü takdiri delille kanıtlanması mümkündür. Bunun yanı sıra, genel yaşam deneylerine ve yaşamın olağan akışına dayanan kişi de, artık iddiasını ispatla yükümlü değildir. Eylemli ( ya da beşe, ) karine denen yaşam deneyi kura..,, tarafların olay iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenllebilirlilik derecesi hakkında, hakimin kanaat edinmesine yarayan, yaşam deneylerinin ortaya koyduğu değer hükümleridir. Buna göre hakim, iddianın doğruluğunu, yaşam deneyi kurallarına dayanarak kabul edebilir ve bu durumda delil gösterme yükü, o olayın aksini ile, süren tarafa geçer. “ifadeleri ile muvazaa iddiasında genel yaşam deneyimlerine ve yaşamın olağan akışına dayanılabileceği ve durumlarda ispat külfetinin el değiştireceğini ( Ek-9 )

Davalıların kendi aralarında yapmış oldukları muvazaalı takip işlemi icra Ve iflas Kanıınıın 277-283. maddesi kapsamında da iptale tabi işlemlerdendir. Borçlunun içinde bulunduğu durum ve alacaklılarına zarar verme kasti davalı alacaklı tarafından bilinmelde olup borçlu ile birlikte hareket etmiştir. Bu nedenle yapılan icra takip işlemi muvazaalı işlem olup tarafların gerçek iradesine uygun bulunmadığından her koşulda geçersizdir. i.K.’nın 280.MADDESi; “Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacakhlanna zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesi gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. şu kadar ki, işlemin gerçekleştirildiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yolu ile takipte bulunulmuş olmandır.” hükmünü içermektedir.

Tediye gücünü kısmen veya tamamen kaybeden borçlunun iyi niyetli kişiden beklenmeyecek tasarruflarla mevcudunu eksilttiği ve 3.şahsın borçlunun bu kastını ve yapılan işlemin niteliğini bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde yapılan tasarrufun ve işlemin geçersiz sayılması ve muvazaalı dosyaya gelen paraların müvekkil Bankanın takip dosyasına aktarılması gerekmektedir. Yüksek Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

NİTEKİM DAVAYA KONU OLAY İLE BİREBİR UYAN BİR KONUDA YARGITAY 17. HD E. 2013/17392 K. 2014/9848 T. 24.6.2014 SAYI VE TARİHLİ İLAMINDA ” DAVA İİK 277 VE DEVAMI MADDELERİ GEREĞİNCE Açılmış TASARRUFUN İPTALİ İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. DAVALILAR ARASINDAKİ DAVA KONUSU ÇEKLER İLE BU ÇEKLERE DAYALI OLARAK YAPILAN İCRA TAKİPLERİNİN İİK 200/ı MADDE GEREĞİNCE İPTALE TABI OLDUĞU ANLAŞILDIĞINDAN DAVACININ TAKİP KONUSU yaptığı ALACAK VE FER’ILERIYLE SINIRLI OLARAK IPTALINE DAYALI 3.KIŞININ DAVA KONUSU ICRA TAKIPLERINDEN yaptığı TAHSİLATLARIN DAVACIYA ÖDENMESİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN MAHKEMECE DELİLLERİN BU YÖNDE DEĞERLENDİRİLMESİNE RAĞMEN İPTAL YÖNÜNDEN TALEBİN REDDİ İSABETLİ GORULMEMIŞTIR. ( EK- 10 )

YARGITAY 17. HD E. 2010/5337 K. 2010/8808 T. 26.10.2010 sayı ve tarihli ilamında ” Dava, IIK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Alacak’ ı davacı n ı n yaptığı icra takibinin etkisiz bırakılması amacı ile borçlu davalının danışıklı olarak aralarında organik bağ bulunan diğer şirkete borçlanmış gibi gösterilerek yapılan icra takibinin iptalinin istendiği durumda, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. ” yönünde hüküm kurarak muvazaalı takibin iptalinin istenilmesinde hukuki yarar bulunduğu ifade edilmiştir. (Ek-ıl)

Ayrıca müvekkil bankanın Tü, Borçlar Kanunu 19.maddesi uyarınca da gerçekte olmayan Ar alacağı varmış gibi göstermek suretiyle açılan muvazaalı takiple de hakları zarara uğratılmıştır. Müvekkil bankaya borçlu olan davalı diğer davalı 3.kişi ile müvekkil bankanın kendisinden olan alacağından yoksun bırakmak amacıyla danışıklı olarak icra takibi başlatmış ve maaşı üzerine 1.sırada hacız uygulatrnıştir.

Yargıtay Hukuk Dairesinin 15.11.2007 Tarih ve E3042 K3663 sayılı kararında “Davacı ­alacaklı dilerse BK’nun 18.maddesine ( yeni BK md. 19 ) göre dilerse liK.’nun 277 vd. göre “muvozoo sebebiyle” iptal davası açabileceğini; HUMK’nun 76.maddesine göre “bir davada ileri sürülen maddi olgu ve bulgular° göre yasa maddeleri, bulmak ve davanın hukuki nitelendirmesi yapmanın hakim!, doğrudan görevi olduğu” (Ek-12) belirtilmişti,

Yüksek Mahkemenin birçok içtihadı da ” Muvazaa nedenine dayalı iptal davaları ile IIK. 277 vd. dayalı iptal” davaları arasında sadece güttükleri “amaç” bakımından bir fark bulu nma d ığı; IIK.277  vd. dayalı iptal davalarının “borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış olan bazı tasarrufların  hükümsüz kılınması için” açıldığı, buna karşın muvazaa davalarının ise “alacaklı ve borçlunun  yaptığ.‘ tasarruf işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi” amaçladığı, bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının icra takibine geçmesine ve aciz belgesi almasına gerek bulunmadığı sadece davacının danışıklı (muvazaalı) işlemde bulunmuş olan kişide bir alacağının  yeterli olduğu, IIK.nun 277 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan iptal davası açma hakkını, davacının genel hükümlere BK.madde 18 (TBK.madde 19) dayanarak “muvazaa davası” nı açmasına  engel teşkil etmediği, davacının muvazaa iddiasının kanıtlanması durumunda, dava konusunun alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek dava sonucunda İİK.’nun 283/1 maddesinin benzetme yoluyla (kıyasen) uygulanarak hüküm kurulması gerekeceği’ şeklindedir.

Nitekim aşağıdaki Yargıtay Kararları bu yönde olup kararlar dilekçemiz ekinde mahkemenin bilgisine sunulmuştur.

Yargıtay 17. HD E. 2013/5158 K. 2013/9009 T. 13.6.2013 ( Ek- 13) Yargıtay 4. HD E. 2013/3286 K. 2014/737 T. 22.1.2014 ( Ek- 14 ) Yargıtay 4. HD E. 2012/6292 K. 2013/5601 T. 26.3.2013 ( Ek- 15 ) Yargıtay 4. HD E. 2012/3897 K. 2013/3203 T. 25.2.2013 ( Ek- 16)

11-) Bu doğrultuda somut olayımıza dönecek olursak bir kimsenin aralarında herhangi hukuki veya ticari ilişki olmadan başka bir kimseye üstelik somut olayımızda yer alan 70.000,00 TL. gibi hatırı sayılır nakit para vermesi hayatın olağan akışına aykırı olup bahse konu takip muvazaalıdır. Sayın mahkeme yukarıda belirtilen açıklamalardan takibin muvazaalı olduğu hususuna kanaat getirmemişse aşağıdaki araştırmaların yapılmasını talep etmekteyiz.

Öncelikle dilekçemizin ekinde ( ek 6 ) yer alan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2013/7947 K. 2014/15062 sayılı kararında belirtildiği üzere davalıların aralarındaki ticari ilişkiyi ortaya koyan belgelerin celbine karar verilmesini talep ediyoruz,

Kabul anlamına gelmemek kaydı ile eğer senet borç-alacak ilişkisinden kaynaklanıyorsa davalı borçlunun bu kadar yüksek bir tutarı borç olarak aldıktan sonra ne yapmıştır, Borçlunun bu paraları nerelerde kullandığını gösterir belgelerin dosyaya celbine karar verilmesini talep ediyoruz,

Davalı-alacaklının sosyal ve ekonomik durumu ile ne iş yaptığının emniyet vasıtası ile araştırılmasını talep ediyoruz. Keza bu yolla yapılacak araştırma sonucunda kişinin bu miktarda bir borç para vermeye uygun olup olmadığı da tespit edilmiş olacaktır. Hukuk Genel Kurulu, E. 2002/13-177, K. 2002/206, T.20.03.2002 tarihli kararında ”….Ne var ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğunu öngören bu kural da mutlak değildir. HUMKnun 293. maddesinin 3. ve 5. fıkrolorındo sayılan hallerde, senede karşı tanık dinlenebileceği gibi, Yargıtay uygulamasına göre, örneğin borcun kumardan kaynaklandığı ya da ahlak ve adaba aykırı bir amacın tahakkuku için verildiği yolundaki savunma do tonıkla konıtlanabilir. Kaldı ki, somut olayda, davacının belgede belirtilen miktarda parayı borç olarak verecek mali gücünün bulunmadığı, davahların miras bırakanının da bu miktarda borç almasını gerektirecek herhangi bir durumunun mevcut olmadığı da savunulmuş ve buna ilişkin deliller toplanmıştır. İşçi emeklisi eşi olduğu dosya kapsamından anlaşılan davacının, herhangi bir işinin, gelirinin ve malvarlığının bulunduğu kanıtlanaınamıştır. Davalıların miras bırakanının ise, 1982 yıhndan itibaren oto tamirhanesi işlettiği, gayrimenkullerinin ve özel otomobilinin bulunduğu, kira geliri elde ettiği, buna ilişkin resmi yazı cevaplanyla sabittir. Bu durumda, davacının davahların miras bırakanına 1.08.1997 tarihinde 10 milyar TL. borç para vermesi hayatın olağan akışına da uygun düşmemektedir.” ifadeleri ile davalı alacaklının sosyal ve ekonomik durumunun davaya konu tutarda borç vermeye müsait olmamasını muvazaanın ispat! için yeterli görmüştür.

Davalı-alacaklı ……………….adına tapu ve araç kaydı ( pasif kayıtlar dahil ) olup olmadığı ile adına banka hesabı olup olmadığı, eğer varsa takibe dayanak bononun düzenlenme tarihinden 10 gün öncesinden bu güne kadarki hesap hareketlerinin celbi için türn bankaların genel müdürlüklerine tezkere yazılmasını talep etrnekteyiz. Keza hayatın olağan akışı içinde bu kadar yüksek bir tutarı bir kimsenin yastık altında tutması beklenemez. Eğer gerçekten bir borç para verme işlemi varsa ya bankalardan para çekilmesi veya bir araç ya da gayrimenkulün satılmış olması beklenir.

İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ

X icra Müdürlüğü’nün 2015/….. E. Sayılı dosyasına davalı-borçlu adına gelen ve gelecek paraların üzerine ileride telafisi imkansız zararlara ve müvekkil bankanın mağduriyetine yol açmamak için İİK.nun 281.maddesi “Hakim iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur” hükmü uyarınca İHTİYATİ HACİZ kararı verilmesini, müvekkil bankanın bir güven kuruluşu banka olduğu dikkate alınarak ihtiyati haciz kararının teminat aranmaksızın verilmesini, teminatsız tedbir verilmesi uygun görülmez ise mahkemenin uygun göreceği bir teminat mukabilinde talep etmek zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKI NEDENLER İİK., TBK, HMK . ve ilgili mevzuat

DELİLLER : Delillerimizin hasredildiği anlamına gelmemek ve karşı tarafın delillerine mukabil delil ibraz etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla;

X icra Müdürlüğü’nün X E. sayılı dosyası

X icra Müdürlüğü’nün X sayılı dosyaları.

3-Haciz Zabıt Tutanaktan (İİK.nun 105.maddesi yerine kaim)

4- X haciz sıra bildirim yazısı

5-Nüfus Kayıtları.

6-Kredi Sözleşmesi/kredi kartı, hesap kat ihtarnameleri ve müvekkil banka defter ve kayıtları,

7-Davalılar hakkında mali durum araştırması

Davalı alacalının sosyal ve ekonomik durum araştırması

Davalıya ait tapu, araç ve mevduat hesaplarının araştırılması,

Ve sair her türlü delil

Öncelikle duruşma gü. beklenmeksizin ve karşı tarafa tebligat yapılmadan İİK.nun 281/2.maddesi uyarınca davaya konu X icra Müdürlüğü’nün 2015/…… E. sayılı dosyasına borçlu adına gelmiş ve gelecek paralar üzerine müvekkilin bir güven kuruluşu banka olduğu dikkate alınarak ve teminatsız olarak davaya konu X icra Müdürlüğü’nün X E. sayılı icra takiplerine konu alacaklarımız yönünden İHTİYATİ HACİZ konulmasına,

Muvazaalı olan takip ( X kra Müdürlüğü’nün 2015/…… E. ) ile bu takipten borçlu-davalı ……………. ıın maaşı üzerine konulan 1.sıra haciz işlemine ilişkin tasarrufların İİK.’nun 277 ve devamı maddeleri ile TBK.’nun 19.maddesi gereğince İPTALİNE; Çaycuma icra Müdürlüğü’nün X sayılı icra takiblerine konu toplam X müvekkil banka alacağı nedeniyle dava konusu takip ve maaş haczi üzerinde cebri icra yapabilme yetldsi verilmesine,

Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına; Karar verilmesini saygıyla vekâleten arz ve talep ederiz. tarih

Son düzenleme tarihi 20 Haziran 2020 18:16

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.