Müteahhit Haksız Yere İşi Geciktirirse Tazminat Talep Edemez

Tem 16, 2020 | Arsa Karşılığı İnşaat

TBK’nın 123. maddesi ile 471. maddelerinde iş sahibinin yüklenici ile yaptığı sözleşmeyi yüklenicinin temerrüdü nedeniyle feshettiğinden davacı yüklenicinin inşaatı bitirebilseydi elde edebileceği kârdan yoksun kaldığından bahisle tazminat talep edemeyeceği, sözleşme şartlarına göre yapılan ve yapılması gereken işler dikkate alındığında sözleşmenin süresinde ifasının mümkün olmadığı, davacının tazminat ya da alacak talep edemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlgili Yargıtay kararı şu şekildedir:

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.


– KARAR –

Davacı yüklenici şirket vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ek sözleşmeler gereğince müvekkili şirketin dava konusu parselleri tevhit ettirerek projeleri çizdirmesine ve inşaatın yapımına yönelik sözleşmeler yapıp imar durum belgesi almasına rağmen, kış mevsiminin gelmesi nedeniye inşaata başlanamadığını, sonrasında davalıların sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiklerini ve feshi tapu ve belediyeye de bildirerek iş yapmasına engel olduklarını, kalan süre içerisinde inşaatın bitirilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle davalıların yapılan masrafları ve elde edilmesi umulan kârı ödemek zorunda olduğunu ileri sürerek, davacının inşaat için yaptığı masraflardan şimdilik 90.000,00 TL’sinin ve kâr mahrumiyetinden 10.000,00 TL’sinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı arsa sahipleri vekili, ilk sözleşmeden 12 ay ek sözleşmeden itibaren 6 ay geçmesine ve verilen ek sürelere rağmen davacının inşaata başlamadığını, yüklenicinin bu şekilde temerrüde düştüğünü, müvekkillerinin bunun üzerine TBK’nın 125/2 ve 473/1 maddeleri gereğince sözleşmeyi feshettiklerini, davalı şirketin ve ortağının mali durumlarının da kötü olduğundan süre verilmesinin etkisiz olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ek sözleşme tarihinin inşaata başlama tarihi olup, bu tarihten itibaren 60 ve 48 aylık sürelerde inşaatın bitirilmesi gerektiği, belediye cevabına göre inşaat ruhsatı alınmamış olduğu, davacı tarafından yapılan işlemlerin inşaata başlama hazırlıkları olmasına rağmen ilgili projelerin ruhsatlandırılmadığı, bu nedenle fiilen imalata başlamada gecikme gösterildiği, yüklenicinin kendisine tanınan sürelerde imalata ilişkin herhangi bir girişimde bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı yüklenicinin TBK’nın 125/2 ve 473/1 maddeleri anlamında temerrüde düştüğünün kabul edildiği, arsa sahiplerince 04.07.2012 ve 29.11.2012 tarihlerinde KEŞİDE EDİLEN TEMERRÜT İHTARLARININ keşide tarihleri itibariyle sözleşmede öngörülen sürenin dolmasına, inşaatın tamamlanmasına yetecek bir süre bulunmakta ise de davalıların delilleri arasındaki takipler dikkate alındığında TBK’nın 125.maddesinde öngörülen seçimlik haklardan borcun ifasından ve gecikme tazminatı istemekten vazgeçerek sözleşmeden dönme haklarını kullanmakta haklı oldukları kanaatine varıldığı, davacı tarafından ileri sürülen nedenlerin zorlayıcı neden olarak kabulüne olanak bulunmadığı, gecikmenin davalılardan kaynaklanmadığı, davacının davalılardan inşaat için masraflar yönünden alacaklı olmadığı, TBK’nın 123. maddesi ile 471. maddelerinde iş sahibinin yüklenici ile yaptığı sözleşmeyi yüklenicinin temerrüdü nedeniyle feshettiğinden davacı yüklenicinin inşaatı bitirebilseydi elde edebileceği kârdan yoksun kaldığından bahisle tazminat talep edemeyeceği, sözleşme şartlarına göre yapılan ve yapılması gereken işler dikkate alındığında sözleşmenin süresinde ifasının mümkün olmadığı, davacının tazminat ya da alacak talep edemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.


Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.


Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.


SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (23. Hukuk Dairesi 2014/10974 E. , 2016/2722 K.”İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.