Mirastan Çıkarma(İskat) Nedir, Nasıl Yapılır? Mirastan Yoksun Bırakma

Yasal mirasçılığı engelleyen iki kurum vardır. Bunlar, mirasçılıktan çıkarma ve mirastan yoksunluktur. 

Mirastan Çıkarma(iskat)

Mirasçılıktan Çıkarma(İskat)

Yasal mirasçılar, yasa gereği mirasçı kabul edilen kimselerdir. Yasal mirasçıların mirasçı olabilmesi için mirasbırakanın bir irade açıklamasına ihtiyaç bulunmamaktadır.

Oysa yasal mirasçıların mirasçılıktan çıkarılabilmesi için mirasbırakanın bir ölüme bağlı tasarruf yapması gerekir. Mirasbırakan sağlığında yaptığı bir ölüme bağlı tasarruf ile yasada öngörülen sebeplerle sınırlı olarak yasal mirasçıları mirasçılıktan çıkarabilir.

Mirasbırakan, mirasçılıktan çıkarmayı saklı payı olan yasal mirasçılar için yapmalıdır. Saklı payı olmayan yasal mirasçıların miras payı, mirasbırakanın ölüme bağlı ya da sağlararası tasarrufları ile zaten ortadan kalkabilir.

Örnek: Mirasbırakan öldüğünde tüm malvarlığının Türk Eğitim Vakfı’na kalması yönünde bir ölüme bağlı tasarruf yaparsa ve öldüğünde mirasçısı olarak sadece yeğeni varsa, yeğen saklı paylı mirasçı olmadığı için hiçbir şey alamaz. Mirasbırakanın oğlu hayatta olsaydı, o tenkis davası açabilirdi.

Mirasbırakan tarafından yasal mirasçıların mirasçılıktan çıkarılması belirli sebeplerin bulunması halinde söz konusu olabilir.

♦ Mirasbırakan sebep göstermeden yasal mirasçısını mirasçılıktan çıkaramaz.

Mirastan çıkarma ve yoksun bırakma aksiyonu ağır bir yaptırım olduğu için yasa koyucu, bunu çok sınırlı sebepler halinde öngörmüş ve ölüme bağlı tasarruf yapılması koşuluna bağlamıştır (MK m. 510). Sebepleri:

  1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
  2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Yasal mirasçılığın dayanağı kan bağıdır ve burada hareket noktası kanda yakın olanın mirasçılıkta da yakın olmasıdır. Bu kuralın sebebi bu kişilerin mirasbırakan ile aralarındaki sevgi bağı, duygusal bağdır. Eğer bu duygular zayıflatılmış ise yasal mirasçılıkta ısrar etmek anlamlı değildir.

Örnek: Kendisine en ağır hakaretleri yapan, borcunu ödemediği için evine haciz getirip babasının televizyonunu sattıran çocuk, baba istemiyorsa mirasçı olamamalıdır. Bu nedenle, yasal mirasçılıkta mirasçılığı engelleyen bir kuruma ihtiyaç vardır.

Mirasçılıktan Kimler Çıkartılabilir?

Mirasçılıktan çıkarma yasal mirasçılar için öngörülmüştür. Ölüme bağlı tasarruf ile tayin edilen iradi mirasçılar için vasiyetten dönme ve miras sözleşmesinin ortadan kaldırılması ile ilgili özel düzenlemeler bulunmaktadır.

Örnek: Yasal mirasçılar saklı paylı olan ve olmayan mirasçılar olmak üzere ikiye ayrılır. Bir kimse mirasçılıktan çıkarmayı hangi mirasçılar için düşünür? Saklı paylı olanlar için mi olmayanlar için mi? Mirasbırakan terekenin tamamında tasarrufta bulunmuşsa saklı paylı olmayan mirasçıları mirasçılıktan çıkarmaya ihtiyaç yoktur. Saklı payı olmayan mirasçılar mirasbırakanın tasarrufuna el atamaz.

Örnek: Örneğin, M ölmüş ele geçirilen vasiyetinde tüm mallarını X Derneği’ne bıraktığı anlaşılmıştır. Geride sadece üç yeğeni vardır. Yeğenler amcalarıyla görüşmemiş, cenazede de bulunmamıştır. Yeğenler X Derneği’nden bir şey isteyebilir mi? Yeğenler saklı paylı mirasçılar olmadıkları için X Derneği’nden bir şey isteyemez. Bu nedenle mirasçılıktan çıkarmaya gerek yoktur.

Hangi Durumda Mirasçılıktan Çıkarma Yapılması Gerekir?

♦Eğer mirasbırakan terekenin tamamında tasarrufta bulunmamışsa yasal mirasçılar için mirasçılıktan çıkarmaya gerek vardır.

Mirasçılıktan çıkarma tasarrufu özellikle saklı paylı mirasçılar için önem taşımaktadır. Saklı paylı mirasçılar miras payları göz ardı edilemeyen, saklı tutulan mirasçılardır. Bu kişiler, eş, altsoy, ana, baba ve kardeşlerdir.

Örnek: Mirasbırakanın eşi kocasını öldürmeye teşebbüs ettiğinde, mirasbırakanın bütün mallarını X Derneği’ne bırakması çözüm değildir. Eş, saklı paylı mirasçı olduğundan tenkis davası açabilir. Mirasbırakanın eşi hakkında mirasçılıktan çıkarma tasarrufu yapması gerekir.

Mirasbırakan terekede tasarruf etmemişse veya kısmen tasarruf etmişse, hakkında mirasçılıktan çıkarma sebebi olan saklı paylı mirasçı bu durumda, saklı payından da fazlasını, yani, yasal miras hissesini alır. Bu durumda mirasçılıktan çıkarma tasarrufu gerekli hatta zorunludur.

Mirasbırakan terekede tasarruf ettiğinde mirasçının saklı payını almasını önlemek için, terekede tasarruf etmediğinde ise mirasçının yasal miras hissesini almasını önlemek için mirasçılıktan çıkarma tasarrufunda bulunulur.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Amacı Nedir?

Mirasçılıktan çıkarma tasarrufu yasal mirasçılığın sebebi olan güçlü aile bağlarını gevşeten olaylara karşı mirasbırakanı koruyan bir düzenlemedir. Yasada, mirasçılıktan çıkarma, her ne kadar saklı paylı mirasçılar için getirilen bir düzenleme gibi görünüyorsa da saklı paylı olmayan mirasçılar için de mirasçılıktan çıkarma olanaklıdır. 

Saklı paylı olmayan mirasçılar için, mirasbırakan sebep göstermeksizin çıkarma tasarrufunda bulunabilir. Örneğin, mirasbırakan “Öldüğümde yeğenim bir şey almasın” diyebilir. 

Yasal mirasçı mirasbırakana olan görevlerini yerine getirmediğinde mirasçılıktan çıkarılacağını bilir. Bu yönüyle de yasa koyucu bu hükümle aile bağlarının güçlü kalmasını sağlamak istemiştir.

Örnek: Türkiye’de çok sık rastlanan “evlatlıktan reddedeceğim”, diye bir ifade vardır. Aslında bu ifadeyle vatandaşlarımız “mirastan çıkarma“yı kast etmektedirler.

Çocuk da babası ya da anasını mirasçılıktan çıkarabilir. Anne ya da baba da çocuğa karşı olan görevlerini yerine getirmemiş olabilirler.

Mirastan Çıkarma Nasıl Yapılır?

Mirasçılıktan çıkarma bir tasarrufu gerektirir, bu tasarruf, ölüme bağlı bir tasarruftur, buna uygun ölüme bağlı tasarruf şekli de vasiyetnamedir. Mirasçılıktan çıkarma sebepleri kendiliğinden bu sonucu doğurmaz. Mirasbırakan bir vasiyette bulunmazsa, sebep bulunsa dahi, yasal mirasçılık devam eder.

Mirasçılıktan çıkarma her üç vasiyet şekliyle de yapılabilir. Tek taraflı bir hukuksal işlemdir, mirasbırakanın bir iradesini gerektirir. Mirastan çıkarma vasiyetine “mirastan iskat senedi” de denilmektedir.

Mirastan Çıkarma Sebepleri

Mirasçılıktan çıkarma ağır bir yaptırımdır. Ölüm gerçekleştiğinde yoksun kalınan miras kadar, mirasçılıktan çıkarılan kişinin onuru da zedelenmektedir. Mirasçı için hem maddi hem manevi bir yaptırımdır. Bu nedenle mirasçılıktan çıkarılan bu tasarrufun iptalini isteyebilir. Miras açıldığında ve mirasçılıktan çıkarma sebebi öğrenildiğinde mirasçının iddiası sebebin gerçekleşmediği olacaktır.

Örnek: mirasbırakan mirasçılıktan çıkarmanın gerçek olmadığını içeren bir mektup bırakmış olabilir. Bu nedenle sebebin gerçekleşmiş olması önemlidir.

Sebepler sınırlı sayıdadır:

Mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlenmesi

Yasa sadece mirasbırakana değil, yakınlara karşı işlenen suçu da mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak ele almıştır. Yakınlık için kan bağı şart değildir. Genellikle kan bağı bakımından yakınlar buraya girer.

Örnek: mirasbırakanın iş ortağı, nişanlısı, evlilik dışı yaşadığı kişi de yakın kavramına dahildir. Ticari bağlılık, diğer ailevi bağlılıklar özel hayata ilişkin bağlılıklar buraya dahildir. İmam nikahlı eş de yakın kavramına dahildir. Yakınlığın ölçüsü somut olaya göre belirlenir.

♦ Herhangi bir suçun işlenmesi yeterli değildir, suç ağır olmalıdır. Suçun ağır olup olmadığı somut olayın niteliğine bağlıdır. Suçu işleyen ile ilgili bir davanın açılması, takip edilmesi zorunlu değildir.

Burada BK m. 53 anlamında ceza hukuku ile hukuk hakiminin ilişkisi gündeme gelir. Eylemin ağır bir suç olması yeterlidir. Hukuk hakimi, bunu, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak irdeleyecektir. Suçun ağır olup olmadığı somut olaya göre değişir, genellikle kabahatler buraya girmez.

♦Suçun hukuka aykırı olması ve kusurlu olması gerekir. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik ile işlenen suçlar buraya girmez.

Örnek: oğlunun kullandığı otomobilde giderken geçirilen trafik kazası sonucu yaralanan kişi, çocuğunu mirasçılıktan çıkaramaz. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu işlenen bir suçtur.

Suç hukuka aykırı olmalı, yani hukuka uygunluk sebebi bulunmamalıdır.

Örnek: Meşru müdafaa varsa, zarar görenin rızası varsa mirasçılıktan çıkarma gündeme gelmez.

Ailevi görevlerin ağır bir şekilde ihlal edilmesi

TMK md 510’un ikinci bendinde, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirilmemesini de mirasçılıktan çıkarma sebebi saymıştır.

Aile hukukundan doğan yükümlülükler ifadesi muğlaktır. Burada, hem dar anlamda hem de geniş anlamda ailenin birbirlerine karşı olan yükümlülükleri anlaşılmalıdır. Eşlerin karşılıklı görevleri vardır.

Örnek: sadakat yükümü, zina artık suç olmadığı için eşlerden biri zina yaparsa bu ailevi yükümlülüğün ihlaline girer. Cinsel sadakat yükümlülüğüne aykırılıktır. Kardeşler arasında da karşılıklı yükümlülükler vardır. Ana baba ve çocuk arasında velayetten kaynaklanan yükümlülükler vardır.

♦ Mirasbırakan, genellikle mirasçılıktan çıkarmada sebebin gerçekleştiğini yer ve zaman belirterek ve varsa belgeleri ekleyerek ifade eder. Bu sebeplerden herhangi biri mevcutsa mirasçılıktan çıkarma geçerlidir.

Örnek; Medeni Kanunun 151. maddesinde düzenlenen sadakat, yardım, bağlılık, çocuklara itina gösterme görevini yapmaması, ana baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları, yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu (MK. madde 315) aile birlik ve huzuru bozan davranışlarda bulunmama ilkelerine aykırı hareketler v.b. gibi.

Mirastan Çıkarmanın Sonuçları

TMK md 511 hükmünde, mirasbırakanın “başka türlü tasarrufta bulunmaması” halinde çıkarılan mirasçının miras payının, çıkarılan mirasçı mirasbırakandan önce ölmüş gibi mirasçının altsoyuna, altsoyu yoksa mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarına intikal edeceği kabul edilmiştir.

Bu hükme göre mirasbırakan, çıkarılan mirasçının miras payı üzerinde tasarruf edebilecektir. Bir başka ifade ile mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın tasarruf nisabını çıkarılan mirasçının miras payı oranında arttırmış olacaktır.

Örnek: M ölmüş, ele geçirilen geçerli vasiyetnamesiyle kızı A’yı mirasçılıktan çıkardığı anlaşılmıştır. M’nin kızları B ve C hayattadır. M’nin aynı vasiyetinde mirasçılıktan çıkardığı kızı A’ya düşecek miras payının kendi erkek kardeşi E’ye kalmasını arzu ettiği görülmüştür. Bu durumda M’nin mirasçıları B, C ve E olacaktır. M vasiyetinde, mirasçılıktan çıkardığı A’nın miras payı üzerinde tasarrufta bulunup, bunu kardeşi E’ye bırakmamış olsa idi M’nin mirasçıları B ve C olacak, her biri terekede 1/2 pay alacaktı.

♦ MK m. 511/f. I hükmüne göre “Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi, tenkis davası da açamaz”. Buna göre çıkarılan mirasçı ne normal miras payını ne de saklı payını talep edebilecektir.

Mirasçılıktan Çıkartılan Kişinin Altsoyu Mirastan Pay Alabilir Mi?

TMK md 511; “Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir” hükmünü içermektedir. Bu hükümle mirasçılıktan çıkarmanın sadece o kişi açısından etkili olduğu, yani bundan sadece çıkarılan mirasçının etkileneceği, onun altsoyunun etkilenmeyeceği ifade edilmektedir. Ancak yasa, mirasçılıktan çıkarmanın kişisel etkisini, altsoy açısından saklı paylı mirasçı olması koşuluna bağlı olarak, sadece saklı payla sınırlı bir şekilde kabul etmiştir. Buna göre mirasçılıktan çıkarılan kişinin altsoyunun bundan etkilenmemesi iki koşula bağlanmıştır:

1)Çıkarılan mirasçının altsoyu saklı paylı mirasçı olmalıdır. Altsoy saklı paylı mirasçı değilse, çıkarılan mirasçının miras payı için iki olasılık düşünülebilir:

Mirasbırakan, çıkarılan mirasçının miras payı üzerinde tasarrufta bulunmuşsa, bu tasarrufa itibar edilecektir.

Mirasbırakan çıkarılan mirasçının miras payı üzerinde tasarrufta bulunmamışsa, bu pay, diğer yasal mirasçılara intikal edecektir.

2)Çıkarılan mirasçının altsoyu varsa, altsoy kök içerisinde halefiyet ilkesi gereğince çıkarılan mirasçının normal miras payını değil, sadece kendi saklı payını talep edebilecektir. Altsoyun saklı payı dışında kalan pay için de yine yukarıdaki iki olasılık düşünülür. Saklı pay dışında kalan pay (tasarruf edilebilir kısım) mirasbırakan tarafından tasarruf edilmişse buna itibar edilecektir. Mirasbırakan bunda tasarruf etmemişse, bu pay da mirasbırakanın yasal mirasçılarının miras paylarına eklenecektir.

Örnek: M 2003’de ölmüş, ele geçen vasiyetinde kızı A’yı geçerli bir vasiyet ile mirasçılıktan çıkarmıştır. M’nin çocukları B ve C ile A’nın oğlu D hayattadır. Acaba D’nin normal miras payından aldığı saklı pay olan 1/6’dan geri kalan 1/6 pay ne olacaktır? M, bu pay üzerinde tasarruf etmişse, bu tasarrufa itibar edilecektir. Örneğin, M aynı vasiyetinde mirasçılıktan çıkardığı kızı A’ya düşen payı kendi kardeşi olan E’ye bırakmışsa, 1/6 pay E’ye verilecektir. M bu pay üzerinde tasarruf etmemişse 1/6 pay B ve C arasında paylaşılacaktır.

Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davası

Her ölüme bağlı tasarruf gibi mirasçılıktan çıkarma tasarrufuna karşı da iptal davası gündeme gelebilir. TMK md 557’de sayılmış olan ölüme bağlı tasarrufların iptali sebepleri mirasçılıktan çıkarma tasarrufu için de söz konusu olabilir. Bu anlamda olmak üzere mirasbırakanın yapmış olduğu vasiyetin ehliyetsizlik, irade bozukluğu, şekle aykırılık, içerdiği  koşul ve yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması sebepleriyle iptali talep edilebilir.

Örnek mirasbırakanın mirasçılıktan çıkarma tasarrufu bir sözlü vasiyete dayanmışsa, sözlü vasiyetin koşullarının bulunmadığı kanıtlanırsa, iptal edilebilir. Mirasçılıktan çıkarma tasarrufu iptal edildiğinde çıkarılan mirasçı miras hakkına sahip olur, mirasçılıktan doğan haklarını kullanabilir.

Mirasçılıktan Çıkarma Sebebine İtiraz

Mirasçılıktan çıkarma tasarrufunda mirasbırakan yasada öngörülen iki sebepten birine dayanır. Ancak bu sebeplerin mevcut ve geçerli olması gerekir. Böyle bir sebep mevcut ve geçerli değilse, yani çıkarma için haklı bir sebep yok ise tasarrufun iptali talep edilebilir. Tasarrufun sebebinin haklı olmadığı gerekçesi ile iptal davası açma hakkı çıkarılan mirasçıya aittir. TMK md 512 bu hususu “Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse” şeklinde ifade etmiştir.

Sebebin haklı olmadığı iddiası ile açılan iptal davasında yasa ispat yükü bakımından genel kurallardan ayrılan bir kural getirmiştir. TMK md 512 hükmüne göre böyle bir davada, çıkarılan kişi, sebebin haklı olmadığını ispat ile yükümlü olmayacaktır. Tam aksine mirasçılıktan çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısı “sebebin varlığını” yani çıkarmanın haklı sebebe dayandığını ispat edecektir. Buna göre yasa koyucu burada ispat yükünü ters çevirmiştir. Herkes iddiasını ispatla yükümlüdür (MK m. 6) kuralının burada bir istisnası söz konusudur.

Çıkarma sebebinin haklılığı kanıtlandığında mirasçılıktan çıkarma, istenen hukuksal sonuçları doğuracaktır.

Çıkarma sebebinin haklılığı kanıtlanamadığı takdirde ne olacaktır?

Bu durumda normalde mirasçılıktan çıkarmanın istenilen hukuksal sonucu doğurmaması, çıkarılan mirasçının miras hakkının  doğması ve normal miras payına kavuşması gerekirdi. Ancak mevcut Yasa bu şekilde bir düzenleme yapmamıştır.

TMK md 512 hükmüne göre bu durumda çıkarılan mirasçı normal miras payını değil, sadece saklı payını talep edebilecektir. Örneğin, M 2003 yılında ölmüş, ele geçirilen vasiyetinde kızı A’yı, kendisine karşı “evrakta sahtekarlık suçunu işlediği” gerekçesiyle mirasçılıktan çıkardığı anlaşılmıştır. M’nin diğer mirasçıları çocukları B ve C’dir. A, mirasçılar B ve C aleyhine bu vasiyette gösterilen sebebin haklı olmadığı, babasına karşı böyle bir suç işlemediği gerekçesiyle iptal davası açmıştır. Yapılan yargılama sonunda B ve C bu sebebin haklılığını kanıtlarsa, A, mirasçı olmayacaktır. Buna karşılık B ve C bu sebebin haklı olduğunu, yani A’nın böyle bir suçu işlediğini kanıtlayamadıkları takdirde A mirasçı olacaktır. Ancak normal miras hissesi olan 1/3 miras payını alamayacak, saklı pay olarak sadece 1/6 pay alabilecektir.

Yasanın bu çözümünün sebebi, mirasbırakanın haklı bir sebep gösteremese bile, çıkarılan mirasçıya sadece saklı payının verileceğini düşüneceğine dayanmaktadır.

Yasanın, sebebin haklılığının kanıtlanamaması halinde çıkarılan mirasçının ancak saklı payını alabileceği yönündeki kuralı mutlak bir kural değildir. TMK md 512  hükmüne göre “mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur”. Buna göre, mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirasbırakanın, mirasçılıktan çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düştüğünü kanıtlarsa, saklı payını değil, normal miras payını elde edebilecektir.

Örneğin M’nin üç çocuğu vardır. Bunlardan A işlediği bir suç nedeniyle cezaevine düşmüştür. M’nin ilerlemiş yaşı karşısında bu üzücü olayı duymaması için A’nın evlenip, başka bir ülkeye yerleştiği söylenmiştir. M, bu olaya çok üzülmüş, kendisinden habersiz olarak evlenen, hem de yurtdışına gidip yerleşen, senelerce kendisini aramayan A için bir mirasçılıktan çıkarma vasiyeti düzenlemiş, bir ay sonra da ölmüştür. M’nin ölümü üzerine A bu vasiyetten haberdar olmuş ve iptali için dava açmış; babasının çıkarma sebebi konusunda açık bir hataya düştüğünü kanıtlamıştır.

Saklı paylı olmayan mirasçıların mirasçılıktan çıkarılması halinde, ister sebep haklı olsun, ister olmasın, bunların iptal davası açma hakkı olmayacaktır. Zira mirasbırakan hiçbir sebep göstermeden saklı paylı olmayan mirasçının mirasçı olmasını böyle bir tasarrufla engelleyebilir.

Sebebi Belirtilmemiş Mirasçılıktan Çıkarma Tasarrufunun İptali

TMK md 512 hükmü bize, hukukumuzda “sebebi belirtilmemiş bir mirasçılıktan çıkarmanın” da mümkün olduğunu göstermektedir. Buna göre mirasbırakan sebep göstermeden de mirasçılıktan çıkarma tasarrufunda bulunabilir. Ancak böyle bir tasarruf sebebi belirtilen tasarrufa nazaran daha az etkilidir. Zira, çıkarılan mirasçı buna karşı açacağı bir dava ile mirasçılığını sağlayabilecektir. Ancak bu durumda da aynen gösterilen sebebin haklılığının kanıtlanamamasında olduğu gibi çıkarılan mirasçı normal miras payını değil, sadece saklı payını elde edebilecektir.

Saklı paylı olmayan mirasçıların sebebi belirtilmemiş olan mirasçılıktan çıkarma tasarrufuna karşı iptal davası açma hakları yoktur.

Koruma Amacıyla Mirasçılıktan Çıkarma

MK’nun 510. maddesinde düzenlenmiş olan mirasçılıktan çıkarma cezalandırma amacına yöneliktir. MK’nun 513. maddesinde mirasçılıktan çıkarmanın farklı bir türü düzenlenmiş bulunmaktadır, bu, koruma amacıyla mirasçılıktan çıkarmadır.

Koruma amacıyla mirasçılıktan çıkarmada amaç, mirasçılıktan çıkarılacak olanın doğmuş ve doğacak çocuklarını korumaktır.

Cezalandırma amacına yönelik mirasçılıktan çıkarma ile koruma amaçlı mirasçılıktan çıkarma arasında şu farklar vardır:

  1. Cezalandırma amacına yönelik mirasçılıktan çıkarmada çıkarılan mirasçı mirasbırakana karşı ya suç işlemekte ya da ailevi görevlerini yerine getirmemektedir. Koruyucu çıkarmada ise bir cezalandırma amacı yoktur. Çıkarılan mirasçı borç ödemeden acze düşmüştür.
  2. Cezalandırma amacına yönelik çıkarmada çıkarılan mirasçının saklı payının tamamı elinden alınmaktadır. Koruyucu çıkarmada ise çıkarılan mirasçının saklı payının yarısına dokunulmaktadır.

Koşulları

Mırasbırakanın altsoyu borç ödemeden acz içerisine düşmüş olmalıdır. Altsoyun acz içerisine düşüp düşmediği ilgili yasalarda öngörülen düzenlemelere göre belirlenir. Borç ödemeden acz belgesi varsa, iflas söz konusu ise bu koşul gerçekleşmiş demektir.

Bu durum, mirasın açıldığı tarihe kadar devam etmiş olmalıdır. Mirasın açıldığı tarihte borç ödemeden acz durumu sona ermişse veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.

Mirasbırakan bir mirasçılıktan çıkarma vasiyeti yapmış ve saklı payının yarısı için altsoyu mirasçılıktan çıkarmış olmalıdır. Mirasbırakan, bu madde kapsamında mirasçılıktan çıkarma için, saklı payın yarısını aşan bir tasarrufta bulunamaz.

Mirasbırakan altsoyun saklı payının diğer yarısını altsoyun doğmuş ve doğacak çocuklarına bırakmış olmalıdır. Cezalandırma amacıyla mirasçılıktan çıkarmadan farklı olarak mirasbırakan, kalan pay üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamaz.

Örneğin, M ölmüş, ele geçirilen vasiyetinde iflasın eşiğine gelen oğlu A’yı miras payının tamamı için mirasçılıktan çıkardığı anlaşılmıştır. A’nın B ve C isimli iki kardeşi ve D ve F isimli iki çocuğu vardır. A, bu tasarrufa karşı iptal davası açmıştır.  A, M tarafından ancak saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarılabilir. Buna göre M’nin mirasçıları ve miras hisseleri: A =  1/12, B = 1/3, C= 1/3, D = 1/12 : Vı = 1/24, E = 1/12 : ‘/2 = 1/24

Koruma Amacıyla Mirasçılıktan Çıkarma Tasarrufunun İptali

Burada da cezalandırma amacı güden mirasçılıktan çıkarma tasarrufunda olduğu gibi iki tür iptal gündeme gelebilir. Birincisi, genel iptal sebeplerine dayanılarak ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesidir. İkincisi koruma amaçlı çıkarmaya özgü iptal sebeplerinin bulunması halidir. Bu durumda da iki olasılık gündeme gelir:

  1. Çıkarılan mirasçı, mirasın açıldığı tarihte borç ödemeden aczin ortadan kalktığını veya borç ödemeden aciz belgesinin kapsadığı borçların miras payının yarısını aşmadığını kanıtlayarak mirasçılıktan çıkarma tasarrufunu iptal ettirebilir.
  2. Mirasçılıktan çıkarma tasarrufu çıkarılan mirasçının saklı payının yarısını aşıyorsa, aşan kısım için kısmi iptal davası açılabilir.

Mirastan Yoksunluk

Mirastan yoksunlukta, yasal mirasçının kendiliğinden devre dışı kalması söz konusudur. Mirasbırakanın bir ölüme bağlı tasarrufta bulunması gerekmez. MK m. 578’de öngörülen sebeplerden biri varsa yasal mirasçı devre dışı kalır. Yasa koyucu mirasçılıktan çıkarmada olduğu gibi mirastan yoksunluk için de belirli sebeplerin varlığını şart koşmuştur. Yasada öngörülen bu sebepler sınırlıdır, çoğaltılamaz. Çünkü kural, yasal mirasçıların mirastan pay alması, istisna ise, mirasçılıklarının engellenmesidir.

Yargıtay Kararları


Mirastan Çıkarılma Mirasçılık Belgesi Talebini Engellemez

Hakkında mirastan çıkarma ve yoksunluk sebepleri gerçekleşen veya mirası reddeden yada mirastan feragat eden mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz. Mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi yada mirasın reddi veya mirastan feragat edilmiş olması ilgili kişinin mirasçılık belgesi istemesine engel bir neden olmadığı gibi, ilgili kişinin mirasçılık sıfatını da ortadan kaldırmaz. (Esas : 2009/597, Karar : 2009/757, Tarih : 19.03.2009)

Veraset İlamının Hüküm Kısmında Mirastan Çıkarılanların Gösterilmesi ile Yetinilir

Bu olgunun terekenin tasfiyesi sırasında dikkate alınacağı gözetilerek yasal mirasçıları gösterir mirasçılık belgesinin düzenlenmesinden sonra sadece mirastan çıkarılan mirasçıların kimler olduğunun hüküm yerinde gösterilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsizdir.(Esas : 2010/7459, Karar : 2010/7080, Tarih : 09.12.2010)

Mirastan Çıkarma Sebebi Kanıtlanamazsa, Mirastan Çıkarılan Saklı Payını İsteyebilir

Miras bırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermiştir. Davalılar gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamamışlardır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 512/3. maddesi uyarınca mirastan ıskatın miras bırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı başka bir ifade ile davacıların saklı paylarını isteyebilir.(Esas : 2008/18085, Karar : 2010/826, Tarih : 19.01.2010)

Mirastan Çıkarma Sebebi Nitelik ve Nicelik Açısından Yeterli Olmalıdır

Mahkemece; dava konusu 02.08.1994 tarihli vasiyetname ile mirasbırakan M.S.T.’nın davacı oğlunu mirastan çıkarma sebebi olarak ileri sürdüğü olaylar mirastan iskat sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunmadığından kısaca davacının murise karşı ağır bir suç işlediği yolunda dosyada yeterli delil olmadığı gibi ıskata konu edilen tartışma sonucu gerçekleşen aile ilişkisi nedeniyle sübjektif şartında gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece; tasarruf nisabı sınırı içerisinde geçerli olmak üzere vasiyetnamenin ıskata ilişkin bölümünün hükümsüzlüğüne ve ıskat dışında kalan vasiyet hükümlerinin lüzum ifade etmesine karar verilmesi gerekir.

Mirastan Çıkarma Sebebi Açık Olmalıdır

İskat sebebi açık olmalı, belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanmalıdır. Sadece mirasdan iskat ettim, miras dışı bıraktım, bana ilgi göstermedi v.b. gibi gerekçesiz sözler yeterli sayılmamalıdır. İskat sebebi kabul edilen olayların delillerinin gösterilmesi de mirasçının iskata itirazı halinde diğer tarafa kolaylık sağlayacağından, tasarruf da yer almalıdır (MK. madde 512/2). (Esas : 2013/15148, Karar : 2013/16683, Tarih : 26.11.2013)

Muris Kusurlu Davranışları ile İskata Neden Olan Olaylara Sebep Olmuş İse İskat Geçersizdir

Ancak, muris kusurlu davranışı ile ıskata neden olan olaylara sebep olmuş ise iskat şartları oluşmayabilir. Bu hususun takdiri ise olayların akışına göre, hakime aittir. Aile bağlarını koparıcı fiilin işlenmesinde mirasbırakan da en azından mirasçı kadar kusurlu bulunuyor ise ıskat geçerli değildir (Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, 3.baskı, İstanbul 1987, syf. 310 vd.). (Esas : 2013/15148, Karar : 2013/16683, Tarih : 26.11.2013)

Mirastan Çıkarılan Mirasçının Kusuru Objektif Ölçüde Ağır Olmalıdır

Kanun koyucu, burada fiilin niteliğine değil de sonucuna önem verdiği için, hakim, suçun ağır olup olmadığına, fiilin aile bağını koparacak nitelikte olup olmadığı ve fiilen de koparmış olup olmadığını araştırarak sonucuna göre karar verecektir. Koparacak nitelikle olmasından kasıt, suçun objektif olarak aile bağını koparacak nitelikte olmasıdır. Fiilen koparmış olması da, subjektif unsur olup, somut olayda aile bağını koparmış olmasıdır. Kanunun ağır terimi ile kastettiği budur. Şu halde bir fiil aile bağını koparacak nitelikte olmakla beraber, somut olayda koparmamışsa, subjektif şart gerçekleşmediği için, mirasçılıktan çıkarma sebebi olamaz (Prof. Dr. Mustafa Dural, Prof. Dr. Turgut Öz- Türk Özel Hukuku Cilt IV, Miras Hukuku, İstanbul 2011, syf.200 vd.). Suçun ağırlığını belirleyecek olan ceza hukuku prensipleri değil, medeni hukuk esaslarıdır. Mirasçının, mirasbırakanı ağır bir şekilde zedeleyen ve ailevi hislerin yokluğunu gösteren bir suç işlemesi halinde, bu kişi mirastan ıskat edilebilir. Bu kuralın uygulanmasında, hakimin takdir hakkı bulunması zorunludur (Prof. Dr. Zahit İmre, Prof. Dr. Hasan Erman, Miras Hukuku-İstanbul 2006 syf-234 vd.).

Objektif Şartın Yanında Subjektif Şart da Gerçekleşmelidir

Muris ile iskat edilenin aile ilişkilerinin fiilen kopmadığı ve subjektif şartın da gerçekleşmediği anlaşılmıştır.(Esas : 2013/15148, Karar : 2013/16683, Tarih : 26.11.2013)

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.