Mirasbırakanın Mirastan Çıkarmada Yanılgısı Yargıtay Kararı 2010/2-582 E.

Özet: Yerel mahkeme mirastan çıkarma sebebinin bulunmadığı hakkındaki gerekçeli kararını genişleterek “mirastan çıkarmada yanılgıya düşme” sebebiyle üst mahkemenin kararına direnemez. Yerel mahkeme burada yeni bir hüküm kurmuş sayılacaktır.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas: 2010/2-582
Karar: 2010/633
Tarih: 08.12.2010
  • 4721 s. MK, 510, 512

-YARGITAY İLAMI-

Taraflar arasındaki “Vasiyetnamenin İptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22/07/2008 gün ve 2006/386 E, 2008/301 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.01.2010 gün ve 2008/18085 E, 2010/826 sayılı ilamı ile;

(“… Davacılar 8.4.2002 tarihli vasiyetnamenin iptalini istemişlerdir. Mirasbırakan Nezaket vasiyetnamesinde mirastan çıkarma sebeplerini açıklamıştır. (TMK. md. 510/2.) Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin itiraz etmesi halinde bu sebeplerin varlığının ispatı çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. (TMK. md. 512/2) Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir. (TMK. md. 512/3)

Mirasbırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermiştir. Davalılar gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamamışlardır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 512/3. maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı başka bir ifade ile davacıların saklı paylarını isteyebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN :Davalılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, hukuki nitelikçe mirastan ıskat nedenleri bulunmadığı iddiasına dayalı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

Mirasçılıktan çıkarma koşullarının ispatlanamadığı konusunda yerel mahkeme ile Özel Daire arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Yerel Mahkemece verilen ilk kararda; “…davacıların mirastan çıkarılmalarından yararlanan davalıların, ispat yükü kendilerinde olmasına rağmen çıkarma sebebinin varlığını ortaya koyamamaları nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 510/2. maddesinde yer alan koşulun olayda gerçekleşmediği…” gerekçesine dayanılmıştır.

Direnme kararının gerekçesinde ise; “…çıkarma nedeninin bulunmadığı sabit olduğuna göre, miras bırakanın çıkarma nedeni konusunda yanılgıya düştüğünün kabul edilmesinin gerektiği, olmayan bir olayı veya nedeni varmış gibi görme ve düşünme veya hissetmenin ancak yanılma ile mümkün olduğu…” belirtilerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 512/3. maddesine dayalı olarak direnme kararı verilmiştir.

Bu nedenle, Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında; mahkemenin ilk kararındaki gerekçesini değiştirerek, Özel Dairenin incelemesinden geçmeyen yeni bir hüküm kurup kurmadığı; burada varılacak sonuca göre davaya bakma görevinin Özel Daireye mi, yoksa Genel Kurula mı ait olduğu konusu ön sorun olarak tartışılmıştır.

Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkemece bozmaya konu olan ilk kararda yer verilmiş olan hususlar direnmeye konu edilmeli; bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplanmadan önceki deliller çerçevesinde karar verilmeli; gerekçe önceki kararına göre genişletilebilirse de değiştirilmemelidir (HUMK.429 mad.). Bir başka değişle; mahkemece ilk kararda hiç yer verilmemiş değerlendirmelerin, bozmadan esinlenilerek ve bozmada işaret olunduğu şekilde yapılmış olması durumunda, ortada bir direnme kararının bulunduğundan söz edilemez.

Somut olayda; mahkemece verilen ilk hükümde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 512/3 maddesinin birinci cümlesinde yer alan “mirastan çıkarma sebebinin ispatlanamaması” olgusuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olmasına karşılık; direnme kararında bu gerekçe değiştirilerek aynı maddenin ikinci cümlesinde açıklanan “murisin mirastan çıkarma nedenleri konusunda açık bir yanılgıya düşürülmesi” olgusuna dayanılmıştır. Her bir olgunun hukuksal sonucu farklıdır. Çıkarma sebeplerinin ispatlanamaması durumunda murisin tasarrufu geçerli olur, ancak ıskat edilen mirasçı saklı payını alabilir. Buna karşılık, mirastan çıkarma nedenleri konusunda murisin açık bir yanılgıya düşürülmesi durumunda ise yapılan ıskat tasarrufu tümü ile geçersiz olacağından, ıskat edilen mirasçı miras payına düşen payının tamamını alır. Bu husus direnildiği ifade edilerek verilen son kararda ortaya atılıp, ilk kararda yer almadığından Özel Dairenin denetimi dışında kalmıştır.

Hal böyle olunca, ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı mevcut olmayıp, bozmadan önce kurulan ve ilk kararda dayanılmayan gerekçelerle verilen yeni bir hükmün bulunduğunun kabulü gerekir.

Yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının inceleme merci ise Hukuk Genel Kurulu değil; Özel Daire’dir.

O halde, dosyanın yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle karşı davalılar vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesine Gönderilmesine, 08.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.