Siteden ayrılmadan önce tarafımca yazılan site içi arama motorunu deneyin.

Mirasın Hükmen Reddi Cevap Dilekçesi

Mirasın Hükmen Reddi Davasına Cevap Dilekçesi 1

ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVALI:

VEKİLİ:

DAVACILAR:

VEKİLİ:

DAVA DEĞERİ:

KONU: Sayın Mahkemeniz’e, davaya cevap ve itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Mahkemeniz nezdinde yukarıdaki esas numarası ile ikame edilen ve müvekkil aleyhine açılan huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerekmektedir.

Davacı ile müvekkil şirket arasında 12 tarihli Sözleşme imzalanmıştır(EK-1:). İşbu sözleşmeden kaynaklı olarak murisin 14-15 dönemlerine ait 20.000 TL borcu bulunmaktadır ve sözleşmeden kaynaklı bu borçlar müvekkil şirkete ödenmemiştir.

Muris 16 tarihinde vefat etmesi üzerine hukuken bu borçtan davacı mirasçılar sorumlu hale gelmiş ve 12 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapılmıştır. Ancak davacı mirasçılar borçlarını ödememek adına, kötü niyetli olarak mirasın hükmen reddine karar verilmesi için huzurdaki davayı açmışlardır.

Miras bırakanın borçlarından dolayı mirasçıların müteselsil ve şahsi sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluk mirasın açılması anında başlar. Müteselsil sorumluluk ilkesinin sonucu olarak her mirasçı miras bırakanın borcunun tamamından sorumludur. Alacaklı isterse mirasçıların hepsinden isterse içlerinden sadece birinden veya birkaçından alacağının tamamını talep ve tahsil edebilir. Şahsi sorumluluk esası gereği olarak da mirasçılar miras bırakanın borçlarından sadece tereke malları ile değil; kendi şahsi malvarlıkları ile de sorumludurlar.

Tüm bunlara binaen işbu dava kapsamına karşı tarafça sunulan layihalarda yer alan kötü niyetli iddia ve beyanlara karşı yasal süresi içerisinde cevap ve itirazlarımızı Sayın Mahkemeniz’e saygılarımızla beyan ederiz.

Şöyle ki;

1) DAVACILARIN, TEREKENİN BORCA BATIK OLDUĞU İDDİASINA İTİRAZ ETMEKTEYİZ.

Murisin terekesinin borca batık olup olmadığı, terekenin aktif ve pasifinin tamamen bilinmesi ile mümkün olabilecek olup miras bırakanın taşınır ve taşınmaz mallarının ölüm günündeki değerlerinin borçlarını karşılamaya yeter miktarda olup olmadığının objektif olarak tespiti gerekir.

2) DAVACILARIN , MURİSİN ÖLÜMÜNDEN ÖNCEKİ 5 YIL İÇİNDE MURİSİN MALVARLIĞINDAN DEVRALMIŞ OLDUĞU GAYRİMENKUL, MENKUL VE NAKİT AKTARIMI OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ GEREKMEKTEDİR.

Sayın Mahkemeniz tarafından da bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu madde 618’de;

“Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar.

Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır.

İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.” şeklinde açıklanmış olup mirası reddeden mirasçılar; murisin alacaklılarına karşı, miras bırakanın ölümünden önceki 5 yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü oldukları değer ölçüsünde sorumlu olacaklardır ve davacıların, murisin ölümünden önceki 5 yıl içinde mirastan almış olduğu gayrimenkul, menkul ve nakit para aktarımı olup olmadığının araştırılması gerekir.

3) MİRAS BIRAKANIN ÖLÜMÜNDEN SONRA DAVACILARIN, MİRAS BIRAKANIN MİRASINI KABUL MANASINA GELEN DAVRANIŞLARININ BULUNUP BULUNULMADIĞININ DA ARAŞTIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

4) DAVACILARIN VERASET İNTİKAL VERGİSİ ÖDEYİP ÖDEMEDİKLERİ HUSUSUNUN ARAŞTIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

Davacı mirasçıların veraset intikal vergisi ödeyip ödemedikleri hususunun da ayrıca araştırılması gerekmektedir zira bu husus murisin mirasını kabul manasına gelen bir davranış olması noktasında delil teşkil edecektir.

5) DAVACILARIN VERASET İLAMI ALMIŞ OLMASI MİRASI KABUL ETTİKLERİ MANASINA GELDİĞİNDEN DAVAYA İTİRAZ ETMEKTEYİZ.

Tarafımıza tebliğ olunan dava dilekçesi ekinde davacıların veraset ilamı yer almaktadır. Bu durum açıkça mirasın kabulü manasına geldiğinden bu yönüyle davaya itiraz etmekteyiz.

6) DAVACILARIN YARGILAMA GİDERİ VE VEKALET ÜCRETİNİN MÜVEKKİL ŞİRKETE YÜKLENMESİ TALEBİNE İTİRAZ ETMEKTEYİZ.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/12005 Esas, 2017/5092 Karar ve 14.06.2017 tarihli kararında;

“Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.”

YUKARIDA ARZ VE İZAH OLUNAN SEBEPLERDEN VE SAYIN MAHKEMENİZ TARAFINDAN RE’SEN GÖZETİLECEK NEDENLERDEN ÖTÜRÜ, ESASA USULE VE FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARIMIZIN SAKLI KALMASI KAYDIYLA; HUZURDAKİ HAKSIZ DAVANIN REDDİNE; HER TÜRLÜ YARGILAMA GİDERİ VE ÜCRET-İ VEKALETİN KARŞI TARAFA TAHMİLİNE KARAR VERİLMESİNİ SAYIN MAHKEMENİZ’DEN SAYGILARIMIZLA BİLVEKALE TALEP EDERİZ.

HUKUKİ SEBEPLER: TMK, HMK, ilgili yönetmelik maddeleri ve her türlü yasal mevzuat.

DELİLLER:

1. Yemin, (Sayın Mahkemeniz tarafından gerekli görüldüğü takdirde, yukarıda belirtilen davanın esasına ilişkin açıklamalarımızın ispatı doğrultusunda müvekkil ve karşı tarafın yeminine başvurulmasını talep ederiz.)

2. İsticvap, (Sayın Mahkemeniz tarafından gerekli görüldüğü takdirde, yukarıda belirtilen davanın esas yönünden beyanlarımızın ispatı doğrultusunda müvekkil ve davacıların isticvabına karar verilmesini talep ederiz.)

3. Tanık, (Sayın Mahkemeniz tarafından gerekli görüldüğü takdirde, yukarıda belirtilen davanın esas yönünden beyanlarımızın ispatı doğrultusunda müvekkil ve davacıların tanık dinletebilmesine karar verilmesini talep ederiz.)

4. Keşif ve Bilirkişi İncelemesi, (Sayın Mahkemeniz tarafından gerekli görüldüğü takdirde, yukarıda belirtilen davanın esasına ilişkin açıklamalarımızın ispatı doğrultusunda dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmesini talep ederiz.)

5. Diğer her türlü yasal delil, (Sayın Mahkemeniz tarafından gerekli görüldüğü ve talep edildiği takdirde yukarıda belirtilen davanın esasına ilişkin beyan ve iddialarımızın ispatı doğrultusunda sair tüm deliller Sayın Mahkemeniz’e sunulacaktır.)

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Mahkemeniz tarafından re’sen nazarı dikkate alınacak hususlar dolayısıyla; esasa, usule ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkımızı saklı tutuğumuzu beyan eder;

– Haksız ve mesnetsiz davanın REDDİNE,

– Ücret-i vekaletin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa TAHMİLİNE;

Karar verilmesini saygılarımızla bilvekale talep ederiz.

Mirasın Hükmen Reddi Davasına Cevap Dilekçesi 2

ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO :

CEVAP VEREN DAVALI :

VEKİLİ :

DAVACI :

TT :

KONU : Davaya ilişkin cevaplarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR : Davacılar murisi olan Ahmet, 13 tarihinde vefat etmiştir. Müteveffanın menkul, gayrimenkul tüm mal ve borçları ile mirasın reddi istemi ile 12 tarihinde mahkemenizde dava açılmıştır. Açılan dava, hukuki dayanaktan yoksun olup, reddedilmesi gerekmektedir.

Şöyle ki;

1- DAVA YASAL SÜRESİ İÇİNDE AÇILMAMIŞTIR.

Yasal süresinde açılmayan davanın reddi gerekmektedir. TMK 606. Madde hükmü uyarınca;

”Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten” itibaren bu sürenin başlayacağı düzenlenmiştir.

Müteveffa 12 tarihinde vefat etmiş olup, borçlunun yasal veya atanmış mirasçıları TMK md 606’de belirtilen 3 aylık yasal süre içerisinde mirası reddetmemişlerdir.

2- DAVA KONUSU SOMUT OLAYDA MİRASIN HÜKMEN REDDİNİN ŞARTLARI OLUŞMAMIŞTIR.

TMK madde 605 – “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” denmektedir.

3- Müvekkil şirket tarafından murisin terekesinin borca batık olmadığı düşünülmektedir. Ancak bu hususun tarafımızca tespiti mümkün değildir.

Yasa hükümleri ve Yerleşik yargı kararlarına göre terekenin borca batık olduğunun söylenebilmesi için terekenin aktif ve pasiflerinin net olarak belirlenmesi ve mirasçının/ mirasçıların terekeyi kabul ettiğine dair hal ve hareketlerde bulunmamış olması gerekmektedir.

Bu hususun mahkemece araştırılması gerekmektedir.

Davacılar yasal süresi içinde mirası reddetmediği gibi TMK md 605/2’de “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” şeklinde düzenlenen mirasın hükmen reddinin şartları da oluşmamıştır. Mirasın hükmen reddedilmiş sayılabilmesi için ölümü tarihinde murisin ödemeden aciz olması şartı aranmaktadır.

Mirasın Hükmen Reddi şartları eldeki dava bakımından oluşmadığından davacı mirasçılar tarafından açılan davanın reddi gerekmektedir.

4- Müvekkil şirketin işbu davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu sebeple aleyhe masraf ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir.

Davacı tarafın davasındaki haklılığı mahkemece kabul edilmesi halinde, davanın açılmasında müvekkilimin bir kusuru bulunmadığından huzurdaki davanın kabulü halinde müvekkil şirket aleyhine yargılama giderleri ile ücreti vekaletten sorumlu tutulması hukuken yerinde değildir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/12005 E. 2017/5092 K 14.06.2017 tarihli karar;

“Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş…”

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/17737 E. 2017/2554 K. 30.03.2017 tarihli karar;

“Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına araştırılarak karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.”

Yargıtay 14.Hukuk Dairesi 2016/ 4992 E. 2017/1814 K. 09.03.2017 tarihli karar;

“Kabule göre de mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.”

Emsal Yargıtay kararlarından da anlaşıldığı üzere, yargılama gideri ve harçtan müvekkil şirketin sorumlu tutulması usul ve yasaya, mevcut içtihada aykırı olacaktır.

5- Müvekkil şirket tarafından muris aleyhine 11 numaralı sabit telefon hizmetinin ödenmemiş faturaları sebebiyle Adana İcra Müdürlüğü’nün 12 E. Sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin borcu günümüz itibariyle haricen tahsil edilmiş olup; ödeme tarihi itibariyle bakiyesi 1.000 -TL’dir.

Yukarıda açıklanan nedenler ile, yasal süresi içinde açılmamış olan bu davanın reddini talep etme zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER : TMK, TTK, HMK, İİK ve sair mevzuat

DELİLLER :

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda kısaca açıklanan nedenlerle;

1- Davacının borçtan kurtulmak amacıyla USUL ve YASAYA aykırı olarak açmış olduğu DAVANIN REDDİNE,

2- Dava açılışına müvekkilce sebebiyet verilmemiş olduğundan MÜVEKKİL ALEYHİNE VEKALET ÜCRETİ ve YARGILAMA GİDERİNE HÜKMEDİLMEMESİNE,

3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına,

Karar verilmesini vekaleten talep ederim.

CEVAP VEREN DAVALI

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir