Menfi Tespit Dava Dilekçesi

Sayfa İçeriği (Özet)

Menfi Tespit Dava Dilekçesi

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE

İhtiyati tedbir taleplidir.

Davacı              :

Vekili               : Adana İncekaş Hukuk Bürosu Avukatları

Davalı               :

Dava                 : Menfi Tespit

Değeri              :

Açıklamalar   :

1- X 2. İcra Müdürlüğü’nün X Esas sayılı dosyası ile müvekkilim aleyhine X tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfında olmadığı yönünde, X İcra Hukuk Mahkemesi’nin X Esas sayılı dosyası ile itiraz edilmiştir. Dayanak belge, müvekkil X , X’a kefil olduğu davalı banka ile olan kredi işlemleri sırasında, kredi evrakları arasında, bilgileri dışında müvekkilimize imzalatılmış boş bir belgedir. Davalı banka alacaklı olmadığı gibi kötü niyetli olarak hareket etmiştir.  Nitekim ;

Müvekkil Mevlüt Kıncal’ın Hulusi Kıncal’ın kullandığı krediye kefil olduğu doğrudur. Ancak ; kredi verilirken , kredi bedelinden kat ve kat fazla değerinde ipotek alınmış ve alacak ipotekle teminat altına alındıktan sonra kredi verilmiştir.

Takip dayanağı senet ve Genel Kredi Sözleşmesi celb edildiğinde görüleceği üzere, sözleşme içerisinde yer alan ve müvekkil tarafından fark edilmeyen ,A4 kağıt üzerine imza attırılmak ve sonradan doldurulmak sureti ile kambiyo senedi haline getirilen senet icra takibine konulmuştur.

Genel Kredi Sözleşmesinin yapıldığı 17.03.2010 tarihinde 818 sayılı BK yürürlükte olmasına rağmen 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’ un yürürlük tarihinden önce gerçekleşmiş olup da, TBK’ un yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil, işlemlere ve sözleşmelere, TBK hükümleri uygulanacaktır. (6101 sayılı Kanun / m. 4).

Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinin birinci fıkrası gereği, “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” Senet ve genel kredi sözleşmesi üzerinde yaptırılacak yazı incelemesinde, sabit olacağı üzere senet üzerindeki yazıların birden fazla kişiye ait el ürünü olduğu tespit edilebilecektir.

Diğer yandan Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan yazıların hiç biri müvekkilimize ait olmadığı gibi, kefaletin geçerliliği için zorunlu kefaleti kabul ettiğine ve müvekkilimizin sorumluluk aldığı miktarım belirli olmaması nedeniyle geçerli bir kefillikte bulunmamaktadır. Yargıtay’ın somut olaya benzer kararlarında da görüleceği üzere… Mahkemece yukarıda anılan madde hükmünde belirtilen hususlar kefillerin el yazısı ile yazılmamış olması sebebiyle doğmamış kefaleti geçerli kabul edip, kararda yazılı gerekçe ile hüküm tesis etmesi isabetsizdir.(T.C Yargıtay 19.Hukuk Dairesi Esas:2017/3217 Karar:2018/4585)

Davalı banka tarafından verilen ve müvekkilimin kefil olduğu 65.000,00 TL’lik kredinin tamamı ödenerek borç ortadan kalkmıştır.

03.2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde davacı tarafından X Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan,2020/3 Esas sayılı dosyada, davalı tarafın 31.01.2020 tarihli davaya cevap dilekçesinde kullanmış olduğu ‘müşterek ve müteselsil kefildir’ beyanı ile kambiyo senedinin Genel Kredi Sözleşmesi ekinde alındığı kabul edilmektedir. Kambiyo Senedi ve Genel Kredi Sözleşmesinin düzenlendiği tarih 17.03.2010’ dur. Yargıtay’ın somut olaya benzer kararlarında ”Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2016/12000 Esas ve 2017/4971 karar sayılı kararında “ Takip dayanağı bononun düzenlenme tarihi ile genel kredi sözleşmesinin düzenlenme tarihlerinin aynı tarih olduğu, sözleşmenin taraflarının, bononun keşidecisi borçlu şirket, aval veren borçlu… ve lehtar alacaklı banka olduğu görülmekte, buna göre, takip dayanağı bononun, bankadan çekilen kredinin teminatı olarak verildiğinin kabulü gerekir.” Her iki belgenin de aynı tarihli olması nedeniyle senedin çekilen kredinin teminatı olarak alındığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

2-Bankalar, Bankalar Kanunu çerçevesinde faaliyet göstermek zorundadır. Bankalar, faiz karşılığı para alıp veren, kredi ve kambiyo işlemleri yapan kuruluşlardır. Bu yüzden bir kimseye mal satarak veya açıktan para vererek bono alamazlar. Yargıtay’ın somut olaya benzer kararında “Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/14044 Esas ve 2018/999 Kararı ile belirtildiği gibi bankalarca yapılan tüm işlemler kayıt altındadır ve bu hususta çıkabilecek ihtilaflarda ilgili kayıtlar inceleme altına alınabilmektedir.” Senede tanzim tarihi olarak yazılan 17.03.2010 tarihinde, ne Hulusi kıncal’a ne de X’a 100.000 USD nakit para verilmemiştir bu durum banka kayıtlarıyla sabittir.  Bu senede vade tarihi olarak yazılan 07.01.2019 tarihinden sonra , miktar olarak yazılan 100.000 USD’ a mahsuben herhangi bir ödeme müvekkilim tarafından davalı bankaya yapılmamış olması nedeniyle esasen yasal unsurları itibariyle kambiyo senedi olmayan bu belgeye dayalı bir borç olmadığı gibi kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin 25.04.2019 tarihinde yapılmış olması da yasaya aykırıdır.

a-Bir bankanın, herhangi bir şahsa ya da şirkete, 9 yıl sonra tahsil edilmek üzere, senet karşılığında 100.000 USD nakit para vermesi ve kendi halinde geçimini sağlayan hiçbir bankada döviz hesabı dahi olmayan bir şahsın bankaya Amerikan doları cinsinden borçlanması hayatın olağan akışına ve mantığa aykırıdır. Senedi işleme koyan bir bankadır ve bankaların yapılan işlemlerin haricinde başkaca bir işlemden kaynaklı alacaklı olduğu düşünülemez.

b- Dayanak belgenin boş olarak imzalatılması, sonradan müvekkilimin yokluğunda tek taraflı ve hayali olarak doldurulması kambiyo senedi olmayan bu belgeye dayalı bir borç olmadığı gibi kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılması da yasaya aykırıdır, bu hususta yapılacak yazı incelemesi ile senedin iki farklı kalemle iki farklı elin ürünü olduğu görülecektir. Tanzim tarihinde bankadan 100.000 USD ‘ nakit’ borç almayan müvekkilimin, almadığı para için “Kayıtsız Şartsız 100.000 USD bedel ödeme vaadinde “ bulunması akla ve mantığa aykırıdır.

3-Dava dışı X tarafından farklı tarihlerde birden fazla kredi çekilmiştir. Çekilen tüm kredilere ilişkin farklı ipotekler alınmış ve her bir kredi için yeni kefalet ilişkisi kurulmuştur ve hatta ödemesi tamamlanan kredilere ilişkin ipotekler kaldırılmıştır. Yargıtay’ın somut olaya emsal kararında “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar tarihli” Gerek Yargıtay, gerekse İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında; kefaletin ferdileştirilmesinin zorunlu olduğu ,asıl borcun belirli veya en azından kefalet anında belirlenebilir olmasının gerektiği , her ne sebeple olursa olsun ileride doğacak tüm borçlara kefaletin ise geçersiz olacağı kabul edilmektedir .Kefaletin mevcut borçlar yanı sıra daha sonra doğacak tüm borçlar için de verilmesi halinde kısmi hükümsüzlük söz konusu olacak , sadece belirli veya belirlenebilir borçlar açısından kefalet geçerli olacaktır. Müvekkilimizin imzasının bulunmadığı kredi sözleşmelerinden kaynaklı müvekkilimizin borçlu olduğu düşünülemez.

4- Kaldı ki krediler için alınan ipoteklerin paraya çevrilmeden ve bakiye borç miktarı belirlenmeden işlem yapılması da “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar tarihli kararında “Alacak, teslime bağlı taşınır rehini veya alacak rehini ile güvence altına alınmışsa, rehinin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz.” Hükmü ile  davalı bankanın kötü niyetli olduğunun açık göstergesidir.

5- Asıl borçlu ve müteselsil kefil, alacaklı karşısında, müteselsil borçluluğa benzer sorumlu olsa ve alacaklının tercihine göre, isterse borçluya isterse kefile müracaat imkanı bulunsa da yüzeydeki bu benzerliğe aldanıp, müteselsil kefalet ve müteselsil borçluluğun aynı şey olduğu hatasına düşmemek gerekmektedir. Müteselsil kefil ile asıl borçlu arasında BK. m. 141 vd. anlamında müteselsil borç ilişkisi bulunmamaktadır. BK. m. 141 hükmüne göre müteselsil borçlu olarak kabul edilen kimseler, alacaklı karşısında, birbirlerinden bağımsız olarak sorumluluk altına girmişlerdir. Buna karşılık müteselsil kefilin sorumluluğu her zaman için fer ‘i, bir sorumluluktur. Müteselsil kefalet ve müteselsil borçluluk birbirlerinden ayrı iki kurum olmalarına karşın, yasa koyucu müteselsil kefaletin müteselsil borçluluk hükümlerine tabi olmasını engellemek gayesiyle BK. m. 487 f. II’ de “bu babın (kefalete ilişkin) hükümleri, bu nevi kefalete (müteselsil kefalet) de tatbik olunur” ifadesine yer vermek zorunda kalmıştır. Müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmasının davanın esası ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Müşterek borçlu ve müteselsil kefil arasında sorumluluk anlamında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Nitekim ilgili kredi borcundan kaynaklı tüm ödemeler gerçekleşmiş ve borç ortadan kalkmıştır.

6-6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. Maddesine göre haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dahil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Bu sebeple banka ile müvekkilim arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi yasal düzenlemeler ışığında haksız şart niteliğindedir.

7-Müvekkilimiz 17.03.2010 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine kefil olma amacı ile sözleşmeyi imzalamıştır. Kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlar için yazılan afaki bir ibarenin gerek 6098 sayılı yasayla getirilen genel işlem şartları ve gerekse kefalete ilişkin hükümlerde “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/19-689 Esas 2018/1624 Karar tarihli kararında kefaletin mevcut borçlar yanı sıra daha sonra doğacak tüm borçlar içinde verilmesi halinde kısmi hükümsüzlük söz konusu olacak , sadece belirli veya belirlenebilir borçlar açısından kefalet geçerli olacaktır.” kefalet limitinin belli olması şartı nedeniyle böyle bir maddenin yok hükmünde olması, kefilin sorumluluğunun genişletilmesi mümkün değildir. Nitekim; Müvekkilimizin kefalet ilişkisinden kaynaklı sorumluluğu, imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı doğmuş ve doğacak borçlar olması nedeniyle diğer genel kredi sözleşmesinden kaynaklı sorumluluğu bulunmamaktadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/1033 Esas ve 2012/2329 Karar sayılı kararında “ Davacı imzalamadığı bir sözleşme nedeniyle kullandırılan krediden dolayı kefil olarak sorumlu olamaz” denilmiştir.

8- X’ın 2010 yılında davalı bankadan kullanmış olduğu kredi için kefil olarak borç yükümlülüğü altına giren müvekkilimin, borcun ödenmesiyle sorumluluğu ortadan kalkmıştır. Daha sonradan Hulusi Kıncal tarafından davalı bankadan çekilen kredilere kefil olmayan müvekkilimin bu kredilere ilişkin borcu da yoktur. Bu sebeple, kefil olmadığı halde bankanın yapmış olduğu sözleşme ve sonradan kambiyo senedine çevrilen senetten müvekkilimin sorumlu tutulması dürüstlük kurallarına aykırıdır.

9-Müvekkilimin kendisine borçlu olmadığını bilmesine rağmen X 2.İcra Müdürlüğünüm 2019/4095 sayılı dosyasıyla hakkında icra takibi başlatan davalı banka haksız ve kötü niyetlidir. İcra takibiyle yapılan hacizler ve akabinde yapılan takibin çevrede duyulması müvekkilimizin itibarını sarsmış olup bu denli yüksek bir borç ile karşı karşıya kalması aile düzenini sarsmıştır. Manevi taleplerimize ilişkin haklarımız saklı tutuyoruz. Bu nedenle borçlu olmadığının tespiti için dava açmak gerekmiştir.

Hukuki Nedenler        :  TTK, TBK, İİK, Bankacılık Kanunu, HMK ve sair ilgili mevzuat

Hukuki Deliller           : X 2. İcra Müdürlüğünün X sayılı dosyası, X Asliye Ticaret Mahkemesi X  karar tarihli dosyası, X Asliye Ticaret Mahkemesi X karar sayılı dosyası, 1. İcra Hukuk Mahkemesi X Esas sayılı dosyası, X Cumhuriyet Başsavcılığının X numaralı soruşturma dosyası, X’ın Kuveyt Türk Bankasından kullanmış olduğu tüm kredi sözleşmeleri, kullanılan kredilere ilişkin verilmiş teminatlar, kefillikler ve krediler, banka dekontları, davalı bankanın, Merkez Bankasının ve BDK ‘ un 100.000 USD verilip verilmediğine ilişkin kayıtları, senet aslı, yazı incelemesi, tanık, yemin, bilirkişi, banka kayıtları kredi ödeme dökümü vb. deliller.

Sonuç ve Talep         : Yargılama yapılarak sabit olacağı üzere ;

1- Davacı müvekkilimizin yukarıda açıklanan nedenlerle Takip konusu yapılan X TL X vade tarihli senetten dolayı davacı müvekkilimizin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve bu nedenle 2. İcra Müdürlüğünün X Esas sayılı takip dosyasına borcu olmadığının tespitine, takibe konulan senedin iptaline;

2- Alacaklı olmadığı halde icra takibi yapan davalı bankanın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle İİK 72. Mad. gereğince talep olunan alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine;

3- Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. Saygılarımızla.

Tensip ara kararıyla ;

1- Davalı Kuveyt Türk Bankasına HMK md 220/1 gereğince müzekkere yazılarak, Hulusi Kıncal tarafından kullanılan kredilere ilişkin tüm kredi sözleşmelerinin, kredilere ilişkin verilen teminatların, banka dekontlarının ve diğer belgelerinin gönderilmesinin istenilmesine;

2- X’ın X yılında kullanılan krediye kefil olması dışında davalı banka ile başkaca herhangi bir borç doğurucu işlemin olup olmadığı hususunun sorulmasını;

3- İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak asıl borçlu Hulusi Kıncal aleyhine davalı banka tarafından başlatılan tüm icra takiplerinin istenilmesine

4- Takip dayanağı senedin boş kısımlarının hangi banka personeli tarafından el yazısıyla doldurulduğunun sorulmasını talep ederiz. Saygılarımızla. tarih

Davacı Vekili

EKLER :

2.İcra Müdürlüğünün X sayılı dosyası ödeme emri

Kredi Sözleşmesi

Kredi Ödeme Dökümü

Boş Senedin Doldurulmuş Hali

1 Ad Arabuluculuk Tutanağı

1 Ad Vekaletname Sureti

Yargıtay kararları

Soru-Cevap

Son düzenleme tarihi 15 Ağustos 2020 19:40

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.