MANEVİ TAZMİNAT DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Manevi Tazminat Dava Dilekçesi -1-


ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

                                                                                                                                 

DAVACI                   :

TC NUMARASI       :

ADRESİ                    :

VEKİL             :Avukat Saim İNCEKAŞ- Turhan Cemal Beriker Bulvarı, Ziya Algan İş Merkezi No:9 K:5 D:41, 01010 Seyhan/ADANA

ADRES                      :

                                                       

DAVALI                   :,

TC NO                       :

ADRESİ                    :

 

DAVA KONUSU     :olay nedeniyle müvekkilde meydana gelen üzüntü, acı ve keder nedeniyle …..,00-TL manevi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili talebidir.

HARCA ESAS DEĞER

(ŞİMDİLİK)              : ….,00-TL

AÇIKLAMALAR    :

 

1-) a- Davalının çocuğu, …. olan Müvekkil/davacının sınıfımda olup, davalı, Müvekkil/davacıya, sürekli mesajlar attığı, Müvekkil/davacının ise, anne şefkati bulduğunu söylediği, daha sonra da, davalının Müvekkil/davacıya duygusal olarak bir şeyler duyduğunu söylediği, Müvekkil/davacının ise, evli olduğunu, böyle bir şey olamayacağını söylediği. daha sonra da, davalının, “benim silahım var, kendimi öldüreceğim. Sebebi sen olacaksın” dediği, Müvekkil/davacının ise, bu aşamada, davalının kendisine yönelik bu davranışından korktuğu, davalının, Müvekkil/davacıya “eşinden boşanacaksın, benimle evleneceksin” dediği, daha sonra da, davalının Müvekkil/davacıya “ilaç içtim hastanedeyim, polis gelecek bundan sonrasını sen düşüneceksin” dediği, bilahare, davalının Müvekkil/davacıya, “…. ve …. arasında ….. denen …. çıktığını, evet demez isem oradan kendini atacağını” söylediği, daha sonra, davalının Müvekkil/davacıdan resim istediği, ancak Müvekkil/davacının resimleri göndermediği, bilahare Müvekkil/davacının Savcılığa şikayette bulunduğu anlaşılmıştır.

 

b-……. . …. Ceza Mahkemesi’nin 201/ esas-2019/ karar sayılı dava dosyasında; ……. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ../…/201.. tarih, 2018/…. esas sayılı iddianamesiyle; ……. iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

c-……. . …. Ceza Mahkemesi’nin 201/ esas-2019/ karar sayılı ilamında ise; ….. cezalandırılmasına, Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi sayılarak sanığa verilen cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1 yıl 6 ay hapis ve 62 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 Sayılı CMK’nun 231. Maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş iş bu ilam kesinleşmiştir.

 

2-a-Davalının, iş bu haksız ve hukuka aykırı, daha da ötesi zalimane iş bu davranış, tutum ve davranışları nedeniyle, Müvekkil/davacının psikolojileri bozulmuş, birçok psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara yakalanmış, …… İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi …… Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden verilen ..2018 günlü rapor içeriğinden de anlaşılacağı üzere, kanser hastalığına yakalanmış ve tevadi görmeye başlamıştır.

Yine, ….. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları tarafından verilen …. günlü rapora ve muayene ve müşahade evrakına göre; yaygın anksiyete ve depressif bozukluğu teşhisinin konulduğu anlaşılmıştır.

b-Davalının, iş bu haksız ve hukuka aykırı, daha da ötesi zalimane iş bu davranış, tutum ve davranışları nedeniyle, Müvekkil/davacının başvurması üzerine, …. 2. Aile Mahkemesi’nin 2018/Değ. İş Esas ve karar sayılı ve …. günlü, …. Günlü…. günlü, …. günlü ve …. günlü ilamlar ile, davalı hakkında, Müvekkil/davacıdan uzaklaştırma kararı verildiği anlaşılmıştır.

3-) a-Müvekkil/Davacının, dava konusu olay nedeniyle, gerek kendisinin ve gerekse eşi ve diğer aile bireylerinin ruh hali bozulmuş,  acı ve ızdırap çekmiş, üzüntü duymuş, halen ve ömür boyu, acı ve ızdırap çekmeye ve üzüntü duymaya mahkum edilmiştir. Öyleki, Davacı, hayatını sağlıklı bir şekilde devam ettiremez hale gelmiş, çalışma şartları olumsuz etkilenmiştir. 

Dava konusu olaydan sonra, Davacının hayatı, tam tersine olumsuz bir seyir halini almıştır. Bu durum ise, Davacı, T.B.K.’nın 114. maddesinin yollaması suretiyle olayda uygulanması gereken 51, 56. ve 107. maddelerine aykırı şekilde cismani zarara uğratılmıştır.

6098 Sayılı TBK’nun 56. maddesi ile Yargıtay içtihatlarındaki ve öğretideki görüşler çerçevesinde manevi tazminat; özel durumlar göz önünde bulundurularak, zarara uğrayanlarda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirmek, maddi tazminatla tam olarak giderilemeyen zararı karşılamak amacı gütmelidir.

b-Manevi tazminatın amacı, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmektir. Hakim manevi tazminat miktarını tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve adalete uygun olarak takdir etmelidir. Takdir edilecek miktar, manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da göz önünde tutularak, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir.

Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşananın acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez.

c- Şantaj insan onurunu küçük düşüren, ruh haline zarar veren aşağılık bir eylemdir.

 

şantaj suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen karar TBK’nın 74. (BK 53) maddesi anlamında hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı değil ise de, ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk mahkemesi yönünden de bağlayıcı olacağından, ayrıca somut olayın oluşumu ve hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği hukuk hakimi tarafından takdir edileceğinden adı geçen davalının eylemi ile müvekkil/davacının kişilik haklarının saldırıya uğramış olduğu

                                                                  

4-) Hal böyle olunca, olay nedeniyle insan içine çıkamaz hale gelen müvekkilimizin duyduğu derin elem ve ıstırabın bir nebze de olsa hafifletilebilmesini teminen, müvekkilimizin yaşadığı manevi zararın bir nebze olsun karşılanabilmesi için işbu manevi tazminat davasının açılması zorunluluğu hasıl olmuştur.

Müvekkilimiz bu gelişmeler neticesinde hem bedensel hem de ruhsal anlamda büyük bir çöküş yaşamıştır. Bu konuda dava esnasında dinletmek üzere şahitlerimiz hazırdır.

Davalının haksız, hukuka aykırı ve zalimane davranış, tutum ve zalimane olan müvekkilimizin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmin edilebilmesi ve müvekkilimizin acılarının bir nebze hafifleyebilmesi için Mahkemenize başvurma zorunluluğu tarafımızca hasıl olmuştur.

Somut haksız olay nedeniyle, müvekkil/davacının, sosyal ve yaşam çevresi, mesleği içerisindeki konumu, ekonomik ve sosyal durumu, psikolojik durumu dikkate alındığında, müvekkil/Davacı adına talep ettiğimiz, 7.500-TL manevi tazminat miktarına hükmedilmesi ve davalıdan haksız fiilin meydana geldiği tarih olan 21.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınmasına karar verilmesi gerekmektedir.

5-) Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2016/5582 esas-2018/2478 karar sayılı ve 29.03.2018 günlü ilamında aynen “…Tüm dosya kapsamına göre; davalılardan … yönünden şantaj suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen karar TBK’nın 74. (BK 53) maddesi anlamında hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı değil ise de, ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk mahkemesi yönünden de bağlayıcı olacağından, ayrıca somut olayın oluşumu ve hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği hukuk hakimi tarafından takdir edileceğinden adı geçen davalının eylemi ile davacıların kişilik haklarının saldırıya uğramış olduğu kabul edilerek uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

b-)818 Sayılı BK 49. maddesi (Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi) hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayların gelişimi, tarafların sıfatları, ifadelerin ağırlığı ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir…” şeklindeki ilamı ve benzer içtihatları bu sonucu doğrulamaktadır.

 

HUKUKİ SEBEPLER        : 6098 S. K. m. 49, 54, 56, 66, 396, 400, 502, 506 ve diğer ilgili maddeler, 4721 S.Y m. 3 v. diğer ilgili maddeleri  HMK, .m.400 vd. ve sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER        :

1….. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları tarafından verilen 30.03.2018 günlü muayene olduğuna dair evrak.

(Dava dilekçemiz ile sunulmuştur.)

(Müvekkil/davacıya ait, ….. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları tarafından yapılan muayene ve müşahade evrakı ile sağlık raporları, ….. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları  Hastanesinden ve …… İl Sağlık Müdürlüğü’nden, ….Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nden celbedilmelidir.)

2-) …… İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi …… Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden verilen ..2018 günlü rapor ve muayene evrakı,

(Dava dilekçemiz ile sunulmuştur.)

(Müvekkil/davacıya ait, …… İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi …… Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan muayene ve müşahade evrakı ile sağlık raporları, …… İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi …… Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ve …… İl Sağlık Müdürlüğü’nden, …. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nden celbedilmelidir.)

3-)……. . …. Ceza Mahkemesi’nin 201/ esas-2019/ karar sayılı dava dosyası, iddianame, gerekçeli karar ve diğer soruşturma ve kovuşturma evrakı.

(Gerekçeli karar ve iddianame, dava dilekçesi ile sunulmuştur.)

(……. . …. Ceza Mahkemesi’nin 201/ esas-2019/ karar sayılı dava dosyası, iddianame, gerekçeli karar ve diğer soruşturma ve kovuşturma evrakı, ……. . …. Ceza Mahkemesi’nden celbedilmelidir.)

4-) …. 2. Aile Mahkemesi’nin 2018/Değ. İş Esas ve karar sayılı ve …. günlü, …. günlü,….iddianame. 2018 günlü, … günlü ve … günlü ilamlar

(…. 2. Aile Mahkemesi’nin 2018/Değ. İş Esas ve karar sayılı ve …. günlü, …. günlü,….iddianame. 2018 günlü, … günlü ve … günlü ilamlar Dava dilekçemiz ile sunulmuştur.)

(…. 2. Aile Mahkemesi’nin 2018/Değ. İş Esas ve karar sayılı ve …. günlü, …. günlü,….iddianame. 2018 günlü, … günlü ve … günlü ilamlar ve diğer evrak, …. 2. Aile Mahkemesi’nden celbedilmelidir.)

 

5-Bilirkişi incelemeleri,

 

6-Resen toplanacak her türlü yasal delil.

7- Bilahare sunucağımız tanık ve diğer delil listesi.

8-Davalının mukabil olarak sunacağı delil listesine karşı sunacağımız delil listesi hakkımızı mahfuz tutuyoruz.

9-İsticvap

10-Her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM             : Arz ve izah edilen sebeplerle fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla;

Bu sebeplerle; 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 51, 54, 56, 58, 107 ve 114. ve diğer Maddeleri, 4721 Sayılı Medeni Kanunu’nun 3, 4 ve diğer Maddeleri ile diğer yasal mevzuat gereğince ve Yargıtay kararları doğrultusunda;

 

1-) Müvekkil/davacının, sosyal ve yaşam çevresi, mesleği içerisindeki konumu, ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında, 7.500,00-TL manevi tazminatın;

haksız fiilin meydana geldiği tarih olan 21.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte,  davalıdan tahsiline karar verilmesine,

 

2-)Yargılama giderleri ve vekil ücretinin davalıya yükletilmesine,

Bilvekale saygı ile arz ve talep ederim.

Davacı Vekili

Av. ….

EKLİ BELGELER  :

1-) ….. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları tarafından verilen ….günlü muayene olduğuna dair evrak.

2-) …… İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi …… Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden verilen ..2018 günlü rapor ve muayene evrakı,

3-)……. . …. Ceza Mahkemesi’nin 201/ esas-2019/ karar sayılı dava dosyası, iddianame, gerekçeli karar.

4-) …. 2. Aile Mahkemesi’nin 2018/Değ. İş Esas ve karar sayılı ve …. günlü, …. günlü,….iddianame. 2018 günlü, … günlü ve … günlü ilamlar,

 

5-) Vekaletname.

Manevi Tazminat Dava Dilekçesi -2-


X NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DAVACI :

VEKİLİ    

DAVALI :

KONU   : 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini içeren talebimizdir.

AÇIKLAMALAR

A.OLAY SAFAHATİ

Müvekkil, …nde röntgen teknikeri olarak görev yapmaktadır.

15.05.2019 tarihinde 15.10 sıralarında …. Hastanesinde görevini ifa ettiği sırada, Endodonti kliniğine randevu almış olan davalı….., müvekkilin hastaların röntgenini çektiği alana sürekli girip “Bir saattir bekliyorum. Benden sonra gelen insanları aldınız. Beni niye almıyorsunuz?” diye bağırmaya başlamıştır. Röntgen bölümünde çalışan diğer sağlık personelleri davalıya iki ayrı röntgen filmi çekilmesi gerektiğini ve bunların aynı anda çekilemeyeceğini, birinin zaten çekildiğini, diğeri içinde sırasını beklemesi gerektiğini, sıra ona geldiği takdirde adının dijital ekranda belireceğini izah etmelerine rağmen, davalı oradaki sağlık personelini rahatsız etmeye devam etmiş üstelik orda diş protez teknisyeni olan …. ile tartışmaya başlamıştır. Tartışma üzerine araya giren müvekkil…, davalıya “Sizin filminizi ben çekeceğim. Gelin ben yardımcı olayım.” demiş, ekranda davalının ismini göstererek sıranın nasıl ilerlediğini anlatıp, toplamda zaten 3 hastanın bulunduğunu, bir saat beklemenin imkansız olduğunu, davalıdan önce altmış beş yaş üstü bir hastanın olduğunu, ondan sonra da davalıyı alacağını yapıcı bir dille anlatmaya çalışmıştır. Tüm yardım çabalarına rağmen davalı küfretmeye başlamış bir an önce filminin çekilmeye başlanmasını istemiştir. O sırada içerde başka bir hastanın röntgenini çekmeye çalışan müvekkil …., sırasını beklemesi gerektiğini davalıya tekrar izah etmeye çalışmıştır. Fakat davalı bu kez ağır, sinkaflı küfürlerle müvekkile hakaret etmeye başlamıştır. Müvekkil…., röntgen çekme alanının dışına çıkmış, davalı “Sen kimsin? Seni bulurum, …kerim” diye tehdit etmeye başlamıştır. Davalının, davacı müvekkil ….a saldırma girişiminde bulunması üzerine hastanenin İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı…., davalıyı engellemiş fakat davalı…. hakaret ve tehditlerine devam ederek davacı müvekkil ….a saldırma girişimlerine devam etmiştir. Çıkan arbedede davalı ….. onu tutanların elinden sıyrılıp davacı müvekkil….ın sol omzuna vurarak fiziksel şiddette bulunmuştur. Bu darbeden sonra müvekkil ….’ın omuz bölgesinden korkunç bir ses yükselmiş ve hastane raporlarında sabit görüldüğü üzere omzunda yırtık ve lezyonlar oluşmuştur. Fiziksel şiddet sonrasında davalı…., “Sen kimsin? Seni bulurum, ..kerim” diye hakaret ve tehditlerine ve fiziksel saldırılarına devam etmiştir. Araya giren sağlık personeli ve hastalar sayesinde davacı … başka bir fiziksel saldırıya maruz kalmamıştır. Tüm bu olaylar üzerine olay mahalline gelen güvenlik görevlileri olaya müdahale etmiş hala hakaret etmeye ve fiziksel saldırıya devam eden …’nu olay mahallinden uzaklaştırmaya çalışmışlardır. (DELİL NO 1 -15.05.2019 TARİHLİ OLAY TUTANAĞI)

 Müvekkil davacı …ın gıyabında uzaklaştırılmaya çalışılan davalı aynı küfürleri davacı müvekkilin ailesi için de kullanmıştır. Davacı müvekkil … güvenli bir bölgeye alındıktan sonra Beyaz Kod uygulamasına gidilmiştir. (DELİL NO 2: BEYAZ KOD BİLDİRİMİ)Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına davacı müvekkil… ve …. si Başhekimi DT…..  …… sayılı suç duyurusunda bulunmuşlardır. (DELİL NO 3- … SAYILI SUÇ DUYURUSU – DELİL NO 4- …SAYILI ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ SUÇ DUYURUSU HK)

B.HAKARET SUÇU YÖNÜNDEN MANEVİ TAZMİNAT

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Hakaret” başlıklı 125. Maddesi;

“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

.(3) Hakaret suçunun;

  1. a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
  2. b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
  3. c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.”

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukukî değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır.

Müvekkil davacı …ın tüm yapıcı ve sakinleştirici çabalarına rağmen davalı … birden fazla kez “Sen kimsin? Seni bulurum, ..kerim” şeklinde hakaretlere devam ederek müvekkil …’ı çalıştığı ortamda hastalarının ve çalışma arkadaşlarının gözü önünde saygınlığını, şeref ve haysiyetini alenen rencide ettiği, toplum içindeki itibarını zedelediği tartışmasızdır. Bu saldırının alenen gerçekleştiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusuna eklenen kamera kaydında da açıktır.

Yargıtay  4. Hukuk Dairesi 2012/2565 E. , 2013/2399 K. sayılı kararı; “Dosya kapsamından taraflar arasında husumetin olduğu ve çeşitli davaların görüldüğü, toplanan kanıtlar ve tanık beyanlarına göre de davalının iddia edilen eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının davacılardan N. E.ye karşı hakaret ve tehdit A. E.ye karşı hakaret fiilini işlediği kabul edilerek uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” şeklindedir.

C.TEHDİT SUÇU YÖNÜNDEN MANEVİ TAZMİNAT

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Tehdit” başlıklı 106. Maddesi;

“(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” şeklindedir.

Tehdit suçunun oluşması için fiilin, mağdurun güvenlik duygusunu, iç huzurunu etkileyici, onu endişeye ve korkuya sevk eden hareketlerden oluşması gereklidir. Mağdurun iç huzurunun bozulması, onun serbestçe karar vermesini veya verdiği kararlara göre hareket edebilmesine engel olur. Kısaca tehdit mağdurun karar veya hareket hürriyetini tehlikeye koyan veya engelleyen bir fiildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2007/9966 E. , 2008/5096 K . sayılı kararı”Borçlar Yasası’nın 49. maddesi gereğince, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya maruz kalan kişi, uğradığı manevi zarar karşılığı bir miktar paranın hüküm altına alınmasını isteyebilir. Medeni Yasa’nın 24. maddesinde düzenlenen ve Borçlar Yasası’nın 49. maddesinde doğrulanıp yaptırımı gösterilen yasal düzenlemeler gereğince kişilik haklarının zarar görmesi durumunda manevi tazminat istenebilir. Kişinin doğumla kazandığı bağımsız varlığını ve bütünlüğünü oluşturan; hayat, beden ve ruh tanrılığı, vicdan, din, düşünce ve çalışma özgürlüğü, onuru, ismi, resmi, sırları ile aile bütünlüğü, sosyal ve duygusal değerlerinin tümü kişilik haklarını oluşturur ve bunlardan birine yapılan saldırı manevî tazminat gerektirir… Davalının, tehdit eylemi ile davacının sosyal ve kişilik değerlerinin zarar gördüğü anlaşıldığından, bu nedenle davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan davanın yerinde olmayan gerekçe ile tümden reddedilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.” şeklindedir.

Davalının “Sen kimsin? Seni bulurum, ..kerim ” şeklinde sarf ettiği hakaret ve tehditler müvekkilin üzerinde korku ve eleme sebep olmuş ve TCK m.106’da bahsedilen tehdit suçunun bütün şartları gerçekleşmiştir. Tehdit, davacı müvekkil …’ın vücut ve cinsel bütünlüğüne karşı işlenmiştir. Yasalarda korunan kişilik haklarına açıkça bir saldırı gerçekleşmiş olup, tehdit etme fiilinde bulunan davalı …’nun aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.

  1. YARALAMA SUÇU YÖNÜNDEN MANEVİ TAZMİNAT

5237 sayılı Türk Ceza Kanun’nun “Kasten Yaralama” başlıklı 86. Maddesi;

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

  1. a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
  2. b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  3. c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  4. d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  5. e) Silahla, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindedir.

Müvekkil davacı, görevini ifa ederken uğradığı şiddet karşısında omuz bölgesinde, Başkent Üniversitesi Hastanesi Radyodiagnostik Anabilim Dalından alınan OMUZ MR-SOL tetkik sonucunda Hill Sacks fraktarü ile uyumlu görünüm, Subkoarkoid, subdeltoid, eklem içerisinde belirgin sıvı, biseseps tendonu komşuluğunda yumuşak dokularda, kasta, subskapular kasta diffüz ödem, SLAP lezyonu saptanmıştır. (DELİL  NO 5- BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ RADYODİAGNOSTİK ANABİLİM DALINDAN ALINAN OMUZ MR-SOL TETKİK SONUCU)

Davalı tarafından görevi dolayısıyla uğradığı hakaret ve tehditlerden sonra darba uğrayan Müvekkil …. olayın yaşandığı gün 15/05/2019 tarihinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim Ve Araştırma Hastanesinden Genel Adli Muayene adlı darp raporu almış olup rapor sonrasında yine Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim Ve Araştırma Hastanesinden 2 günlük iş göremezlik raporu almıştır.(DELİL NO 6-  – SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNDEN 2 GÜNLÜK İŞ GÖREMEZLİK RAPORU- DELİL NO 7-SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNDEN GENEL ADLİ MUAYENE RAPORU)

                Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/13818 E. 2015/11356 K. sayılı kararında “Mahkemece, olayda davacıların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, davalı M.. Y..’ın ise kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, her iki tarafın birbirlerine karşılıklı hakarette bulunduğu, davacıların kusurunun daha ağır olduğu, davacıların davalıya karşı dava açma ve şikayet etme alışkanlıklarının bulunduğu gerekçesiyle davalı M.. Y.. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamından, Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin dava konusu olayla ilgili 2010/84 Esas, 2012/7 Karar sayılı dosyası ile; davalının, Adli Tıp raporuna göre davacı A.’ A.’ sol kalça üst kısmından basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde, davacı Ş.. A..’i ise sol kol ve kalça kısmından basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı ve hakaret suçlarını işlediği kabul edilerek, her iki davacıya yönelik eylemleri nedeniyle cezalandırılmasına, haksız tahrik nedeniyle cezasından indirim yapılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen olgular ancaktazminat miktarının belirlenmesinde etkili olabilecek hususlardır. Mahkemece, sübut bulan davalı eylemleri karşısında davacılar yararına uygun bir miktaredilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin tümden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir”

                                                                                                                                                Müvekkil …, ifa etmeye çalıştığı kamu görevi nedeniyle uğradığı haksız fiil dolayısıyla, alenen rencide olmuş ve vücut bütünlüğü ihlal olmuştur. Yukarıda açıklanan tüm nedenlerle ve Yargıtay kararları ışığında müvekkil …. adına manevi tazminat açma zorunluluğu doğmuştur.

Bahse konu tehdit,hakaret ve fiziksel şiddete, olayın ilk günü tutulan olay tutanağında da imzası bulunan Diş protez Teknisyeni …., Diş Protez Teknisyeni …. bizzat şahitlik etmişlerdir. (Bu tanıklara ilişkin kimlik ve adres bilgileri dilekçemizin deliller bölümünde yer almaktadır.)

  1. MANEVİ TAZMİNAT

                Manevi tazminat, ancak kişilik değerleri saldırıya uğrayan kişinin isteyebileceği bir tazminat türüdür. Kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin malvarlığında herhangi bir eksilme meydana gelmese dahi, kişinin uğradığı saldırı karşısında yaşadığı elem ve ıstırabın telafisi amacıyla hükmedilen tazminattır. Manevi tazminatta amaç çekilen acıları yeterince dindirmek, kırılan yaşam arzusunu tazelemek, yaşama yeniden bağlanmak ile ruhsal dengeyi sağlamaktır. Diğer bir deyişle hukuken himaye edilen kişisel varlıklara yönelmiş bir tecavüz sonucu meydana gelen bir eksilmenin giderilmesidir.

                Medeni Kanun ve Borçlar Kanunundaki düzenlemeler manevi tazminata temel teşkil etmektedir.

 Medeni Kanun “Saldırıya Karşı- 1.İlke” başlıklı 24. maddesi ;

“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden,saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” şeklindedir.

Borçlar Kanunu ” Manevi Tazminat” başlıklı 56. Maddesi;

“Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklindedir.

                Yine aynı şekilde Borçlar Kanunu ” Kişisel Hakların Zedelenmesi” başlıklı 58.maddesi;

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklindedir.

                Manevi tazminat Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2000/6-249 E.  2000/258 K. sayılı  kararında “Manevi tazminat esas itibariyle özel hukuka ilişkin bir konu olup amacı, fiziki veya ruhsal acıların, üzüntülerin, ihlal sonucu oluşan yaşama sevincindeki azalmanın bir miktar para veya başka bir yolla giderilmesidir. Manevi tazminat olarak bir miktar paranın ödenmesi, zarar görende meydana gelen, parayla ölçülemeyen, fiziksel ve duygusal olumsuzluklar içindir…” şeklinde tanımlanmıştır.

TBK’nın 56. Maddesinde “somut olayın özelliklerini göz önünde tutarak”   manevi tazminatın belirleneceğine dair ibare yer almaktadır. Somut olayın özellikleri kapsamında; manevi acının ve ihlalin türü ve ağırlığı, ihlalin etkisinin süresi ve yoğunluğu, zarar görenin sosyal yaşama katılma yeteneğinin olumsuz yönde etkilenme derecesi, zarar görenin yaşı, çalışma gücünün ve dış görünüşün zarar görmesi, sorumlu kişinin kusurunun derecesi, ihlal ile davanın açılma tarihi arasındaki zaman dilimi, zarar görenin olası kusurunun ağırlığı, paranın ödenmesi suretiyle acının azalma olasılığı gibi kriterlerin dikkate alınabileceği büyük ölçüde kabul edilmektedir. Bu kriterlerin nasıl ve ne derece etkili olacağı her olayın somut özelliklerine göre değişecektir.

 Yargıtay 22.06.1966 tarihli  7/7 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı manevi tazminat hakkında  “…ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Ceza değildir; çünkü, davacının menfaati düşünülmeksizin, sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir. Mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması amaç edinmediği için de ,gerçek manasında bir tazminat, mağdurda veya zarar uğrayanda bir huzur hissi, bir tatmin duygusu tevlit etmelidir…” şeklinde hüküm kurmuştur

 Yine aynı kararında hakimin hükmedeceği meblağın bir sadaka niteliği taşımaması ve kısmen de olsa bir manevi tatmin fonksiyonu ifa etmesi gerektiğini ve ayrıca diğer tarafın müzayaka haline düşmesine veya onun mahvına da meydan vermemesini belirtmiştir.

                Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/2220 E.  2017/4807 K. sayılı kararında ; “Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelikşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.” şeklinde karar kurmuş ve manevi tazminatın amacını belirtmiş ve neye göre hesaplanacağını belirlemiştir.

Hakim Manevi tazminata hükmederken yukarıdaki Yargıtay kararları ışığında

  1. Saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliğini,
  2. Kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesi,

3.Kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal

durumunu,

4.Tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını,

5.Ülkenin ekonomik koşullarını,

6.Olayın ağırlığını, tarihini,

7.Paranın satın alma gücünü göz önünde bulundurması gerekir.

                Müvekkil davacı, kamu görevini ifa etmeye çalışırken, davalı …’nun psikolojik ve fiziksel olarak saldırılarına maruz kalmıştır. Görevini ifa etmeye çalışırken davalı sözlü olarak tacizlerine başlamış, Müvekkil davacı …’ın ikaz ve yardım çabalarına rağmen davalı birden fazla kez “Sen kimsin? Seni bulurum, ..kerim” şeklinde hakaretlere devam ederek müvekkil …’ı çalıştığı ortamda hastalarının ve çalışma arkadaşlarının gözü önünde saygınlığını, şeref ve haysiyetini alenen rencide ettiği, toplum içindeki itibarını zedelediği tartışmasızdır. Ayrıca davalı , müvekkilin gıyabında ailesine de küfrederek müvekkilin manevi duygularını da zedelemiştir.

                Davalı ….’nun tüm hakaret ve tehditlerine rağmen hala davalıyı sakinleştirmeye çalışan davacı , sonrasında sol omzuna aldığı darbe ile davalının fiziksel saldırısına maruz kalmıştır.

Somut olay gösteriyor ki; müvekkil …’ın, toplum içinde, alelen kişilik hakları zedelenmiştir.  Manevi dünyasında elem ve ıstıraba sebep olmuş, fiziksel ve psikolojik olarak acı çekmiştir.

Somut olayda müvekkil davacı yönünden manevi tazminatın bütün şartları gerçekleşmiş, “kamu görevlisi” olarak çalıştığı hastanede görevini ifa ettiği sırada menfur bir saldırıya uğramış, hem yüzüne karşı hem de gıyabında kendisi ve ailesi vücut ve cinsel bütünlüğünü hedef alan hakaret ve tehditlere maruz kalmıştır.

Açıklanan tüm bu hususlarla ve resen göz önüne alınacak tüm nedenlerle müvekkil davacı…’ın uğradığı haksız eylemler neticesinde işbu manevi tazminat davasını açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : TMK, TCK ve TBKnın sair hükümleri, her türlü yasal mevzuat

HUKUKİ DELİLER:

TALEP SONUCU:

Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle,

20.000  TL manevi zararın 15.05.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,

Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

DAVACI VEKİLİ

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.