MANEVİ TAZMİNAT CEVAP DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Son Güncelleme Tarihi

Manevi Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi -1-

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO                     :  Esas

DAVALI                          :

VEKİLİ                           : Avukat Saim İNCEKAŞ- Turhan Cemal Beriker Bulvarı, Ziya Algan İş Merkezi No:9 K:5 D:41, 01010 Seyhan/ADANA

DAVACI                          :

VEKİLİ                           : Av.

KONU                              : Davaya Dilekçesine Cevap ve İtirazlarımız Hakkında.

İZAHI                           :

  1. Davacı vekili tarafından Mahkemenizde açılan  Esas sayılı dosyanızda 28.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkin dava dilekçesi 29.11.2018 tarihinde tarafımıza tebliğ edilmiş olmakla, davalı müvekkile karşı haksız ve yersiz olan bu davaya karşı süresi içinde cevap ve itirazlarımızı sunuyoruz. Şöyle ki:

 

  1. Dava dilekçesinde 07.09.2017 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu 443 plakalı araç ile müvekkilim Turizm Nakliyat San. Ve Tic. Ltd. Şirketi üzerine kayıtlı kullanmış olduğu  plakalı araç arasında geçen trafik kazası neticesinde davacının bulunduğu aracın camının patlaması nedeniyle yaşamış olduğu yaralanma sebebiyle manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.

 

  1. Kaza ile ilgili kamu davası açılmış ve halen 2. Asliye Ceza Mahkemesi  Esas sayılı dosyasında kamu davası devam etmektedir. Müvekkilim işleten olması sebebiyle kamu davasında taraf olmamış bu kapsamda aldırılmış olan bilirkişi ve ATK raporlarına itirazlarımızı sunamamıştır. Ayrıca ceza davasındaki bilgi. belge ve raporlar davacı tarafın manevi tazminat taleplerini ispatlar nitelikte, mahiyette ve kuvvette değildir. Şöyle ki,  bahse konu ceza dosyasında bulunan kusur raporunda araç sürücüsü davalı atfedilen kusur oranını gerçeğe aykırıdır bu nedenle hukuk hakimini bağlayacak nitelikte olmayan iş bu hukuka aykırı raporun mahkemenizce dikkate alınmayarak alanında uzman bilirkişilerce düzenlenecek olan rapor doğrultusunda kusur oranının yeniden tayin edilmesini sayın mahkemenizden ayrıca talep ediyoruz. Diğer yandan meydana gelen trafik kazası iki taralı olup davacının içinde bulunduğu araçta hatır taşımacılığı da mevcuttur. Bu nedenle davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün kusuru ve bahse konu aracın her türlü fiziki durumunun da sayın mahkemenizce göz önünde bulundurulması talebimizdir. Tüm bunların neticesinde müvekkilimize karşı ikame edilen huzurdaki manevi tazminat istemli davanın haksız ve yersiz olduğu da gerçeğe kavuşmuş olacaktır.

 

 

  1. Davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu  YE 4 plakalı Doğan marka aracın ön camının patlaması sebebiyle yaşanan yaralanmanın normal şartlarda orijinal bir cama sahip emsal bir araçta emniyet kemeri takmış bir kişiye karşı oluşmayacağı kanaatindeyiz. Aracın yaşı ve tramer kayıtları göz önünde bulundurularak daha öncesinde kaza yapmış olduğu bu sebepten ön camının değişmiş olduğu, değişen orijinal olmayan camın kırılması ve patlaması çok daha kolay olduğu bilindiği üzere yaralanmaya daha müsaittir.

 

 

  1. Kazadan sonra Devlet Hastanesi’nden alınan kati hekim raporundan da anlaşılacağı üzere yaralanmalar basit tıbbi müdahale ile giderilebilir niteliktedir. Hayatın olağan akışı içerisinde her kadının yapmış olduğu makyaj ile giderilebilir durumda ve hayatını, çalışmasını, ilişkilerini ve evliliğini etkileyecek büyüklükte ve nitelikte değildir.  Manevi tazminat talepleri fahiş olup tazminat sübuta ve hakkaniyete uygun olmalı  ve zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır. Şöyle ki, Yargıtay kararında da yerleşik içtihadında da belirtildiği gibi;

‎<•••>Yargıtay Kararı – 17. HD., E. 2014/18869 K. 2017/1807 T. 23.2.2017 Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkinzararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, tarafların kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana gelmesindeki etkiler gibi hususlar bir arada değerlendirilerek belirlenmelidir. 

 

HUKUKİ SEBEPLER   : Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri

DELİLLER                : Yargılama esnasında resen dikkate alınacak her türlü delil ile karşı tarafın sunduğu ve sunacak olduğu tüm delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; 2. Asliye Ceza Mahkemesinin  Esas sayılı dosyası, nüfus kayıtları, hastane kayıtları, tanık beyanları, uzmanından bilirkişi raporu, yemin, isticvap vs. her türlü yasal ve takdiri diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEK            : Sunulan nedenlerle: Yerinde bulunmayan davanın Esas yönünden reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz. 10.12.2018

 Av.

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi -2-

ADANA X ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

 

DOSYA NO                                                                                                                                                                      

DAVACI :

VEKİLİ   :               

DAVALI :

KONU   : Cevap Dilekçemizin Sunulmasından İbarettir.

AÇIKLAMALAR  :

Davacı  tarafından Mahkemenizde açılan .. Esas sayılı dosyanızda maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin dava dilekçesi tarafımızca tebliğ alınmış olup, Davalı müvekkil aleyhine haksız olarak açılan iş bu davaya karşı süresi içinde cevap ve itirazlarımızı sunuyoruz.

1- Dava dilekçesinde özetle müvekkil ile davacı arasında görülmüş olan İstanbul  Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/ E. – 2018/ K. Sayılı dosyasına binaen maddi ve manevi zarara uğradığını iddia edip 20.000 TL manevi ve şimdilik 1.000 TL maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacının sunmuş olduğu dava dilekçesi içeriği tümüyle kabul edilemez olup, açılan işbu dava haksız ve mesnetsiz olup hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki;

 HAGB KARARI MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNDE ESAS ALINAMAYACAĞINDAN DAVACI TARAFIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR.

2- Her ne kadar İstanbul  Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/.. E. – 2018/565 K. Sayılı dosyasında TCK 125/1 ve TCK 204/1 maddeleri gereği müvekkilin cezalandırılması yönünde karar verilmesine dayanılmışsa da bu karar  CMK 231/5 gereği HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI kararıdır. Müvekkil 5 yıllık bir denetim süresine tabi tutulmuştur. İstenilen manevi tazminatın hukuken bir karşılığı yoktur. Zira, HAGB KARARLARININ İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARI İLE KESİN HÜKÜM OLMADIĞI HÜKME BAĞLANMIŞTIR.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.05.2011 gün ve 2011/4-61E., 2011/79K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere; “Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını” ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda LEHE VE ALEYHE SONUÇTAN da söz edilemeyecektir.”

CEZA DAVALARI, TBK 74 UYARINCA HUKUK MAHKEMESİNİ BAĞLAMAMAKTADIR.

3- TBK 74’e göre Ceza hakiminin kararları kural olarak Hukuk hakimini bağlamamaktadır hükmü bu beyanlarımızın yasal dayanağını oluşturmaktıdır. Ayrıca zikredilen ceza dosyasında HAGB kararı verildiği göz önünde tutulduğunda; HAGB kararlarının kural olarak kesin hüküm taşımadığı, bunların askıda bir hüküm oluşturduğu, kişinin denetim süresi içinde herhangi bir suç işlemediği takdirde tüm sonuçlarıyla kendiliğinden ortadan kalktığı göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim, HAGB kararı, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinden, hukuki sonuç doğurmayan bir hükmün hukuk mahkemesini de bağlamayacağı aşikardır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 2011/19-639 E., 2012/30 K 01.02.2012 tarihli kararında  “…hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkumiyet anlamında değildir. Bu nedenle ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından BK’nun 53. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağlamayacaktır. Aksi düşünüldüğü takdirde beş yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak; şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan güven ve saygıyı zedeleyecektir.” ve yine aynı kararda “Sonuç olarak maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir.” denilmektedir. ( EK -1 )

Yargıtayın ilke kararlarına paralel bir şekilde, henüz olağan yargı yoluna taşıyamadığımız askıdaki bir hükmü esas alarak davalı aleyhine tazminata hükmetmek hem Anayasaya hem de Türk Yargı sisteminin amacına aykırı düşmektedir.

DAVACI TARAFIN MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN DE HAKSIZ VE HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUN OLMASI NEDENİYLE REDDİ GEREKMEKTEDİR ZİRA BİR EYLEMİN TAZMİNAT DAVASINA KONU EDİLEBİLMESİ TBK 49’DAKİ YASAL UNSURLARIN OLUŞMASINA BAĞLIDIR.

4- Müvekkil, davacının kuaför olarak işlettiği dükkanın sahibidir. Davacı tarafın söz konusu gayrimenkulün alım satımındaki aracılığı sebebiyle, gayrimenkulün satın alındığı tarihten 6 ay boyunca kendisinden kira bedeli alınmamıştır. Fakat davacı taraf daha sonraki dönemde de borçları olduğundan bahisle kira ödemesi yapmamış olup, hiçbir şekilde ücret ödemesi yapmadan ilgili dükkanı kullanmaya devam etmiştir. Müvekkil tarafından davacıya Sarıyer 2. Noterliğinin 20.03.2015 tarih ve 3571 yevmiye nolu ihtarnamesi ile birikmiş kiraların ödenmesi hususu ihtar edilmişse de bu ihtar da sonuçsuz kalmıştır.

Bunun yanı sıra,  kiracı olan davacı dükkanın birikmiş olan .. TL tutarındaki aidatını da ödememiş; bunun üzerine dükkanın bağlı olduğu Elif Apartmanı Yönetiminden Beşiktaş  Noterliğinin x tarih ve 36065 yevmiye nolu ihtarnamesi ile söz konusu aidat borcunun ödenmesi talep edilmiştir. Neticede davacı, kullanmış olduğu dükkanın aidat borcunu da ödemediği için müvekkil bu borcu ödemek zorunda kalmış olup, görüldüğü üzere müvekkil, davacı kiracı tarafından dükkan aidatları konusunda da mağdur edilmiştir. YASAL SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMEYEREK ESASEN MÜVEKKİLİ ZARARA UĞRATAN DAVACI TARAFTIR. (EK -2: Söz Konusu İhtarnameler)

5- Önemli bir başka husus da şudur ki; davacı, borçlarını kapatabilmek amacıyla bankadan kredi almaya çalışmış fakat bankanın kredi vermek için kefil istemesi üzerine müvekkilin kefil olması halinde kira ödemelerini gerçekleştirebileceğini belirtmiştir. Akabinde müvekkil Tekstilbank tarafından düzenlenen 50.000 TL’lik krediye kefil sıfatıyla imza atmıştır. Davacı kredi borcunu da ödemeyerek, kefil sıfatıyla müvekkilin haciz tehdidi yaşamasına sebebiyet vermiştir.

Tekstilbank, davacının kredi borcunu ödememesi neticesinde yasal takip sürecini başlatmış, müvekkil ise Türkiye İş Bankasından İstanbul … İcra Müdürlüğünün 2015/.. E. Sayılı dosyasına davacının kredi borcu için 50.000 TL ve 3.700 TL olmak üzere toplamda 53.700 TL’lik para transferi yapmak zorunda kalmıştır. (Ek 3 – Söz konusu dekontlar).

Müvekkil, haciz tehdidi altında ödemiş olduğu kredi borcuna dayanarak İstanbul .. İcra Müdürlüğünün 2015/.. E. Sayılı dosyası ile takibe geçmiş, takibin kesinleşmesi üzerine x tarihinde, ilgili dükkana haciz ve muhafaza işlemi uygulanmış, muhafaza altına alınan mallar yediemine tevdi edilmiştir. Müvekkil haciz ve muhafaza işlemleri için de maddi kayba uğramıştır. ( Ek -4 )

 DAVACININ UĞRAMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ ZARARLA FİİL ARASINDA UYGUN NEDENSELLİK BAĞI MEVCUT DEĞİLDİR.

6- Görüldüğü üzere davacı tarafından,

–  Kira bedelleri ödenmeyerek ilgili dükkan kullanılmaya devam edilmiş;

– Yıllarca bedel ödemeden kullanmış olduğu dükkanın aidat borçları da ödenmemiş, söz konusu aidat borcunu müvekkil ödemek zorunda kalmış;

– Kira bedellerini ancak kredi çekmesi halinde ödeyebileceği ifade edilerek, Müvekkilin kredi borcuna kefil olması sağlanmış, fakat kredi borcu ödenmediği için müvekkil 53.700 TL’lik işbu borcu ödemeye mecbur bırakılmıştır.

7- Bu tabloda, davacının nasıl ve ne şekilde maddi zarara uğradığı tarafımızca anlaşılamamıştır. Söz konusu olayda, Türk Borçlar Kanununun kira sözleşmesine ilişkin hükümleri gereğince kira borcunu ödemeyen kiracı sözleşmeye aykırı hareket etmiş olduğundan, ilgili mecurdan tahliye edilmiştir. Davacı dilekçesinde işbu tahliyeye dayanarak kendisinin çalışamaz, borçlarını ödeyemez duruma geldiğinden bahisle bir maddi tazminat talep etmişse de, KİRA BEDELİNİ ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYMAYAN KİRACININ TAHLİYESİ SONUCUNDA BU TAHLİYEYE DAYANARAK MADDİ KAYBA UĞRADIĞINI İDDİA ETMESİ EN HAFİF TABİRİYLE HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASIDIR.

8- Davacının, müvekkilin mal sahibi olduğu mecuru hiçbir ücret ödemeden kullanması akabinde tahliye edilmesi kadar olağan bir durum yoktur. Dolayısıyla bu durum davacının borçlarını ödeyememesi, yakınlarına bakmakta güçlük çekmesi, bankaların kredi vermemesi hususlarına hiçbir surette dayanak olarak gösterilemez. Zira, kira sözleşmelerinde kiracı tarafın sözleşmeye bağlı kalarak borçlarını düzenli şekilde yerine getirmesi gerekmesi gerekmektedir. Bu sebeplerden ötürü, zararla fiil arasında uygun illiyet bağı mevcut değildir.

DAVACI TARAFIN KENDİSİNİN KUSURLU OLDUĞU DOSYADA İDDİA EDİLDİĞİ ŞEKİLDE MADDİ VE MANEVİ OLARAK ZARARA UĞRAMIŞ OLMASI KABUL EDİLEMEZ NİTELİKTEDİR.

9- Yukarıda açıkça izah edilip, dayanakları ortaya konulan hususlar göz önüne alındığında İstanbul Anadolu  Asliye Ceza Mahkemesinin . E sayılı dosyası baz alınarak müvekkil aleyhine maddi tazminata hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Zira davacının dayanak oluşturduğu ceza dosyasında, müvekkilin eylemi davacıda bir maddi zarar doğurmamış olmasına karşın müvekkil farklı şekillerde davacı tarafından maddi zarara uğratılmıştır. Maddi zarara uğrayan ve davacı tarafından mağdur edilen müvekkilin  tazminat ödeyerek bir kez daha mağdur olması kabul edilemez niteliktedir.

10- Ayrıca – maddi ve manevi zararı kabul etmemekle birlikte- davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarı da davacının kusurluluğu ve müvekkili yukarıda izah edilen nedenlerden ötürü maddi zarara uğratmış olmasından bahisle fahiştir. Bilindiği üzere; tazminat sübuta ve hakkaniyete uygun olmalı ve zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır. Fakat, zaten müvekkili mağdur eden davacının, Mahkemenizde açılan işbu dava ile  maddi ve manevi tazminat talep etmesi kendisinin zenginleşmesine neden olacağı gibi dürüstlük kuralına da aykırı olacaktır. Hukukun hakkın kötüye kullanılmasını korumayacağı barizdir. Dolayısıyla işbu davanın reddi gerekmektedir.

Kaldı ki;

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/18869E., 2017/1807K. Ve 23.02.2017 Tarihli Kararında;

“Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.” şeklindeki yerleşik içtihadı da yukarıdaki açıklamalarımızı destekler niteliktedir.

 

HUKUKİ DELİLLER             :

HUKUKİ SEBEPLER           : TBK, TMK, CMK, HMK ve ilgili mevzuat

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda izah edilen ve Sayın mahkemenizin re’sen nazara alacağı nedenler ışığında haksız ve mesnetsiz açılmış olan işbu DAVANIN REDDİNE, yargılama gideri ve karşı yan vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını bilvekale arz ve talep ederim. tarih                                                                                                                                                                                    

                                                                                                                                                             DAVALI VEKİLİ

bir yorum bırakın

error: Kopyalama, kısıtlı içerik ve diğer özellikleri sadece kayıtlı üyeler kullanabilir. Menü>Üyelik sekmesinden detaylı bilgi edininiz.