Malların Tasfiyesinde Değer Tespit Usulü

EMKR’nin Tasfiyesi Aşamasında Uygulanacak Değerlendirme Usulleri

EMKR’nin tasfiyesi; rejime tabi Edinilmiş Malların yine bu mal rejiminin sona erme anındaki durumlarına göre’ ve Sürüm (= Rayiç) değerleri esas alınarak yapılır. Bu husus TMK nun 232/1 maddesinin koyduğu genel bir kuraldır. “Rayiç” ise malın sürüm değeri yani piyasadaki fiyatı demektir. VUK nun 266 maddesinde:” Bir iktisadi kıymetin değerlendirilme günündeki normal alım satım değeri” şeklinde tanımlanmıştır.

Ancak TMK’ııu; malların değerlendirilmesinde Sürüm Değerini ( Rayiç Değer) mutlak bir ölçüt halinde tutmamış bazı hususlarda onun yerine Vergi Değeri ile Hakkaniyet Değeri ismi altında oluşturulan iki değer ölçütü daha getirilmiştir.

TMK nun 232. maddesinde açıkça: “Mal rejimlerinin tasfiyesinde malların sürüm değeri esas alınır, hükmü konulmuştur. Bu hüküm kanunda açıkça başka bir istisna gösterilmemesi halinde, mal rejimlerinin tasfiyesinde genel olarak Sürüm Değerinin tespiti usulünün kullanılacağını ortaya koymaktadır. Nitekim kanun bu maddeye ait gerekçesinde: “Maddeye göre mal rejiminin
tasfiyesinde değerlendirme yapılırken malın sürüm (= Rayiç) değerleri esas alınacaktır. Böylece bu konuda tasfiye sırasındaki sürüm değerinin esas alınacağının hükme bağlanması suretiyle kesin bir ölçü konulmak istenmiştir.” denilmiştir.

Serbest piyasada belli bir malın fiyatı üzerinde oluşmuş kıymet ölçüsü anlamına gelen ve genelde uzman bilirkişilerce yine piyasadaki verilere göre hesap edilerek mahkemeye bildirilmesi gereken rayiç değer; tasfiye sırasında malların değerlendirilmesinde genel bir kıstas olarak kabul edilmiştir. Ancak bu genel ölçütün, TMK nun 233. ve 234. maddelerinde konulan iki özel kuralla yine kanuni istisnaları da yaratılmıştır.

TMK nun 233. maddesinin I. fıkrasında: “Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği veya sağ kalan eşin ya da altsoyundan birinin kendisine bir bütün olarak özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme için değer artışından alacağı pay ve katılma alacağı, bunların gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır.” kuralını koymuştur. Bu bakımdan mezkur madde bağlamında, bu maddede belirtilen malvarlıkları değerlerinin “Gelir Değerleri” göz önünde tutularak hesaplanacağı ortadadır. Her ne kadar aynı maddenin 2. fıkrasına göre: Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artış payının veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını isteme hakkına sahip iseler de: onların bu hakları mezkur maddeyle TMK 232. maddesine bir istisna getirilmiş olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Nitekim, TMK nun mezkur 233. maddesinin gerekçesinde: “Maddenin birinci  ıkrası, bir bütün olarak özgülenecek bir tarımsal işletme söz konusu olduğunda değer artışından alınacak pay ve katılma alacağının, bunların gelir değerine göre hesaplanacağını öngörmektedir. Eşlerden biri, bir tarımsal işletmeyi bizzat işletmeye devam ettiği veya böyle bir tarımsal işletmesin sağ kalan eşe ya da altsoyundan birine bir bütün olarak özgülendiğinde. tarımsal işletme için değer artışından bu kişinin alacağı pay ve katılma alacağı bu tarımsal işletmenin “Gelir Değeri” esas alınarak hesaplanacaktır. Maddenin ikinci fıkrası tarımsal işletmenin malik veya mirasçılarına, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artışı payının veya katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını isteme yetkisini tanımıştır. Maddenin üçüncü fıkrası bu gibi hallerde değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay ödenmesine ilişkin olan miras hukukunun ilgili hükümlerinin de amaca elverişli olduğu oranda uygulanacağını öngörmüştür.” açıklamasıyla, maddenin istisnai değerini açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak bu istisnai kuralın uygulanabilmesi için. TMK nun 237. maddesinin ortaya koyduğu şartların gerçekleşmesi gerektiğinin de vurgulanması gerekir. Mezkur maddenin öğelerinden ise bu şartların: Ortada bir tarımsal işletmenin bulunması; Eşlerden birinin bu işlemeye devam arzusunda olması ya da sağ kalan eş veya ölen eşin mirasçılarından birinin söz konusu tarımsal işletmenin bir bütün olarak kendisine özgülenmesini isteme hakkına sahip olması; Ve nihayet söz konusu işletmenin Değer Artışı ya da Katılma Alacağının bulunması şeklinde özetlenebilir.

TMK nun eşler arasındaki mal rejiminde genel kuralın ikinci bir istisnası olarak kabul ettiği diğer değerlendirme ölçüsü ise “Hakkaniyet Ölçütü” olarak belirlenmiştir.

Malvarlıklarının değerlendirilmesinde hakkaniyet kuralarının da bir ölçü olarak kullanılabileceği hususu TMK nun 234. maddesinde düzenlenmiştir. Mezkur maddeye göre, TMK nun 233. maddesi bağlamında olmak üzere: “özel haller gerektirdiği takdirde hesaplanan değer uygun bir miktarda artırılabilir. özellikle sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal işletmenin alım değeri,
ayrıca tarımsal işletme kendisine ait olan eşin yaptığı yatırımlar veya mali durumu özel hallerden sayılır” TMK; “Bu hükmüyle, sürüm veya gelir değerinin tek başına yeterli olmadığı hallerde, yargıca hakkaniyet artırımı yapabilme olanağı tanımıştır.” TMK nuıı 233. maddesinin uygulanmasıyla ortaya yıkabilecek olan haksızlıkları gidermek iyin getirilen bu hükmün bazı zaruret-
lerden doğduğu ortadadır. Ancak doktrinde: “Özel haller sebebiyle yapılacak değer artışı, işletmenin sürüm değerinin dikkate alınması halinde eşin elde edeceği değeri aşamamak” gerektiği de ileri sürülmektedir.

Bu arada; bir değerlendirme ölçüsü olarak hakkaniyeti öngören TMK nun 227/2 maddesinin: “Bir malın daha önce elden yıkatılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler” hükmünün hatırlatılmasının da ihmal edilmemesi gerektiği söylenmelidir.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.