Mal Rejimi Davasında Delil ve İspat

Hukukun işlerliğini yerine getirebilmesi; ancak var olduğu iddia olunan hakların ispat edilmeleriyle mümkündür.

Belirtmek gerekir ki özel hukuk alanında: “Maddi hukukta müteallik ihtilafların hallinde hakime çok geniş salahiyet tanınmıştır. Hakim bu hususta tarafların ileri sürebileceği muhakeme tarzıyla bağlı değildir. Hakim, muayyen bir tefsir tarzını diğerine üstün tutmak için gerekli argumanları yani mantıki delilleri kendi muhakemesi ve hukuk kültürüyle bulur.

Bu hususta, tarafların ileri sürebileceği görüşler, hakime hukuk kaidesini anlamak ve bunun manasını ortaya koymak bakımından, sadece yardım eder. Hakim kanunun ve hukuk kaidelerinin tefsirinde, resen hareket eder. Halbuki, maddi vakıalara müteallik ihtilafların çözülmesinde hakimin rolü çok daha pasiftir. Esasen, maddi vakıalara ait ihtilafların çözülmesi ameliyesine ispat denilmekte ve bir davada ispata müteallik muamelelerin heyeti umumiyesi tahkikat safhasını teşkil etmektedir.

Hakim delilleri, bazı istisnalar dışında, resen araştırmaz. Tarafların ortaya koyduğu delilere göre edindiği kanaat dairesinde hüküm verir.” Yani özellikle yinelemek gerekirse: HUMK ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı HMK nun düzenlediği sisteme göre; hukuku uygulamak hakime ait bir görev olmakla birlikle, olgu ve olayları kanıtlamak taraflara düşen bir vazife durumundadır.

Bu sebepledir ki. hukuk davalarında halen yürürlükte bulunan HUMK na göre; ispat, iddiaların delillendirilmesi yönünden tamamen tarafların gayret ve becerilerine kalmış bir husus olarak betimlenmek gerekmektedir.

Nitekim; HUMK nun 72, 73; 74. 75 ve 76. maddeleri hükümlerine göre: “Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın resen bir davayı tetkik ve halledemez.” “Kanun gösterdiği istisnalar haricinde hakim, her iki tarafı istisna veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hüküm veremez.” “Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz
olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir.”

“Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hallerde hakim iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini resen dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz. “Hakim resen Türk Kanunları mucibince hüküm verir.” Ancak HUMK nunda öngörülen ve Kamu düzeniyle ilgili hususlar ve yargılama düzeninin gerektirdiği konularda hakimin resen hareket edeceği durumların bulunduğu da açıktır.

Örneğin; görev, kesin yetki, tarafların ehliyeti, davaya bakmaktan memnuniyet, kesin hüküm, husumete ilişkin kurallar, dava şanları, kesin süreler, davaların ayrılması ya da birleştirilmeleri, yargılama masrafları, tarafların ispat yükü ilkeleri, resen yemin, keşif vs gibi konularda hakimlerin tarafların istek ve itirazları olmasa bile göz önünde bulandıracakları hususlardır. Keza 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı HMK nun 24-33 maddelerinin; örneğin; 24/1, 25/1, ve 26/1 maddelerinin :”Hakim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz”. “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz”.

Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonuçlarından azına karar verebilir” hükümleri de hakimi bağlayan kurallardır.

Açıklanan bu ilke ve koşullar muvacehesinde; eşler arasındaki mal rejimleri sebebiyle doğacak her türlü uyuşmazlığın çözümünde de; mahkemelerden kendi yaralarına karar almak isteyen tarafların, iddia ettikleri haklarını yukarıda açıklanan kurallara göre ispat etmeleri gerekeceği ortadadır.

Vurgulamak gerekir ki: “Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların mevcut olup olmadığı hakkında mahkemeye kanaat verilmesi amacına ispat denilir.”1 TMK’nun 6. maddesiyle: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraftardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmüyle; özel hukuk alanında genel bir ispat yükü kuralı koymuştur. Böyle bir yükümlülüğü olan taraf, sonuç itibariyle; “Belli bir vakıayı iddia ve icabında ispat suretiyle bertaraf edebilen, istemi elde edememek tehlikesi’ içinde bulunan kimsedir. Böyle bir tehlike sonunda zarara uğramamak bakımından da; haklı olduğunu gösteren vakıaları ortaya koymak durumundadır.

Eşler arasındaki mal rejimlerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usul hükümleri; hukuk mahkemelerinin uygulamak zorunda oldukları HUMK ile Aile Mahkemelerinin Kuruluş Ve Yargılama Usullerine Dair 4787 Sayılı Kanun ve TMK nun usule ilişkin bazı özel kurallarından oluşmaktadırlar. Bu bakımdan eşler arasındaki mal rejimleri sebebiyle ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda kullanılabilecek delililerin “Hukuk Davalarına İlişkin Genel Deliler’ ve “Mal Rejimlerine Özgü Deliler” olmak üzere iki bölümde incelenebilir.

Eşler Arasındaki Mal Rejimi Uyuşmazlıklarında Dayanılabilecek Genel Deliler

Hukuk mahkemelerinde geçerli olmak üzere belirlenen delillerin, özel kanunlarında aksi yazılı olmadıkça Aile Mahkemelerinin göreceği mal rejimi uyuşmazlıklarında da kullanılabilecekleri açıktır.

Bu bakımdan; TMK nun 6. maddesinde yazılı: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmü, mal rejimleri uyuşmazlıklarında da geçerlidir. Nitekim TMK nun 222. maddesinde de: “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” kuralı konulmuş bulunmaktadır.

İspat yükü normal durumun aksini iddia edene düşer. Eğer ispat yükü kanunen belli bir tarafa verilmişse bu halde söz konusu yükümlülük altında olan bu tarafın, iddia ve savunmalarını ispat etmesi gerekir. Keza eğer kanun bazı hususlarda karineler oluşturmuşsa; ispat yükünün karinenin aksini iddia eden tarafa düşeceği açıktır”. Yargıtay’ın içtihatlarında belirlendiği üzere: İspat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer.

İleri sürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir. İspat yükü daha kolay başarana düşer. Örneğin; boşanma davası açılmasından sonra erkeğin karısının kooperatif borcunu ödemesi; Evden dövülerek atılan kadının ziynetlerini yanında götürmesi; Bir kilo altının davacı tarafından hep yanında taşındığı; Evi terk eden kadının ziynetlerinin bir kısmını yanında götürürken bir kısmını evde bırakmış olması; hayatın olağan akışına aykırıdır.

HMK maddeleri; davalarda taraflarca kullanılabilecek delileri belirlemiştir. Söz konusu kanuna göre; deliller kesin ve takdiri olmak üzere ikiye ayrılırlar. Kesin deliller gerçekleşmeleri halinde olguyu ispat eden delillerdir. İkrar, kesin hüküm, senet ve yemin kesin delilerdir. Takdiri deliler ise; hakimin serbestçe değerlendirebileceği ispat vasıtalarıdır. Şahit, bilirkişi ve keşif bu delillerdendir.

Aile mahkemeleri; eşler arasındaki mal rejimine ilişkin olarak gördükleri davalarda bu delilleri kullanabileceklerinden tarafların da söz konusu delilerden yararlanabilecekleri ortadadır, örneğin: Davacının bizzat kendisinden duyduklarını anlatan tanıkların sözlerine itibar edilemeyeceği, Hilenin her türlü delile ispat edilebileceği’, Taraf muvazzasının şahitle değil ancak yazılı delille kanıtlanabileceğine ilişkin kurallar, mal rejimlerinde çıkan uyuşmazlıklar için de geçerli bulunmaktadırlar.

Eşler Arasındaki Mal Rejimi Uyuşmazlıklarında Dayanılabilecek Deliller

Eşler arasındaki mal rejimlerine ilişkin olarak TMK’nun koyduğu genel hükümlerde, bu rejimlerle ilgili uyuşmazlıkların çözümlerinde yararlanılabilecek iki özel ispat aracı ihdas edilmiştir. Bunlar; Vekalet karinesi ile Envanter delilleri olarak incelenebilecek hususlardır.

1) Mal Rejimlerinde Vekalet Karinesi

TMK nun 215. maddesinde: “Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak mallarının yönetimini diğer eşe bırakması halinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vekalet hükümleri uygulanır.” denilmektedir.

Karine; belli bir olaydan, belli olmayan diğer bir olay için çıkarılan sonuçtur. Fiili Karineler belli olaydan belli olmayan bir olayın var sayılmasını sağlar. Ve aksi ispat edilebilirler. Kanuni Karineler ise; aksinin ispat edilemeyeceği varsayımlardır. Bu ölçütlere göre; TMK nun 215.maddesinde konulmuş bulunan karine, aksinin ispatına izin verilmiş bulunmakla kesin olmayan adi bir karine oluşturur.

2) Envanter Delili

TMK nun 216. maddesinde: “Eşlerden biri, diğerinin her zaman mallarının envanterinin resmi senetle yapılmasını isteyebilir. Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa. Aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru olduğu kabul edilir.” kuralıyla; mal rejimlerine ilişkin özel bir delil ihdas etmiştir.

Bu hükme göre; malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde düzenlenen envanterlerin, doğru olduğu kabul edilecektir. Ancak resmi envanterin yapımının Noterliklere özgü bir görev olduğunun da unutulmaması gerekir.

Eşler Arasında Yasal Mal Rejimine Özgü Deliller

TMK nun: 219 ve 222 maddelerinde oluşturduğu ilke ve karinelerle; bu mal rejiminde geçerli özgün deliller hazırlanmıştır. Bu özgün ispat vasıtaları aşağıdaki şekilde sıralanabilirler:

1) İkame İlkesi

TMK nun 219. maddesinin II/5 fıkrasında: “Edinilmiş malların yerine geçen değerlerin” de; edinilmiş mal sayılacağı kuralı konulmuştur. “Edinilen bir malın finansal kaynağı hangi kesimden ise, edinilen malın o mal kesimin niteliğine bürünmesi söz konusudur”

2) Paylı Mülkiyet  Karinesi

TMK nun 222/2 maddesinde: “Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır” kuralı konulmuştur.

Aksinin ispat edilmesi mümkün bulunan bu karineye göre; bir malın eşlerden hangisine ait olduğu kesin olarak belirlenemiyorsa; söz konusu malın yarı yarıya eşlerin paylı mülkiyetinde olduğunun kabulü edilmesi gerekecektir. Eşlerin çalışarak beraberce aldıkları eşyanın paylı mülkiyetlerinde olduğu ise açıktır.

3) Edinilmiş Mal karinesi

TMK nun 222/3 maddesinde: “Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir” kuralı konulmuştur. Bir adi karine niteliğinde bulunan bu kuralın, aksinin ispatının mümkün olduğu açıktır.

4) Borçların Edinilmiş Mallara Ait Olduğu Karinesi

TMK nun 230. maddesinde de: “Her borç ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş mallara ilişkin sayılır, “hükmü konulmuştur.

Mezkur maddeye göre: kişisel ya da edinilmiş mal kesimlerinden birine girdiği tespit edilemeyen borçların, edinilmiş mallara ilişkin sayılması gerekmektedir. Bu hükmün TMK nun 222/3 maddesinde konulan edinilmiş mallar karinesinin bir başka uygulaması olduğu açıktır.

Söz konusu kuralın aksinin her zaman ispatının mümkün olduğu ise yadsınamaz.

5) EMKR’ne Özgü Diğer Deliller

Yukarıda, nitelikleri kısaca belirilen EMKR özgü deliller dışında, bu rejimin özelliklerine uygun bulunan başka ispat kuralları ve delilerin varlığı da muhakkaktır.

Örneğin; mal rejimine dahil olan malların hangi eşin mülkiyetinde olduğu hususunun belirlenmesinde tarafların her türlü kanuni delilden yararlanabileceği bu kurallardan birisidir.

Yine TMK nun 229. maddesinin: “Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir.” hükmüyle konulan kural da EMKR ne özgü bir ispat aracıdır. Nitekim, mezkur uyuşmazlıklarda; davacı eşin, eklenecek değerin belli bir zamanda diğer eşe ait olduğunu ispat etmesi gerekeceği gibi; bu değerin hangi amaçla elden çıkarıldığını da kanıtlaması gerekecektir.

Mal Ayrılığı Rejiminin, halen yürürlükte olan mevzuat bakımından bir mal rejimi olmak dışında ki önemi; olağanüstü mal rejimi olarak da kabul edilmesinde toplanmıştır. Nitekim TMK nun 206. maddesinin: “Haklı bir sebep varsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir” hükmüyle; Mal Ayrılığı Rejimine, eşler arasındaki mal rejiminin sarsıntı geçirdiği hallerde kurtarıcı bir işlev yüklemiştir.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.