Mal Ayrılığı Rejimi Ne Anlama Gelir?

Mal Ayrılığı Rejimi Ne Anlama Gelir?

“Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur” . TMK nun 243. maddesiyle de: “İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır” hükmünü koyulmuştur.

Mal Ayrılığı Rejimi : ilke olarak eşlerin malvarlığı değerleri itibariyle birbirlerinden tamamen ayrı olmaları ilkesinin benimsendiği bir sistem olarak düşünülmüştür . Bu rejimde kadın ve erkek eşlerin kendilerine ait ayrı ayrı kişisel malları bulunmakta ve rejimdeki tüm mallar bu iki mal grubunun toplamından oluş-maktadır.

Yani Mal Ayrılığı Rejiminde; eşler evli olmayan iki kimsenin birlikte yaşadıklarında malvarlıkları yönünden taşıdıkları hak ve yetkilere sahip bir konumda bulunurlar. Aralarında müşterek bazı malları olsa bile, bu iştirak hali evlilik ile ilgili olmayıp: olağan bir paylı mülkiyete sahip olma halinden ibarettir.

MAR’ da karı kocadan her biri yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korurlar. “Bu itibarla; bu haklardan herhangi birisi bakımından birbirlerine bağlı değillerdir.

Her eş kendi malının maliki olarak kalır, onu idare ve ondan intifa etmek haklarını elinde tutar. Karı kocadan her birine ait malların gelirleri ve kazançları kendisine aittir” . MAR’ da karı kocanın malvarlığı değerlerini yasal sınırlar içinde kullanabileceklerine ilişkin kural; onların mülkiyetin kullanılmasında herkesin tabi olduğu yasal sınırlar ile evlilik birliğinin yine bütün eşlere yüklediği ve TMK’nun 185 – 201 maddelerinde düzenlenmiş, evlilik hak ve yükümlülükleri, birliğin temsili ve birliğin korunmasına ilişkin kurallar ve yine TMK nun 652. maddesinde düzenlenmiş sağ eşin tereke malları arasında bulunan aile konutu ve ev eşyalarıyla ilgili mülkiyet taleplerinin koyduğu sınırlamalara ilişkin genel ilkelere tabidir.

Mal Ayrılığı Rejiminin Başlangıç ve Sona Ermesi

MAR’de diğer mal rejimlerinde olduğu gibi, eşlerin bu rejimi seçmeleri ve bu hususta aralarında usulüne uygun bir sözleşme yapmalarıyla yine sözleşme tarihinde başlar. Keza MAR’nin aynı zamanda Olağanüstü Mal Rejimi niteliği sebebiyle de; eşlerin olağanüstü mal rejimine girmeleri halinde, bu rejime özgü kurallar gereği başlangıç tarihinin belirlenmesi söz konusudur.

MAR diğer mal rejimlerinde olduğu gibi, eşlerden birinin ölümü, gaipliği. boşanma ya da evliliğin iptali, eşlerin başka bir mal rejimini kabul etmeleri ya da olağanüstü mal rejiminden dönülmesi olgularıyla sona erer.

Mal Ayrılığı Rejiminin İşleyişi

MAR da, “İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır”. Belirtmek gerer ki; “Mal ayrılığına ilişkin düzenlemelerin mal rejimi sözleşmesiyle değiştirilmesi mümkün değildir. Aksi, mal ayrılığı rejiminin özünü değiştirecektir” Ancak doğaldır ki eşlerin bu rejiminin ilkelerine karşı olmayan bazı ayrıntı analaşmaları yapma hakları da vardır.

TMK’nun Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimine (PMAR) ilişkin olan 245. maddesine göre: “Belli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır”

Keza yine TMK nun 246. maddesine göre: Eşlerden herhangi biri, kendi borçlarından bütün mal varlığıyla sorumludur.”

Yine TMK nun 248. maddesine göre de:” Her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, üstün yararı olduğunu ispat eden eş diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyetteki malın kendisine verilmesini isteyebilir.”

İşte TMK nun 243. maddesi gereğince bu mezkur hükümlerin MAR de uygulanması gerekmektedir. Bu arada: TMK’nun yürürlüğünden önce MAR’nin kanuni mal rejimi olduğu dönemlerde Yargıtay’ın 07.10.1953 tarih ve 7/8 sayılı içtihadı birleştirme kararında ortaya koyduğu: Eşler arasında akdi bir münasebet bulunduğu, 299. maddesi uyarınca şahitle ispat edilebilir. Bu akdi münasebete muhalif hareket edilmiş olmasından kaynaklanan tazminatın istenmesini önleyen bir yasa hükmü yoktur.”

Eşlerin birbirlerinden, kendi katkılarıyla alınıp diğer eşin mülkiyetinde bırakılan malvarlıkları için, katkı paylarına uygun bir tazminat talep edebilecekleri de vurgulanmak gerekir’. Bu takdirde; TMK nun 227. maddesi hükmüne kıyasen; MAR’ nin kabulü halinde eşlerden birinin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı ve katkı payı için, katkıda bulunan eş katkısı oranında alacak hakkına sahip olacak ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre kararlaştırılabilecektir.

Nitekim Yargıtay’ca; Eşlerin katkılarını birbirlerine bağışlamamış olmalarına itibariyle, mal ayrılığı rejimlerinde de bu hükümlere göre kaktı paylarını istirdat edebileceklerine, Mal ayrılığına tabi olunan dönemde edinilen araç ve taşınmazlara olan katkının diğer eş tarafından istenebileceğine, Keza taşınmazın alınması sırasında kocasına mali yardımda bulunmuş eşin bunu ispatı halinde yaptığı mali yardımı istemek hakkı olduğuna karar verilmiştir.

Keza; eşler arasında MAR geçerli olduğu dönemde bir eşe ait malın alınmasına katkı sağlaması halinde bu katkının istenmesine engel bir hüküm bulunmadığı kabul edilmiştir . Yine Yargıtay’ca; Davacının dava konusu eve yaptığı katkının BK 42-43 ve 98 maddeleri dikkate alınarak zararının hesap edilebileceği ve zararın gerçek miktarının kanıtlanamaması halinde, halin mutat ceryanı ve
zarar görenin yaptığı katkının karşılığı MK nun 4. maddesinde öngörülen hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hesap edilerek; uygun miktarda bir tazminata hükmedilmesi gerekeceği” kararlaştırılmıştır.

Mal Ayrılığı Rejiminin Tasfiyesi

Daha önce de belirtildiği gibi; MAR’de, bu rejim sebebiyle edinilmiş bir ortak mal bulunmamaktadır. Bu bakımdan MAR’ da, eşler arasında bir mal paylaşımı olmayacağı için gerçek anlamda bir tasfiye sorunu da bulunmamaktadır’.

Bununla birlikte; eşlerin birbirlerinde olan mallarını geri almaları, paylı mülkiyet halindeki mallarını aralarında bölüşmeleri ve nihayet birbirlerinin katkılarıyla alınmış malvarlıkları sebebiyle karşılıklı tazminat isteklerinde bulunması anlamında, özgün ve basit bir tasfiyenin yapılmasının söz konusu olabileceği de açıktır.

Ancak; bu tasfiye işlemlerinin yapılması için diğer mal rejimlerinde olduğu gibi; MAR’nin ya da evlilik birliğinin sona ermesinin bir dava şartı olmadığının da söylenmesi gerekir.

Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi (PMAR): TMK’nun değiştirilmesi evresinde, kanuni mal rejimi olarak kabulü söz konusu olmuş ve ancak daha sonraki çalışma aşamalarında, sözleşmeli mal rejimi olarak bırakılmış bir sitemdir.

Türk Hukukçularının ortaya attığı ve bu yönüyle de dünyada başka bir benzeri olmamakla özgün bulunmaktadır.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.