Anasayfa » Medeni Usul Hukuk Muhakemesi » Mahkemeler Arasındaki İş Dağılımı Nasıl Gerçekleşir?

Mahkemeler Arasındaki İş Dağılımı Nasıl Gerçekleşir?

Mahkemeler arasındaki iş dağılım sistemi nedir? Mahkemeler iş bölümünü nasıl planlar ve gerçekleştirir. İş bölümü planlamasında hangi kanunlar esas alınır.

Mahkemelerin İş Dağılımı Kuralları

Hukuk sistemimizde “İş Dağılımı İlişkisi” denilince, aynı yargı çevresi içinde bulunan, aynı adı ve niteliği taşıyan mahkemeler arasındaki ilişki anlaşılmalıdır.

Örneğin, Ankara adliyesinde bulunan birden fazla Asliye Hukuk Mahkemeleri aralarındaki ilişki gibi.

İş çokluğunun ve iş yoğunluğunun zorunlu kıldığı yargı çevrelerinde birden fazla kurulan aynı nitelikteki mahkemeler numaralandırılarak adlandırılır. Örneğin; Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2. Asliye Hukuk Mahkemesi gibi.

İş dağılımına ilişkin esaslar, HSYK’nca belirlenir. (5235 sayılı Kn. md.5).

İş dağılımı sırasında dava dosyalarının ve yargısal işlerin tevziinde eşitlemeye ve dengelemeye dikkat edilir. Bir davanın tarafları da, dava dosyası kendisine gönderilen mahkeme de,nöbetçi mahkemece yapılan “iş dağılımı ayrımına” itiraz edemezler. Söz gelimi, tevzide, dava kendisine düşen Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi, iş yoğunluğunu ileri sürerek, dosyayı 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderemez.

Mahkemelerin İş Bölümleri

İş dağılımı ilişkisinin aksine “İş Bölümü İlişkisi”, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasında söz konusudur.

Eğer bir yargı çevresinde Genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi dışında ayrıca ticari davalara bakmak üzere kurulmuş müstakil bir Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa, o yerdeki ticari davalar, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür ve karara bağlanır. (TTK. md. 5).

Aynı yargı çevresi içinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yanı sıra Asliye Ticaret Mahkemesi de var ise, bu iki mahkeme arasındaki ilişki “iş bölümü ilişkisi'”dir.

Demek oluyor ki, iş bölümü ilişkisi, münhasıran ticari davalar bakımından söz konusu olabilmektedir.

Ticari Davaların Hangi Mahkemenin İş Alanında Olduğu:

Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi; hangi davaların “ticari dava” olduğunu sıralamıştır. Ticari davalar, sadece, TTK. md. 4’de sayılanlardan ibaret değildir. Ayrıca özel kanunlarda yer alan bazı davalara ve işlere de, Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin bakabileceği hükme bağlanmıştır.

“İş Bölümü”nün temel ölçütü “ticari davalar” olduğuna göre, öncelikle ticari davaları açıklamamız gerekir. Ticari davalar; iki kategoride incelenebilir.

Mutlak Ticari Davalar

Tarafların “tacir” olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK’da ve bazı özel yasalarda “ticari” nitelikte oldukları kabul edilen davalardır.

TTK’na göre mutlak ticari davalar: Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde 6 bent halinde sıralanan davalar, Mutlak Ticari Dava sayılır.

  • Tacir olmayan kişiler arasında bir bono ya da poliçeye ilişkin dava, ticari davadır. (TTk. md. 4/1-1)
  • TMK’nun 962-969. maddelerinde düzenlenen rehin karşılığı ödünç verme işinden kaynaklanan dava, mutlak ticari dava sayılır. (TTK. md. 4/1-2).
  • BK’nun, bir işletmenin satılması ya da birleştirilmesi ile ilgili 179. ve 180.; rekabet yasağına ilişkin 348. ve 354.; yayın sözleşmesine ilişkin 372 – 385.; itibar mektubu ve itibar emri’ne ilişkin 399- 403.; komisyon’a ilişkin 416 – 429.; ticari mümessil ve ticari vekiller’e ilişkin 449 – 496. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan davalar, “mutlak ticari dava” sayılır. (TTK. md. 4/1-3).
  • Markalar Kanunu ile İhtira Beraatı Kanunu’nda düzenlenen hususlardan doğan davalar ,” mutlak ticari dava” sayılır. (TTK. md. 4/1-4).
  • Türk Ticaret Kanunu’nun 135. maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki özel hükümlerden doğan davalar “mutlak ticari dava” sayılır. (TTK. md. 4/1-5).
  • Bankacılık Kanunu’nda ve Ödünç Para Verme İşleri Kanunu’nda, düzenlenen hususlardan doğan davalar, mutlak ticari dava sayılır. (TTK. md. 4/1-6).

Kooperatifler Kanunu’na göre mutlak ticari davalar

  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99/1’de sayılan davalar “mutlak ticari dava” sayılır.

Diğer kanunlara göre mutlak ticari davalar

  • 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu’nun uygulanmasından doğan davalar;
  • İİK’nunda düzenlenen iflas davaları, konkordatonun tasdik ve feshi işleri;
  • 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’na göre finansal kiralama sözleşmelerinden doğan davalar “mutlak ticari dava” sayılır.

Nisbi Ticari Davalar

Bu davalar, her iki taraf için de ticari sayılan konulardan kaynaklanan davalardır. Nisbî ticari davalardan söz edilebilmesi için iki koşulun bir arada bulunup bulunmadığına bakılır:

(1) İki taraf da tacir olacak,

(2)Davaya konu uyuşmazlık, iki tarafın da ticari işletmesiyle ilintili bulunacak.

Davanın taraflarından biri tacir değilse, o dava ticari dava sayılmaz.

İki taraf da tacir olsalar bile, davaya konu edilen uyuşmazlık, taraflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili değilse, o dava da ticari dava sayılmaz. (TTK. md. 21/11).

Ticari Davalara Bakan Mahkemeler

Esasen ticari davalara da genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmakla görevlidir. Ancak, ticari ihtilafın çok ve yoğun bulunduğu bir çok yargı çevresinde (yine Asliye Hukuk Mahkemeleri statüsünde) Asliye Ticaret Mahkemeleri kurulmuştur.

Türkiye’de halen ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yargı çevreleri olduğu gibi, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan
yargı çevreleri de vardır.

Müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yargı çevreleri

Müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde ticari davalara o yerdeki genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. (TTK. md. 5/1).

Bu gibi yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri ,ticari davaları, Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görür ve karara bağlar. Hiçbir biçimde görevsizlik ya da gönderme kararı veremez.

Müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yargı çevreleri

Ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yargı çevrelerinde, Asliye Ticaret Mahkemeleri, o yerdeki genel Asliye Hukuk Mahkemesi’nin deyim yerindeyse daireleri konumundadır. Aralarında ilişki,” işbölümü olur. Ticari nitelikteki dava ve işlere Asliye Ticaret Mahkemesi bakmış olacaktır. (TTK. md. 4,5/11).

İŞ BÖLÜMÜ İTİRAZI

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin de bulunduğu yargı çevresi içinde açılan bir davanın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin mi yoksa Asliye TicaretMahkemesi’nin mi iş alanına girdiği tartışma konuşu olmuşsa, ortada bir “iş bölümü” itirazı var demektir.

Bu itiraz, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de yapılabilir, Asliye Ticaret Mahkemesi’nde de yapılabilir.

Ticari olmayan bir dava, Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılmış olursa, davalı taraf “iş bölümü” itirazmda bulunabilir. Keza, ticari bir dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmış bulunursa, davalı taraf, “iş bölümü” itirazını ileri sürebilir.

“İş bölümü itirazı”, ilk itirazlardan (HMK. md. 116/1-c, TTK md. 5/3) sayıldığı için süreye tabidir. İki haftalık cevap süresi içinde ileri sürülmesi gerekir.

Ancak, hemen belirtmiş olalım ki, iki tarafın arzusuna tabi olmayan işlerde, iş bölümü itirazı, “ilk itiraz” niteliğinde kabul edilemez.

Örneğin; iflas davası, Asliye Ticaret Mahkemesi varken, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmış olursa, “iş bölümü itirazı”, süreye tabi değildir; yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.

İş bölümü itirazı mahkemece ya reddedilir ya da kabul edilir.

İş Bölümü itirazının reddedilmesi hali

Tarafların tasarruf serbestisine ve iradelerine tabi işlerde, iş bölümü itirazı süreye bağlıdır. İlk itirazlardan kabul edilen (HMK. md. 1-c) iş bölümü itirazı iki haftalık cevap süresi içinde ileri sürülmemiş bulunursa, mahkemece reddedilir.

Yasal süresi içinde yapılan itiraz, yerinde değil ise, mahkemece yine reddedilir.

İş bölümü itirazının reddi kararı, nitelik itibariyle bir “ara karar”dır”. Tek başına ” Kanun Yolu”na götürülemez. Karar, ancak esas hüküm ile birlikte” Kanun Yolu”na götürülebilir.

Hem iş bölümü hem de yetki itirazında bulunulmuş ise, öncelikle iş bölümü itirazı incelenir, itiraz yerinde bulunursa, (yetki itirazı konusunda bir karar verilmeden) gönderme karan verilir.

İş Bölümü itirazının kabul edilmesi hali

Mahkeme, davalının “iş bölümü itirazı”nı süresinde ve yerinde görürse, dava dosyasının ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verir. Uygulamada bu karara ” gönderme karan” denilir.

Gönderme kararında yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmez. Gönderme kararı, usûlüne ilişkin bir ” karar (nıihai karar)”dır, tek başına ” Kanun Yolu”na götürülemez. Diğer bir ifadeyle, “iş bölümü itirazının kabulü”ne ilişkin gönderme kararları, diğer gönderme kararlarından farklı olarak, verildiği anda kesinlik kazanan bir karardır.

Burada bir kez daha belirtmiş olalım:

İş bölümü ilişkisi ve iş bölümü itirazı, sadece Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasında söz konusu olur.

Asliye Ticaret Mahkemesinin, özel mahkemeler ile olan ilişkisi, “görev ilişkisi” olup, farklı yasal prosedüre tabidir.

İŞ BÖLÜMÜ İTİRAZININ KABULÜ SONRASINDA İZLENECEK YARGISAL PROSEDÜR

Gönderme kararı üzerine izlenecek prosedür, “görevsizlik kararı” üzerine yapılacak işlemlerin aynısıdır (HMK. mâ. 20;TTK. md. 5/IV).

Mahkeme, gönderme kararı vermekle yetinir. Kendiliğinden dosyayı görevli mahkemeye gönderemez. Mutlaka taraflardan birinin tefhimden itibaren 2 hafta içinde gönderme karararını veren mahkemeye başvurması gerekir (HMK. md. 20/1-c). Aksi halde, dava açılmamış sayılır (HMK. md. 20/1). Daha doğrusu, mahkeme, “Davanın açılmamış sayılmasına kararı” verir.

2 haftalık süre, karar yüze karşı verilmişse, tefhimden itibaren; yüze karşı verilmemiş ise, tebliğden itibaren işler.

Dosya kendisine gönderilen mahkeme, re’ sen taraflara davetiye göndererek, davaya kaldığı yerden bakmaya devam eder.

Şayet taraflardan biri, yasal süresi içinde gönderme karan veren mahkemeye başvurarak dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi isteminde bulunmaz ise, gönderme kararı veren mahkeme, “
açılmamış sayılmasına karan” verir (HMK. md. 20/1, TMK. md. 5/IV).

Ancak, davacı, isterse açılmamış sayılan davasını, tekrar harç ödeyerek yeniden açabilir (HMK.md. 150/7).

ÖZEL HUKUK YARGILAMASINDA
İŞ DAĞILIMI VE İŞ BÖLÜMÜ İLİŞKİLERİ

KONUAÇIKLAMA
İŞ

DAĞILIMI

•        Aynı yargı yerinde bulunan birden çok aynı
nitelikteki mahkemelerin görevlerine giren işleri
kendi aralarında tevzi etmeleri halinde
aralarındaki ilişki, bir “iş dağılımı ilişkisi”dir.

İş dağılımı ayrımına itiraz edilemez.

•        İş dağılımı, iş yoğunluğu ve sayısal eşitlik
gözetilerek gerçekleştirilir.

İŞ

BÖLÜMÜ

• İş bölümü ilişkisi, sadece Asliye Hukuk
Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri
arasında söz konusudur.

•Asliye Ticaret Mahkemesi ile özel mahkemeler
arasındaki ilişki “görev ilişkisi”dir.

•İş bölümü itirazı, ilk itirazlardandır.

•2 haftalık yasal süre içinde ileri sürülmelidir.

•İş bölümü itirazların reddi kararı, bir “ara
karar”dır. Ancak esas kararla birlikte yasa
yoluna götürülebilir.

•İş bölümü itirazı, yetki itirazından önce incelenir.

•İş bölümü itirazı kabul edilirse, “gönderme
kararı” verilir.

•Gönderme kararı, usûle ilişkin son ve kesin
karardır.

•Gönderme kararı, tek başına yasa yoluna
götürülmez.

•Gönderme kararı kesindir, gönderilen
mahkemeyi bağlayıcıdır.

•Taraflardan biri, gönderme kararının tefhiminden
itibaren 2 hafta içinde ilgili mahkemeye
gönderilmesi isteminde bulunmaz ise,
mahkemece “davanın açılmamış sayılmasına
kararı” verilir. (HMK. 20/1).

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Soru Sor
Danışma Formu
WhatsApp
Telefon Görüşmesi