Mahkemece takdir edilen nafaka yüksektir-Yargıtay Kararı: Esas : 2014/504 Karar : 2014/7035 Tarih : 07.05.2014

Mahkemece takdir edilen nafaka yüksektir-Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas : 2014/504
Karar : 2014/7035
Tarih : 07.05.2014

Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı, davalı ile 13.10.2011 tarihinde boşandıklarını, boşanma kararı ile birlikte talebi olmadığı için yoksulluk nafakasına hükmedilmediğini, müşterek çocuk R..Ze.. ile birlikte annesinin yanında kaldığını, işi ve sosyal güvencesinin olmadığını, davalının matematik öğretmeni olduğunu ve gelirinin iyi olduğunu, geçim sıkıntısı çektiğini ileri sürerek, aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasının boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 13.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak tarafına verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, geçmişe yönelik nafaka talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 400,00 TL yoksulluk nafakasının 13/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

TMK.nun 175.maddesi gereğince; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakası boşanma davası içerisinde istenebileceği gibi, o dava devam ederken ya da sonuçlandıktan sonra ayrı bir dava ile de istenilebilir.

Yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası, ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki bilimsel öğretide: “Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğindedir” şeklinde açıklamalara yer verilmiş bulunmaktadır (Akıntürk, Turgut: Aile Hukuku, 2. cilt, İst. 2002, sh.294).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Hakim, yoksulluk nafakasının takdirinde, nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile, nafaka yükümlüsü kocanın gelir durumu arasında bir oranlama yaparak, taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyarak bir karar vermelidir. Bu verilecek karar da TMK.nun 4.maddesi kapsamında hakkaniyete uygun olmalıdır.

Somut olayda, tarafların 13.10.2011 tarihinde boşandıkları, davacının yoksulluk nafakası ile ilgili talebi olmadığı için boşanma kararı ile birlikte davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmediği, yoksulluk nafakası davasının boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı, davacının velayeti kendisinde olan müşterek çocuk R.. Z…ile birlikte annesinin yanında yaşadığı, davacının karar tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı, gelirinin bulunmadığı, davalının ise matematik öğretmeni olduğu ve aylık 2.000,00 TL geliri bulunduğu, 450 TL kira verdiği, tarafların müşterek çocuğu R.. Ze..’e aylık 300,00 TL iştirak nafakası, ilk eşi A..’ye aylık 200,00 TL yoksulluk nafakası ve ilk eşinden olan kızı E.. N.’a aylık 125,00 TL iştirak nafakası ödediği anlaşılmaktadır.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, yıllık ÜFE artış oranı, günün ekonomik koşulları, davacı kadının zorunlu ihtiyaçları, davalının ilk eşine ve çocuklarına ödemiş olduğu nafaka miktarları nazara alındığında mahkemece takdir edilen nafaka yüksektir. O halde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Ayrıca, 28.11.1958 tarih ve 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, nafakanın artırılması, kaldırılması veya nafakaya hükmedilmesine dair istemlerin kabulünde, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere karar verilmesi gerekir. Bu itibarla nafaka davaları açıldığı tarih itibariyle hüküm ifade edeceğinden somut olayda, dava tarihi olan 18.09.2012 tarihinden itibaren yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, boşanma davasının kesinleşme tarihi olan 13.10.2011 tarihinden itibaren yoksulluk nafakasına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 13:56

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.