Kusursuz Eş Tedbir Nafakası Öder Mi?

Tedbir nafakası davasında kural olarak tarafların kusur durumu ölçü olarak alınamaz. Başka bir anlatımla tedbir nafakası istenen kusursuz olsa bile koşulları varsa tedbir nafakası verilebilir.

Örneğin davalı akıl hastası olduğu için kusurundan söz etmek mümkün
olmasa da akıl hastası eş ile olan ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş TMK md 197 hükmünde yer alan özel önlemlerin alınmasını isteyebilir.

Akıl hastası olan eşin paraya çevrilebilecek malı veya serveti varsa aleyhine tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Tedbir Nafakasında Kusurun Aranmadığına Dair Yargıtay Kararları

“Kanunda, hakimin geçici bir önlem olarak tedbir nafakasına (TMK md. 169) hükmedebilmesi için, tarafların kusurlu olup olmadıklan yer almamış, hangisinin daha az ya da daha çok kusurlu olduğunun belirlenmesi yönünde bir koşul öngörülmemiştir. Bu sebeple hakimin kusurlu olup olmadıklarına bakmaksızın, davamn başında bu geçici önlemi alması gerekir. Bir tarafın kusurlu olması onun lehine Türk Medeni Kanununun 169. maddesi çerçevesinde tedbir nafakasına hükmedilmesine engel teşkil etmez (HGK’nun 02.11.2011 tarihli 2011/2-533 esas, 2011/670 karar sayılı karan). Bu bakımdan hiç ya da yeterli geliri bulunmayan kadın yaranna dava süresince geçerli olmak üzere uygun miktarda tedbir nafakası takdir ve tayin edilmesi gerekir. Bu yön nazara alınmadan tedbir nafakası talebinin de “kusurlu” olduğu gerekçesiyle reddedilmesi doğru bulunmamıştır.” (Y2HD, 10.07.2014, E. 2014/5843, K. 2014/16114)

“Tedbir nafakası boşanma davası açılmakla alınması gerekli tedbirlerden olup (TMK. md. 169); boşanma davasındaki kusur belirlemesi nafaka takdirinde esas alınamaz ( HGK’nun 2.11.2011 tarihli 2011/2-533 esas, 670 karar sayılı karan). Lehine önlem alınacak olan taraf kusurlu olsa dahi, önlemi gerektirici sebebin varlığı halinde kanunda belirtilen geçici nitelikteki önlemlerin ahnması gerekir .Öyleyse ev hanımı olup herhangi bir geliri ve mal varlığı bulunmayan davalı yaranna dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun bir miktarda tedbir nafakası taktir edilmesi gerekirken kusurlu olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (Y2HD, 13.01.2014, E. 2013/18569, K. 2014/228)

“Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren, karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır. Dolayısıyla, tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir. Bu aşamada tarafların kusur durumu belirlenmediğine göre verilecek kararda kusur bir ölçüt olarak alınamayacağı gibi, sonuçta nihai karar verilirken kusur durumunun belirlenmiş olması da tedbir nafakasının kaldırılmasını ya da ödenenlerin geri istenmesini gerektirmez. Zira, tarafların “kusur durumu” hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Dahası Kanunda, hakimin geçici bir önlem olarak tedbir nafakasına hükmedebilmesi için, tarafların kusurlu olup olmamaları bir unsur olarak yer almamakta; hangisinin daha az ya da çok kusurlu olduğunun belirlenmesi yönünde bir koşul da öngörülmemektedir. Bu nedenle, hakimin kusur durumuna bakmaksızın davanın en başında bu geçici önlemi alması ve buna bağlı olarak da tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını tespit edip, uygun ve geçici nitelikte bir nafaka takdir etmesi gerekir. Görülmektedir ki, bir
tarafın kusurlu olması; onun lehine tedbir nafakası tayin edilmesine engel teşkil etmemektedir. Dolayısıyla, tedbir nafakası hakimin kanun gereği, kendiliğinden alması gereken geçici bir önlem olup, tarafların kusurunun verilecek karar açısından bir önemi ve etkisi de yoktur. Ekonomik olarak yardıma ihtiyacı olan kişi sonuçta tam kusurlu kabul edilse bile boşanma davası kesinleşene kadar tedbir nafakası devam edeceğine ve verilen tedbir nafakası geri alınamayacağına göre tedbir nafakası ile tarafların kusuru arasında hukuki bir bağ olduğundan bahsedilemez. O halde, somut olayda boşanma davası açılmakla, ауrı yaşama hakkı kazanan ve yeterli geliri olmayan davalı kadın yararına uygun tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir.” (YHGK, 02.11.2011, E. 2011/2-533, K. 2011/670.)

“Türk Medeni Kanununun 169. maddesinde, hakimin geçici bir önlem olarak tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için taraflann kusurlu olup olmamalan bir unsur olarak yer almamakta, hangisinin daha az ya da çok kusurlu olduğunun belirlenmesi yönünde bir koşul öngörülmemektedir”(Y2HD, 17.10.2012, E. 2012/5273, K. 2012/24956)

“Davacı, boşanma davasıyla birlikte tedbir nafakası talep etmiş, mahkemece; “müşterek yaşamdan davacının kaçındığı, haklı bir sebep bulunmadığı halde evi terkettiği bu sebeple tedbir nafakası talebinin yerinde görülmediği ” gerekçesiyle bu isteği reddedilmiştir. Türk Medeni Kanununun 169. maddesi gereğince; boşanma veya aynlık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin bannmasına geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri bu hususta bir isteğin bulunup bulunmadığına bakmaksızın re’sen almak zorundadır. Dava süresince geçerli olacak olan bu tedbirlerin alınması, tarafların ” kusursuz” olmalan şartına bağlanmamış, Yasada, önlem için “kusur ” unsuruna yer verilmemiştir. Başka bir ifade ile tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakası takdirine etkili bir unsur değildir (HGK’nun 2.11.2011 tarihli 2011/2-533 esas, 2011/670 karar sayılı karan). Lehine önlem alınacak olan taraf kusurlu olsa dahi, önlemi gerektirici sebebin varlığı halinde kanunda belirtilen geçici nitelikteki önlemlerin alınması gerekir. Öyleyse, ev hanımı olup, herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan davacı yaranna dava tarihinden geçerli olmak üzere boşanma davasının reddine ilişkin karann kesinleşmesine kadar uygun miktarda tedbir nafakası takdir edilmesi gerekirken “kusurlu” olduğu gerekçesiyle bu isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”(Y2HD, 29.03.2012, E. 2012/4470, K. 2012/7616.)

Başka bir anlatımla geçici tedbir nafakası isteyen tam kusurlu olsa bile
gereksinimi varsa kendisine geçici tedbir nafakası verilmelidir.

“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine,mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri bu hususta talep olup olmadığına bakmaksızın kendiliğinden (res’en) almak zorundadır (TMK.md.169). Yasada yazılı geçici nitelikteki bu tedbirlerin alınmasında tarafların kusurlu olup olmadıklarının önemi bulunmamaktadır. Kanunda “kusur” unsuruna yer verilmemiştir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Davacı-karşı davalı (kadın) tedbir nafakası talep ettiğine göre, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, bu isteğin “kusurlu” olduğundan bahisle reddi doğru bulunmamıştır.”(Y2HD, 17.05.2012, E. 2011/17190, K. 2012/13456.)

Yargıtay bazı kararlarında kusuru göz önünde bulundurarak tedbir nafakasını ortadan kaldırmıştır. Ancak Yargıtayı’ın bu kararları kabul edilen bir içtihat niteliğinde değildir.

“Boşanmaya neden olan olaylarda başka erkeklerle ilişki kuran kadın daha ziyade kusurludur. Davalı lehine tedbir ve yoksulluk nafakası verilmesi doğru değildir.” (Y2HD, 07.04.2005, 3611-5595)

Geçici tedbir nafakası isteyenin uzun yıllar boyunca eşinden bağımsız tedbir nafakası talep etmemiş olmasının da bir önemi yoktur. Yapılan istek için iyiniyetli değil savunması ileri sürülemez.

Kanun koyucu, boşanma hukukunda nafaka kurumu için kusur unsurunu
sadece yoksulluk ve bağımsız tedbir nafakasında öngörmüştür. Oysa TMK md 169 hükmünde kusur unsuru yer almamıştır.

Kanun koyucu her maddede kusurdan/zinadan söz ederken bu maddede bilinçli olarak susmuştur.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.