Küçük Düşürücü Suç İşleme Nedeniyle Boşanma Yargıtay Kararları

  • TMK 163’TE DÜZENLENEN KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ İŞLEME NEDENİNE DAYALI BOŞANMA SEBEBİNİN MUTLAK BOŞANMA SEBEBİ OLMADIĞI

Türk Medeni Kanunu, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi halinde de onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi koşulunu getirmiş, bu konu mutlak boşanma nedeni olmaktan çıkarılmıştır. (TMK md. 163) O halde mahkemece davacıya delillerini ibraz için kesin önel verilmediğinden çekilmezlikle ilgili delillerini ibraz için usulüne uygun önel verilmesi, bu konuda delil ibraz ettiğinde delillerin toplanarak hep birlikte takdiri ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 24.03.2004 gün ve 2655-3715 s. kararı)

  • TÜRK MEDENÎ KANUNU’NUN 163. MADDESİ GEREĞİNCE İSTER KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ İŞLENMİŞ OLSUN, İSTER HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRÜLMÜŞ OLSUN BOŞANMAYA HÜKMOLUNMASI İÇİN BU DURUMLARIN DİĞER EŞ İÇİN BİRLİKTE YAŞAMAYI ÇEKİLMEZ HALE GETİRDİĞİNİN KANITLANMASI GEREKTİĞİ

Kadının temyizine gelince; Türk Medeni Kanununun 163. maddesi gereğince ister küçük düşürücü suç işlenmiş olsun, ister haysiyetsiz hayat sürülmüş olsun boşanmaya hükmolunması için bu durumların diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez hale getirmesi zorunlu olacak bu hususun kanıtlanması gerekecektir. O halde mahkemece yapılacak iş bu konuda taraf delillerini sorup, gösterdikleri takdirde toplamak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 13.03.2003 gün ve 2300-3448 s. karan)

  • TMK 163 UYARINCA DAVALI EŞİN KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ BİR SUÇ İŞLEMESİ SEBEBİNE DAYALI OLARAK BOŞANMADA. KARAR VERİLEBİLMESİ İÇİN; DAVALI EŞİN KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ BİR SUÇ İŞLEMESİ VE BU DURUMUN DAVACI EŞ İÇİN DAVALI İLE BİRLİKTE YAŞAMAYI ÇEKİLMEZ HALE GETİRDİĞİNİN KANITLANMASI GEREKTİĞİ-
  • DAVACI EŞİN SUÇ İŞLEYEN EŞİNİ CEZAEVİNDE ZİYARETİNİN ONU AFFETTİĞİ ANLAMINA GELMEYECEĞİ

Davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 163. maddesinde yer alan “… davalı eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi” sebebine dayanan boşanma isteğine ilişkindir. Davalı koca hakkında 10.12.2001 tarihinde işlediği suçtan ötürü (gasp suçundan) Türk Ceza Kanununun 499. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, koca, bu suçtan 28.12.2001 tarihinde tutuklanmış, 11.3.2002 tarihinde nakdi kefaletle bırakılmış, yapılan yargılaması sonucu Çorum Ağır Ceza Mahkemesince; sanığın eylemi, Türk Ceza Kanununun 192. maddesinde yer alan bir
kimsenin namusunu veya şeref ve haysiyetini ihlal edecek, isnatlarda bulunmak tehdidiyle menfaat istihsal etmek olarak vasıflandırılarak bu madde uyarınca hapis cezasına mahkum olmuştur. Mahkumiyet kararı 20.6.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Kocanın işlediği suç, ahlaki redaet ve kötü hiçbir karakter ürünü olan bir eylem olup, küçük düşürücü nitelikledir. Kadının davalıyı tutuklu iken cezaevinde ziyaret etmiş olması da eşini affettiği anlamım taşımaz. Kocanın bu davranışını birlikte yaşamayı da çekilmez hale getirmiştir. Boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 26.12.2002 gün ve 12731-14899 s. karan)

  • SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME EYLEMİNİN HEM ÖZEL HEM DE GENEL BOŞANMA NEDENİ OLDUĞU VE DAVACININ BU SEBEPLERDEN BİRİNE VEYA HER İKİSİNE DE DAYALI OLARAK BOŞANMA DAVASI AÇABİLECEĞİ

Davacı kadın, kocasının başka bir kadınla ters ilişkide (livatada) bulunduğunu ileri sürerek boşanmalarını istemiştir. Dava dilekçesinde olay yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilip özel boşanma sebebi olarak ileri sürüldüğü gibi, bu olay yüzünden ortak hayatın devamına imkan kalmadığı yolunda genel (yani geçimsizlik sebebiyle) boşanma şeklinde de nitelendirilmiştir. Bu olay hem genel hem de özel boşanma sebebine yol açacak nitelikte ise, davacı dilerse her iki sebebe birlikte, dilerse sadece bunlardan birisine dayanarak boşanma davası açabilir. Olayda kadın az önce belirtildiği gibi aynı olay dolayısıyla iki ayrı sebebe de dayanmıştır.

Toplanan, delillerden, davalı kocamn başka bir kadınla ve onun rızasıyla livatada bulunduğu gerçekleşmiştir. Ne var ki eylem yüz kızartıcı olmakla beraber suç [cürüm] niteliği almamıştır. Ancak bu çirkin hareket ve sadakatsiz tutum karşısında ortak hayatın çekilmez hal aldığı söz götürmez. Öyle ise boşanmaya karar verilmesi gerekirken açıklanan yönler gözetilmeden davanın red edilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 28.03.1985 gün ve 2772-2992 s. karan)

  • KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇUN KAPSAMI, BUNUN TESPİTİNDE SUÇUN NEVİ SEBEBİ VE SAİKİ, İŞLENDİĞİ ŞARTLARIN DA GÖZÖNÜNDE TUTULMASI GEREKTİĞİ
  • BİR YILDAN FAZLA SÜREYLE HAPİS CEZASINA MAHKUM OLAN DAVALIYA VASİ ATANMADAN BOŞANMA DAVASININ GÖRÜLEMEYECEĞİ

Yüz kızartıcı suç deyimi, herhalde hırsızlık ve benzeri gibi belli suçlara münhasır değildir. Ahlaki redaet ve kötü bir karakter ürünü olan bütün eylemler, bu deyimin içine girer. Onun için bu davalarda suçun nevi sebebi ve saiki, işlendiği şartlar da gözönünde tutulmalıdır. Davalı, başkasını öldürmeye tam teşebbüs etmek suçundan 16 yıl ağır hapse mahkûm edilmiş olup, az önce açıklanan ilkeler karşısında yüz kızartıcı (terzil edici) suç olarak kabulü zorunludur. Öyle ise boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi Usul ve Kanun#a aykırıdır.

Bir seneden fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olan kişiye vasi tayini zorunludur ( MK. 357 ). Davalı boşanma davasından önce 16 yıl ağır hapis cezasına mahkum edildiğine göre ona tayin edilmiş veya edilecek vasiye tebligat yapılarak, davanın görülmesi zorunludur. Bu yönün gözetilmemesi bozmayı gerektirir. (Y. 2. HD’nin 31.05.1983 gün ve 4692-4961 s. karan)

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.