Korona Virüs Nedeniyle Tahliye Talebi

Korona Virüs Nedeniyle Tahliye Talebi

  • Muhtemel bir tehlike olan ve Korona adı ile bilinen Covid-19 Virüsünün yaşam hakkı ihlali dahil ağır mağduriyetleri meydana getireceği kuvvetle muhtemel olduğundan, müvekkilin öncelikle bihakkın veyahut uygun görülecek Adli Kontrol tedbir veya tedbirleri dahilinde TAHLİYESİNE karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ediyorum.

Korona Virüs Nedeniyle Tahliye Talebi Dilekçesi

YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO :

TUTUKLU SANIK :

SANIK MÜDAFİİ :

KONU : Tutukluluk halinin gözden geçirilip TAHLİYE kararı verilmesi talebi içermektedir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil … isnadıyla … 16. Ağır Ceza Mahkemesinin ../../2019 Tarih ve 201./… sayılıkararı uyarınca halen hükmen tutuklu olarak cezaevinde bulunmaktadır.

2019 sonu itibariyle Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan Korona adıyla bilinen Covid-19 virüsü Mart ayı itibariyle ülkemizde de görülmüş olup hızla yayılmaktadır. Eldeki bilimsel veriler uyarınca çok hızlı bir şekilde yayılan ve bulaşıcı özelliği diğer virüslere kıyasla çok daha kuvvetli olan virüs sebebiyle tüm dünyada ve ülkemizde olağanüstü önlemler alınmakta ve bir çok Avrupa ülkesinde sokağa çıkma yasağının da ötesinde 2 kişiden fazla bir araya gelme yasağı uygulanmaktadır. Bunun en başta gelen sebebi toplu ortamlarda bulunan herkesin enfekte olma potansiyelidir. Zira bahse konu virüs fiziksel temas haricinde hava yoluyla dahi bulaşabilmektedir. Bu sebeple tüm dünyada okullar tatil edilmiş ve çoklu ortamlarda bulunulmaması için ciddi kısıtlamalara gidilmiştir. Ülkemizde de bu sebeple 65 yaş üstü vatandaşlara sokağa çıkma yasağı uygulanmakta ve okullar tatil edilmiş bulunmaktadır. Alınan tüm tedbirlerde amaçlanan hedef, insanların en az mertebede birbirleri ile etkileşim ve fiziksel temas halinde olmalarıdır.

Alınan tüm tedbirlere rağmen; Covid19 virüsü bulaşan kişilerin, acil ve yeterli tıbbi ekipman bulunan sağlık kuruluşlarında derhal tedavi altına alınması gerekmektedir. Hastanın yaşı ve hastalığın şiddeti ölçüsünde solunum cihazına bağlanma zorunluluğu ve sağlık kuruluşunda kalma süresi değişmektedir. Hastalık hakkındaki bilimsel gerçeklikler ve Dünya çapında alınan önlemler dikkate alındığında, cezaevlerinde bulunan tutuklu-hükümlü ve cezaevi personelinin ciddi risk altında olduğu izahtan varestedir. Zira koğuş sistemi ve son derece kısıtlı bir yaşamalanında olması gerekenin kat be kat fazlası oranında kişiyle sürekli olarak bir arada ve temas halinde bulunmak hem tutuklu-hükümlülere hem de cezaevi personeline yönelik ciddi bir risk oluşturmaktadır. Cezaevi kuralları gereğince uzmanların ısrarla tavsiye ettiği hijyen ve dezenfektasyon önlemlerinin alınması mümkün olmamaktadır. Çamaşır suyu ve el dezenfektanlarının yanı sıra en basit önlemlerden olan ve bizzat Cumhurbaşkanı tarafından bedava dağıtılacağı müjdelenen kolonya dahi koğuşlara sokulamamaktadır.

Anayasamızın Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı başlıklı 17. Maddesi uyarınca; Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

Mevcut cezaevi koşulları ve yakın salgın hastalık riski göz önünde bulundurulacak olunursa, söz konusu korona virüsünün cezaevlerine sirayet etmesi halinde birçok tutuklu-hükümlü enfekte olup hayati tehlike ile karşı karşıya kalacaktır. Cezaevlerinde bu hastalığa karşı gerekli tıbbi ekipman ve yeterli personel bulunmadığı gibi, cezaevi bürokrasisi gereği hasta sevki normal şartlarda dahi uzun bir zaman diliminde gerçekleşebilmektedir. Bu haliyle olası bir salgın halinde tüm tutuklu ve mahkumların anayasal güvence altında olan kişi dokunulmazlığı ve yaşam hakkı ihlal edilmiş olunacaktır. Bu yakın tehdit sebebiyle başta ABD ve AB üyesi ülkeler olmak üzere komşu ülkeler dahil cezaevlerinde bulunan on binlerce hükümlü ve tutukluyu çeşitli adli kontrol önlemleri, veyahut af ilan etmek suretiyle tahliye etmektedirler.

Anayasa Mahkemesinin 20.01.2014 tarih ve 2014/648 başvuru numaralı kararında, bireysel başvurucu Fatih Hilmioğlu’nun talebi üzerine, başvuru tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılama kapsamında tutuklu olan ve mahkûmiyet kararıyla birlikte tutukluluğun devamına karar verilen başvurucunun, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen cezaevinde tutulması ile yaşam hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal ettiği iddiasını inceleme konusu yapmıştır ve başvurucunun mevcut hastalığının cezaevi şartlarında bulunması halinde hayatı için risk teşkil edip etmediği hususunda derhal rapor aldırmıştır. Gelen raporlar doğrultusunda karar tesis eden Anayasa Mahkemesi, 20/02/2014 tarihi itibariyle 23 yıl hapis cezası almış olmasına rağmenbaşvurucununtedbiren tahliyesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin ilgili kararından da anlaşılacağı üzere Cezaevi koşulları hükümlü veya tutuklular için hayati tehlike arz ediyorsa, buna rağmen cezaevinde tutulmaları açık bir şekilde yaşam hakkı ihlali oluşturacaktır.

Tutukluluk esas itibariyle bir tedbir olup, şartlar kesin bir şekilde gerektirmediği sürece adli kontrol tercih edilmelidir. Ayrıca CMK’nun 100/1. Maddesi uyarınca; İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. Bu bağlamda yaşam hakkı ihlaline yol açacak bir tutuklama tedbirinin ölçülü olduğundan bahsedilemez.

Bu sebeplerle cezaevlerinin, hali hazırda muhtemel virüs salgınına karşı hiçbir koruyucu önleminin bulunmaması ve kapasitesinin çok üstünde tutuklu-hükümlü bulundurulduğu için yakın bir tehlike arz etmesi dikkate alınarak, müvekkilin tutukluluk halinin sona erdirilerek tahliyesine kararı verilmesi hakkaniyete uygun olacaktır. Kaldı ki, mevzuatımızda tutukluluktan beklenen gayeyi hasıl edecek çeşitli adli kontrol tedbirleri bulunmaktadır. Elektronik kelepçe ve yurtdışı çıkış yasağı dahil uygun görülecek diğer adli kontrol yolları ile tutukluluk halinin sonlandırılması, yaşam hakkının korunması bakımından oldukça mühimdir.

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda izah edilen sebeple; muhtemel bir tehlike olan ve Korona adı ile bilinen Covid-19 Virüsünün yaşam hakkı ihlali dahil ağır mağduriyetleri meydana getireceği kuvvetle muhtemel olduğundan, müvekkilin öncelikle bihakkın veyahut uygun görülecek Adli Kontrol tedbir veya tedbirleri dahilinde TAHLİYESİNE karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ediyorum.(Tarih)

                    SANIK MÜDAFİ

                                                                AV

Son düzenleme tarihi 20 Haziran 2020 18:08

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.