Koddan Çıkma Vergi Mahkemesi Dava Dilekçe Örneği

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI       :

ADRES         :

VEKİLİ         :

VERGİ NO   :

DAVALI       :

ADRES         : 

VERGİ / CEZA TARİHİ             :

İHBARNAMESİNİN NOSU        :                                 

TEBLİĞ TARİHİ                           :

                         NEVİ                     :   Katma Değer Vergisi

VERGİNİN,                       DÖNEMİ             :         

MİKTARI             :                           

NEVİ                         : Vergi Zıyaı Cezası  

CEZANIN,                         DÖNEMİ                   :         

MİKTARI                 :                       

ÖZEL USULSÜZLÜK      DÖNEMİ                   :           

CEZASININ,                       DAYANAĞI             : -V.U.K. Mükerrer 355/1-1

MİKTARI                  :

I-DAVA VE TALEP KONUSU İSTEMİN ÖZETİ :

Beşiktaş  Vergi Dairesi Müdürlüğü, Vergi Müfettiş Yardımcısı  X   tarafından düzenlenen X tarih ve 2019-A-6600/9-10 sayılı Vergi İnceleme Raporlarını esas alarak ; Müvekkilimiz adına  yukarıda  belirtilen miktarlarda    Özel Usulsüzlük cezası kesmiş olup  ve ayrıca Müvekkilin X dönemi hesaplarının incelenmesi sonucunda söz konusu inceleme raporu ile X yılı Ocak,Şubat Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos,Eylül, Ekim, Kasım, Aralık  dönemlerinde indirim konusu yapmış olduğumuz Katma Değer Vergilerimizin de reddedilmesi suretiyle haksız X TL Katma Değer Vergisi tarh edilmiş ve buna ilişkin yine 3 katı kadar vergi ziyaı cezasına VUK md 359’da yer alan tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle X TL   ceza kesilmiştir.  Yukarıda belirtilen ihbarnameler ile istenen vergi ve cezaların iptalini aşağıda belirtilecek sebeplerle arz ve talep etmekte yasal defter ve belgelerimizin hazır bir şekilde istenildiği anda sayın mahkemeye sunabileceğimizi bildirmek isteriz.

II-DAVANIN  ÖZETİ  VE İTİRAZ NEDENLERİ               :

Vergi Denetim Kurulu Başkanlı X küçük ve Orta Ölçekli mükellefler Grup Başkanlığında görevli Vergi Müfettiş Yardımcısı  X    X vergi Dairesi Müdürlüğü’nün X vergi kimlik numaralı mükellefi,  X nin  X vergilendirme dönemine ait defter ve belgeleri incelemek amacı ile istemiş bulunması ve bunun kendisine ibraz edilmemesi bahsi ile düzenlemiş bulunduğu X tarih ve 2019-A-6600/9-10 sayılı Vergi İnceleme Raporları ile birtakım mükelleflerden olan alışlarımızın sahte olduğunu ifade etmiş ve ayrıca defter ve belgelerimizin ibraz edilmemesi nedeni ile bütün Katma Değer Vergisi indirimlerimizi reddederek Katma Değer Vergisi tarhiyatı yapılması ve vergi ziyaı cezası kesilmesini ayrıca özel usulsüzlük cezası kesilmesini önermiştir.

Aşağıda açıklayacağım üzere, hukuka aykırı tespitlere dayalı olarak adımıza tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasının ve özel usulsüzlük cezasının iptali gerekmektedir.

İncelemenin esas itibariyle incelemeye tabi olanın işyerinde yapılması gerekir. incelemenin bu esas kuralını göz ardı eden bir yazıyla istemde bulunulan müvekkilin defter ve belgelerinin doğrudan müfettişlik adresinde incelenmesi sonucunda defter ve belgelerin teslim edilmediğinden bahisle müvekkil  adına cezalı tarhiyat yapılması haksız ve hukuka aykırıdır. İlgili müfettiş iş yerine gelmemiş defter ve belge tespiti yapmamış ve bunu tutanağa bağlamamıştır.

VUK md 139’da, incelemenin esas itibariyle incelemeye tabi olanın işyerinde yapılacağı, ancak işyerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi nedenlerle ya da mükellef ve vergi sorumlularının istemesi halinde incelemenin dairede yapılabileceği, belirtilmiştir.

Yasaya göre, işyerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle veya mükellefin ve vergi sorumlusunun istemesi halinde inceleme dairede yapılabilir. İnceleme elemanının isteği üzerine inceleme dairede yapılamaz.

Yasa koyucu incelemenin işyerinde yapılması halinde defter ve belgelerin ibraz edilmemesi gibi bir durum öngörmemiştir. İnceleme işyerinde yapılması halinde defter ve belgelerin süreye bağlı olmaksızın ibrazı gerekir. Ancak, bu halde de makul bir süre verilmelidir. 5 Yukarıdaki koşulların bulunması halinde inceleme dairede yapılabilecektir. İncelemenin dairede yapılmasına mükellefle birlikte karar verildikten sonra , “defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler bunları ibraz etmemiş sayılır.”

Özetle yasa koyucu, vergi incelemelerinde incelemenin dairede yapılması halinde (Hangi haller olduğu yasada sayılmıştır. Bunun mutlaka tutanağa bağlanması gerekir.) verilen sürede mazeretsiz olarak yerine getirilmemesini ibraz etmeme saymıştır. Bu taktirde inceleme elemanı defterlerin ibraz edilmediğini kabul ederek dönem matrahını VUK md 30/3’e göre re’sen takdir edebilir.

Kanun’un ilk bölümünde esas olan incelemenin işyerinde yapılacağı belirtildikten sonra, ikinci bölümünde ise bunun istisnaları düzenlenmiştir.

Ancak, vergi inceleme raporunda belirtilen  defter belge isteme yazılarında müvekkilin defter ve belgelerinin doğrudan memuriyet adresine istenildiği, görülecektir.

Nitekim Danıştay 9. Dairesi’nin 11.11.1998 Tarih ve E.No:1999/350, K.No:1999/4024 Sayılı Kararı; “Vergi incelemesinin işyerinde yapılması gerekir. İncelemenin işyerinde yapılmasının imkânsız olduğu tespit edilmeden ya da mükellefin bu yöndeki isteği sorulmadan, defter ve belgelerin incelenmek üzere daireye ibrazının istenip ibraz edilmemesi sonucu re’sen tarhiyat nedeninin oluştuğu kabul edilemez,”

Danıştay 4. Dairesi’nin 10.02.1998 Tarih ve E.No:1997/689, K.No:1998/443 Sayılı Kararı; “Vergi incelemesinin esas olarak işyerinde yapılması gerektiği,”

Danıştay 4. Dairesi’nin 10.11.1999 Tarih ve E.No:1997/5681, K.No:1998/3959 Sayılı Kararı; “İncelemenin işyerinde yapılması temel kural olduğundan, defter ve belgelerin bir yazı ile istenmesi ve ibraz edilmemesi halinde re’sen takdir nedeninin varlığından söz edilemez,”

Buna göre; incelemenin işyerinde yapılmasının imkânsız olduğu tespit edilmeden ya da yükümlünün bu yöndeki isteği sorulmadan defter ve belgelerin incelenmek üzere memuriyet adresine ibrazının istenip, tamamen matbu sebeplerle mükellefin bu incelemenin müfettişlik adresinde yapılmasın hususunda mutabakat varmış gibi birtakım tutanaklar tanzim edilmişse de neredeyse mükelleflerin bu hakları kullandırılmaz bir hal almıştır. Kaldı ki fiilen incelemelerin böyle yapıldığı maddi bir gerçektir.

Sayın Mahkemenin özellikle dikkatine sunmak isteriz ki vergi incelemelerinin mükellefin işyerinde yapılması mükelleflerin hukukunun gözetilmesi bakımından son derece önemlidir. İlgili müfettiş iş yerine gelmemiş defter ve belge tespiti yapmamış ve bunu tutanağa bağlamamıştır. Yapması gereken işlemleri yapmamıştır.

Sayın Mahkemece de bilindiği gibi vergi incelemesinin işyerinde yapılmasının temel nedeni, vergi inceleme elemanın işletmeyi gezip görmesiyle işlerin türü, mahiyeti ve yoğunluğu hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamaktır. Edindiği bilgi ile vergi inceleme elemanı defter ve belgelerden görülmeyecek iş akışı, fiziksel durumlar ve işletmeye has halleri gözler ve bunları tespit eder. İşletmenin gezip görülmesi hususuna idare çok önem vermiş, Maliye Bakanlığının Vergi Usul Kanunu izahatlarında, inceleme işletmeden ayrı bir muhasebe bürosunda yapılsa bile, inceleme elemanlarınca işletmenin gezip görülmesini zorunlu kılmıştır. Böylece daha sağlıklı ve gerçek olaylara dayalı bir vergi incelemesi sağlanmış olur. Danıştay’ın verdiği kararlarda da incelemenin VUK m. 139/2’teki yazan haller dışında mükellefin işyeri dışında yapılmasını hukuka aykırı bulmuş ve buna dayanılarak yapılan tarhiyatları iptal etmiştir.

Bu itibarla; defter ve belgelerin doğrudan memuriyet adresine istenildiği; Esas olan kural sarfı nazar edilmek suretiyle istisna olanı esas kural gibi, esas kuralı ise istisna imiş gibi uygulamak açık bir hukuksuzluktur. Bu anlayışla vergi incelemesi yapılması haksız ve hukuka aykırı olup, tarhiyatın öncelikle bu yönden terkini arz ve talebimizdir.

Vergi müfettişi vergi inceleme raporunda müvekkilin re’sen terk olduğunu belirtmişse de defter ve belge isteme yazısı müvekkilin adresi olan Ortabayır Mah.Şair Çelebi Sok. No:1/1 Kağıthane /İstanbul adresinde şirket müdrü Mustafa CÜLFÜK’e yapılmıştır. Aşağıda ayrıntıları anlatılacağı üzere müvekkilin defter ve belgeleri gizlemesi söz konusu olmamıştır. Tam aksine defter ve belgeler ibraz edilmiş fakat  müvekkilin 7143 sayılı yasadan faydalanması üzerine inceleme görevi sonlandırılmış ve defterleri belgeleri  müvekkile  iade edilmiştir.  7143 sayılı yasanın ödeme hükümlerini eksik yerine getirmesinden ötürü yeniden yeni bir inceleme görevi verilen müfettiş yeniden tebligat yaparak defter ve belgeleri istemek yerine 1,5 yıl önce yapılan tebligata cevap verilmediği iddiasıyla 20 ay sonra dava konusu yapılan ihbarnamelere kaynaklık teşkil eden vergi inceleme raporlarını düzenlemiştir. Bu raporlar gerçeği yansıtmamakta olup müfettiş eksik ve taraflı inceleme yapmış işin kolayına kaçmıştır.

Müvekkil şirkete 2015 hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi amacıyla vergi müfettişince gönderilen 22.12.2017 tarihli E. 54879 sayılı defter ve belge isteme yazısının 22.01.2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen raporlarının tanzim tarihi olan 13.06.2019 tarihine kadar herhangi bir defter ve belge ibraz edilmediği ve mücbir sebepte belirtilmediği iddiasında bulunarak Katma Değer Vergisi indirimleri reddedilmiş ve 3 kat vergi ziya cezası önerilmiştir. Defter ve belgelerin ibraz edilmediği iddiası  gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki defter ve belge isteme yazsının müvekkil şirket yetkilisine tebliği üzerine  şirket yetkilisi vergi müfettişi ile  irtibata geçmiş incelemeye başlama tutanağı tutulmuş ve kendisine defter ve belge teslimi yapılmış fakat bunun karşılığında herhangi bir belge teslim tutanağı alınmamıştır.(Vergi müfettişi işlerinin çok yoğun olduğunu döküm yapıp teslim tutanağının hazırlanmasının zaman alacağını kendisine güvenebilineceğini müvekkile ifade etmiştir.)

Vergi müfettişinin bağlı olduğu Boğaziçi Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının ziyaretçi giriş bilgi işlem sisteminde sorulduğu zaman müvekkil şirket yetkilisinin birden fazla kez ilgili vergi müfettişini ziyaret ettiği ortaya çıkacaktır. İlgili vergi müfettişi bu inceleme süreci içerisinde kanunun verdiği ve bizim incelememize esas olan inceleme görevlendirme yazsında da 6 aylık bir inceleme süresi devam ederken   bu süre içerisinde  7143 sayılı yasanın yayınlanması nedeniyle ilgili müfettiş telefonla müvekkil yetkilisine  ulaşarak ( müvekkil yetkilisinin  cep telefon numarası görüşmede kendisine verildiği gibi defter be belge ibraz yazısının tebliğ zarfı üzerine de yazılmıştır.) bu 7143 sayılı yasadan faydalanmak için müvekkilin  başvurması halinde  incelemenin sona erdirileceği müvekkil şirket yetkilisine  ifade edilmiştir. Bunun üzerine1707.2018 tarihinde 7143 sayılı yasa kapsamında kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönlerinden matrah artırımı beyannamesi verilmiş olup aynı gün bu beyannamelerin birer örneği vergi müfettiş yardımcısı Özer ŞAHİNBAŞ’ın  müfettişlik adresine gidilmek suretiyle kendisine verilmiştir. Bunun üzerine ilgili müfettiş  müvekkil  hakkındaki inceleme görev yazısına karşı yazı yazarak söz konusu incelemenin matrah artırımına başvurulmuş olması nedeniyle kapatıldığını ifade etmiş defter ve belgeleri müvekkil şirket yetkilisine aynen iade etmiştir. Fakat daha sonra müvekkil şirket 7143 sayılı yasanın gerektirdiği ödeme şartlarını yerine getirememesi sebebiyle  bu yasa hükmünden faydalanma hakkını kaybetmiştir. Bu durum müvekkil şirket hakkında yazılan vergi inceleme raporunda da ayrıntılarıyla ifade edilmiştir.

Matrah artırımı hükümlerinden faydalanma hakkının sona ermiş olması nedeniyle Boğaziçi Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı yeni bir inceleme görevlendirme yazısı yazarak ilgili müfettişten  2015 yılı hesaplarımızın incelenmesini istemiş  olmasına rağmen ilgili müfettiş yeniden müvekkil şirkete veya yetkilisine defter ve belge isteme yazısı gönderip 2015 yılı defter ve belgelerini istemek yerine bir buçuk yıldan daha önce yazmış olduğu defter ve belge isteme yazısını baz alarak kendisine defter ve belge ibraz edilmediğinden bahisle müvekkil şirket aleyhine hüküm kurmuş ve katma değer vergilerini reddederek üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesini önermiştir.

Vergi müfettişi görevini vergi usul kanunu hükümlerine göre yapmamış kolaya kaçarak hemen rapor düzenleme yolunu seçmiştir. Sayın mahkemece vergi müfettişinin bağlı olduğu birim olan Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı  Boğaziçi Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığına yazı yazılıp VDKBİS sisteminde ki ilgili müfettişe müvekkil şirketle alakalı olarak  hangi görevlendirmelerin hangi zamanda yapıldığının ve ilk inceleme görevinin ilgili müfettişçe yazı yazılarak sonlandırıp sonlandırmadığını ve müvekkil şirket yetkilisinin müfettişle görüştüğü günlere ilişkin giriş çıkış kayıtlarının istenmesi halinde anlattığımız bütün bu hususların gerçekliği görülecektir. Vergi incelemesi eksik ve taraflı yapılmış olup müvekkil şirket yetkilisinin defter ve belge saklama gizleme gibi bir amacı bulunmamaktadır. Müvekkilin cep telefonu numarası müfettişin kayıtlarında ve tebliğ zarfında bulunmaktadır. Ayrıca idarenin tarh dosyasında da mevcuttur çünkü dava konusu edilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin vergi dairesinde tebliği bu telefonla aranmak ve  vergi dairesine çağrılmak suretiyle tebliğ edilmiştir.

Müvekkilin Defter ve belgelerini inceleme elemanına ibraz etmediği iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Nihayetinde asla defter ve belgelerini gizlemek ve vergi kaçırmak gibi bir düşüncesi olmayan müvekkilin şayet usule uygun bir inceleme yapılmış olsa idi defter ve belgelerini ibraz edeceği muhakkaktır. Daha başlangıcında sakatlıkla malul olan ve usul ve yasalara uygun olmayan vergi incelemesi ; kanun koyucunun vergi incelemesinden murad olunan netice ile bağdaşmadığı açıkça ortadadır. Ortada yasanın öngördüğü anlamda tam ve sağlıklı bir vergi incelemesi yoktur . Esasında ortada bir vergi incelemesi de yoktur.

Ancak somut olayımızda inceleme elemanı tarafından  müvekkilin uğraş konusuna ilişkin ticari faaliyeti yönünden inceleme raporlarında, müvekkilin kendi bildirim ve beyannameleri aleyhine kanıt kabul edilmiş bununla birlikte tarh dosyası, Gelir idaresi Başkanlığı sistemi ve harici bilgilerden yola çıkarak inceleme elemanı tarafından masa başında ; müvekkilin KDV beyannamelerinden yola çıkılarak beyannamelerinde yer alan indirimlerin reddi suretiyle takdir sebebi yaratılmıştır.

Hal böyleyken, son derece geniş yetkiler ile donatılmış idarenin  imkan ve görevlerini kullanarak olayın gerçek mahiyetine yönelik başkaca inceleme yapmaksızın kolaycılıkla müvekkilin tüm KDV’lerini reddetme yoluna gitmesi hukuken kabul edilemez.

Bütün bunlar yapılan tarhiyatın ve vergi incelemesinin nasıl eksik ve taraflı yapıldığını göstermekte olup   vergi ve cezaların iptali gerekmektedir.

MÜVEKKİLİN YASAL DEFTER VE BELGELERİ TAM VE EKSİKSİZDİR. SAYIN MAHKEMEYE SUNULMAYA HAZIRDIR.

Defter ve belgeler hiç bir sakilde gizleme ve saklama amacıyla incelemeden saklanmamıştır.

USULUNE UYGUN OLARAK aynı konuya ilişkin olarak  ikinci kez yapılan vergi incelemesi nedeniyle defter ve belgelerin  İbraz müvekkilden talep edilmediği ve bu nedenle müvekkil haberdar olmadığı için  bütün bu işlemlerden vergi ve cezaların gelmesiyle haberdar olunmuştur. Haberdar olunamama nedeniyle defter ve belgeler ibraz edilememiştir. 

Müvekkilin Defter ve belgeleri tam ve eksiksiz olup sayım mahkemenizin veya tayın edeceği bilirkişinin incelemesine hazır olup istenildiği zaman heyete sunulacaktır. Bunun sonucunda müvekkilin  defter ve belgelerini saklamadığı ve bir usulsüzlük  olmadığı sübut bulacaktır.

Bu konuyla ilgili olarak sayın mahkemenin de bildiği üzere yakın bir zamanda Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, vergi incelemesi sırasında ibraz edilmeyen defter ve belgelerde yer alan KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağına ilişkin olarak E: 2013/3, K: 2019/1 Kararında;

− Mücbir sebebin varlığı halinde; defter ve belgelerin mücbir sebep dolayısıyla ibraz edilmemesinin re’sen tarh nedeni olduğu, ispat külfeti açısından ise, içtihatların; mücbir sebebin varlığı halinde mükelleflerin ibraz ödevini yerine getirmelerinin beklenemeyeceği ve indirim konusu yapılan vergilerin, alış belgelerinde ayrıca gösterilmiş olmasını ispatlama yükümlülüğünün de bulunmadığı,

− Mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerini, incelemeye yetkili olan inceleme elemanlarına ibraz etmeyen katma değer vergisi mükellefleri adına yapılan cezalı tarhiyatlara karşı açılan davalarda; davacılar tarafından, vergilendirme dönemine ilişkin yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceğinin ileri sürülmesi halinde, bu defter ve belgeler davacıdan istenilip, defterlerdeki kayıtlar incelenip, bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği,

yönünde karar vermiş olup bu kapsamda hakkımızda düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin değerlendirilerek iptal edilmesini talep etmekteyiz.

İnceleme Eksik ve Hatalı Olup, Ortada Yasanın Öngördüğü Anlamda Tam ve Sağlıklı Bir Vergi İncelemesi Yoktur. Dava konusu vergi ve cezalı tarhiyatlar eksik inceleme ve varsayıma dayalı olmakla vergilemeye esas alınacak gerçek durum açıkça ortaya konmamış vergi inceleme raporlarında bir takım alışlarımızın sahte belge ile belgelendirilmiş olduğunu ifade etmiştir. Bu durum yanlıştır müvekkilin bütün alışları gerçektir sahte belge kullanımı söz konusu değildir.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde, vergi incelemesinin amacı, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olarak, aynı Kanun’un 3/b maddesinde de, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, belirtilmiştir.

Bu nedenle vergi incelemesinden söz edilebilmesi için vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin her türlü araştırma ve inceleme yapılarak soyut kişisel düşünce ve kanaatten uzak biçimde somut verilerle ortaya konulması, gerekmektedir.

Ancak inceleme elemanı tarafından vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti araştırılmamıştır. Hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamış, hiçbir somut veri ortaya konulmamış, sadece faturayı düzenleyen firmalar hakkında olumsuz raporlar bulunduğu hususu tarhiyatın gerekçesi olarak gösterilmiştir.

Mezkur inceleme raporunun tetkikinden görüleceği üzere, inceleme elemanınca;

SMİY fatura düzenlediği iddiasıyla, hakkında “vergi tekniği raporu” düzenlenen şirketler hakkında ne gibi işlemler yapıldığı,

Bu raporlara dayalı olarak, “komisyon geliri” elde etmekten dolayı, işlem yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise sonuçlarının ne olduğu,

Satıcıların fatura düzenledikleri dönemlerde gerçekten faaliyetlerinin olup, olmadığı,

Demirbaş ve mal mevcutlarının bulunup, bulunmadığı,

İşçi çalıştırıp, çalıştırmadıkları,

Motorlu araçlarının bulunup, bulunmadığı, aynı nitelikte araçların kiralanıp, kiralanmadığı,

Bu firmalar hakkında, düzenlenen raporlar üzerine idarece ne gibi işlemler yapıldığı,

Bu raporlarla ilgili, yargı kararlarının bulunup, bulunmadığı,

Satıcı firmaların mükellefiyetlerinin, silinip, silinmediği, silinmişse dava konusu yapılıp, yapılmadığı,

Bu firmalardan alınmadığı ileri sürülen mal ve/veya hizmetin kim ya da kimlerden alındığı,

Adımıza düzenlenen faturaların ödemelerinin gerçekten yapılıp, yapılmadığı,

Adımıza düzenlenen faturaların KDV beyannamesine dâhil edilip, edilmediği,

gibi hususlarda hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan yukarıda da belirtildiği gibi, faturaların sahteliğine hükmedilmiştir.

Yine inceleme elemanınca adımıza düzenlenen faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu iddia edilmiş ise de, ortada satıcı firmaların mal veya hizmet satmadıkları ve komisyon karşılığı fatura verdikleri yolunda hiçbir beyan ve ifadeleri de yoktur.

Nitekim somut olayda görülen şekilde yapılan vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatlarına karşı yargı yoluna başvurulması neticesinde, Danıştay’ın son yıllarda vermiş olduğu kararlar, mükellef lehine ve dava konusu idari işlemin iptali doğrultusundadır.

Danıştay 4. Dairesi’nin bu yöndeki yakın tarihli kararlarında;

“a- SMİY fatura düzenlediği iddiasıyla, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen şirketler hakkında ne gibi işlemler yapıldığı,

b- Haklarında, komisyon geliri elde etmekten dolayı tarhiyat yapılıp yapılmadığı,

c- Yapılmış ise sonucunun ne olduğu,

d- Bu raporlarla ilgili yargı kararının bulunup bulunmadığı,

e- SMİY fatura düzenlediği iddia edilen şirketlerin mükellefiyetinin, idarece terkin edilip edilmediği,

f- Edilmiş ise dava konusu yapılıp yapılmadığı,

g- Fatura düzenlenen dönemde, düzenleyen firmanın KDV beyannamesi verip vermediği,

h- KDV tarhiyatı yapılmış ise bu konuda yargı kararının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılıp ona göre karar verilmesi gerektiği” şeklindedir.( Dn. 4. D.’nin, 26.04.2007 tarih ve E.2006/1742, K.2007/1408 sayılı Kararı)

“Sadece faturayı düzenleyen şirketler hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayalı olarak, faturaların tamamının sahte olduğu görüşüne varılamayacağı” şeklindedir.( Dn. 4. D.’nin 15.04.2009 tarih ve E.2008/6038, K.2009/1973 sayılı Kararı)

Buna göre, yalnızca vergi tekniği raporlarına atıf yapılarak yazılan vergi inceleme raporunu ve dolayısıyla fark matrah ve cezalı tarhiyat işlemini hukuki açıdan sakatlamaktadır. Masa başında, hiçbir somut veriye dayanmayan, bir raporun vergi inceleme raporu olamayacağı, yasanın öngördüğü anlamda bir vergi incelemesi sonuçlarını içermeyeceği, (vergi inceleme elemanları ticari yaşam gözlemlerini ve teamüllerine, gelişen piyasaların yapısı, ticari yaşamın günümüzdeki çok yönlü gelişimi ve güncel ticari işlem ve ilişkiler karşısında iş dünyası ve ticari yaşamın özelliklerine yeterince nüfuz edememektedirler) Dolayısıyla tarhiyata esas alınamayacağının yanında vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık bulunan şahısların satış yapmadıkları ve komisyon karşılığında fatura verdikleri yolunda hiçbir beyan ve ifadeleri de bulunmadığından, dava konusu edilen vergi ve cezaların terkini gerekmektedir.

Sayın Mahkemenin de bildiği gibi; Türk Vergi Hukuku, maddi ve somut delillere dayalı böylece vergi adaletini sağlamayı amaçlayan kuralları içermektedir. Bu nedenle vergilemeye ilişkin kurallar, gerçeğe aykırı tespitlere göre vergileme yapılmasını önlemeye yönelik olarak düzenlenmiş, gerçek durumun vergilemeye esas alınacağı ve incelemenin de bu amaca yönelik olması öngörülmüştür.

Somut olayımızda ise bir takım vergi tekniği raporlarına dayalı olarak bazı alışlarımızın sahte belge olduğu iddiasında bulunmuştur. Bu uygulama yapılan cezalı tarhiyatın hukuksal dayanaklarının sağlıklı bir zemine oturmadığını göstermektedir. Atıf yoluyla veya yollama yapılması suretiyle yapılan tarhiyatlarda dayanak olarak vergi hukukunda yer almayan “vergi tekniği raporları” mesnet olarak gösterilmeye çalışılmıştır.

Müvekkilimizin mal ve/veya hizmet alışları tamamen gerçektir. Müfettişin sahte belge kullanım iddiasına katılmadığımızı bildirmek isteriz.

CEZA KESME İŞLEMLERİNİN KÜNHÜ DAHİ HUKUKA AYKIRIDIR.

Muhterem Mahkemenin bildiği gibi Ceza Kanunu Genel Hükümleri ceza düzenlemesi içeren sair kanunlara şamildir.

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 5

Özel kanunlarla ilişki

(1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.

Müvekkil tarafından ziyaa uğratılmış bir vergi söz konusu olmadığı gibi, müvekkile her hangi bir ceza kesilmesini gerektirici hiçbir hukuki gerekçe de bulunmamaktadır.

Vergi ziyaının olduğu dahi ispat edilemeyen somut olayımızda, kanuni dayanağı bulunmayan bir biçimde üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi; kastın var olmaması nedeniyle ceza hukukuna, idari işlemin sebep yönünden sakatlığı nedeniyle de idare hukukuna aykırıdır. Dolayısıyla bu cezanın da kesilmesi mümkün değildir.

Diğer Taraftan, Somut Olayımıza ilişkin olarak gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta Yargılama Hukuku Kurallarıdır. Bu itibarla, Vergi suçunun kast unsurunun olması başka, kast unsurunun kimin tarafından değerlendirileceği başka bir husustur. Keza Vergi suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğu kuşkusuzdur. Ancak, vergi incelemeye yetkili olanların bu hususu değerlendirme yetkisi ve görevi yoktur. Hal böyleyken, yetkisi ve görevi olmayan bir hususta inceleme elemanının SUÇ TESPİTİ, SUÇUN MADDİ UNSURU, MANEVİ UNSURU ve dahi KAST UNSURUNU takdir ve değerlendirme hakkı olduğunu düşünmek mümkün değildir.

Bu nedenle, kastın bulunduğuna ilişkin ispat külfeti yerine getirilemiyor her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle gizleme fiilinin oluştuğu hakkında somut delillere dayalı tespit yapılamıyorsa hiçbir cezai müeyyide uygulanmamalı (fark matrah, vergi zıyaı, usulsüzlük, özel usulsüzlük vb.) ve cezalı tarhiyat yapılmamalıdır.

Hal böyle olduğunda ise somut olayımızdaki gibi vergi mahkemelerince de yeterli ve gerekli ihtimam gözetilmeden zuhulen karar verildiğinde mükellefin hukuku gözetilmemiş olacaktır. Dahası müvekkil cihetinden adil yargılanma hakkı ihlal edilerek idarenin hukuksuz uygulamalarına da cevaz verilmiş olacaktır.

Defter ve belgelerin ibraz edilmediğinden bahisle özel usulsüzlük cezasının kesilmesi hukuka aykırıdır. Çünkü usulüne uygun olarak ikinci kez yapılan bir tebligat bulunmamaktadır.

VUK’nun Mükerrer 355’nci maddesinin ikinci fıkrasında açıklandığı gibi; bu maddeye ilişkin cezai hükümlerin uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde “bilginin” verilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı “bilgi” verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi  şarttır.

Buna göre, Mük. 355’nci maddeye göre ceza kesilebilmesi için, verilmeyen veya eksik veya yanıltıcı verilen “bilgi” olması ve bu cezanın kesilmesi için tebliğ veya cezaya gidileceğine ilişkin yazılı bildirim yapılması gerekmektedir. Oysaki daha öncede belirtildiği üzere müvekkili müfettiş tarafından kendisine ikinci kez verilen inceleme görevi neticesinde yeni bir defter ve belge isteme yazısı göndermemiş 1,5 yıl önce ki ilk inceleme görev emrindeki tebligatı  kullanarak yanlı ve taraflı olarak  işlem tesis etmiştir. Hukuka aykırıdır iptali gerekmektedir.

HUKUKİ DELİLLER              :

Vergi Usul Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Kurumlar

Vergisi Kanunu Tebliğler ve İlgili Mevzuat ve sair mevzuat

SÜBUT DELİLLERİ             :  Tüm ticari defter ve kayıtlarımız, vergi ve ceza ihbarnamesi, vergi inceleme raporları

.            

SONUÇ VE İSTEM          Yukarıda ayrıntıları ile açıklanan ve re’ sen gözetilecek sebepler ile;

1-Davanın kabulüne,

2-Müvekkil aleyhine tarh edilen verginin ve kesilen vergi zıyaı        cezasının iptaline,

3-Kesilen Özel Usulsüzlük Cezasının iptaline,

4-Tüm yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini, fazlaya dair tüm haklarımız mahfuz kalmak kaydı ile saygılarımla arz ve talep ederim.

Davacı Vekili

Ekler  :

Vergi İnceleme Raporu

Tebliğ Zarfı

İhbarnameler

Matrah artırımı beyannameleri

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Barosu – Boşanma ve Ceza Avukatı

Son düzenleme tarihi 23 Şubat 2020 19:59

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.