Kişilerin Huzur ve Sükunun Bozma Suçu Savunma Dilekçesi

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ  CEZA DAİRESİNE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

…. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ ‘NE

                                                           İSTİNAF TALEBİ

DOSYA NO               :

İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN SANIK:

MÜDAFİİ                : 

SUÇ                           : Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme, Kişilerin Huzur ve Sükunetini Bozma

İSTİNAF KONUSU

KARAR                    : …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve … E. Sayılı Kararı.

TEBLİĞ TARİHİ    :

TALEP KONUSU     : İstinaf başvurumuzun kabulüne karar verilerek;   Bozma sebeplerinin tespiti halinde mahkemece verilen hükmün bozulması, dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi; hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılması ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde dosyada yeniden hüküm tesisi ile müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi talebidir

AÇIKLAMALAR:

Mahkeme tarihinde vermiş olduğu kararda özetle;

Müvekkil hakkında, kişilerin huzur ve sükunetini bozma suçundan 2 Ay 15 Gün hapis cezası, verilen cezanında 1.500,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, konut dokunulmazlığı ihlali suçundan 10 Ay hapis cezası verilen cezanında 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar vermiştir.

OLAYIN KISA ÖZETİ;

Müşteki ….. beyan ederek şikayetçi olmuştur.,

Müdafisi olduğum …..verdiği ifadesinde özetle ….. oradan ayrıldığını, müştekiyi rahatsız edici bir fiil ve davranışta bulunmadığını beyan etmiştir.

Müvekkilimin ifadeleri ve dosyada mevcut deliller dikkate alındığında, müvekkilimin, üzerine atılı bulunan suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı açıkça görülecektir.

Kişilerin huzur ve Sükununu Bozma Suçu Hakkında Beyanlarımız:

Bu suç Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde “Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde…” şeklinde düzenlenmiştir.

Suçu oluşturacak hareketlere bakacak olursak bir kimseye değişik zaman dilimde ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasıdır. Bu hareketlerin ayrıca sırf huzur ve sükûnu bozmak amacıyla yapılmış olması gerekmektedir. Suçun oluşumu için eylemin değişik zaman dilimlerinde ve ısrarlı bir şekilde gerçekleştirilmiş olması aranmakta olup Yargıtay tarafından da bu husus benimsenmiştir. Israr teriminden anlaşılması gereken şey tek seferlik bir şey olmayıp tekrarlanmak suretiyle eylemin gerçekleştirilmesidir.

Vekil eden olay günü bir kez müştekinin evinin kapısına gitmiş, gitme sebebi ise müştekinin 2-3 aydır yapmış olduğu davranışlara sebebini öğrenmek ve bu davranışlara  son vermesini aksi halde kendisi hakkında şikayetçi olacağını bildirmek içindir. VEKİL EDENİN MÜŞTEKİYE YÖNELİK SIRF HUZUR VE SÜKUNU BOZMAK AMACIYLA ISRARLI BİR FİİLİ VE DAVRANIŞI BULUNMAMAKTADIR. Bu durum tarafların ifade tutanakları ile de sabittir.

Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme Suçu Hakkında Beyanlarımız:

Bu suç Türk Ceza Kanunu’nun 116. Maddesinde ” (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi…(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde…” şeklinde düzenlenmiştir. Konutun içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Yargıtay tarafından da bu durum benimsenmiştir.

Vekil eden olay günü bir kez müştekinin evinin kapısına gitmiş evin dış kapısının zilini çalmış ve kapı açılmadan geri dönmüştür. Tarafların karakolda vermiş oldukları ifade tutanakları da bu yöndedir.

Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında “Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani kuşkudan sanığın yararlanması ilkesidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesi için suçun kuşkuya yer olmayacak şekilde ispat edilmiş olması gerekir. Kuşkulu ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet kurulamaz. Ceza mahkumiyeti ihtimallere değil kesin ve açık ispata dayanmalıdır. İspat teorik de olsa hiç bir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir.

O halde ceza yargılamasında, mahkumiyet büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçmenin tek yolu budur.” şeklinde ifade edilmiştir.

Tüm bu nedenlerle müşteki olarak görünenin soyut beyanları dışında müvekkilin atılı suçu işlediğine dair dosyada hiçbir somut delil yoktur. Müvekkil savunmasının aksinin tam olarak ispatlanamadığı, böyle bir durumun da müvekkil olan sanığın lehine yorumlanmasının gerektiği, Yargıtay C.G.K.nın 23.03.1987 gün ve 4/539-138 sayılı kararında da belirtildiği üzere savunmanın değil de aksinin ispatlanmasının genel ceza kuramı olması ve bir diğer evrensel ceza kuramı olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tüm çağdaş ceza sistemlerinde benimsenmesine göre, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair iddia dışında mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığından müvekkil hakkında beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

Ayrıca müvekkil hakkında adli para cezası verilmiş fakat tüm şartlar oluşmasına rağmen CMK 231 maddesi hükümleri uygulanmamıştır. Müvekkil kirada oturmakta olup, emekli aylılığı ile geçinmeye çalışan daha doğrusu geçinemeyen bir kişidir. Bu yüzden adli para cezasını ödeyemeceği bunun sonucunda da hapis cezası infaz edilecek ve bu infaz 60 yaşın üzerinde olan  vekil edenin üzerinde telefi mümkün olmayacak yaralar açaktır.

Yukarıda da izah edildiği üzere iddia, olayın oluş şekli, savunmalarımız hep birlikte değerlendirildiğinde vekil eden hakkında isnat edilen suçların yasal, maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Ayrıca olayda hukuka uygunluk nedenleri de bulunmaktadır. Vekil eden müşteki olarak görünenin yapmış olduğu anlamsız fiil ve davranışlardan rahatsızlık duymuş, ve müştekiye bu davranışlara son vermesi için uyarıda bulunmak istemiştir.

SONUÇ ve İSTEM   : Yukarıda izah olunan nedenlerle, mahkemenizce re’sen gözetilecek sebepler ile istinaf incelemesi neticesinde ;

İstinaf başvurumuzun kabulüne,

Hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse; ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINI ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİ İLE VEKİL EDEN HAKKINDA BERAAT  Kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını arz ve talep ederiz. Saygılarımla

                                    İstinaf Yoluna Başvuran Sanık

                                                                                Müdafii

                                                                          Adana Avukatı – Avukat Saim İNCEKAŞ

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 03:15

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.