Türk Borçlar Kanunu Madde 590

TBK 590. Madde

Türk Borçlar Kanunumuzun 590. maddesi şu şekildedir:

Kefalet Sözleşmesi – İçeriği – Ortak hükümler – Kefil ile alacaklı arasındaki ilişki – Kefilin takibi

Madde 590 – Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz.

Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hakimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.

Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar.

Yerleşim yeri yabancı bir ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği imkansız hale gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefil, takibe bu sebeple itiraz edebilir.

Başlık

TBK’nın 590. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: İKİNCİ KISIM: Özel Borç İlişkileri – ONBEŞİNCİ BÖLÜM: Kefalet Sözleşmesi

Madde başlığı şu şekildedir: Kefalet Sözleşmesi – İçeriği – Ortak hükümler – Kefil ile alacaklı arasındaki ilişki – Kefilin takibi

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 590. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 590 ıncı maddesinde, alacaklının kefili takibi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Muacceliyet” şeklindeki ibare, Tasarıda “b. Kefilin takibi” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde olduğu gibi, borçlunun iflası nedeniyle asıl borç muaccel hale gelse bile, kefile karşı, vadeden önce takibat yapılamayacağı belirtilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin birinci cümlesinde kullanılan “icbar olunamaz” şeklindeki ibare, dava ve icra takibini kapsamak üzere “takibat yapılamaz” şeklinde ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Buna göre, bütün kefalet türlerinde kefilin ayni güvence karşılığında hakimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, 818 sayılı Borçlar Kanununun 491 inci maddesinin ikinci ve son cümlelerinde öngörüldüğü gibi, asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlayacaktır.

Maddenin son fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Bu fıkrada, yerleşim yeri yabancı ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği imkansız hale gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefilin, takibe bu sebeple itiraz edebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 501 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

– Tasarının 590, 591, 592 ve 593 üncü maddeleri aynen kabul edilmiştir.

TBMM Kabul Metni

590’ıncı maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

  • İlk yayınlanma tarihi: 06 Mayıs 2021

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

Av. Saim İncekaş, Adana Barosu’na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk’ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!