<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk Ceza Kanunu &#8211; Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</title>
	<atom:link href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://av-saimincekas.com</link>
	<description>Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2021 12:24:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://av-saimincekas.com/wp-content/uploads/2024/03/cropped-Adana-Avukat-Saim-Incekas-Favicon-32x32.png</url>
	<title>Türk Ceza Kanunu &#8211; Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</title>
	<link>https://av-saimincekas.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Ceza Kanunu Madde 345</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-345/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-345/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 12:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=244390</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK Madde 345 Türk Ceza Kanunumuzun 345. maddesi şu şekildedir: Yürütme Madde 345&#160;&#8211; (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. Başlık TCK&#8217;nın Geçici 1. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler &#8211; DOKUZUNCU BÖLÜM: Son Hükümler Madde başlığı şu &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-345/">Türk Ceza Kanunu Madde 345</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">TCK Madde 345</h3>



<p>Türk Ceza Kanunumuzun 345. maddesi şu şekildedir:</p>



<p><strong>Yürütme</strong></p>



<p><strong>Madde 345</strong>&nbsp;&#8211; (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Başlık</h3>



<p>TCK&#8217;nın Geçici 1. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: <strong>İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler &#8211; DOKUZUNCU BÖLÜM: Son Hükümler</strong></p>



<p>Madde başlığı şu şekildedir: <strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong>Son Hükümler</strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Gerekçe</h3>



<p>Madde 502. Yürütme maddesidir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">ADALET KOMİSYONU RAPORU</h4>



<p>Yürütme</p>



<p>MADDE 345. Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">TBMM Kabul Metni</h3>



<p>345 inci maddeyi okutuyorum:</p>



<p>Yürütme</p>



<p>MADDE 345.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Madde üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Yozgat Milletvekili Sayın Bekir Bozdağ.</p>



<p>Buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) &#8211; Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Türk Ceza Kanunu Tasarısının 345 inci maddesi üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.</p>



<p>Yürütme maddesi üzerinde konuşmak, belki zait görülebilir; ama, şimdiye kadar birtakım şeklî şeyler de söylendi, eleştiriler yapıldı. Müsaade buyurursanız, ben, Türk Ceza Kanunu Tasarısının getirdiği güzellikler ve yenilikler hakkında, bu yürütme maddesi üzerinde konuşurken bir demet sunmak istiyorum.</p>



<p>Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu Tasarımızın Meclisimizce kabul edilen 1 inci maddesinde Ceza Kanununun amacının, kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek olduğu hüküm altına alınmıştır. Mevcut Türk Ceza Kanununda böylesi bir madde yoktu. İlk defa, bu madde, bu Meclis tarafından yeni Türk Ceza Kanununa konulmuştur.</p>



<p>Değerli milletvekilleri, bir ülkenin demokratik, hukuk devleti olması için, sadece o ülkenin anayasasında demokratik, hukuk devleti olduğunun yazılı olması yetmez; mutlaka, anayasa ve kanunların da demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun olması, uygulamanın da bu uygunluğu teyit edici nitelikte olması gerekmektedir. İşte, bu nedenle, bu madde, demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun ceza kanununun uygulanmasını temin maksadıyla, yasa koyucu tarafından, uygulayıcılara bir ihtar mahiyetinde, Ceza Kanunumuzun başlangıcına konulmuştur.</p>



<p>Türk Ceza Kanunu, daha başlangıcında kişi hak ve özgürlükleriyle başlayan, insancıl karakteri önde olan, özgürlükleri öne alan, bireyi öne alan bir ceza kanununudur. Bu maddeyle, uygulayıcılarımıza, kanunu uygularken, yasa koyucunun iradesinin özgürlükten yana olduğu, bireyin temel hak ve hürriyetlerinden yana olduğu, maddelerin her birini yorumlarken, bu iradenin gözönünde tutulması gerektiği, bir kez daha, altı çizilerek ihtar edilmiştir. Onun içindir ki, son zamanda yaşanan Avrupa Birliğiyle alakadar ilişkiler çerçevesinde, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcileri, yetkilileri, Türk Ceza Kanununun çıkmasını önemsemişlerdir; önşart olmayan bir kanun, bir konu tartışılırken, birdenbire, Avrupa Birliği için önşart haline gelmiştir. Bunun esas sebebi, tartışma konusunun dışında ve ötesinde, Türk Ceza Kanunu Tasarısının getirdiği standartlardır, getirdiği ileri adımlardır, getirdiği güzelliklerdir, hukuk devletini ikame etme noktasında ortaya koyduğu anlayış ve felsefedir. Avrupalılar da bunu görmüşler ve Avrupa standartlarında bir ceza kanunuyla karşı karşıya olduklarını onlar da kabul ve ikrar etmişlerdir. Bu açıdan da çok önemli.</p>



<p>Bakın, bizim bir diğer maddemiz, suçta ve cezada kanunîlik ilkesinin yer aldığı 2 nci madde. Burada, Anayasanın 38 inci maddesi tekrar edilmiş âdeta; ama, ikinci ve üçüncü fıkralarında önemli düzenlemeler getirilmiş ve uygulayıcıya da bu noktada önemli ihtarlarda bulunulmuştur. Nedir o; ikinci fıkrasında, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı; üçüncü fıkrasında ise, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulamasında kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı ifade edilmiştir.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Bozdağ, bir saniye efendim.</p>



<p>Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda konuşmalar var, bu bir uğultu halini alıyor ve dikkat ediyorum her tarafta var. Bunun bir sebebi olsa gerek. Dolayısıyla, sayın hatiplerin, bu ince ve nazik durumu dikkate alarak konuşmalarında yarar var.</p>



<p>Sayın Bozdağ, Türk Ceza Kanununun neler getirdiğini, hangi yenilikleri üzerinde taşıdığını, hangi noktalarda çağdaş, reformcu bir kanun olduğunu lütfen anlatmayın. Üzerinde konuştuğunuz maddeyle ilgili bir iki cümle söyleyin; inanıyorum ki, sizden sonra konuşacak hatipler de aynı inceliğe uyacaklardır ve kendiliğinden uğultu sona erecektir; biz de görüşmelerimizi en güzel şekliyle tamamlayacağız. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>Sayın Bozdağ, buyurun efendim.</p>



<p>BEKİR BOZDAĞ (Devamla)- Sayın Başkan, ben, teşekkür ediyorum. Tabiî, Ceza Kanununun, uygulaması, yürütme yetkisi Bakanlar Kuruluna ait; ama, bunu, uygulamada, yargıçlarımız uygulayacaklardır. Ben, bu noktada, yürütme maddesiyle yasa koyucunun iradesini, bir kez daha, buradan, şahsım adına, grubumuz adına açıklamak, deklare etmek istiyorum; yoksa, vakti doldurmak için konuşmuyorum. Müsaade buyurursanız, bir iki açıklamada daha bulunmak istiyorum.</p>



<p>Burada, özellikle, maddenin birinci fıkrasında yer alan, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı hükmü, beyan edici ve birinci fıkradaki temel ilkeyi de teyit edici niteliktedir. Anayasanın 38 inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan &#8220;İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz&#8221; ifadesine rağmen, geçmişte, Türkiye&#8217;de yönetmeliklerle, genelgelerle, tüzüklerle birtakım suçların ve cezaların ihdas edildiği ve uygulamada da sıkıntıların ortaya çıktığı bir gerçektir. Bu düzenlemeyle bu konuda da önemli bir esas getirilmekte, bir ilke ortaya konulmaktadır.</p>



<p>Özellikle, burada konuşulan bir diğer maddeyle ilgili de şunu ifade etmek istiyorum: Türk Ceza Kanununun kabul ettiğimiz 216 ncı maddesi, şu anda yürürlükte olan Ceza Kanunumuzun 312 nci maddesi, meşhur bir maddedir, kamuoyunun yakından bildiği bir maddedir. Bu madde nedeniyle Türkiye&#8217;de pek çok siyasetçi, aydın ve düşünür yargılanmış, mahkûm olmuş, kimileri cezalarını çekiyor, kimilerinin de yargılanması devam ediyor. Bu konuda da önemli iyileştirmeler, önemli değişiklikler yapılmıştır, düşünce özgürlüğünün önünü açma adına güzel değişiklikler yapılmıştır. Bir tanesi, 312 nci maddenin ikinci fıkrasındadır. Oradaki, halkı, birbirine karşı düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden ifadesi yerine, yeni düzenlemede, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine alenen kışkırtma suç haline getirilmiştir. Tabiî &#8220;halkı birbirine karşı&#8221; ile &#8220;halkın bir kesimini diğer kesimine karşı&#8221; kışkırtmanın birbirinden farklı olduğu ve suçun unsurları itibariyle daraltıcı nitelik taşıdığı aşikârdır.</p>



<p>Yine, 312/2&#8217;de yer alan kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik ifadesi kamu güvenliği için açık ve yakın tehlike oluşturacak şekilde kin ve düşmanlığa tahrik şekline getirilmiştir. Bu da, kamu düzeninden hem daha dar hem de &#8220;açık ve yakın tehlike&#8221; ilavesiyle birlikte düşünce özgürlüğü açısından ayrıca bir güvence oluşturmaktadır.</p>



<p>Burada, 312/2&#8217;de bir diğer yenilik ise -ince bir ayrıntıdır- &#8220;kin veya düşmanlık beslemeye&#8221; ifadesi &#8220;kin ve düşmanlık&#8221; şeklinde değiştirilmiş, aradaki &#8220;veya&#8221; &#8220;ve&#8221;ye dönüştürülmüş, böylece, suçun oluşumu zorlaştırılmıştır. Eskiden sadece &#8220;kine tahrik&#8221; veya &#8220;düşmanlık beslemeye tahrik&#8221; suçun oluşumu için tek başına yeterliyken, şimdi ikisinin birlikte aranması koşulu getirilip konulmuştur. Bu da, iyi bir adımdır, ileri bir adımdır, mevcut 312&#8217;den daha ileri, özgürlükler açısından daha genişletici, daha hür bir ortamı tesis edici niteliktedir; ancak, bu konu, zannedersem, başka tartışmaların gölgesinde kaldı ve kamuoyu bu konuyu yeteri kadar tartışamadı.</p>



<p>Bir diğer madde, meşhur 159&#8217;uncu madde olarak bildiğimiz madde ve bizim kabul ettiğimiz metinde de 302 nci maddedir; orada da önemli değişiklikler yapılmıştır. Düşünce özgürlüğü açısından&#8230;</p>



<p>(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Bozdağ, süreniz bitti, lütfen son cümlenizi&#8230;</p>



<p>BEKİR BOZDAĞ (Devamla) &#8211; Bitiriyorum Sayın Başkanım.</p>



<p>Burada yapılan değişikliği de ifade ederek sözüme son vermek istiyorum: Bir tanesi, 159&#8217;da &#8220;alenen tahkir ve tezyif&#8221; ifadesi yerine &#8220;alenen aşağılama&#8221; ifadesi getirilmiştir.</p>



<p>Öte yandan, 159 uncu maddenin &#8220;Birinci fıkrada beyan olunan cürümlerin irtikabında muhatap sarahaten zikredilmemiş olsa bile onlara matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa tecavüz sarahaten vuku bulmuş addolunur&#8221; şeklinde, antidemokratik uygulamalara ve değerlendirmelere, hukuk devletiyle bağdaşmayacak kararlara yol açacak nitelikteki ikinci fıkrası tamamen madde metninden çıkarılmış, üçüncü bir fıkra olarak da, eleştiri maksadıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı da, getirilip buraya yerleştirilmiştir.</p>



<p>Bu ve daha arz edemediğim pek çok güzellik nedeniyle, huzurlarınızda bulunan Türk Ceza Kanunu, gerçekten, modern bir ceza kanunudur, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşır güzellikleri ve özellikleri olan bir ceza kanunudur. Ben, hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.</p>



<p>Bu Meclis, iyi bir hukuk metnini uygulayıcılara takdim etti. İnanıyorum ve biliyorum ki, uygulayıcılar, bunu, daha güzel uygulayarak, daha güzel kararlarla, daha güzel hale getirecektir.</p>



<p>Şimdiden hayırlı olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Teşekkür ederim Sayın Bozdağ.</p>



<p>345 inci madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Artvin Milletvekili Sayın Yüksel Çorbacıoğlu; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) &#8211; Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.</p>



<p>Biraz önce düşüncelerini açıklayan Adalet Komisyonu üyesi, Yozgat Milletvekilimiz Sayın Bekir Bozdağ ve Adalet ve Kalkınma Partisinin bazı üyeleri -sözlerinden anlaşılacağı üzere- Türk Ceza Yasasının Avrupa Birliği yolunda bir önkoşul olmadığı şeklinde bazı açıklamalar yapmışlardır.</p>



<p>Türk Ceza Yasası, müstakil bir yasa olmakla beraber, tüm Avrupa Birliği uyum yasalarıyla, Kopenhag Kriterleriyle ilgili diğer yasalarla da ilgisi olan bir yasa olması nedeniyle, Türk Ceza Yasasını değiştirmeyerek, 765 sayılı Yasayla beraber Avrupa Birliği yolunda sağlıklı yürümemiz mümkün olmadığından, sizler tarafından da bilindiği üzere -bunun önkoşul olduğu herkesçe malumdur- bunu, son dönemde, dayatarak çıkarmak durumunda kaldık. Bunu farklı bir şekilde açıklamanızı, Sayın Bekir Bozdağ&#8217;ın da bunu farklı açıklamasını uygun görmediğimi söylemek istiyorum.</p>



<p>Adalet Komisyonunda, çevreyle ilgili 343 üncü maddeye karşı olduğumuzu, Genel Kurulda da, yine, karşı olduğumuzu herkes gördü, duydu. Oysaki, bu yasa, bir mutabakat yasasıydı. Hem Adalet Bakanımızın hem Komisyon Başkanımızın ve hem de grup başkanvekillerinin bir mutabakat yasası olarak kabul ettikleri bu yasada, mutabakat, ne yazık ki, en sonunda, İktidar Partisi tarafından bozuldu; çünkü, her iki partinin temsilcilerinin imzalarının olmadığı hiçbir önerge Genel Kurula gelmeyecekti. Bu mutabakatı bozdunuz, güveni sarstınız; yani, yapılan bu zikzaklarla, sadece Avrupa&#8217;nın değil, bizim de güvenimizi sarsmış oldunuz.</p>



<p>Yine, Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkanvekili Sayın Haluk İpek, örnek vererek, çevreyle ilgili suçların belediye yönetimleri açısından sorun yaratacağını söyledi. Herkesçe bilinir, özellikle Haluk Bey de bilir; yasalar, sadece metinlerle sınırlı kavramlar değildir; yasalar, metniyle, madde metniyle, gerekçeleriyle, yasa koyucunun amacıyla -eski deyimiyle, lafzı ve ruhuyla- bir bütündür. Meclisin, bu maddeyi düzenlerken, olanaksızlıklar karşısında hiçbir belediye başkanının cezalandırılmasını istemeyeceğini de herkes bilmektedir; bunu sizler de biliyorsunuz. 181 inci maddede kasıt, 182 nci maddede taksirle bu suçun işlenmesi durumunda cezaî müeyyidenin olacağı söyleniliyor. Şu anda bu yasa yürürlüğe girsin, bu koşullarda, çevreye, atıksu veya sair gerekçelerle zarar veren belediye başkanlarımıza, şu suçun işlenmesi için gerekli olan taksir ve kastı bulamayacağınızdan, hiçbir yargı üyesi, hiçbir hâkimimiz ceza veremeyecektir. Bu problem değildir. Nedense, bu problem öne sürülerek, hem mutabakat bozulmuş hem de temel bir yasanın yürürlüğüyle ilgili insanların kafasında sorun yaratılmıştır.</p>



<p>Son olarak, bir de, bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlar, belki de, bilinçaltımıza söylenen sözler. Yine, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri, Ceza Yasasını yapmayı bir başarı, bir yetenek, bir demokratik olgunluk olarak söylüyorlar. Bugüne kadar yapılmadığını, ancak bugün yapılabildiğini; Türkiye&#8217;nin buraya geldiğini, belki de kendilerinin getirdiklerini veya geçmiş dönemde bu şekilde yapılamadığını söylemek istemelerini, ben, yine, geçmiş döneme karşı, bilinçaltlarına atılan bir eleştiri mekanizması olarak görüyorum. Yani, geçmiş dönemde yapılamadı, ancak şimdi yapıyoruz; geçmiş dönemde bu birikimimiz yoktu&#8230;</p>



<p>Değerli arkadaşlar, cumhuriyetin ilk yıllarından beri, Türkiye Cumhuriyetinin nelere muktedir olduğunu herkes biliyor.</p>



<p>Ben, sözlerimi şöyle kapatmak istiyorum: O eleştirmeye çalıştığınız geçmiş dönemin o yokluklar içerisinde yaptığı binlerce kilometrelik demiryolunun, bugün, siz, bakımını dahi yapamıyorsunuz.</p>



<p>Hepinize saygı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Çorbacıoğlu, teşekkür ederim.</p>



<p>Şahsı adına, Cumhuriyet Halk Partisi Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç; buyurun efendim.</p>



<p>HALUK KOÇ (Samsun) &#8211; Teşekkür ederim.</p>



<p>Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yürütme maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, gerçekten, zor bir görüşme maratonu sonrasında, artık, yürütme maddesine gelindi; ama, yalın bir tespiti hemen sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu noktaya gelinceye kadar her iki parti arasında kurulan mutabakatın bu maddelerde -tekriri müzakereye alınan maddeler ve &#8220;Çevreye karşı suçlar&#8221; bölümündeki- sizin grubunuzun bu girişimiyle bozulduğunu ve yapılan bu son düzenlemelerin sadece sizin sorumluluğunuzda olduğunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, birçok arkadaş söyledi. Burada, yürütme maddesine uygun mu değil mi diye Sayın Başkan birazdan bir yorum yapabilir. Yürütme organına uyarıda bulunma hakkını kullanmak istiyorum bir yasama organı üyesi olarak.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Anayasanın 56 ncı maddesine ve -her şeyden öte- Türkiye&#8217;nin imzası bulunan uluslararası birçok sözleşmeye aykırı bir düzenleme getiriyorsunuz. Bakın, demin Çevre Komisyonu Başkanı değerli arkadaşım Sayın Erkal&#8217;a Parlamentonun arkasında bu düşüncelerimi ifade ettim; ama, mutlaka tutanağa geçmesini de düşündüğüm için söz aldım.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği sürecinde çok engebeli bir yoldayız. Bu yolun, henüz daha başındayız. Bakın, Avrupa Birliği üç temel konuda son derece duyarlı ve hassas. Nedir bunlar: Birincisi, insanı odaklayan, insanı öne çıkaran, kişisel hak ve özgürlükleri, demokratikleşmeyi sağlayacak her türlü gelişimin sağlanması. İkincisi, tüm toplumsal düzenlemelerde ve yaşama geçmesinde kadın-erkek eşitliği temelinde düzenlemeler ve bunun yaşama geçirilmesi. Üçüncüsü ne biliyor musunuz; üçüncüsü, çevre. Avrupa Birliğinin duyarlılığı&#8230; Yakın siyasî tarihe baktığınız zaman, Avrupa Birliğinde Yeşillerin doğması, bu çevre bilincinin gelişmesi ve bunun politikalara ana konu olmasıyla olmuştur. Bugünkü Yeşiller grubu -sözcüleri de dahil olmak üzere- Türkiye&#8217;nin önümüzdeki dönemde en büyük destekçisi olarak gözükmektedirler. Şimdi, hani kendi ayağımıza kurşun sıktık diye birtakım yorumlar yapıldı; sizler tarafından da yapıldı, basın tarafından da yapıldı. Bu, yine bir benzer durum ortaya çıkarır diye korkuyorum ve bu konuda uyarılarımı söylemek istiyorum.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, şimdi, tarih alındıktan sonra, 31 büyük dosya&#8230; Gerçi, İlerleme Raporunda satır aralarında ne gibi engebeler olacak, bunları göreceğiz; bunlar hakkında sağlıklı düşünme fırsatı çıkacak; ama, 31 büyük dosya ki, bunların bazılarının görüşmeleri çok sancılı geçecek Türkiye için, Türkiye içsiyaseti bakımından da çok sancılı geçecek.</p>



<p>Şimdi, biz, Avrupa Birliğinin değer verdiği ve öyle de olması gereken, çağdaş bir toplum düzenindeki çevre hakkına karşı -üçüncü kuşak insan hakkı olduğunu Sayın Eraslan söyledi- sağlıklı çevre hakkına karşı &#8220;biz bunu görmüyoruz, biz iki yıl bununla ilgilenmiyoruz, iki yıl bu bizi ilgilendirmez&#8221; tarzında iki yıllık bir irade koyuyoruz. Bunun yanlışlığını bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bu, inanın, değişik görüşme kademelerinde, hatta, ilerleme raporlarında Türkiye&#8217;nin önüne sıkıntı çıkaracak olan bir gelişmedir.</p>



<p>Efendim, birçok sanayi kuruluşu, altı ay içerisinde bu yürürlüğe girerse birtakım sıkıntılara katlanabilir&#8230; &#8220;Efendim, siz, şimdiye kadar bunları gözardı ederek, çevreyi kasten veya taksir içerisindeki kavramda kirlettiyseniz ve bundan kazanç sağladıysanız, o benim sorunum değil artık; altı ay içerisinde biraz az kazanın, bu eksikliklerinizi giderin kardeşim&#8221; deme hakkına sahip değil mi bu Parlamento?! Bu, son derece önemli bir konu.</p>



<p>Onun için, oradan baskı var, buradan baskı var; yani, tekrardan bir&#8230; Zaten, nasıl değerlendirildiğimiz konusunda çok net bir olay var. Yol kazası yapabilme riskine sahip bir yönetim anlayışıyla biz bu sürece başlıyoruz. Yol kazası yapabilme riski!..</p>



<p>Bakın, bu da bir yol kazası olabilir. Gelin, düzeltelim bunu. Bunu düzeltelim, kim zarar veriyorsa&#8230; Kasten veya taksir içerisindeki kavram içine girmeyecektir çoğu; ama, bir an önce -iki yıllık bir süre çoktur- temel bir insan hakkı olan çevre sağlığına saygılı bir düzenleme içerisine girmelerini, burada, yasama gücüyle devreye sokalım.</p>



<p>(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Koç, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız.</p>



<p>HALUK KOÇ (Devamla) &#8211; Bu konuda -yürütme maddesidir- yürütme maddesinde yürütme organına bir uyarıda bulunabildimse, kendimi mutlu sayacağım.</p>



<p>Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Koç, teşekkür ederim.</p>



<p>Sayın milletvekilleri, 345 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum&#8230;</p>



<p>OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) &#8211; Sayın Başkan, buradan, elektronik olarak söz talebinde bulunmuştum&#8230;</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Şimdi, Sayın Coşkunoğlu, söz talebinin ne zaman olacağı İçtüzüğümüzde belli. Herhangi bir söz talebi, ne önümde görünüyor ne de bir başka şekilde bana ulaştı.</p>



<p>OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) &#8211; Talebimi elektronik olarak yaptım. Yürütme maddesi görüşülmeye başladığı anda, elektronik olarak, buradan söz talebinde bulundum. Bir önceki talebimde de öyle yapmıştım.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Ama, daha önceki maddedeki talebinizi söylüyorsunuz.</p>



<p>OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) &#8211; Hayır efendim, onu yaptım, söz vermediniz; bunda tekrar yaptım.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Peki, buyurun Sayın Coşkunoğlu.</p>



<p>OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) &#8211; Teşekkür ederim Sayın Başkan.</p>



<p>Aracılığınızla, Sayın Bakana bir soru yöneltmek istiyorum, çevreyle ilgili bu iki yıl erteleme konusunda. En önemlisi, hükümetimiz insan sağlığını iki yıl daha unutmuş görünüyor. Tarım sorunlarını yarattığı benim seçim bölgemde, hem Gediz Havzası hem de Menderes Havzasında, tarım sorunlarını, çiftçileri de unutmuş görünüyor; fakat, şu anda odaklandığı Avrupa Birliğini de mi unuttu, onu merak ediyorum.</p>



<p>Birincisi, bunun Avrupa Birliğine uyumla ilgili bir sorun çıkarıp çıkarmayacağı. İkincisi, çevreyi kasıtlı olarak kirletenlerden bunu önlemelerini talep etmenin, sanayimize bir darbe olacağı iddiası var. Oysa, şu anda, bizim, Batı dünyasına ihracat yapabilmemiz için bizden CE damgası isteniyor ve Batı&#8217;dan birçok kişi, yine, benim seçim bölgeme gelip &#8220;hani senin arıtma tesisin&#8221; diye soruyor. Dolayısıyla, bu gibi, ihracatı da olumsuz yönde etkileme ihtimallerini düşündünüz mü?</p>



<p>Teşekkür ederim.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Coşkunoğlu, teşekkür ederim.</p>



<p>Sayın Bakan&#8230;</p>



<p>ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) &#8211; Sayın Başkanım, yazılı cevap vereceğim.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Teşekkür ederim.</p>



<p>345 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Kabul edilmiştir.</p>



<p>Tasarının tümünün oylanmasından önce, İçtüzüğün 86 ncı maddesine uygun olarak, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Onur Öymen söz talebinde bulundular.</p>



<p>Sayın Öymen, lehte olmak üzere, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>ONUR ÖYMEN (İstanbul) &#8211; Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Ceza Yasası Tasarısının bugün yapılmakta olan görüşmeleri, yalnız ülkemizde değil, bütün dünyada, özellikle Avrupa Birliğinde büyük bir ilgiyle izleniyor. O bakımdan, emin olunuz ki, bu tartışmalar dünyada da önemli yankılar yapacaktır.</p>



<p>Türk Ceza Yasası Tasarısının kabul edilen maddelerinin bir bölümü Kopenhag Kriterleriyle doğrudan doğruya ilgilidir. Bu iki konunun ilişkisiz olduğunu söyleyenler, belki, metinleri yeterince incelememiş olanlardır. Burada kabul ettiğimiz, fikir özgürlüğüyle ilgili, insan haklarıyla ilgili, kadın-erkek eşitliğiyle ilgili ve işkenceyle mücadeleyle ilgili maddeler, doğrudan doğruya Türkiye&#8217;nin Kopenhag yükümlülükleriyle ilgilidir.</p>



<p>Zina konusunda bu görüşmeler sırasında yapılan tartışmalar, maalesef, Avrupa&#8217;da, Türkiye&#8217;nin, laikliği koruma konusundaki kararlılığıyla ilgili çok ciddî kuşkular uyandırmıştır. Bunu, huzurunuzda açıkyüreklilikle söylemek istiyorum. Bu tartışmalar, karşımızda olanları güçlendirmiş, dostlarımızı güç durumda bırakmıştır. Çok değerli Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili arkadaşlarımızla, Türkiye&#8217;de ve birkaç gün önce yurtdışında yaptığımız temaslarda yabancı millevtekilleri bize açıkça şunu söylemişlerdir: &#8220;Bu mesele halledilse bile, bir itimat sorunu, bir itimat eksikliği yarattınız; yarın öbür gün, hükümetinizin, başka bir konuda, laiklikle, çağdaşlıkla, Avrupa değerleriyle bağdaşmayan başka bir öneriyle gündeme gelmeyeceğini biz nereden bilebiliriz.&#8221; İki gün önce Roma&#8217;da yaptığımız toplantıda, İtalyan milletvekilleri, bize bu konudaki kuşkularını çok ciddî bir endişeyle ifade ettiler.</p>



<p>Şimdi, şu hususu bilhassa belirtmek istiyorum: Bizim, yalnız dış dünyaya değil, kendi içimize de, milletvekillerinin birbirlerine, siyasî partilerin birbirlerine itimat yaratması son derece önemlidir. Daha birkaç gün önce bu konuda bir mutabakata varmadık mı. Hani iki partinin görüş birliğine varmadığı konularda önerge vermeyecektik! Bugün sunulan önergelerde Cumhuriyet Halk Partisinin imzası var mı?! Ne oldu o mutabakatımız?! Siz, bize itimat vermezseniz, yabancılara bu itimadı nasıl vereceğiz. O bakımdan, bence, bu yapılan çalışma son derece talihsiz olmuştur.</p>



<p>Bir hususu daha söylemek istiyorum. Değerli arkadaşlar, vazo kırılmıştır; Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizde vazo kırılmıştır. Sayın Başbakanın son ziyareti sırasında, Verheugen&#8217;le yaptığı görüşmelerden sonra bu vazo iyi kötü yapıştırılmıştır; ama, onbeş gün önceki durumumuzla bugünkü durumumuz arasındaki fark, sağlam bir vazoyla iyi kötü yapıştırılmış bir vazo arasındaki fark gibidir. Bunu çok açıkyüreklilikle size ifade etmek istiyorum. Bundan sonraki çalışmalarımızda çok dikkatli olmak lazım.</p>



<p>Bizim aldığımız en son bilgilere göre, bu son gelişmeler, Avrupa Birliği Komisyonunun raporunu ve özellikle 17 Aralıkta Avrupa zirvesinin alacağı kararı, maalesef, Türkiye aleyhine ağırlaştırmıştır ve raporda, özellikle, zirveden, Türkiye&#8217;yle ilgili olarak yürütülecek müzakerelerin diğer adaylarla yürütülen müzakerelerden daha farklı ve bizim aleyhimize yöntemlerle sürdürülmesi konusunda bir karar çıkarsa hiç şaşırmayınız. Bizim aldığımız bilgiler bu yöndedir ve maalesef, Türkiye açısından sıkıntı verici bir döneme giriyoruz.</p>



<p>Bize sadece tarih verildi diye hiç kimse bayram yapmasın, hiç kimse zafer şarkıları söylemesin. Metnin içini çok iyi inceleyelim ve önümüze çıkabilecek engelleri, güçlükleri çok iyi görelim; çünkü, bugün Avrupa&#8217;da sahip olduğumuz pencereye ileride sahip olmayabiliriz. Bugünkü hükümet yapıları yarın olmayabilir ve yarın karşılaşabileceğimiz sıkıntılar, ülkemizi çok ciddî güçlüklerle karşı karşıya bırakabilir.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, bazıları bize diyorlar ki: &#8220;Onbeş yıl sonra ancak üye olabilirsiniz.&#8221; Bunu, eğer, karşımızda olanları susturmak için, teskin etmek için söylüyorlarsa, taktik amaçlı söylüyorlarsa bilmem; ama, gerçek niyetleri buysa, biz, bunu kabul etmiyoruz.</p>



<p>Değerli arkadaşlar, biz, Bulgaristan&#8217;ın, Romanya&#8217;nın, Slovakya&#8217;nın, Baltık ülkelerinin onbeş yıl gerisinde olduğumuzu içimize sindirebilir miyiz; biz sindirmiyoruz her halükârda.</p>



<p>(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Öymen, 5 dakika doldu; lütfen, son cümlenizi söyler misiniz.</p>



<p>ONUR ÖYMEN (Devamla) &#8211; Tamamlıyorum Sayın Başkan.</p>



<p>Sözlerimi şu şekilde tamamlıyorum: Değerli arkadaşlar, Türkiye, laik ve çağdaş bir devlet olduğunu, sözüne güvenilir bir devlet olduğunu her an kanıtlamak zorundadır. &#8220;Biz Türküz, baskılara boyun eğmeyiz&#8221; sözünü, Sayın Başbakanın, Kıbrıs konusunda baskılar yapıldığında söylemesini beklerdik (CHP sıralarından alkışlar) Irak konusunda baskılar yapıldığında söylemesini beklerdik ve bir Türkiye Cumhuriyeti başbakanının &#8220;biz Türküz&#8221; sözlerini söylemesinin Türk basınında haber olmamasını beklerdik. Her zaman söylenmesi gereken sözdür bu. İki yıldan beri ilk defa bunu basına göre dile getiriyorsanız, hepimizi düşündürecek bir konu var burada.</p>



<p>Değerli arkadaşlar, sözlerimi şöyle tamamlıyorum: Geçmişi bir tarafa bırakıyoruz. Bugün yapılan çalışmalarda eğer mutabakata uysaydınız, gönül huzuruyla size çok büyük bir destek verecektim şahsen. Şimdi, bu yasanın çok olumlu maddeleri olduğunu biliyoruz; onun için, onlara karşı çıkmak istemiyoruz; ama, biliniz ki, Anayasaya aykırı olarak yapılan son düzenlemeler de, herhalde, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dikkate alınacaktır, mutlaka, Anayasa Mahkemesi dikkate alacaktır bunları. Bildiğiniz gibi, kendisine haksızlık yapılan bir yaşlı kadın, Alman imparatoruna şikâyet ederken demiştir ki: &#8220;&#8230; ama, Almanya&#8217;da hâkimler var.&#8221; Biz de diyoruz ki; ama, Türkiye&#8217;de Anayasa Mahkemesi var; Türkiye&#8217;yi sizin idare ettiğiniz doğrudur; ama, kayıtsız, koşulsuz, dilediğiniz gibi idare ettiğiniz doğru değildir. Değerli arkadaşlarım, mutlak çoğunluğa da sahip olsanız, sizin üzerinizde hukuk var, Anayasa var.</p>



<p>Çok teşekkür ediyorum; saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Öymen, teşekkür ederim.</p>



<p>Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.</p>



<p>Hükümet adına, Sayın Bakan söz istemektedir.</p>



<p>Buyurun Sayın Bakanım. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) &#8211; Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.</p>



<p>Çok önemli bir çalışmayı bugün nihayetlendirmiş bulunuyoruz. Zaman zaman hareketli, zaman zaman hararetli geçen; ama, netice itibariyle, sabırla, birbirimizi olabildiğince anlayışla karşılayarak, bugün önemli bir çalışmayı burada noktalamış bulunuyoruz. Bu vesileyle, işin bu noktaya gelmesinde emeği geçen insanlar var; evvela, Sayın Başkan, size, sizden evvel oturumu yöneten değerli Meclis Başkanlarımıza, Başkanvekillerimize, Divan Üyelerine; hiç şüphesiz, ufak tefek eksikliklerimiz olsa bile, yine de büyük bir mutabakatla işin bu noktaya gelmesinde çok büyük katkı sağlayan Sayın Genel Başkanlara, Sayın Grup Başkanvekillerine, Gruplarımıza, teker teker tüm milletvekillerimize; onyedi aydan beri bu metin üzerinde gece gündüz demeden çalışan Adalet Komisyonunun başta Sayın Başkanı, komisyon üyeleri, özellikle altkomisyonun başkan ve üyelerine; Yargıtaydan, bu uzun çalışma dönemi içerisinde her türlü fikrî ve fiilî katkısını esirgemeyen, çalışmalara katılan bütün Yargıtay üyelerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temsilcilerine, bilimadamlarına ve müsaade ederseniz, Bakanlığımızda görev yapan değerli arkadaşlarımıza, sivil toplum örgütlerinin tümüne, katkı sağlayan herkese bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum.</p>



<p>Çok değerli arkadaşlarım, bir önemli yasa, belki bir anayasadan çok daha fazla düzenlenmesi zor, herkesi memnun etmesi ise daha da zor olan bir yasayı bu noktaya getirdik. Sayın Baykal&#8217;ın ifadesiyle de netameli bir yasayı çok şükür buraya kadar getirdik. Şüphesiz, bu, en mükemmel bir yasa değil; bunu, hep ifade ettik. Esasen en mükemmel dediğimiz şey zaten işin sonunun gelmesi demektir. Çağdaşlaşma, demokratikleşme, özgürleşme süreci devam ettiği sürece, hangisine en iyi yasadır diyorsak, bilelim ki, ertesi gün, bunun daha ilerisi, daha mükemmeli, daha çağdaşı aranacaktır, tekâmül de buradan kaynaklanıyor, tekâmül ihtiyacı da buradan neşet ediyor. Dolayısıyla, şunun hep bilinci içerisindeyiz: Bu yasa, inşallah, 1 Nisan 2005&#8217;ten itibaren yürürlüğe girmiş olacak; ama, şunu bilmemiz lazım ki, değişim süreci devam ettiği sürece, küreselleşme devam ettiği sürece, toplumdaki değişim talebi devam ettiği sürece çıkardığımız yasaları zaman zaman tekrar gözden geçireceğiz; bu, işin tabiatında var; çünkü, Türkiye, hep beraber görüyoruz ki, bir önemli değişim sürecini yaşıyor. Bu önemli değişim sürecinin zaman zaman heyecanını yaşıyoruz. Türkiye&#8217;yle ilgili dışarıdan iyi haberler geldiğinde içeride ferahladığımız zaman bu heyecanı yaşıyoruz; ama, aynı zamanda, bu değişim sürecinin bazen sıkıntılarını, hatta zorluklarını yaşıyoruz. Onun da ötesinde, zaman zaman zihinsel karmaşasını da yaşıyoruz. Bu, değişimin tabiatında olan bir husustur.</p>



<p>Bu sıkıntıların kolaylıkla aşılabilmesi, toplumda gerginliklere, huzursuzluklara, kamplaşmalara sebebiyet vermeden aşılabilmesi, birbirimize tahammül etmemize bağlıdır. Ola ki, sürçülisan ederek, kastımızı aşarak bir şey söylediysek, bilesiniz ki kastımız o değildir; kastımız, şu sıkıntılı dönemi bir an evvel aşmak ve Türkiye&#8217;nin modernleşme sürecinin en önemli virajı olan şu virajı kazasız belasız almak ve Türkiye&#8217;nin varmak istediği noktaya bir an evvel varabilmektir. Bunun kolay olmadığını biliyoruz.</p>



<p>Şimdi, müsaade ederseniz, benim görebildiğim bir husus var, onu burada, bu vesileyle, özellikle son ziyaretten sonra da ifade etmek istiyorum. Şimdi, Türkiye olarak bizim, Avrupa Birliği konusunu tam olarak zihinlerimizde şekillendirebildiğimiz kanaatinde değilim. Bu eksikliği en evvel kendimde duyuyorum. Onun için, uygun bir zamanda, Meclis açıldığında, uygunsa, şu ulusal taahhüt olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına, bizden evvelki hükümetin, bizim Parlamentoda görüşerek Avrupa Birliği makamlarına verdiğimiz Ulusal Programda ne var ne yok, buna bir defa daha bakmamız lazım. Neden bakmamız lazım; bir evvelki konuşmada da ifade ettim; çünkü, bundan sonraki süreç, gerçekten zor bir süreçtir.</p>



<p>Çok sıkıntı var, zaman zaman Türkiye&#8217;de &#8220;keşke bu işe girmeseydik&#8221; diyebileceğimiz noktalara gelir miyiz gelmez miyiz bilemiyorum; ama, önümüzde hangi engellerin olduğunu, hangi zorlukların olduğunu, neleri kabullenmemiz gerektiğini çok iyi bilmemiz lazım. Onun için de, müsaade ederseniz, birbirimizi suçlamak yerine, şu neden geldi, bu niye çıktı, bunun burası neden eksik, bu neden fazla demek yerine, birbirimizi anlamaya çalışalım. Birbirimizi anlayabilirsek bu zorlukları daha kolay aşarız diye düşünüyorum.</p>



<p>Bizim yönümüzden böyle bir problem var Türkiye olarak; yani, işsiz bir vatandaşımız bakımından Avrupa Birliğinin 80 000 sayfalık müktesebatının çok fazla önemi yok; onun için, eğer Ankara&#8217;da iş bulamazsam, dayımın oğlu Berlin&#8217;dedir, gider orada iş bulurumdur. Onun nezdinde, onun nazarında, Avrupa Birliği, bir an evvel iş bulmaktır; tüccarımız bakımından, sanayicimiz bakımından, kolaylıkla gidip orada mal satabilmektir, vizesiz girip çıkabilmektir; bir başkası bakımından, başka bir nokta; yani, böylesine karmaşık bir işte, herkes kendi bulunduğu kareden baktığı zaman, bu Avrupa Birliğinin bize ne gibi imkânlar sağladığını, ne gibi yükümlülükler getirdiğini birlikte göremiyoruz; imkân kısmında heyecan duyuyoruz, yükümlülük kısmına geldiğimizde birkısım zorluklarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu da, zaman zaman, bizim kendi içimizde, siyaset platformunda, yanlış değerlendirmelere, yanlış üsluplara da sebebiyet veriyor. Onun için, uygunsa, bir denetim gününde, ucu açık bu Avrupa Birliği meselesini bir defa daha görüşmemizde fayda var; bu, bizim yönümüzden.</p>



<p>İkincisi, Avrupa Birliği açısından baktığımızda, onların da Türkiye&#8217;yi kafalarında tam yerli yerine oturttukları kanaatini taşımıyorum. Halen, birkısım beklentileri var, birkısım tereddütleri var. Bu tereddütler, kendi yönünden birkısım sıkıntıları da beraberinde getiriyor. 70 000 000&#8217;luk bir büyük ülke, dengeleri çok değiştiren bir ülke; üstelik de, Avrupa Birliği içerisinde, halkının çok önemli bir kısmı Müslümanlığı benimsemiş, kültür farklılıkları, vesaire olan bir ülke. Dolayısıyla, bunun algılanmasında birkısım zorlukların olduğunu da, bana gelen heyetlerden, karşılaştıklarımızdan, okuduklarımızdan, duyduklarımızdan anlıyoruz. Dolayısıyla, böylesine bir tarihî projeyi gerçekleştirmede&#8230; Müzakere süreci verilecektir; benim kanaatim odur; yani, vermemiş olmaları, verdikleri sözde durmamaları anlamına gelir; bu da çağdaş değerlerle bağdaşmaz; ama, müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte tam üyelik sürecinin kısalması, biraz bize bağlı, biraz onlara bağlı; kendimize de olduğundan çok fazla haksızlık etmememiz gerekir, demin söylediğim, gereğini yerine getirmek kaydıyla.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, böylesine önemli bir düzenleme yapılırken, tabiatıyla, herkesin, bulunduğu noktadan, düzenlediğimiz maddelerle ilgili tereddütü olanlar oldu, farklı düşünceleri söyleyenler oldu; hatta ve hatta, yeteri kadar, kanun -özellikle Genel Kurulun tartıştığı metinler- okunmaksızın yazı yazanlarımız oldu, fikir söyleyenlerimiz oldu, konuşma yapanlarımız oldu; ama, bunların hepsinin ve Ceza Kanununun maksadı da, zaten, alenen aşağılama olmaksızın, herkesin fikrini açıkça söylemesidir. İnanıyorum ki, daha bu kanun yürürlüğe girmeden bu maksat hâsıl olmuştur. Herkes bunları söylemeye gayret etmiş, birkısım endişelerini de dile getirmiştir. O endişeleri de şahsen anlayışla karşılıyorum; ama, bu endişelerin temelinde yatan husus, acaba, buradaki düzenlemeler keyfî olarak uygulanabilir mi.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, bakınız, keyfî uygulamalar, sadece yasal düzenlemelerle önlenemez. Keyfî uygulama, doğrudan doğruya insan kalitesiyle alakalı bir husustur ve keyfilîk biraz da kişilik zaafıdır. Bu ülkede keyfilîkler ne zaman söz konusu oldu diye baktığımızda, esas itibariyle olağanüstü dönemler olduğunu görürüz. İnşallah, bu Ceza Kanunu Tasarısıyla -artık, şu an kanunlaştı- Türkiye&#8217;de, olağanüstü dönemlerin sonunu getirmiş olmamız lazım. Bunun için de, bu müesseseyi, Türkiye Büyük Millet Meclisini açık tutmamız lazım, bu müesseseyi itibarlı kılmamız lazım, her türlü çözümü de siyasetin içerisinde ve burada aramamız lazım. Ne zaman ki bunun dışında çözümler aranır, ne zaman ki siyasetin dışında &#8220;nerede kaldınız&#8221; gerekçeleri ortaya çıkar, birkısım insanlar da koşa koşa, sağa sola gider, işte, o zaman keyfî uygulamalar başlıyor. O halde, yasa metinlerine neyi yazarsanız yazın, eğer o türlü dönemlere gidiyorsak, geçen seferde ifade etmeye çalıştım&#8230; Anayasa hukukundan aklımda kalan bir cümle var &#8220;her kuvvet kendi hukukunu beraberinde getirir&#8221; deniliyor. O halde, kuvvetin egemen olduğu bir olağanüstü dönemi sona erdirip, demokrasiyi, özgürlükleri olabildiğince yaşanabilir hale getirmek, kurumsallaştırmak gerekir.</p>



<p>Onun için, bu yasa maddeleri uygulanırken, sizin adınıza, uygulayıcılara buradan bir şey demek istiyorum: Elbette, burada söylenen her söz, ifadeler, zapta geçen hususlar, bu kanun maddelerinin yorumlanmasında önemli olacaktır, acaba, yasa koyucunun bundan muradı nedir diye. Bizim muradımız, iktidarıyla, muhalefetiyle -itiraz ettiğimiz maddeler de dahil- hepimizin Türk kamuoyuna vermek istediği mesaj, uygulayıcılara söylemek istediğim husus şudur: Biz, özgürlüklerden yanayız, demokratik hukuk devletinden yanayız. Buradaki hiçbir madde hükmü hak ve özgürlükler aleyhine yorumlanamaz; bunu herkesin bilmesi lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, biz, özgürlükleri kısıtlamak adına değil, tam tersi, olabildiğince özgürlükleri daha kullanılabilir hale getirmeye çalışıyoruz.</p>



<p>Müsaade ederseniz, bir şey de önemlidir; artık, Türkiye, Avrupa Birliği süreciyle beraber kuralların işlediği bir döneme giriyor. Hiç kimse, kendi davranışına kanun arama gayreti içerisinde olmamalıdır, kendi davranışını kanuna uydurmak durumundadır. Keyfîliğin adı hiçbir rejimde, keyfîliğin söz konusu olduğu&#8230; İster bunu uygulayıcılar yapsın &#8220;ben ne istersem yaparım, kanun da bana uymak mecburiyetindedir ya da kanunu kendime uydurmak durumundayım&#8221; tarzındaki bir anlayış demokratik hukuk devletiyle bağdaşmaz. Onun için, kuralların egemen olduğu bir döneme, inşallah, bundan sonra daha fazla girmiş olacağız.</p>



<p>Dediğim gibi, uygulamaları göreceğiz. Şüphesiz, böylesine karmaşık bir süreçte ve böylesine müktesebat olarak çok miktarda düzenlemenin önümüzdeki dönemlerde yapılacağı hususlarda, bu kanunda, gözümüzden kaçan, muradımız hilafına madde metnine geçmiş olan veya uygulamalarda aksaklıklarını gördüklerimiz olursa, aynen, bugün, böylesine önemli bir zorluğu aştığımız gibi, o zaman onu buraya getiririz, tekrar bunları burada düzeltme imkânımız olur diye düşünüyorum.</p>



<p>Ben, hepinize teker teker katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Bu tasarının, yasalaşmış olan bu kanunun, ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz için, hak ve özgürlükler için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor; hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Bakan, teşekkür ederim.</p>



<p>Sayın milletvekilleri, ben de bir cümle ilave etmek istiyorum.</p>



<p>Görülüyor ki, ikinci yasama yılının son toplantısını bugün yaptık. 1 Ekimde üçüncü yasama yılına başlayacağız. Bugün çıkardığımız kanunlarla ve bundan önce çıkardığımız kanunlar ve Anayasa değişiklikleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi çok başarılı bir dönem geçirmiştir. Yapılan işlerde, atılan adımlarda, yürünen yolda hükümet ne kadar başarılıysa, en az onun kadar Meclisimiz de, hem Avrupa Birliğinin lokomotifi olarak hem de çıkardığı nitelikli kanunlarla bu başarının ortağıdır ve bu başarı, iktidarıyla muhalefetiyle tüm milletvekillerimizin eseridir; ben hepinizi kutluyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-345/">Türk Ceza Kanunu Madde 345</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-345/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ceza Kanunu Madde 344</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-344/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-344/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 12:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=244387</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK Madde 344 Türk Ceza Kanunumuzun 344. maddesi şu şekildedir: Yürürlük Madde 344&#160;&#8211; (1) Bu Kanunun; a) “İmar kirliliğine neden olma” başlıklı 184 üncü maddesi yayımı tarihinde, b) “Çevrenin kasten kirletilmesi” başlıklı 181 inci maddesinin birinci fıkrası ile “Çevrenin taksirle kirletilmesi” başlıklı 182 nci maddesinin birinci fıkrası yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra, c) Diğer hükümleri 1 Haziran 2005 tarihinde, yürürlüğe girer. Başlık &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-344/">Türk Ceza Kanunu Madde 344</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">TCK Madde 344</h3>



<p>Türk Ceza Kanunumuzun 344. maddesi şu şekildedir:</p>



<p><strong>Yürürlük</strong></p>



<p><strong>Madde 344</strong>&nbsp;&#8211; (1) Bu Kanunun;</p>



<p>a) “İmar kirliliğine neden olma” başlıklı 184 üncü maddesi yayımı tarihinde,</p>



<p>b) “Çevrenin kasten kirletilmesi” başlıklı 181 inci maddesinin birinci fıkrası ile “Çevrenin taksirle kirletilmesi” başlıklı 182 nci maddesinin birinci fıkrası yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra,</p>



<p>c) Diğer hükümleri 1 Haziran 2005 tarihinde,</p>



<p>yürürlüğe girer.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Başlık</h3>



<p>TCK&#8217;nın Geçici 1. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: <strong>İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler &#8211; DOKUZUNCU BÖLÜM: Son Hükümler</strong></p>



<p>Madde başlığı şu şekildedir: <strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong>Son Hükümler</strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Gerekçe</h3>



<p>Madde 501. Yürürlük maddesidir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">ADALET KOMİSYONU RAPORU</h4>



<p>Yürürlük</p>



<p>MADDE 344. (1) Bu Kanunun;</p>



<p>a) &#8220;İmar kirliliğine neden olma&#8221; başlıklı 184 üncü maddesi, yayımı tarihinde,</p>



<p>b) &#8220;Çevrenin kasten kirletilmesi&#8221; başlıklı 181 inci maddesinin birinci fıkrası ile &#8220;Çevrenin taksirle kirletilmesi&#8221; başlıklı 182 nci maddesinin birinci fıkrası, yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra,</p>



<p>c) Diğer hükümleri, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girer.</p>



<h3 class="wp-block-heading">TBMM Kabul Metni</h3>



<p>344 üncü maddeyi okutuyorum:</p>



<p>TÜRK CEZA KANUNU TASARISI</p>



<p>Yürürlük</p>



<p>MADDE 344.- (1) Bu Kanunun;</p>



<p>a) &#8220;İmar kirliliğine neden olma&#8221; başlıklı 184 üncü maddesi, yayımı tarihinde,</p>



<p>b) &#8220;Çevrenin kasten kirletilmesi&#8221; başlıklı 181 inci maddesinin birinci fıkrası ile &#8220;Çevrenin taksirle kirletilmesi&#8221; başlıklı 182 nci maddesinin birinci fıkrası, yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra,</p>



<p>c) Diğer hükümleri, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girer.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Fehmi Güneş; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul) &#8211; Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugünkü müzakerelerimizde aslında olumsuz bir örnek oluşturuyoruz; yasama görevimiz açısından olumsuz bir örnek, yöntem açısından olumsuz bir örnek oluşturuyoruz. Bu örnek olmamalı aslında; bu, bugün bitmeli. Bazı tasarılarda tekriri müzakere yoluyla maddeleri değiştirdik. Eğer kabul ederseniz, kendimi hukukçu sayıyorum ve hiçbiri hakkında, nasıl, neyin yerine neyi koyduğumuz konusunda, detaylı, yeterli, beni tatmin eden bir bilgim yok. Yani, bunu, böyle, 10 dakika önceden getirip, 10 dakika içerisinde, 5 dakika içerisinde değiştirerek, çok önemli, çok temel yasalarda çok ciddî değişiklikler yaparak yasama görevimizi ciddiyetle yerine getiriyoruz diyemeyiz. Bu, bize haksızlık; bu doğru değil. Bu yasalara aylarımızı veriyoruz, hazırlıyoruz; sonra, işte bir gün, uyum adına ya da yeni yasalarla paralellik kurmak adına bir emrivakiyle karşılaşıyoruz. Bu doğru değil; bunu yapmamamız lazım.</p>



<p>Bilmiyoruz tam olarak. Sayın Bakanın, Sayın Komisyon Başkanının ve komisyon üyelerinin, bürokrat arkadaşlarımızın doğru yapacağını varsayarak götürüyoruz; ama, yasama görevi bizim; bizim yapmamız lazım, bizim bilmemiz lazım, bizim anlamamız lazım, neye el kaldırdığımızı neye el kaldırmadığımızı bilmemiz lazım. Bilmeden el kaldırıyorsak, bu bize yakışmaz, hiç birinize yakışmaz, bana da yakışmaz, yakışmıyor.</p>



<p>Bizi izleyenler, bizi ciddî adamlar olarak görüyorlar; eğer, biz, ciddî adam rolü yapmıyorsak, taklidi yapmıyorsak, onun gereğini yerine getirmeliyiz. Bu doğru değil!</p>



<p>Türk Ceza Yasası Tasarısını görüştük, son iki maddesine kadar geldik, geri çekildi Türk Ceza Yasası Tasarısı İçtüzüğün 88 inci maddesine göre. Bugün, bana sıra gelinceye kadar yapılan konuşmalarda, Türk Ceza Yasası Tasarısının iki maddesinin geri çekilmesi konusunda tatmin edici bir açıklama gelmedi, niye geri çekildiğiyle ilgili tatmin edici bir açıklama gelmedi. Öyle anlaşılıyor ki, işte, on gün önce geri çekildi, on gün sonra getirdik, kabul ediyoruz aynı Türk Ceza Yasası Tasarısını. Son maddede, şimdi benim üzerinde konuştuğum maddede bir değişiklik söz konusu; ki, bugüne kalmayabilirdi, on gün beklemeye gerek yoktu, on günlük bir iş değil o.</p>



<p>Niye geri çektik?! Niye aynen getirdik?! Öyle anlaşılıyor ki, anlamsızdı, gereksizdi, belki acemiceydi. Bir faydası olmadı, zararı oldu; bazı hesaplara göre, ciddî zararı oldu. Bu doğru değil; bu olmamış demek ki, yanlış yapılmış. Neden lafı dolaştırıyoruz. Yanlış yapmışız. Yanlış yapılmış demek, çok dürüst bir tavır olur. Yanlış olmuş; bunu geri çekmemeliydik. O gün, tam bir uzlaşma içinde, mutabakat içinde, maddeler üzerinde çok fazla tartışma yapılmadan, katkı yapılarak geçiyordu. O gün çıkabilirdi, çıkmalıydı; o günkü ile bugünkü arasında bir fark yok. Kaldı ki, o gün çıkınca, ertesi gün de yürürlüğe girmeyecekti zaten, bir yıl sonra yürürlüğe girecekti. Yanlış olmuştur.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, Sayın Komisyon Başkanı arkadaşım -o günkü tutanak benim de elimde- diyor ki: &#8220;Bunu, şunun için geri çekiyoruz: Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası, İnfaz Yasası, İstinaf Mahkemeleri Yasası ve görüşmekte olduğumuz Ceza Yasası bir bütünlük teşkil ediyor&#8221; doğru; &#8220;o bütünlük içinde tamamlamalıyız&#8221; doğru; &#8220;onun için geri çekiyoruz&#8221; peki&#8230; Geri çekme gerekçesi bu. Sonra&#8230;</p>



<p>FAHRİ KESKİN (Eskişehir) &#8211; O da bir taktik&#8230;</p>



<p>HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) &#8211; Taktik olmaz. Yani, biz ciddî bir şey yapıyoruz; birbirimize taktik yapamayız, topluma&#8230;</p>



<p>Şimdi geldik, Sayın Komisyon Başkanımız diyor ki: &#8220;Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası ile İnfaz Yasasını, Hükümet Komisyondan geri çekti.&#8221; Ben eğer yanlış anlamıyorsam, İçtüzüğün 75 inci maddesine göre, bu tür geri çekmelerde Genel Kurulun bilgilendirilmesi gerekir. Geriye hükümet çeker; geri çekme talebine karşı, Başkanlık onu geri verebilir, komisyon veremez. Başkanlık onu verirken de bize der ki &#8220;onu geri istediler, verdim.&#8221; Ben böyle bir duyuru almadım. Tabiî ki, Komisyon Başkanı doğruyu söylüyor; ama, en azından, bir usul, bir yöntem noksanı var.</p>



<p>Peki, on gün içinde ne oldu da geri çekildi?! Tatildeydik ayrıca; 16&#8217;sında bu söylendi, bugün 26&#8217;sı&#8230; Güzel olmadı; söylemek istediğim o; güzel olmadı, şık olmadı.</p>



<p>Ciddî bir şey yapıyoruz, bir ceza yasası çıkarıyoruz. İlk günlerde de söylemeye çalıştım; bizim, 1926&#8217;dan beri uygulanan bir Ceza Yasamız var. Bir hukuk reformu yaptık. Hukuk reformunu, 1926&#8217;larda kabul edilen yasaları, biz, Türk aydınlanma devriminin, aydınlanma devrimimizin bir boyutu olarak, bir ürünü olarak algılıyoruz. Öyle geldik seksen yıla yakın bir zaman içinde ve bugün onu değiştiriyoruz. Daha çağdaş, daha ileri, bugüne daha uygun bir ceza yasası yapmak iddiasıyla ortaya çıkıyoruz. Zaten, çağdaşlaşma yönündeki atılımlar, girişimler böyledir; sonsuzdur, bitmez. Bir çağdaşlaşma talebi gündeme geldiğinde, onunla ilgili bir girişim yapıldığında, o tamamlandığında, çağdaşlaşma doğrultusunda, onu yürüten, onu bütünleyen, onu yükselten yeni bir ödev gündeme gelir. Şimdi, bu Ceza Yasasını yapıp bitirdiğimizde bitmeyecek işimiz. Her gün, ileride, uyguladıkça, hem uygulayıcılarımız hem yasama görevi yapan kurullar onu daha yükseğe çıkaracak, geliştirecek bir çalışma içinde olacaklar. Uygarlaşma süreci, basamakları sonsuza dek yükselen bir merdiven gibidir ve her basamaktan sonra yeni basamağa dönük ödevle karşı karşıya kalırız; onu yapmak zorundayız, onu yapacağız. Bu yasamızı, Ceza Yasamızı bu anlayış içinde getirmeliyiz ve bunu yükseltmeliyiz; çünkü, aydınlanma sürecinin hangi noktasında olduğumuzun göstergesi, her toplum için olduğu gibi, bizim için de, hukuk düzenimizin bulunduğu durumdur, bulunduğu noktadır.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, şimdi Ceza Yasamızı tamamlayacağız. Bu, sondan ikinci maddede, 344 üncü maddede bir değişiklik gündeme geldi. 16&#8217;sında görüştüğümüzde &#8220;bir yıl sonra yürürlüğe girer&#8221; şeklinde bir cümleden ibaretti, şimdi farklı bir madde olarak geldi. Hiç kuşkusuz, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre geri çekilen bir düzenleme böyle gelebilir. Bu, doğru bir yöntem; ama, orada benim itirazlarım var. Biri şu: Çevrenin kasten kirletilmesi ya da taksirle kirletilmesi konusundaki madde iki yıl sonra yürürlüğe girecek, yasadan iki yıl sonra yürürlüğe girecek; 184 üncü madde hemen yürürlüğe girecek, diğer maddeler bir yıl sonra yürürlüğe girecek. Şimdi, bir yasa yapıyoruz, bazı maddeleri hemen yürürlüğe giriyor, bazı maddeleri bir yıl sonra yürürlüğe giriyor, bazı maddeleri iki yıl sonra yürürlüğe giriyor.</p>



<p>İDRİS NAİM ŞAHİN (İstanbul) &#8211; Altı ay sonra.</p>



<p>HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) &#8211; Altı ay sonra yürürlüğe giriyor. Evet, o 1 Nisan 2005&#8230; Ama, farklı maddeleri farklı sürelerde yürürlüğe sokuyoruz, bir; çevreyle ilgili öneriniz Anayasaya uygun değil, iki. Bence, Anayasanın 56 ncı maddesini bir kere daha okuyun. Anayasanın 56 ncı maddesi, bize çok önemli bir çevre duyarlılığı görevi vermektedir. Onu gözardı ediyorsunuz, o doğru değil. Yani, yasayı böylece tartışılır hale getirmemizin anlamı yok. Bütün çevreciler, şimdi, bunun üzerinde yarından itibaren fikir beyan etmeye başlayacaklar, karşı çıkacaklar ve karşı çıkmakta haklılar. İki yıl içinde, çevreye dönük olan, işte -maddeyi okuyayım- teknik usullere aykırı olarak çevreye zarar verecek şekilde, atık ve artıkları toprağa, suya, havaya kasten veren kişiyle ilgili iki yıl içinde bir soruşturma yapamayacaksınız. Onlara iki yıl bu fiilleri yapmayı serbest bırakıyoruz.</p>



<p>FİKRET BADAZLI (Antalya) &#8211; Hayır Sayın Bakan, düzeltme fırsatı.</p>



<p>HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) &#8211; Yani, bu, o. Bu, o. Bu maddenin yürürlüğü iki yıl sonra diyorsunuz. İşte bugün kabul edersek, iki yıl sonra bu maddeyle&#8230; Taksirle olan da iki yıl sonra. Söylemek istediğim şu: Çevre konusunda hepimizin tek tek çok ciddî duyarlılığı olduğuna eminim.</p>



<p>(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Güneş, konuşma süreniz bitti; lütfen konuşmanızı tamamlayın.</p>



<p>HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) &#8211; Tamamlayayım efendim. Bu defa hızlı geçti benim sürem nedense.</p>



<p>Evet, biz, gelecek kuşaklara temiz bir dünya bırakmak zorundayız. Bu düzenlemeyi doğru bulmuyorum. Birkaç cümleyle sözlerimi tamamlayacağım Sayın Başkanım.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, ben, Ceza Yasamızı yeni şekliyle önemsiyorum. Bence, onda sözcük, kavram, cümle çelişkileri var. Onlar, bu bir yıllık, altı aylık süre içinde düzetilebilir; ama, Ceza Yasasını ondan sonra tamamlayacak yeni bir konsept geliştirmeliyiz. Mesela, hukuk sistemimizde kadın haklarıyla ilgili olan çağdışı tüm maddeleri ayıklamalıyız bu Ceza Yasasını gerçekten çağdaş bir çizgiye oturtmak istiyor isek. İki, çocuklara, gençlere dönük yeni bir anlayışı gündeme getirmeliyiz. 22 nci Dönem, bu şerefi taşımalıdır, bu şerefi hak edecek niteliktedir.</p>



<p>Gençleri ve çocuklarımızı, nüfusumuzun büyük kesimi olan gençlerimizi ve çocuklarımızı, şiddetin yönetim aracı olarak kullanıldığı olağanüstü dönemlerde, kriz dönemlerinde koruyamadık, birkaç kuşağı heba ettik. Şimdi, onlara karşı borcumuzu yerine getirmeliyiz. Gencin ve çocuğun, hukuk süjesi olmamış olan gencin ve çocuğun suç işlemezliği, ceza verilmezliği ilkesinden yola çıkarak, onlara dönük iyileştirici bir model geliştirmeliyiz. Bunu toplum bizden bekliyor. Ben de takdirinize sunuyorum.</p>



<p>Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Güneş, çok teşekkür ederim.</p>



<p>Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Haluk İpek.</p>



<p>Bu ara, şahısları adına söz isteyen sayın milletvekillerimizin isimlerini okuyorum: Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan, Ağrı Milletvekili Sayın Melik Özmen, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan. Hasan Fehmi Beyin talebi vardı; ama, konuştu herhalde. Bu üç arkadaşımızın söz talebi var.</p>



<p>Sayın İpek, buyurun efendim.</p>



<p>AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara) &#8211; Teşekkür ederim.</p>



<p>Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.</p>



<p>Tabiî, yasanın yürürlük maddesi üzerinde söz aldık. Hukukçu olan, Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan sayın sözcüyü de dinleyince, sanki, yasanın (b) fıkrasını okuduğunuz zaman, yanlış bir iş mi yapıyoruz diye akla gelebilir; yanlış bir iş yapmıyoruz, doğru bir iş yapıyoruz. Bir kanunu ne kadar mükemmel hazırlarsanız hazırlayın, çok güzel ideallerle de birkısım hükümleri ortaya koysanız, bazen o günkü gerçeğe aykırı olabilir, gerçeklikle uyuşmayabilir, zamana bırakılması gerekebilir; geçmişte de yürürlük maddelerinde, bazı maddelerin yürürlük tarihlerinde, uygulamada, değişik tarihler verilmişti. Ben, sadece, tutanaklara geçmesi açısından, biz, yürürlük maddelerini niye böyle yaptık, bunu izah edeceğim; o zaman, zannediyorum, sayın sözcü de bize hak verecek.</p>



<p>Şimdi, imar kirliliğine neden olma&#8221; başlıklı 184 üncü madde yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Normalde, bu kanun, nisan ayının başında yürürlüğü girecek. Niye, peki, burada, bunu, yayımı tarihinde diye aldık; imar kirliliği, cumhuriyet kuruldu kurulalı, imarsız yapılanma ve gecekondular, bizim kökleşmiş, toplumsal çok önemli bir problemimiz. Peki, bununla ilgili başka düzenlemeler yok mu; var, Belediye Yasasında var, birçok yasada var, Çevre Kanunuyla ilgili yasalarda da var; ama, ilk defa ceza hukukunun, yani, Ceza Kanununun konusu haline geliyor; yani, görüntü olarak imar kirliliğine yol açan kişiler, buna izin verenler, bununla bağlantılı olanlar cezalandırılıyor; ancak, yasa nisan ayında yürürlüğe girerse, şöyle bir endişe dile getirildi; denildi ki: Kişinin elinde arsası vardır, yasanın da altı ay sonra yürürlüğe gireceğini anladığı takdirde, alelacele, altı ay içinde bir gecekondu yapımına başlayabilir ve bu şekildeki faaliyet, Türkiye&#8217;de, bu kanun nedeniyle, bu altı aylık süre içinde bir gecekondu patlamasına sebep olabilir. Dolayısıyla, bu görüntü kirliliği, imar kirliliğiyle ilgili bu maddeyi yayımı tarihinde yürürlüğe koyalım ki, bu yasadan beklenilen amacı sağlayalım.</p>



<p>Peki, çevrenin kasten kirletilmesi, çevrenin taksirle kirletilmesi; bu da, ceza hukukunda gerçekten ilk defa yer alan, olması gereken, bugüne kadar yapılmamış olan ve bu nedenle de çevre açısından bu mücadeleyi iyi yürütemediğimiz bir alan. Ancak, yasayı yaptığımız tarihten sonra, özellikle belediye başkanları dediler ki: Şu anda biz çöp topluyoruz. Bu çöpleri belli yerlere götürüp atıyoruz. Bugüne kadarki uygulama devam ediyor. Biz de bunu alıp oraya götürüyoruz. Bu çöp toplatılmasının çevreye zarar vermeyecek tarzda düzenlenebilmesi için bizim paraya ihtiyacımız var. Bu para şu an bizde yok. Bir proje geliştireceğiz, bu projeyi hayata geçirmek için kaynak bulacağız ve 21 inci Yüzyılın şartlarına göre bu çöpleri düzgün bir şekilde koyacağımız yerlerde bu projeleri gerçekleştireceğiz. Eğer bu tarihe kadar, biz bunu yapıncaya kadar, bu yasa yürürlüğe girerse, biz kimsenin evinin önünden çöp alamayız. Niye; aldığımız çöpü bir yere koyarsak o zaman suç işlemiş olacağız. Dolayısıyla böyle bir ihtiyaçtan dolayı, özellikle belediyelere, iki yıl içinde, standartlara uygun, bu çöple ilgili düzenlemeleri, bununla ilgili çalışmaları yapmak için süre verildi. İlk bakışta sanki, böyle, insanı tırmalıyor gibi; ama, ülkemizin gerçeğinden kaynaklanıyor.</p>



<p>Yine, kanunun nisan ayında yürürlüğe girmesiyle ilgili değişiklik oldu; bunun sebebi de -tabiî birçok ceza hukukçusu var, Cumhuriyet Halk Partisinden ceza avukatlığı yapmış olan arkadaşlar da var- kişiye ceza verilir, tutuklu hali vardır, savcılık aşamasındadır, ceza yeni kesinleşmiştir veya Yargıtaydadır. İşte böyle durumlarda sanığın lehine olan birkısım düzenlemeler olduğu takdirde bu düzenlemenin sanık için uygulanabilmesi yönünde hâkimlerin bir eğilimi, bir temayülü vardır. Kanun yürürlüğe girer, bir yıl sonra o dosyayla, o davayla ilgili bir karar verilecekse, hâkim o davalarla ilgili karar vermeyecektir, o dosyaları sürüncemede bırakacaktır veya Yargıtayda ise, bununla ilgili değişiklik kararları verebilecek veya o dosyaları sürüncemede bırakabilecektir. Dolayısıyla bir yıllık süreyi de aşağı yukarı altı ay, yedi ay gibi öne çektik. Bu konuda Adalet Bakanlığımıza biraz daha fazla iş düşecek; çünkü, özellikle yasayla ilgili olarak hâkimlerimizin, savcılarımızın eğitilmesi, yetiştirilmesi lazım. Adalet Bakanlığı, burada &#8220;biz, bu süreyi kısaltalım, kaos olmasın. Fedakârlığı biz üzerimize alalım, hâkimlerimiz de yoğun bir şekilde çalışsınlar, bir yıl sonra değil, biraz daha öne alalım&#8221; dediler.</p>



<p>Ben, tüm bu konuşmalarımı, özellikle, tutanaklara geçirmek için yaptım. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın İpek teşekkür ederim.</p>



<p>Şahsı adına, Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>ORHAN ERASLAN (Niğde) &#8211; Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri; Türk Ceza Kanunu Tasarısının 344 üncü maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, uzun süredir yapılan bir çalışmayla, bir temel yasa, bir önemli kot, ülkenin temel kotlarından birini gerçekleştiriyoruz ve bunun yürürlük maddesine kadar geldik, mutabakatla her şeyi götürüyoruz.</p>



<p>Sabahleyin Sayın Adalet Bakanımızın Özel Kaleminden aradılar ve yürürlük maddesinde bir değişiklik yapılması gerektiğini, Yargıtayla yapılan görüşmede de bu değişikliğin uygun görüldüğünü söylediler; altı aylık süreye indirmek istedikleri belirtildi -önergeyi gördük- 1 Nisan 2005&#8217;te kanun yürürlüğe girsin denildi. Makuldür, Yargıtay da o çerçevede bir dilekte bulunmuşsa olabilir. Biz, bu şekilde bir yürürlük maddesi değişikliği olacaktır derken -arkadaşlar, önerge elimizde, Bakanlıktan bize gönderilen buydu- bir başka önerge, hiç haberimiz olmayan bir şekilde, yukarıda, komisyonda geldi.</p>



<p>Bu önergeye göre, bu kanunun maddeleri, üç ayrı tarihte yürürlüğe giriyor. Bu temel kodun, imar kirliliğiyle ilgili 184 üncü maddesi hemen, kanun onaylanır onaylanmaz, Resmî Gazetede yayımlanır yayımlanmaz yürürlüğe giriyor; çevreyle ilgili 181 inci ve 182 nci maddeleri, iki yıl sonra yürürlüğe giriyor; diğer hükümleri de 1 Nisanda yürürlüğe giriyor.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, bir defa, bu düzenleme, dünyanın hiçbir ülkesinde, temel kot düzenlemelerine uygun değildir. Bu, çok kötü bir örnek teşkil eder; dünyada, hukuk açısından, temel kot açısından çok kötü bir örnek teşkil eder. Böyle bir sıkıntı, bana da dile getirildi; Sayın Grup Başkanvekilinin, Haluk Beyin izah ettiği gibi, imar kirliliğiyle ilgili sıkıntı vardır denildi. Biz, temel kot bozulmasın, hukuk literatürüne böyle geçmesin, Türkiye&#8217;nin Ceza Kanunu parça parça yürürlüğe girdi, taksit taksit Ceza Kanunu denilmesin diye, Hakkı Beyle onun üzerinde şöyle bir çalışma yapmıştık: Yürürlükteki Ceza Kanunumuza, 184 üncü maddeyi, altı aylık zaman dilimi için aynen eklememizde bir engel hal yok ve bunu bir hafta içerisinde de, mutabakatla, Parlamentodan çıkarabiliriz. Dolayısıyla, bizim temel kodumuz, Ceza Kanunumuz, taksit taksit Ceza Kanunu değil; bir bütün, kot; kot vakarına, kot ağırbaşlılığına uygun şekilde çıkabilirdi diye düşünüyorduk.</p>



<p>Daha vahimini söyleyeyim: Değerli arkadaşlarım, şimdi, çevrenin kasten kirletilmesiyle ilgili iki madde var; biri 181, biri 182. Bunlar, belediye başkanlarının çöp toplamasıyla ilgili değil; öyle değil arkadaşlar, öyle anlaşılamaz. Burada, evsel atıklar anlamında değil, kasten çevrenin kirletilmesi; yani, arıtmanız var, elektrik gidecek diye arıtmanızı çalıştırmıyorsunuz; bacanızda filtre var, masraf olacak diye filtreyi çalıştırmıyorsunuz ya da masraf olacak diye filtreyi koymuyorsunuz.</p>



<p>Şimdi, bu tür talepler, çevre duyarlılığı olmayan, yeni palazlanmaya çalışan kimi sanayiciler tarafından bize de getirildi. Doğrudur, sanayileşelim, istihdam alanı da yaratılsın; ama, Yatağan&#8217;daki insanlara da zehir solutmayalım, denizlerimizi kirlettirmeyelim. İki yıl, haraç mezat, buyurun, kirletebildiğiniz kadar kirletin, Yatağan&#8217;ın anasını ağlatın, denizlerin anasını ağlatın, salın kimyasal atıkları, yaptığınızı yapın, iki yıl ceza takibi yoktur noktasına getirmeyelim.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada -çok önemli bir konu- hiç düzenleme yapmasanız, hadi Çevre Kanunuyla idare edilebilir, edildiği kadar; ama, böyle bir şey, elinde kirli stoku bulunup da bir şey yapamayanlara &#8220;cezaî müeyyidesi yok, iki yıl içerisinde kirli stokunun icabına bak&#8221; demek anlamına gelir, yani onları teşvik anlamına gelir. Burada, işi evsel atıklarla karıştırmak&#8230; İşte, belediyelerin yoktur&#8230; Arkadaşlar, bir kere, belediyenin arıtması yoksa, orada suçun kasıt unsuru yok, taksir unsuru da yok.</p>



<p>(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Eraslan, lütfen, konuşmanızı tamamlayın.</p>



<p>ORHAN ERASLAN (Devamla) &#8211; Tamamlayayım Sayın Başkan.</p>



<p>Yani, bu maddeye girmesi söz konusu olamaz ya da var olan bir tesiste arıtma yapılmamışsa, orada suçun unsuru yok; burada asıl olan, uluslararası piyasada -rekabeti başka yerde bulamayıp- rekabet için, çevreye yapacağı harcamayı, yani arıtma tesisini çalıştırmamayı, yani filtreyi takmamayı çözüm gören anlayıştır. Bizim sanayicimiz de, bizim üreticimiz de uluslararası alanda rekabet etsin; ama, ülkemizi, çocuklarımızı, gelecek neslimizi, çevremizi koruyarak rekabet etsin, onları tahrip ederek değil. Bugün, çevre hakkı üçüncü kuşak bir insan hakkıdır. Bunun apaçık ihlalini öngörüyor. Bu açıdan, ben de, bu maddenin bu şekilde düzenlenmesinin Anayasanın çevrenin korunmasına ilişkin 56 ncı maddesine aykırılık teşkil edeceğini ve tahmin edemeyeceğimiz kadar sıkıntılı süreçler yaşayacağımızı&#8230; Yani, her söyleneni öyle kabul edivermenin, ilk bakışta doğru gibi gözükse de, nihaî olarak doğru olmadığını yaşayarak tecrübe edeceğiz. Ben diyorum ki, vakit geç değil. Sayın Adalet Bakanının sabahleyin gönderdiği &#8220;Bu Kanun 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girer&#8221; maddesini, yürürlük maddesi olarak, yine, mutabakatla koyalım, bu yürürlük maddesinden vazgeçelim. Bu yürürlük maddesi ülkemize ciddî sıkıntılar açar. Ayrıca, hukuk açısından da bizim kolay izah edemeyeceğimiz, dünyaya açıklayamayacağımız bir leke olarak, ayıp olarak her an karşımızda durmaya devam eder.</p>



<p>Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Teşekkür ederim Sayın Eraslan.</p>



<p>Şahsı adına, Adalet ve Kalkınma Partisi Ağrı Milletvekili Sayın Melik Özmen; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı) &#8211; Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri hepinizi saygıyla selamlıyorum. Türk Ceza Yasa Tasarısının 344 üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Benden evvelki konuşmacılar yürürlük maddesiyle ilgili gerekli şeyleri söylediler. Ben, tasarının geneliyle ilgili birkaç noktaya temas edip, fikirlerimi söylemek istiyorum.</p>



<p>1923&#8217;ten bugüne, cumhuriyetimizi kurduğumuz günden bugüne yasalar yapıyoruz, Türk Milletinin egemenliğini burada temsil ediyoruz. Türk Ceza Kanunu, İtalyan ceza hukukçusu Beccaria&#8217;dan esinlenerek yapılmış bir ceza kanunu ve tercüme idi, 1926&#8217;dan bu yana da ülkemizde temel kanun olarak uygulanıyordu. Türk Milleti olarak bugün gelmiş olduğumuz nokta artık kendi kanunlarımızı kendimizin yapabileceği noktadır ki, bu, çok sevindiricidir. O açıdan, Türk Milletini ve onun temsilcisi olan buradaki tüm üyeleri, hepinizi kutlamak istiyorum. Böylece rüştünü ispat etmiştir, cumhuriyet kendi meyvelerini verebilecek bir duruma gelmiştir; bu, çok önemli bir gelişmedir.</p>



<p>Ben, bir kural söylemek istiyorum. Ceza niçin gerekir? Kamuya karşı işlenen fiiller için ceza gerekir ve ceza kanunları düzenlenir. Can güvenliğine, mal güvenliğine, nesep güvenliğine, akıl güvenliğine ve devlete karşı işlenen suçlar için ceza kanunları düzenlenir. Şahıslara karşı olan fiiller için de, medenî kanunda hükümler icra edilir. Bana göre, bu tasarıda, özellikle nesebin korunması ve fücur konusu eksik kalmıştır; ama, önümüzdeki dönemlerde, mutlaka, buna dönük düzenlemeler yapılacaktır diye düşünüyorum. Bunu önemsiyorum; çünkü, nesep hakikaten önemlidir. Nesebin korunmasına yönelik bazı tedbirler vardır; fakat, maalesef, bu tedbirler bana göre yeterli olmamıştır.</p>



<p>Yasanın ne kadar başarılı olduğu, önümüzdeki süreçte ortaya çıkacaktır, uygulandıkça ortaya çıkacaktır. Yapmış olduğumuz kanunun ne kadar işlerliğinin olduğu, hâkimler kanunu uyguladıkça ortaya çıkacaktır, bunu da ayrıca belirtmek istiyorum.</p>



<p>Ayrıca, bu tasarı üzerinde birçok tartışma yapıldı, bu tartışmalarla ilgili olarak Sayın Genel Başkanım da çok suçlandı ve bazı ağır hitaplara da maruz kaldı; buna dönük de birkaç şey söylemek istiyorum. Türk Milleti, ulusal varlığının devamı konusunda üç tane çok önemli karar almıştır: Ortaasya&#8217;dan göç kararı, Dandanakan Savaşı, onun teyidi Malazgirt Zaferi, Kurtuluş Savaşı. Bugün, ülkemiz ve Türk ulusal varlığı hakikaten çok önemli bir dönemeçten geçmektedir. Bu dönemeç içerisinde, Türk Milletinin kendi iradesiyle başına getirmiş olduğu bir Başbakanın yapmış olduğu fiiller, izlediği strateji, bu stratejiyi uygulama adımları, en azından, anlaşılmaya çalışılmalı, anlaşılamıyorsa da köstek olunmamalıdır diye düşünüyorum. Bu manada, özellikle yaşanan son gelişmeler ışığında baktığımızda, maalesef, gerek içte gerek dışta konu anlaşılamamış, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Ancak, ben burada bir lideri kutlamak istiyorum, Yunan Başbakanını. O, bu konuyu gayet iyi anlamış, Avrupa Birliği süreci içerisinde Türkiye&#8217;nin önemli mesafeler katettiğini ve Sayın Başbakanın, bu mesafeler içerisinde, hakikaten, önemli adımlar attığını anlamış ve bunu beyan etmiştir. Nitekim, mesele, Brüksel dönüşünde gayet açık ve sarih bir şekilde belli olmuştur.</p>



<p>Ben, tekrar, özellikle gerek Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna gerekse AK Parti Grubuna ve bu kanunun çıkmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Özmen teşekkür ederim.</p>



<p>ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) &#8211; Sayın Başkan, konuşma talebim vardı.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Şahsı adına iki arkadaşımız konuştu, herhalde farkındasınız. Biliyorsunuz, sadece iki arkadaş konuşabiliyor.</p>



<p>Sayın milletvekilleri, Ankara Milletvekili Sayın Önder Sav, Başkanlığımıza bir dilekçeyle müracaat etti, bir konu üzerinde açıklama yapmak istediklerini söylediler. Bu açıklamayı, İçtüzüğün 60 ıncı maddesine uygun bir şekilde, bulundukları yerden, yapmalarını rica ediyorum.</p>



<p>Buyurun.</p>



<p>ÖNDER SAV (Ankara) &#8211; Sayın Başkan, konuşmamda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanunuyla ilgili olarak, Komisyon Başkanının geri çektiğini duyduğumu söylemiştim. Ayrıca, Komisyon Başkanı, bunu, bugün yapılan müzakerelerde tutanaklara da geçirdi; ancak, İçtüzüğün 75 inci maddesi çok açıktır. Komisyon Başkanı, bir tasarının komisyon aşamasındayken çekilmesini sağlayamaz, çekilmesini de duyuramaz, çekme yetkisi hükümetindir. Hükümet, bu yetkisini ancak Genel Kurula bilgi vermek şartıyla yapabilir. O husus bugünkü görüşmelerde konu edildiği için, acaba, ben izleyemedim, kaçırdım mı, Sayın Başkanlık Genel Kurula bir duyuru yaptı mı, bunu öğrenmek için o tezkereyi göndermiştim.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Çok teşekkür ederim Sayın Sav.</p>



<p>Madde üzerinde 1 önerge vardır; önergeyi okutuyorum:</p>



<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına</p>



<p>Görüşülmekte olan 664 sıra sayılı Türk Ceza Kanunu Tasarısının 344 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.</p>



<p>Saygılarımızla.</p>



<p>Ümmet Kandoğan</p>



<p>Dursun Akdemir</p>



<p>Emin Şirin</p>



<p>Denizli</p>



<p>Iğdır</p>



<p>İstanbul</p>



<p>Edip Safder Gaydalı</p>



<p>Mehmet Tatar</p>



<p>Bitlis</p>



<p>Şırnak</p>



<p>Madde 344.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Komisyon önergeye katılıyor mu?</p>



<p>ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) &#8211; Sayın Başkanım, bu kanun, bir temel kanun; çok konuştuk, çok tartıştık. Yürürlüğe girebilmesi için, hâkim ve savcılarımızın bir eğitim sürecinden geçmesi gerekir. O sebeple, makul bir zamana ihtiyaç var. O nedenle, Sayın Kandoğan ve arkadaşlarının önergesine katılmıyoruz efendim.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Hükümet önergeye katılıyor mu?</p>



<p>ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) &#8211; Sayın Başkan, ben de Sayın Komisyon Başkanımızın gerekçelerine aynen katılıyorum; dolayısıyla, önergeye katılmıyoruz.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Kandoğan, gerekçeyi mi okutayım, konuşmak mı istiyorsunuz?</p>



<p>ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) &#8211; Sayın Başkan, söz istiyorum.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Önergeleri üzerinde, Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan; buyurun efendim.</p>



<p>ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) &#8211; Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.</p>



<p>Bu yürürlük maddesiyle ilgili olarak bir değişiklik önergesi vermiştik; ancak, ben, bu önergeyle ilgili olarak sözlerime başlamadan önce, İçtüzüğümüzün 73 üncü maddesini okumak istiyorum.</p>



<p>&#8220;Hükümetçe hazırlanan kanun tasarıları bütün bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesi ile birlikte Meclis Başkanlığına sunulur.</p>



<p>Gerekçede tasarının tümü ve maddeleri hakkında bilgiler, kaldırılması veya eklenmesi istenilen hükümlerin neler olduğu ve neden kaldırılması, değiştirilmesi veya eklenmesi gerekli görüldüğü açıkça gösterilmek lazımdır. &#8220;</p>



<p>Şimdi, Meclisin huzuruna gelen bu kanun tasarısında, ne hükümetçe gönderilen tasarıda ne de komisyonca kabul edilip Genel Kurula gönderilen tasarıda, yürürlük maddesi olan 344 üncü maddesiyle ilgili herhangi bir gerekçe var. Hemen şunu söyleyebilirsiniz: &#8220;Yürürlük maddesidir.&#8221; Ancak &#8220;yayımı tarihinde yürürlüğe girer&#8221; derseniz, belki bir gerekçe ileri sürmeyebilirsiniz; ancak, bir yıl sonra yürürlüğe girecek olan bir kanun tasarısının, gerek hükümetçe gerekse komisyonca Meclise sevk edilirken mutlaka niye bir yıl sonra yürürlüğe girmesi gerektiği çok açık bir şekilde gerekçede belirtilmesi lazım.</p>



<p>Ben, bunu inceleme fırsatını buldum, bu gerekçeyle ilgili herhangi bir hüküm burada yok; ancak, bunun mutlaka gerekçe içerisinde yer alması lazım.</p>



<p>Şimdi, ben, burada değişik konuşmacıları dinledim. Bir konuşmacı gerekçe olarak diyor ki; hâkim ve savcılarımızın eğitilmesi lazım. Bir diğer gerekçe, daha sonra bundan da vazgeçildi, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanununun birlikte çıkması lazım. Tamam, hangisine itibar edeceğiz; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanunu bugün gelmedi, gerekçe buydu. O bakımdan, kamuoyunun ve Meclisin bilgilendirilmesi açısından bunun niye bir yıl sonra yürürlüğe gireceğinin açıklanması lazım. Şimdi, yeni bir önerge geldi, daha önce bir yıldı, ne oldu da altı aya indirdiniz, hangi gerekçeyle bunu altı aya indiriyorsunuz? Ama, bakın, bunun kamuoyunda çok kötü yansımaları olabilir.</p>



<p>Bakınız, daha bundan üç gün önce basında ve televizyonda izlediniz, bir ilimizde bir töre cinayeti işlendi. Şimdi, eğer, bu kanun bir yıl sonra veya altı ay sonra yürürlüğe giriyorsa, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra aleyhe gelecek hükümleri düşünerek insanlar bunu istismar edebilir, kötüye kullanabilir. Kötüye kullandığının bir işareti, üç gün önce bir ilde işlenen töre cinayetidir. Dikkatinizi çekmek istiyorum, altı aya kadar, altı ay içerisinde Türkiye&#8217;nin çok değişik yerlerinde, bu kanun yürürlüğe girdiğinde aleyhe taşıyacak hükümleri düşünerek birçok insan suç işleyebilir ve bunun da vebali, sorumluluğu bu Meclisin olur. Niye acele ettik o zaman? Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanununu birlikte yapacaktık, yapamadık. Niye aceleyle Ceza Kanununu geçiriyoruz, yürürlüğünü de altı ay sonraya bırakıyoruz? Bugün, çok enteresandır, biraz önce konuşmacılar da ifade ettiler, yepyeni bir madde halinde önümüze geldi. Hadi 184 üncü maddeyi getirenleri tebrik ediyorum, kutluyorum. Bu imar kirliliğine neden olma meselesinin altı ay sonra değil de hemen yürürlüğe girmesi, ülkemiz açısından son derece önem arz etmektedir; bunun bir an önce yürürlüğe girmesinde fayda vardır. Bu değişikliği yapanları gönülden kutlamak istiyorum; ancak, 181 inci maddenin birinci fıkrasının, 182 nci maddenin birinci fıkrasının kanun yürürlüğe girdikten iki yıl sonra yürürlüğe girmesinin makul ve mantıklı bir açıklamasını yapamayız.</p>



<p>Ben, buradan, Sayın Çevre ve Orman Bakanına hitap etmek istiyorum. Eğer, o bakanlıkta bakan olarak oturuyorsanız, bu madde bu şekilde geçerse, derhal o bakanlıktan istifa etmeniz lazım. Evet, evet; çünkü, biraz önce de bahsettiler, Anayasanın 56 ncı maddesi çok açık arkadaşlar. 56 ncı madde şunu söylüyor: &#8220;Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.&#8221; Siz, bu değişiklikle&#8230;</p>



<p>(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Kandoğan, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.</p>



<p>ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) &#8211; Tamamlıyorum Sayın Başkan.</p>



<p>&#8230; çevreyi kasten kirletenlere, iki yıl boyunca çevreyi kasten kirletmeye devam edin, 70 000 000 insana, çok kötü sağlık şartları içerisinde, çok kötü bir çevrede yaşamaya devam edin diyorsunuz; ancak, hemen şunu da ifade etmek istiyorum: Sayın İpek burada ifade ettiler; belediyeler bu işi iki yıl içerisinde ancak yapabilirlermiş. Ben iddia ediyorum ve huzurlarınızda ifade ediyorum -arıtma tesislerinin maliyetini birçok arkadaşımız çok yakından bilirler- iki yıl sonra geleceksiniz, belediyeler bu konuda gerekli hazırlıkları yapamadılar, maddî imkânları yok, belediyeler borç batağı içerisinde, gelin, bunu iki yıl sonra, dört yıl sonra yürürlüğe koyalım diye, bir değişiklik maddesini yine bu Meclisin huzuruna getireceksiniz. Zaten, Türkiye&#8217;de çevre yeterince katledilmiş, yeterince kirlenmiş ve ben, korkuyorum ki, yarın, Avrupa Birliğinin, bu maddeden dolayı -bakın, altını çiziyorum, bu maddeden dolayı- yeniden, Türkiye&#8217;nin içişlerine karışma uğruna, bu maddenin Avrupa Birliği müktesebatına uymadığı, Avrupa Birliği şartlarını taşımadığı, böyle kötü bir çevrede yaşayan ülkenin Avrupa Birliğine girmeye hakkı olmadığı ve böyle bir Meclisten böyle bir kanun bu şekilde geçerse &#8220;iki yıl boyunca çevreyi kasten kirletmeye devam edin dediğiniz insanların bulunduğu bir ülkenin Avrupa Birliğine girmeye hakkı yoktur&#8221; şeklinde ifadelerle karşılaşırsak, hiç şaşırmayalım.</p>



<p>O bakımdan, gelin, bu maddeyi eski haliyle veyahut yeni şekliyle altı ay sonra yürürlüğe girmesi şeklinde -benim arzum hemen yürürlüğe girmesi şeklindeydi- düzeltelim.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın Kandoğan, teşekkür ederim.</p>



<p>ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) &#8211; Gelecek nesle yapılabilecek en büyük kötülük budur.</p>



<p>Bu konuda fikirlerimi ifade etmeye çalıştım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Bağımsızlar sıralarından alkışlar)</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın milletvekilleri, Komisyon ve Hükümetin katılmadığı, önerge sahibinin üzerinde konuşma yaptığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Önerge kabul edilmemiştir.</p>



<p>344 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum&#8230;</p>



<p>OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) &#8211; Sayın Başkan, aracılığınızla, Sayın Bakana, bu maddeyle ilgili soru sorabilir miyim?</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Süre geçti, oylamaya geçtim.</p>



<p>344 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Kabul edilmiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-344/">Türk Ceza Kanunu Madde 344</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-344/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ceza Kanunu Geçici Madde 1</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-gecici-madde-1/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-gecici-madde-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 12:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=244377</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK Geçici Madde1 Türk Ceza Kanunumuzun Geçici 1. maddesi şu şekildedir: Geçici Madde 1  (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 235 inci maddesinde yapılan değişiklik sebebiyle görülmekte olan davalarda görevsizlik kararı verilemez. Başlık TCK&#8217;nın Geçici 1. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-gecici-madde-1/">Türk Ceza Kanunu Geçici Madde 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">TCK Geçici Madde1</h3>



<p>Türk Ceza Kanunumuzun Geçici 1. maddesi şu şekildedir:</p>



<p><strong>Geçici Madde 1</strong>  (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 235 inci maddesinde yapılan değişiklik sebebiyle görülmekte olan davalarda görevsizlik kararı verilemez.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Başlık</h3>



<p>TCK&#8217;nın Geçici 1. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: <strong>İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler &#8211; DOKUZUNCU BÖLÜM: Son Hükümler</strong></p>



<p>Madde başlığı şu şekildedir: <strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong>Son Hükümler</strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>



<hr class="wp-block-separator"/>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-gecici-madde-1/">Türk Ceza Kanunu Geçici Madde 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-gecici-madde-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ceza Kanunu Madde 343</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-343/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-343/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 12:14:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=244378</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK 343. Madde Türk Ceza Kanunumuzun 343. maddesi şu şekildedir: Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar &#8211; Karşılıklılık koşulu Madde 343&#160;&#8211; (1) Bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır. Başlık TCK&#8217;nın 343. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-343/">Türk Ceza Kanunu Madde 343</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">TCK 343. Madde</h3>



<p>Türk Ceza Kanunumuzun 343. maddesi şu şekildedir:</p>



<p><strong>Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar &#8211; Karşılıklılık koşulu</strong></p>



<p><strong>Madde 343</strong>&nbsp;&#8211; (1) Bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Başlık</h3>



<p>TCK&#8217;nın 343. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: <strong>İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler &#8211; SEKİZİNCİ BÖLÜM: Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar</strong></p>



<p>Madde başlığı şu şekildedir: <strong><strong><strong><strong><strong><strong>Karşılıklılık koşulu</strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Gerekçe</h3>



<p>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 343. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:</p>



<p>HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METNİN GEREKÇELERİ</p>



<p>Madde 478. Madde, 475 ila 477 nci maddelerin uygulanmasını, mağdurun mensubu olduğu devlet kanununca da aynı esasların Türkiye bakımından kabul edilmiş bulunmasına yani karşılıklılık kuralına bağlamış bulunmaktadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">ADALET KOMİSYONU RAPORU</h4>



<p>Madde, bu Bölümde yer alan hükümlerin uygulanmasını, mağdurun mensubu olduğu devlet kanununca da aynı esasların Türkiye bakımından kabul edilmiş bulunmasına yani karşılıklılık kuralına bağlamış bulunmaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">TBMM Kabul Metni</h3>



<p>344 üncü maddeyi 343 üncü madde olarak okutuyorum:</p>



<p>Karşılıklılık koşulu</p>



<p>MADDE 343. &#8211; (1) Bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Kabul edilmiştir.</p>



<p>Komisyon Başkanının bir söz talebi var.</p>



<p>Buyurun Sayın Başkanım.</p>



<p>ADALET KOMİSYONU BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN (Zonguldak) &#8211; Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Bakanımızın, milletvekili arkadaşlarımızın sıkça dile getirdiği ve hukukçular arasında, anayasalardan bile daha önemli olduğu değerlendirilen Türk Ceza Yasa Tasarısını bütün milletvekili arkadaşlarımızın, grup yönetimlerimizin hoşgörülü katkılarıyla tamamlamış bulunuyoruz. Komisyonumuz adına, bütün arkadaşlarımıza, bütün milletvekili arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Aslında, milletvekili arkadaşlarımız için belki bir haksızlık da yapıldı; çünkü, değerli arkadaşlarımız, 720 sayfalık bu dokümanı, ancak tatil dönüşü olağanüstü toplantıdan sonra alıp, inceleme imkânı bulabildikleri kadar buldular; ama, bütün bunlara rağmen, grup yöneticisi arkadaşlarımızın, milletvekillerimizin gayretiyle bu sonuca kadar varmış bulunuyoruz.</p>



<p>Bildiğiniz gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ceza mevzuatımızla ilgili dörtlü bir paket bulunmaktadır. Bunlardan biri, eski deyimle, istinaf mahkemeleri, yeni adıyla Bölge Adliye Mahkemeleri Yasası Tasarısı; biri, şimdi görüşerek son iki maddesine geldiğimiz Türk Ceza Yasası Tasarısı; bir diğeri, Adalet Komisyonu altkomisyonunda görüşmelerin yaklaşık yarısına kadar gelinen Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası Tasarısı ve bir diğeri de, henüz altkomisyonda çalışmalarına başlayamadığımız Ceza İnfaz Yasası Tasarısı . Bu dört yasayı bir ve beraber düşünmek lazım. Burada yapılan konuşmalardan da görüldü ki, bazı arkadaşlarımızın eleştirileri, aslında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda; bazı arkadaşlarımızın eleştirileri, aslında, Ceza İnfaz Yasasında düzenlendi yahut düzenlenecek. Burada, hepsini beraber, bir bütün halinde düşündüğümüz ve değerlendirdiğimiz takdirde, kuşku duymuyorum ki, değerli arkadaşlarımızın, milletvekillerimizin kafasında mevcut olabilecek birtakım tereddütler de kendiliğinden giderilecektir.</p>



<p>Değerli arkadaşlarım, Bölge Adliye Mahkemeleri Kanunu Tasarısını görüştüğümüz ve bitirdiğimiz 25.6.2003 tarihli oturumun sonunda, ben, söz almış ve Yüce Kurulunuzda &#8220;son maddelerine geldiğimiz tasarıyla ilgili bir hususu Yüksek Heyetin dikkatine sunmak istiyorum.</p>



<p>Şimdi, istinaf mahkemeleri dediğimiz bu Bölge Adliye Mahkemeleri Kurulması Hakkındaki Kanun ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Ceza Kanunu çok yakından birbirleriyle bağımlı ve bağlantılıdır. O nedenle, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile Ceza Kanunu henüz Komisyonumuzda bitirilemedi; Ceza Kanununa henüz başlayamadık. İstinaf Mahkemeleri Kanununu çıkarıp Ceza Kanununu ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu çıkarmadığımız takdirde, yani, bunları bir bütünlük içerisinde yürürlüğe koymadığımız takdirde uygulamada çok ciddî sorunlarla karşılaşabiliriz&#8221; demiş ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kanununun son iki maddesini komisyonumuza geri çekmiştik.</p>



<p>Şimdi, Bölge Adliye Mahkemeleri Kanunu şu anda bizim komisyonumuzda. Neyi bekliyor; bu Ceza Kanununun bitmesini bekliyor; bugün bitirdik. Şimdi, önümüzde, bitirmemiz ve bu iki yasayla birlikte, beraber yürürlüğe koymamız gereken Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası ile Ceza İnfaz Yasası bulunmaktadır.</p>



<p>Bütün bunları bir bütünlük içerisinde Yüce Kurulun önüne getirebilmek amacıyla, yani, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile Ceza İnfaz Kanununu da bitirip dördünü birden Yüksek Heyetinizin önüne getirmek amacıyla son iki maddesine gelmiş olduğumuz Ceza Yasası Tasarısının bu son iki &#8220;yürürlük&#8221; ve &#8220;yürütme&#8221; maddelerini İçtüzüğümüzün 88 inci maddesine göre Komisyonumuza geri çekiyoruz</p>



<p>Teşekkür ederim, saygılar sunarım.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Sayın milletvekilleri, Komisyonun, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre son iki maddesini geri çekmesini, İçtüzük gereği yerine getiriyorum ve son iki madde Komisyona geri verilmiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-343/">Türk Ceza Kanunu Madde 343</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-343/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Ceza Kanunu Madde 342</title>
		<link>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-342/</link>
					<comments>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-342/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Saim İncekaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 May 2021 12:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://av-saimincekas.com/?p=244379</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK 342. Madde Türk Ceza Kanunumuzun 342. maddesi şu şekildedir: Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar &#8211; Yabancı devlet temsilcilerine karşı suç Madde 342&#160;&#8211; (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-342/">Türk Ceza Kanunu Madde 342</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">TCK 342. Madde</h3>



<p>Türk Ceza Kanunumuzun 342. maddesi şu şekildedir:</p>



<p><strong>Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar &#8211; Yabancı devlet temsilcilerine karşı suç</strong></p>



<p><strong>Madde 342</strong>&nbsp;&#8211; (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç işleyen kişiler hakkında, bu Kanunun ilgili hükümlerine göre cezaya hükmolunur.</p>



<p>(2) İşlenen suç hakaret ise, soruşturma ve kovuşturma yapılması, mağdurun şikayetine bağlıdır.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Başlık</h3>



<p>TCK&#8217;nın 342. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: <strong>İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler &#8211; DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler &#8211; SEKİZİNCİ BÖLÜM: Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar</strong></p>



<p>Madde başlığı şu şekildedir: <strong><strong><strong><strong><strong><strong>Yabancı devlet temsilcilerine karşı suç</strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">Gerekçe</h3>



<p>Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 342. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:</p>



<p>HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METNİN GEREKÇELERİ</p>



<p>Madde 477. Madde, Türkiye&#8217;de görevli yabancı devlet temsilcilerine veya diplomasi memurlarına veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurlarına karşı görevlerinden dolayı herhangi bir cürüm işlenmesi halinde, kanunda o cürme özgü cezanın uygulanacağı hükmünü getirmiş bulunmaktadır. Böylece, Türkiye&#8217;deki memurlara karşı görevlerinden dolayı işlenecek ve yabancılar bakımından da işlenmesi olanaklı suçlardan dolayı aynı maddeler hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş olmaktadır. Örneğin 422 nci madde, görevini yaparken bir yabancı diplomata karşı işlenecek etkili eylem halinde de uygulanacaktır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">ADALET KOMİSYONU RAPORU</h4>



<p>Madde, Türkiye&#8217;de görevli yabancı devlet temsilcilerine veya diplomasi memurlarına veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurlarına karşı görevlerinden dolayı herhangi bir suç işlenmesi halinde, kanunda o suça özgü cezanın uygulanacağı hükmünü getirmiş bulunmaktadır. Böylece, Türkiye&#8217;deki memurlara karşı görevlerinden dolayı işlenecek ve yabancılar bakımından da işlenmesi olanaklı suçlardan dolayı aynı maddeler hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş olmaktadır.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<h3 class="wp-block-heading">TBMM Kabul Metni</h3>



<p>343 üncü maddeyi 342 nci madde olarak okutuyorum:</p>



<p>Yabancı devlet temsilcilerine karşı suç</p>



<p>MADDE 342. &#8211; (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç işleyen kişiler hakkında, bu Kanunun ilgili hükümlerine göre cezaya hükmolunur.</p>



<p>(2) İşlenen suç hakaret ise, soruşturma ve kovuşturma yapılması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.</p>



<p>BAŞKAN &#8211; Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler&#8230; Kabul etmeyenler&#8230; Kabul edilmiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-342/">Türk Ceza Kanunu Madde 342</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://av-saimincekas.com">Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://av-saimincekas.com/kanunlar-tr/tck/turk-ceza-kanunu-madde-342/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
