Kanıtlanamayan Boşanma Davasının Reddi Mahkeme Kararı

Kanıtlanamayan Boşanma Davasının Reddi Mahkeme Kararı -1-

-KARAR-

Yukarıda açık adresi yazılı taraflarla ilgili olarak mahkememizde görülen BOŞANMA, VELAYET, NAFAKA, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT davasının açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili özetle; tarafların 1990 yılında evlendiklerini ve bu evlilikten reşit olmayan Merve ve Kader adlı çocuklarının dünyaya geldiklerini, taraflar arasında aralarında davalıdan kaynaklanan kusurlu hareketlerden dolayı şiddetli geçimsizlik bulunduğundan bahisle boşanmalarına ve müşterek çocukların velayet haklarını kullanma yetkisinin müvekkiline tevdiine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili iddiaların asılsız olduğunu, kusurun davacıda bulunduğunu, ancak evliliğin devamında fayda bulunmadığından bahisle tarafların boşanmalarına, müşterek çocukların velayetlerinin müvekkiline tevdii ile müvekkili lehine dava süresince 75.000.000-TL tedbir 100.000.000-TL yoksulluk nafakası ve 3.0Ü0.000.000-TL maddi ve manevi tazminat hükmedilmesini savunmuş cevap dilekçesinin müphem olması nedeni ile yaptırılan açıklamada müvekkili lehine boşanmanın ferisi olarak 1.000.000.000-TL maddi ve 2.000.000.000-TL de manevi tazminata hükmedilmesini savunmuştur

Dava şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma talebinden ibarettir. TMK’nın 166/1 maddesi uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için taraflar arasında evlilik birliğinin çekilmez hal alması ve davalının az da olsa kusurlu bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Oysaki dinlenen tanıkların anlatımlarının bir kısmının TMK’nın 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlardan bir kısmının ise sebep ve saiki açıklanmayan ve bu nedenle inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olması nedeni ile sübut bulmayan davanın aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

üzere;

HÜKÜM: Yukarıda gerekçeleri açıklandığı

1-Sübut bulmayan davanın REDDİNE.

2-Dava tarihinden başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar devam etmek suretiyle davalı anne yanında bulunan tarafların müşterek çocuğu 1995 doğumlu K.Ö. ın ihtiyaçlarında kullanılmak suretiyle 80,-YTL nafakanın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı baba yanında kalan tarafların müşterek çocuğu 1992 doğumlu M.Ö.’in ihtiyaçlarında kullanılmak suretiyle 60,-YTL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davalı anne yanında bulunan K.Ö. ile davacı baba arasında her ayın l.ve 3.Cumartesi günleri , dini bayramların 3.günü, davacı yanında kalan tarafların müşterek çocuğu 1992 doğumlu M. O. ile davalı anne arasında her ayın 2.ve 4.Cumartesi günleri dini bayramların 2.günü saat 10.00-19.00 saatleri arasında yanına alıp
teslim etmek suretiyle şahsi ilişki tesisine ve devamına.

3-  Alınması gereken 11,20-YTL ilam harcından peşin alman harem mahsubu ile bakiye 3,32-YTL daha harem davacıdan alınarak hâzineye irad kaydına.

4-  Asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanan takdiren 350,-YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine

5-  Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.

Dair gerekçeli kararın taraflara tebliği edildiği tarihten itibaren 15 günlük yasal süresi içerisinde mahkememize sunulacak temyiz dilekçesi ile Yüksek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar taraflar ve vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 15.04.2005

Katip

Hakim

Kanıtlanamayan Boşanma Davasının Reddi Mahkeme Kararı -2-

-KARAR-

Yukarıda açık adresi yazılı taraflarla ilgili olarak mahkememizde görülen BOŞANMA, VELAYET VE NAFAKA davasının açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili özetle;taraflar arasında davalıdan kaynaklanan kusurlu davranışlardan dolayı şiddetli geçimsizlik bulunduğundan bahisle tarafların boşanmalarına ve müşterek çocukları küçük E. ın velayeti hakkında karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili özetle; davanın reddi ile müvekkili için 250.000.000-TL, müvekkili yanında olan küçük E. için 100.000.000- TL tedbir nafakasına hükmedilmesini ve maddi-manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini savunmuştur.

Tarafların nüfus aile akit tablosunun tetkikinde ; 04.11.2001 tarihinde evlendikleri ve bu evlilikten 06.10.2002 doğumlu E.K. adlı çocuklarının olduğu anlaşılmıştır.

Dava şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanma talebinden ibaret olup, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olduğunu kanıtlanması gerekir. Dinlenen davacı tanıklarından M.E.’in görgüye dayalı bilgisinin bulunmaması, diğer tanık N.C.’ın beyanlarının ise sebep ve saiki açıklanmayan bu surette kabule elverişli bulunmayan beyanlardan ibaret olması, neticeten davalıya atfedilebilecek kusurun ispatlanamamasına binaen aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere;

1- Sübut bulmayan davanın reddine.

2-Safahatta hükmolunan davalı asil için 100.000.000-TL , davalı yanında kalan küçük için 50.000.000-TL nafakanın dava tarihinden başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar devam edecek surette davacıdan alınıp davalıya verilmesine. Davacı baba ile tarafların müşterek çocuğu 06.10.2002 doğumlu E. K C. arasında her ayın 1.ve 3.Cumartesi günleri, dini bayramların 2.günü saat 10.00’da yanına alıp ertesi gün aynı saatte teslim etmek suretiyle şahsi ilişki tesisine ve devamına.

2- Peşin alınan harem mahsubu ile bakiye 2.220.000 TL daha harem davacıdan hazine adına alınmasına.

3- Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına.

4- Davalı vekili için takdir edilen 300.000.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.

Dair gerekçeli kararın taraflara tebliği edildiği tarihten itibaren 15 günlük yasal süresi içerisinde mahkememize sunulacak temyiz dilekçesi ile Yüksek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar davacı vekili ve davalı asilin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 06.09.2004

Katip

Hakim

Fiili Ayrılık Tek Başına Boşanma Sebebi Değildir

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-e bendine göre, dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların açık özetlerinin gösterilmesi gerekir. Davacının usulüne göre dayanmadığı vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir (YHGK E. 2014/2-695-K.2016/522). Davacının usulüne uygun olarak dayandığı vakıalara ilişkin dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Fiili ayrılık tek başına Boşanma sebebi olmayıp, bu itibarla davanın reddi gerekirken, davalının aleyhe iddiaların aksini dava sürecinde ispatlayamadığı ve tarafların uzun süredir ayrı oldukları gerekçesiyle, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (2016/8530 E.  ,  2017/14275 K.)

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.