Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Kamerayla Sokaktan Geçen İnsanları Videoya Almak Suç Mudur?

Kişinin sokağı görecek şekilde bir kamera sistemi kurması ve özellikle kadınları videoya alması suç teşkil eder mi? Gelin bu yazımızda ceza avukatlarından Saim İncekaş tarafından incelenen Yargıtay kararını okuyalım.

Yargıtay Kararı:

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Dosya kapsamına göre, sanık Yusuf’un, evinin yakınındaki kömürlüğe gizlenerek, çalışır vaziyetteki kamerasının çekim yönünü, caddeden geçen mahalle sakini kadın ve kız çocuklarına odaklayıp, onların bilgisi ve rızası dışında, fiziksel mahremiyetlerini içeren görüntülerini kaydettikten sonra, elde ettiği görüntülerin CD’ye aktarılması amacıyla kamerasını fotoğrafçı dükkanında çalışan katılan Ahmet’e teslim etmesini müteakip, görüntüleri CD’ye aktarmaya başlayan katılan Ahmet tarafından, kendi kız kardeşi ile diğer katılan Hayri’nin eşi ve kızının da yer aldığı mahalledeki kadınların ve kız çocuklarının erojen bölgeleri seçilerek çekimin gerçekleştirildiğinin fark edilmesi üzerine, hazırladığı CD’nin bir örneğini kendisinde saklı tutan katılan Ahmet’in, durumu diğer katılan Hayri’ye anlattığı ve her iki katılanın İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat ederek, sanıktan şikayetçi olduklarını belirtmelerinin ardından sanık hakkında başlatılan adli soruşturma sonunda sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında;

Nallıhan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25.04.2011 tarihli iddianamede, kaydedilen görüntülerde katılan Ahmet’in kız kardeşi ile katılan Hayri’nin eşi ve 06.07.1998 doğumlu kızına yönelik eylemlerin yer aldığı, katılan Ahmet’in suç tarihi itibariyle 15 yaşını tamamlamış olan kız kardeşi 23.07.1994 doğumlu Büşra’nın ve katılan Hayri’nin eşi olan Şaziye’nin şikayetçi sıfatıyla beyanları alınmaksızın, sanık hakkında katılanlar Ahmet ve Hayri’nin şikayetleri üzerine de dava açılarak kovuşturma aşamasına geçilmiş olması ve mağdurların kendilerine yönelik fiilden ve bu fiiller nedeniyle açılan kamu davasından haberdar edilmemiş olması karşısında, CMK’nın 158. maddesinin son fıkrasındaki, “Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.” hükmü de dikkate alındığında, tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

1- Sanığın, kamerasının çekim yönünü, caddeden geçen veya durmakta olan farklı yaş gruplarındaki bayanların yüz, kalça, ayak, bacak gibi erojen bölgelerine odaklayarak, onların görüntülerini, gizlice kaydettiği kabul edildiği halde, özel hayat kavramının; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret olmayıp, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içermesi karşısında, kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibinin geçerli olduğu ve kamuya açık alana çıkan her kişinin, bu alandaki her görüntü veya sesinin kaydedilip, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterdiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı nazara alınmadan, “Sanık tarafından başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması veya kayıt altına alınması söz konusu değildir. Zira görüntüleri kayıt altına alınan bayanlar, yoldan geçen herhangi bir şahıs tarafından da kayıt altına alındıkları şekliyle görülebilir, izlenebilirler.

Sanığın eyleminin suç olarak kabulü halinde, yoldan geçen ve önünde ilerleyen bayanın kayıtta yer alan ve yer yer zoom yapılmış bir bölgesine, örneğin poposuna bakan kişinin de suçlu olduğunun kabulü gerekmektedir.” şeklindeki özel hayatı salt mekana indirgeyen ve yasal olmayan gerekçelerle sanığın beraatine karar verilmesi,

2- Katılan Ahmet’in kız kardeşinin özel görüntülerinin kaydedildiğinin iddia edilmesi karşısında, katılan Ahmet’in, kız kardeşinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesinden dolayı katılma hakkının suçtan zarar görene ait olduğu gözetilmeksizin kız kardeşine yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı doğrudan zarar görmediği anlaşılan şikayetçi Ahmet’in CMK’nın 237/1. maddesine aykırı şekilde davaya katılan olarak kabulüne karar verilmesi,

3- Adli emanete alınan CD hakkında bir karar verilmemesi,

4- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK’nın 134/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(12. Ceza Dairesi 2013/10841 E. , 2014/8373 K.”İçtihat Metni”Tebliğname No : 12 – 2012/79901Mahkemesi : Nallıhan Sulh Ceza MahkemesiTarihi : 11/01/2012Numarası : 2011/113-2012/5Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal)

Son düzenleme tarihi 10 Kasım 2020 08:39

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.