Kambiyo Takibine İtiraz Davasına Cevap Dilekçesi

Haz 30, 2019 | İcra Hukuku

ADANA.TÜKETİCİ MAHKEMESİ

HAKİMLİĞİNE

Dosya No:

DİLEKÇEYİ VEREN

(DAVALI)                             :

VEKİLİ                   : Avukat Saim İNCEKAŞ

DAVACI               : 

VEKİLİ                   : Av.

KONU                   : Süresi içinde davaya ilişkin cevaplarımız hakkındadır.

AÇIKLAMALAR  :

USUL YÖNÜNDEN İTİRAZIMIZ

06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle TTK’ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, “(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”denilmiştir.

Ancak huzurdaki dava  ; arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan açılmıştır bu sebeple davanın usulden reddini talep ediyoruz.

ESAS YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ

TAKİBE KONU SENET İDDİA EDİLENİN AKSİNE TEMİNAT SENEDİ DEĞİLDİR; HİÇBİR ŞEKİLDE TEMİNAT İBARESİ YAZMAMAKLA BİRLİKTE, TEMİNAT OLUNAN SÖZLEŞME DE BELİRTİLMEMİŞTİR.

İcra takibi borçlusu davacı dava dilekçesinde özetle;  senedin teminat senedi olduğunu, takip alacaklısından araç kiraladığını, aracı teslim ettiğini, boş senet imzaladığını ve takip alacaklısına borcu olmadığını belirtmiştir.

Senedin hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğu hususunun bir başka deyişle karşılıklı edimleri, içeren bir sözleşmenin teminatı için verildiği konusunun yazılı belge ile kanıtlanması gereklidir. Yani bir senedinin teminat senedi hükmünde olabilmesi için;

Senedin üzerinde açıkça  teminat olarak verildiği yazılmalıdır. (Teminat senedi ibaresi)

Belirtilen senedin teminat senedi hükmünde olduğunu gösteren sözleşme gereklidir.

Takibe konu senet üzerinde teminat ibaresi bulunmadığı gibi, davacı tarafından takibe konu senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir sözleşme veya yazılı delil sunulmamıştır.

HGK.nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine HGK.nun 22.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı bir belgeyle kanıtlanmadığı sürece `teminat senedi` sözcüklerinin tek başına bononun kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi vaadini içeren niteliğini etkilemeyeceği kabul edilmiştir. 

 Kaldı ki davaya konu bono üzerinde böyle bir ibare yoktur. Yargıtay 12. HD., 29.03.1995, 4575/4595 kararında; “senet üzerinde teminat olarak verildiğine ilişkin bir bilgi bulunmadığına göre, borçlunun itirazının reddinin gerektiğine” hükmedilmiştir.

DAVACI, BORÇLU OLMADIĞINI BELİRTMEKLE BİRLİKTE BUNU İSPATLAYACAK HERHANGİ BİR BELGE, DELİL SUNAMAMIŞTIR.

Senedin bedelsiz olduğu ve borç olmadığı itirazı için, Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlu borcu olmadığını veya borcun itfa veya ihmal edildiğini yalnız resmi veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebilir. Borçlunun dava dilekçesi ekinde ve delil listesinde İİK Madde 169 uyarınca bir belge bulunmadığından borçlunun itirazı yerinde değildir.

Davacı dilekçesinde bu şekilde bir borcu olmadığını belirtmiştir. Ancak bunu ispatlayacak herhangi bir yazılı delil sunmamıştır.

Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik iddiasına gelince: Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Kambiyo senedinin bir temel alacağın varlığına karine oluşturması da aynı sonuca varılmasını zorunlu kılmaktadır. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını,- karinenin aksini – öne sürmektedir. Bedelsizlik iddiası senede karşı olduğundan, kural olarak ancak bir kesin delille ispat edilebilir.

Yargıtay 19.H.D. 2016/19121 E. 2017/6766 K. 10.10.2017 tarihli kararında özetle; “Dava bonoya dayalı ilamsız icra takibine yapılan menfi tespit istemine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Ancak takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olup illetten mücerrettir. Bu durumda bonodan dolayı borçlu bulunmadığı ispat yükümlüğü davacıya aittir. Davacı borçlu bulunmadığını ancak usulüne uygun yazılı delil ile ispatlayabilir. Bu hüküm göz önüne alınmaksızın CD kaydı delil olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.”

Yargıtay 19.H.D. 2016/8860 E. 2017/2343 K. 22.03.2017 tarihli kararında özetle; “Dava icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme gerekçesinde dosya içinde fotokopisi bulunan belge içeriği esas alınarak davacının davalıya borçlu olmadığı kabul edilmiş ise de söz konusu belgenin aslı dosyaya ibraz edilmemiş olup fotokopi belge üzerinden değerlendirme yapılamaz. Somut olayımızda davalı tarafından söz konusu belge içeriği kabul edilmediğinden ispat yükü davacıda olup belge aslının olduğunu ispatla yükümlü olduğunun gözetilmesi gerekir.

Yargıtay 19.H.D.2015/17953 E. 2016/8503 K. 09.05.2016 tarihli kararında özetle; “Davacı, senedin bedelsiz olduğunu ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı delille ispatlamak zorundadır. O halde mahkemece, davacı delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 13.H.D. 2015/8407  E. 2016/12396 K. 05.05.2016 tarihli kararında özetle; “Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Her ne kadar Mahkemece, davalı tarafından icra takibine konu edilen 01.01.2012 tarihli senet nedeniyle alacaklı bulunduğuna dair ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davalının 1.sınıf tacir olması nedeniyle alacağını belge ve kayıt altına alması gerektiği gerekçesiyle menfi tespit iken istirdata dönüşen ve yapılan takip nedeniyle davalı yana ödendiği anlaşılan toplam 6.113,89 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu değildir. Mahkemece, dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olup sebepten mücerret olduğu ve davacının söz konusu senet nedeniyle borçlu bulunmadığını kesin delille ispat yükü altında bulunduğu gözetilerek ve ispat yükü kendisinde bulunan davacının delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

Yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Kararlarında defaten belirtildiği üzere; bonoya dayalı icra takibine ilişkin yapılan menfi tespit istemlerinde bedelsizlik iddiasını ispat yükü davacı borçluda kalmaktadır. Davacı dava dilekçesinde bedelsizlik iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil sunmamıştır. Farazi olarak sözde borçlarının olmadığını belirtmişlerdir. Davacı davasını ispatla yükümlü olmakla, davasını ispat edememiştir. Bu sebeple hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış iş bu davanın reddi gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER         : T.T.K., İ.İ.K, T.B.K. ve İlgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER             :   (Karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla )

1-İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü ‘nün 2018/18897 Esas dosyası,                 

2-Tanık beyanları, bilirkişi incelemesi,

3-Yazılı ve şifahi bilcümle delil arz ve ikamesi.

SONUÇ VE İSTEM :   Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;

– Müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak nedeniyle açılmış bulunan işbu haksız ve kötü niyetli davanın ve tedbir talebinin REDDİNE , 

-Haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle Davacı/Borçlu’nun, davalı müvekkile %40 icra inkar tazminatı ödemesine, ( icra inkâr tazminatının aynı icra dosyası ile tahsiline ),

– Huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacağımız herhangi bir zararda dava açma hakkımızın saklı kaldığını belirterek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin Davacı/Borçlu’ya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana – Boşanma ve Ceza Avukatı

Bonoya İtiraz Cevap Dilekçesi

İSTANBUL 1. İCRA HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO:

CEVAP VEREN

DAVALI               :

ADRES                :

VEKİLİ               :

ADRES                :

İTİRAZ EDEN DAVACI   :

ADRES               :

KONU            : Davacının dava dilekçesine karşı cevap dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR:

  1. Davacı …., Müvekkilimiz …  lehine 2.10.2003 düzenleme, 01.01.2017 vade tarihli 10.000 USD(Amerikan doları) miktarlı senedi düzenleyip müvekkile vermiştir. Ancak senet alacağı vadesinin gelmesi ile birlikte muaccel hale gelmesine rağmen keşideci .. söz konusu senet borcunu ödememiştir. Borçlu taraf söz konusu senedi borcuna karşılık vermiştir. Ancak sürekli olarak  müvekkilimizi oyalamış ve müvekkilimiz de aralarındaki dostluğa binaen bugüne kadar herhangi bir işlem yapmamıştır. Müvekkilimiz bu kadar beklemesine rağmen borçludan herhangi bir iyi niyet göremediği için Bunun üzerine davacıya  karşı İstanbul 24 icra dairesinin 2018/1111 E sayılı dosyasından asıl alacak  ve işlemiş faiz ile birlikte kendisine karşı takip başlatılmıştır. İş bu takip üzerine davacı … mahkemeniz nezdinde yukarıda esası yazılı dosyadan şikayet yolu ile itirazda bulunmuş ve takibin iptalini istemiştir. Davacı tarafın talep ve iddiaları asılsız olup reddi gerekmektedir; şöyle ki;
  2. Davacı taraf söz konusu senedin geçerli bir alacak ilişkisine dayanmadığını belirtmiştir. Ancak kambiyo senetlerine hakim olan sebepten soyutluk(müceretlik) ilkesi gereğince kambiyo senedinin alt yapısını oluşturan ve onun oluşmasını sağlayan temel borç ilişkisi geçersiz olsa dahi kambiyo senedine hayat verdikten sonra bunun bir önemi bulunmamaktadır. Mücerret kıymetli evrak, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve so­yuttur. Kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra, doğumuna sebep olan ilişki­deki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmaz. Senet temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazanmıştır. Bu nedenle davacının iddiaları hukuki temelden yoksundur.
  3. Takibimize dayanak belge bir kambiyo senedidir. Ve miktar bakımından da senetle ispat gerektiren yasal miktarın üzerindedir. Bu konuda HMK madde 200 Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir demektedir. Ancak davacı taraf dosyaya hiçbir yazlı belge delil vs. sunmadan soyut iddialarda bulunmuştur.
  • Takibin bonoya dayalı olması sebebi ile TTK’nın Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Şeklindeki hükmü karşısında imzanın geçerli olması ve unsurlarının tam olması halinde senette belirli borca karşılık başkaca bir defi veya itiraz ileri sürülemeyeceği açıkça belirlenmiştir. Davacı dilekçesinde söz konusu adres, ödeme gününün gerçeği yansıtmadığını ve kendisine ait olmadığını söylemiştir. Kambiyo senedinin geçerli olması için geçerlilik unsurlarını taşıması yeterlidir bunların doğru olması şart değildir. Dolayısıyla davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu şekilde adres ve ödeme günü gerçeği yansıtmamış olsa dahi geçerli bir kambiyo senedidir. Ayrıca davacı söz konusu yazıların kendisine ait olmadığını da söylemiştir. Bu konuda sayın mahkemece gerekli incelemenin yapılmasını talep ediyoruz. Gerekli inceleme yapıldığında yazının davacıya ait olduğu tespit edilecektir.
  • Davacı takip öncesi faiz istenemeyeceğini belirtmiştir. Dava konusu kambiyo senedinde vade tarihi bellidir. TTK’nin 642’nci maddesi uyarınca bu durumda alacaklının protesto çekme zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlular bono bedelini vade tarihinde ödememekle vade tarihi itibariyle temerrüde düşmüş bulunmaktadırlar. Bu nedenle alacaklının yerinde vade tarihinden itibaren yasal faiz oranı üzerinden faiz talep etmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Mercice aksine düşüncelerle vade tarihinden talep edilen faizin talep edilemeyeceğine karar verilmesi isabetsizdir. (Y. 12. HD. 12.9.1995-11082/11046)
  • Davacının zamanaşımı hakkındaki itiraz ve beyanları da hem TTK’nın açık hükmü hem de aşağıda verilen Yargıtay kararı doğrultusunda asılsız ve gerçekten uzaktır. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi ESAS: 2013/13276 KARAR: 2013/22909 Bononun vade tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK’nun 690. maddesi uyarınca poliçedeki zamanaşımına ait TTK’ nun 661 ve 663. madde hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir. TTK’nun 661/1. maddesi; “Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar, vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı yapılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır. Dolayısıyla davacının beyan ettiği ‘şeklen gözüken alacak 10 yıllık zamanaşımına uğramıştır’ şeklindeki savunması hukuksal zemine sahip değildir mevzuata aykırılık oluşturmaktadır.
  • Davacı taraf senet metninde tanzim yeri bulunmadığını dolayısıyla kambiyo takibinin iptalinin gerekmekte olduğunu iddia etmiştir. Fakat TTK’nın ilgili maddesinde belirtildiği gibi Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. Dava konusu senet incelendiğinde düzenleyenin adının yanında adres yazıldığı tespit edilecektir. Bu durumda düzenleyenin adının yanında yazılan adres düzenleme yeri sayılacaktır. Görüldüğü üzere davacının iddiaları hukuki temelden yoksundur. Senet geçerlilik unsurları bakımından eksiklik barındırmamaktadır.   

HUKUKİ SEBEPLER  :İİK, HMK TTK  Ve Sair Mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Senet Aslı.  İstanbul 24 icra dairesinin 2018/11111 E sayılı dosyası ve her türlü hukuki delil

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan gerekçeler ile  Davacı tarafın davasının reddine Takibin devamına ve itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine Dava harç ve gider avansları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.

DAVALI VEKİLİ

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir. Bilginin fonlanması ve geliştirilmesi amacıyla sitemize kayıtlı olmayan ziyaretçilerimizin günlük 3 makale görüntüleme hakkı bulunmaktadır.