Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

İTİRAZIN İPTALİ CEVAP DİLEKÇESİ ÖRNEKLERİ

İTİRAZIN İPTALİ CEVAP DİLEKÇESİ

  • İtirazın iptali davaları derin uzmanlık gerektiren ve kilit rol oynayan bir dava türüdür. Hukuk sisteminde sonuca ulaşmaktaki gizli geçitlerdir. “İş bitirici” olmak itirazın iptali davalarına derinlemesine hakim olmayı gerektirir. Bu çerçevede aleyhinize açılan bir itirazın iptali davasına yeterli bir cevap dilekçesi hazırlamak elzemdir.
  • İcra hukuku alanında ADANA Avukat Saim İNCEKAŞ tarafından ele alınan itirazın iptali davasına cevap dilekçeleri aşağıdaki gibidir.

İtirazın İptaline Cevap Dilekçesi -1-

ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

 

DOSYA NO                          :

 

CEVAP VEREN

DAVALI                               :

VEKİLİ                                 :

DAVACI                               :

VEKİLİ                                 :

DAVA DEĞERİ                   :

 

KONU                                   : Davaya karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR                :

 

Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davacının, müvekkil davalıya Limited Şirket ortaklığı sebebiyle X TL tutarında banka kanalıyla para gönderdiğini, söz konusu havalelerin de “şirket ortaklığı açıklaması” ile gönderilmiş olduğu, müvekkilin dava konusu takibe itirazının haksız ve mesnetsiz olduğu yönündeki talepleri ile Sayın Mahkemenizden itirazın iptali ile, müvekkil aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi kararı verilmesi talebi ile iş bu davayı açmıştır. Ancak, davacının ileri sürmüş olduğu sebepler hukuki mesnetten yoksun olup, aşağıda ayrıntılı bahsi geçen hem usule ilişkin hem de esasa ilişkin nedenler ile iş bu davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki;

 

USUL YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ:

 

1-) DAVA GÖREVLİ MAHKEMEDE AÇILMAMIŞTIR. TARAFLAR ARASINDA MEVCUT UYUŞMAZLIKTA GÖREVLİ MAHKEME ”TİCARET MAHKEMESİ” DİR:

Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen konularla, bir ticarethane, fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerden sayılır (TTK. Md. 3, md. 21).

İşin Türk Ticaret Kanunu’nda Düzenlenmiş Olması: Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen işler ister tacirler ister tacir olmayanlar tarafından yapılsın, onları yapanların sıfatına bakılmaksızın ticari iş sayılmıştır. (Örneğin, bono, çek, poliçe yani kambiyo senetleri düzenlemek, cari hesap sözleşmesi yapmak, Anonim ve Limited Şirketlerin kurulması, Anonim ve Limited Şirketlerinin devri ve tür değiştirmesi, Anonim ve Limited Şirketlerinin sermayeleri, haksız rekabet hükümlerinden yararlanmak gibi).

İşin Ticari İşletmeyle İlgili Olması: İşin ticari işletmeyle (fabrika, ticarethane veya ticari şekilde işletilen diğer müesseseler) ilgili olması gerekir. İşin ticari işletmeyi ilgilendirmesi, yapılan işlerin alanı (yapıldığı yer) olabileceği gibi, konusu da olabilir.

Nitekim, Davalı tarafın tüzel kişi tacir olduğu ve uyuşmazlık konusunun “Limited Şirket Ortaklığı ve ortaklık sebebiyle gönderilen paralarla ilgili” olduğu gözetildiğinde taraflar arasındaki ilişkinin TTK da düzenlenen bir konu olduğu (Limited Şirtkette Ortaklık ve Sermaye) ve uyuşmazlıkta görevli mahkemenin TİCARET MAHKEMESİ olduğu açıkça ortadadır. Aksi kanaatte harici ortaklık adi ortaklık hükümlerine tabi olsa dahi taraflar yine de tacir olacakları için yine de Ticari İş sayılacak ve görevli mahkeme Ticaret mahkemesi olacaktır. İş bu sebeplerle, görev itirazımızın kabulü ile yargılamanın  TİCARET MAHKEMESİ sıfatıyla ilerlemesi ve uyuşmazlığa ticari hükümlerin uygulanmasını talep etmekteyiz.

2-) ARABULUCULUK DAVA ŞARTI YERİNE GETİRİLMEDEN AÇILAN MEZKUR     DAVANIN, DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİ GEREKMEKTEDİR.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre, TTK’ da belirtilen tüm ticari davalar ile diğer özel kanunlarda yer alan ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk  Kanunu 18/A maddesine göre ”Arabulucuya başvurulmadan önce dava açıldığının anlaşılması halinde, her hangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir ” denmektedir.

 Taraflar arasında mevcut ilişkinin ”TİCARİ İŞ” olduğu ve görevli mahkemenin ”TİCARET MAHKEMESİ” olduğu hususunda açıklamalarımıza yukarıda değinmiştik. İş bu sebeple, Sayın Mahkemeniz tarafından yargılamaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla devamına; Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle de davanın dava şartı yokluğu nedeni ile  usulden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.

 ESAS YÖNÜNDEN İTİRAZLARIMIZ:

 1-) Müvekkil …….. hakkında ……….. Müdürlüğü’nün …….. E. Sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazımız üzerine davacı-alacaklı tarafından açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasına karşı esasa ilişkin itirazlarımız aşağıdaki gibidir.

2-) Davacı …….. ile müvekkil ………….. 2017 yılında ortak arkadaşları …………..sayesinde tanışmışlardır. Müvekkil …….. isimli cafeyi yönetmekte iken bu dönemde cafeyi başkasına devredip arkadaşı …….. ile yeni bir cafe açmak için çalışmalara başlamıştır. Bu durumu ……… ise açılacak cafeye ortak olmak için ……… ve ……… ile iletişime geçmiştir. Karşılıklı diyaloglar neticesinde müvekkil davalı ve arkadaşı …………..cafeye ortak olmasını kabul etmişlerdir. Cafe …………… adı altında kurulmuş ve ………….. tarihinde faaliyetine başlamıştır.

3-) Fakat davacı kurulan ……………………….cafeye  resmiyette ortak olmak istemediğini belirtmiş gerekçe olarak da SGK’lı kalmak istediğini, boş yere Bağkur ödemek istemediğini ve Balıkesir’de abisinin iş kurduğunu kendi Kosgebinden bir ödenek aldığını ve resmiyette ortak olarak gözükürse bu ödenekle ilgili sıkıntılar yaşanacağını söylemiştir.  Müvekkil ve ortağı ……….. ise davacıya güvenerek bu durumu kabullenmişlerdir.

Davacının resmiyette ortak olmak istememesinin asıl sebebi ise haricen öğrenildiği üzere Cafeden yapılacak cironun aylık ………….. civarında olacağını düşünmesi ve kendi yüzdesi üzerinden vergi ödemekten kaçınmak istemesidir.  Ülkemizde ortaya çıkan ve hala etkisini yoğun bir şekilde hissettiğimiz ekonomik kriz sebebiyle Şirketin işleri iyi gitmemiş şirket devamlı bir şekilde zarar etmek zorunda kalmıştır.

Şirketin işlerinin iyi gitmemesi ve elde etmek istediği karı alamayan ve şirketin zarar etmesinden dolayı yüzdesi oranında zarara katlanmak mecburiyetinde olan davacı ise harici ortaklığın sona erdiğini ve bu sebeple şirket hissesi için ve şirket gereksinimlerini karşılamak için ödemiş olduğu paraları geri istemiş olup kötüniyetli bir şekilde müvekkil aleyhine icra takibi başlatmıştır. Bu durum açıkça Medeni Kanun’un Dürüst davranma başlıklı 2.Maddesine de aykırıdır. TMK md.2 “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” denmektedir.

4-)       Davacı taraf dava dilekçesinde “…Müvekkil defalarca resmi ortak olmak istediğini beyan etse de davalı borçlu müvekkili sürekli oyalamıştır. Müvekkil resmi ortak olacağı inancıyla hareket etmiş ve yukarıdaki bahse konu bedelleri davalı borçlu ve 3. Kişilerin hesabına göndermiştir. Sonuç olarak resmi olarak ortak olmak istemeyen birisi neden 90.000,00-TL’ye yakın bir bedeli ilgili şirketin sahiplerine ve 3. Kişilere ödemiş olsun ki aksi durum hayatın olağan akışına aykırıdır” ifadelerine yer vermiş ise de bu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Hatta yatırılan paralar hariç, ifadeler tamamiyle hayal ürünüdür.  Şöyle ki;

Davacı taraf kendilerinin resmi ortak olacağı inancıyla hareket ettiklerinin fakat davalının davacıyı sürekli oyaladığını iddia etmişlerdir. Davacı taraf tanık haricinde herhangi bir delil veyahut delil başlangıcı ile sadece 1 kez bile olsa şirkete resmi ortak olmak istediklerini ispatlayamazlar. Çünkü müvekkilin, davacıya defalarca şirkete resmi ortak olması için talepte bulunmasına rağmen kendisi hiçbir şekilde resmi ortak olmak istemediğini paraya ihtiyacı olduğunu belirterek şirkete resmi ortak olmayacağını beyan etmiştir. Bu durum davacının müvekkile yollamış olduğu ………. tarih ve ……. yevmiye nolu ihtarnamesinden de anlaşılacaktır. (EK-1) Söz konusu ihtarnamede hiçbir şekilde şirkete resmi ortak olmak istediğine veya davalı müvekkilin kendisini oyaladığına ilişkin bir beyan yer almamakta sadece ortaklık bitti paramı istiyorum denmektedir. Akabinde müvekkil, bu ihtara ………. tarih ve …….yevmiye nolu ihtarnamesiyle cevap vermiştir. (EK-2) Söz konusu ihtarnamede “…ŞİRKETE RESMİ ORTAK OLMANIZ İÇİN GEREKLİ İŞLEMLERE RİAYET ETMENİZİ TALEP EDERİM” ifadeleri yer almaktadır. Görüleceği üzere müvekkilin, davacı ……… oyaladığı iddiası mesnetsiz olup müvekkil, davacının resmiyette ortak olmasını istemektedir. Hatta ekonomik krizden dolayı zarara giren şirketin borçlarına hissesi oranında katılması gereken davacının bu zarara katılmaması sebebiyle müvekkil ekonomik zorluklar çekmektedir. Davacının Limited Şirkete resmiyette de ortak olmasının müvekkil aleyhine bir sonucu yoktur.

Ayrıca şirketin …………. tarihinde kurulduğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının neden 1,5 yıl bekledikten sonra bu icra takibini açtığını anlayabilmiş değiliz. Kabul etmemekle birlikte bir an için davacı ……… gerçekten resmi ortak olmak istediğini varsaysak bile davacının şirketin kurulmasından tam 1,5 yıl sonra bu takibi açmış olması da açıkça kötüniyetli olduğunun bir göstergesidir.

5-)       Davacı taraf dava dilekçesinde müvekkil hesabına göndermiş olduğu bazı dekontlara yer vermiş ve söz konusu dekontlara dayanarak ilamsız icra takibi açmıştır. Fakat borca itiraz dilekçemizde de belirttiğimiz üzere söz konusu paralar davacı tarafa geri ödenmiştir. (EK-3)

Ekte sunulan dekontlardan da anlaşılacağı üzere;

Müvekkil davalı tarafından davacıya ödenen (EK-4)

Görüleceği üzere müvekkil davalı toplam ………-TL’yi Davacı ………’na göndermiştir. Fakat davacı taraf bu dekontları da mahkemeye sunmamış ve bu ödenen paralar görmezden gelinerek haksız ve kötüniyetli bir şekilde icra takibi açmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle işbu haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiği aşikardır.

HUKUKİ NEDENLER       : 2004 S. K. m. 67, 6100 S. K. m. 1, 2, 5, 6, 126-131 TTK. md 3, md. 21

DELİLLER                          : 1-) X tarih ve X yevmiye nolu ihtarname

2-) X tarih ve X yevmiye nolu ihtarname

3-) Tanık

4-) Banka Dekontları

5-) Yemin

6-) Şirkete ait Muhasebe kayıtları

7-) Her Türlü Yasal Delil

SONUÇ VE İSTEM             : : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile; Öncelikle davanın dava şartı noksanlığından USULDEN REDDİNE, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının ESASTAN REDDİNE, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilim adına saygıyla talep ederim. (tarih)

                       

Davalı-Borçlu Vekili

EKLER                                 :

1-) ……..yevmiye nolu ihtarname

2-) ……..yevmiye nolu ihtarname

3-) Borca itiraz dilekçemiz

4-) Banka Dekontları

5-) Bir adet onaylı ve harçlandırılmış vekaletname örneği

İtirazın İptaline Cevap Dilekçesi -2-

X 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

SAYIN HAKİMLİĞİ’ NE

DOSYA NO: ………E.

DAVALI        :

VEKİLİ          :

DAVACI       :

KONU :  Davaya karşı süresi içerisinde cevap dilekçemizin sunulması konuludur.

AÇIKLAMALAR :

Mahkemenizin yukarıda esas numarası yazılı dosyası ile müvekkilim aleyhine itirzın iptali davasında yasal süresi içinde davaya karşı cevaplarımızı sunuyoruz.

Müvekkil aleyhine davacı ICA IC İÇTAŞ ASLTALDI ÜÇÜNÇÜ BOĞAZ KÖPRÜSÜ VE KUZEY MARMARA OTOYOLU YATIRIM VE İŞLETME A.Ş. tarafından ………. tarihinde İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün 2018/………Esas sayılı icra dosyası ile takip talebi …………. TL tutarlı takip başlatılmış; ……. tarihinde tarafımızca borca itiraz edilmiştir. Davacı taraf, sayın mahkemeniz nezdinde müvekkil aleyhine itirazın iptali davası açmıştır.

Müvekkilin dava konusu araçlarında Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolundan yetersiz bakiye veya plaka okunamadığından kaçak geçiş yapıldığı gerekçesiyle ceza kesilmiştir.

Olay tarihinde ilgili köprüden yapılan geçişlerin tamamı müvekkil tarafından Yapı ve Kredi Bankası hesabından/kredi kartından ödenmiştir; müvekkilin hiçbir kusuru olmadığı ve geçiş ödemelerini eksiksiz yapmış olduğu halde halde tarafımıza haksız biçimde kesilen para cezası hukuk devletinde kabul edilemez bir durumdur.

Ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin kaçak geçiş yapmış olduğunu varsaydığımız taktirde de Karayolu geçişlerinde uygulanan 15 gün içerisindeki ceza bildirimleri de müvekkile yapılmamıştır yapılmamıştır.

Müvekkilin davacı tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu olduğu herhangi bir rakam bulunmamaktadır. İş bu sebeplerle icra takibinin iptali gerekmektedir.

DELİLLER: Davacı tarafın göstereceği delillere karşı delil gösterme hakkımız saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün 2018/……E.  sayılı dosyası ve tüm içeriği, münderecatı, ödemelere ilişkin banka dekontları ve hesap dökümü , şirketin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal ve hukuki delil.

 

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re’sen nazara alınacak sebepler neticesinde; itirazın iptali davasının reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini takdir ve tensiplerinize arz ederiz.

DAVALI VEKİLİ

İtirazın İptaline Cevap Dilekçesi -3-

ADANA 5. SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

 

DOSYA NO                          : 2019/X E.

 

DAVALI                               : 

VEKİLİ                                 : 

 

DAVACI                               : 

VEKİLİ                                 : 

 

KONU                                   : Bir takım beyanlarımızdan ibarettir.

 

AÇIKLAMALAR                :

 

1-) Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan evraklardan da anlaşılacağı üzere; davacı ile davalı müvekkil arasında X tarihi ile X tarihlerini kapsar bir kira sözleşmesi yapılmıştır.

 * Kira sözleşmesinde aylık kira bedeli, 1.000 TL olarak kararlaştırılmıştır.

 * Kira sözleşmesinin özel koşullar bölümünün 7. maddesinde ‘’Elektrik, Su ve Siteye ait aidat giderleri kiracıya aittir.’’ hükmü ile site aidat borcundan kiracının sorumlu olduğu kararlaştırılmıştır.

 * Kira sözleşmesinin özel koşullar bölümünün 12. maddesinde de ‘’Tarafların karşılıklı rızaları ile sözleşme süresinin uzatılması halinde: İkinci yıl kira bedeli aylık olarak tefe / tüfe oranında artırılacaktır.‘’ hükmü ile kira sözleşmesinin uzaması halinde kira bedelinde artış yapılacağı kararlaştırılmıştır.

 

2-) Dava dilekçesinin ekinde sunulan hesap hareketleri incelendiğinde açıkça görüleceği üzere; davacı taraf, 01.08.2017 – 01.09.2017 tarihlerini kapsar kira bedelini ödememiştir. X tarihi ile X tarihleri arasını kapsayan ilk kira dönemi içinde ise 2017 yılı Eylül ve Ekim ayı kira bedellerini 940 TL, 2018 yılı Mart, Nisan ve Mayıs ayı kira bedellerini de 900 TL olarak ödeyerek totalde 420 TL eksik ödemiştir. Bununla birlikte; davacı taraf, uzayan yeni yıl kira döneminde kira bedelini sözleşmede açıkça belirtilmiş olmasına rağmen artış yapmadan ödemeye devam etmiş, 2018 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin kira bedelini 900 TL olarak eksik ödemiş, 2018 yılı Aralık ayına ilişkin 13 günlük kira bedelini ödemeden evi tahliye etmiştir. İzah edilen söz konusu husus ile birlikte; müvekkilimiz, davacı tarafın bulmuş olduğu evin ilk kirası olarak 1.200 TL’yi ve yine davacı tarafın eşyaların nakliye ücreti olarak 300 TL’yi ödemek zorunda bırakılmıştır.

3-) Yukarıda izah edilen hususlar doğrultusunda taraflar arasındaki tüm ilişki incelendiğinde; davacı taraftan alacaklı konumunda bulunan müvekkilimiz, cevap dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere davacıdan alacaklı olduğu miktar ile kendi borçlu olduğu miktarı takas etmiştir. Söz konusu duruma rağmen; davacı taraf, müvekkilimize karşı halen borçlu konumunda bulunmaktadır. Bu sebeple; müvekkilimizden herhangi bir hak ve alacağı bulunmayan davacının iş bu davasının reddi gerekmektedir

                       

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda arz ve izah edilen tüm sebeplerle; müvekkile karşı borcu bulunan davacının iş bu davasının reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. tarih

                                                                                   Davalı Vekili

                                                                                   Av.

İtirazın İptali Davasına Cevap Dilekçesi -4- 

T.C. ADANA 3. İCRA HUKUK MAHKEMESİNE

 

Dosya No        :

 

Davalı                :

Vekili                :

Adresi                :

Davacı                :  

Vekili                 :

Adresi                 :  

Konu   : Cevap Dilekçemizden ibarettir.

 

AÇIKLAMALAR

Davacı taraf, Müvekkilimizin, X yılının Eylül, Ekim, Kasım, Aralık kira farklarını devam eden ayların ise kira bedelini hiç ödemediğini ileri sürerek; itirazın kaldırılması ve tahliye talebi ile huzurda bulunan davayı açmıştır. Ancak huzurda bulunan dava fiili ve hukuki gerçeği yansıtmadığından reddi gereklidir. Şöyle ki;

Davacı taraf dayanak icra dosyası nezdinde yaptığımız itiraz dilekçemizde açıkça beyan ettiğimiz; X -TL tutarında yapı, tadilat masrafımızın herhangi bir belge sunmadığımız gerekçesi ile gerçeği yansıtmadığını savunmuştur. Oysa İİK hükümleri gereği ödeme emrine itiraz sırasında dayanak bilgi ve belgeleri eklemek zorunluluğumuzun olmadığına hiç şüphe yoktur. İtiraz iradesinin yeterli olduğu açık olduğu gibi, Hukuk Genel Kurulu Kararları ile çok kez bu husus irdelenip hüküm altına alınmıştır. Nitekim ekte Sayın Mahkemenize sunulan ekstreden görüleceği üzere kira sözleşmesinin kurulduğu X tarihinden hemen sonra harabe olarak kiralanan gayrimenkul Müvekkillerimce X -TL karşılığında yapılan yapı tadilat masrafı ile kullanıma hazır hale getirilmiştir. (Ek.1: Yapı, tadilat fatura ekstresi) Ekstrede yer alan tüm fatura suretleri tek tek Sayın mahkemenize ibraz edileceği gibi (Ek.2: Yapı tadilat faturaları) 2014-2015 ticaret defterleri de incelenerek gerçekler ortaya konulacaktır. (Bilirkişi marifeti ile defter incelemesi talep olunur)

Diğer bir husus ise; Davacı taraf gayrimenkul üzerinde yapılan lüks masrafların istenmeyeceğini, zaruri ve faydalı masrafları ise muvafakat alınmışsa talep edebileceğimizi belirtmiştir. Oysa yine Davacı tarafından Sayın Mahkemenize ibraz edilen kira sözleşmesi hükümlerinde kiralanan gayrimenkulün Okul olarak kullanılacağı da her iki tarafça hüküm altına alınmıştır. Davacı taraf gayrimenkulün Okul olarak kullanılması hususunda sözleşme akit etmiş, harabe bir binada eğitim-öğretim verilmesinin mümkün olmadığını bildiğinden yapılacak yapı-tadilat masraflarına da onay vermiştir. Yine ekte Sayın Mahkemenize sunulan 4 fotoğraftan görüleceği üzere bina harabe olarak teslim edilmiştir. (Ek.3: gayrimenkule ait eski fotoğraflar) Oysa gayrimenkul şu an Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ruhsat onayını almış, tam teşekküllü, bölgenin en güzel ve yeni binası olarak mevcuttur. (Ek.4: gayrimenkule ait güncel fotoğraf) Ekte gayrimenkulün yeni görüntüsü Sayın Mahkemenize sunulduğu gibi yapılacak keşif ile tarafımızca yaptırılmış yapı, tadilat açığa çıkacaktır. Üstelik davaya konu faturalar lüks masrafların değil gayrimenkulün kullanım amacına uygun hale getirilmesi için yapılan masrafların faturasıdır.

Sonuç ve Talep :

Huzurda bulunan davanın hukuki ve fiili gerçeğe uymaması nedeni ile reddine,

Yargılama harç, masrafları dahil olmak üzere vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Ekler    :

(Ek.1: Yapı, tadilat fatura ekstresi)

(Ek.2: Yapı tadilat faturaları)

Ek.3: gayrimenkule ait eski fotoğraflar)

(Ek.4: gayrimenkule ait güncel fotoğraf)

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Son düzenleme tarihi 2 Temmuz 2020 15:46

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.