Aklınıza takılan başka detaylar mı var?

Günlük 10.000'i aşkın ziyaretçisi olan hukuk forumunda sorularınızı gündeme getirebilirsiniz.

HUKUK FORUMU

Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

İşveren Açısından Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi

İşveren Açısından Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi

X İŞ MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO:

DAVALI:

VEKİLİ:

DAVACI:

VEKİLİ:

KONUSU: Bilirkişi raporuna karşı beyanlarımızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR : X tarihli bilirkişi raporunun tüm değerlendirmelerine itiraz etmekteyiz. Şöyle ki;

1) Davacının kıdem tazminatına hak kazanması için İş kanununun 25/2-g maddesi uyarınca iş akdinin işveren tarafından haksız nedenle feshedilmesi gerekmektedir ancak işçinin iş akdini feshetmesi haklı nedene dayanmaktadır çünkü işçi kendi davranışları (işe gelmemesi, müvekkil şirketi zor durumda bırakması, görev ve yetkilerini açıkça kötüye kullanılması vs.) nedeniyle haklı bir şekilde iş sözleşmesi feshedilmiştir ancak bilirkişi bu durumu göz ardı edip kıdem tazminatını ve diğer alacakları hesaplamıştır. Bilirkişi tarafından bu durumun tekrar dikkate alınıp kıdem tazminatını ve diğer alacakları hesaba katmaması gerekmektedir.

2) Sayın Bilirkişice tazmini gerçekleşen raporun hesaplamalar bölümünde genel olarak davacının işin niteliği, davacı talepleri ve davacı tanıklarının anlatımları esas alınarak hesaplama yapılmış olup söz konusu hesaplamaların hakkaniyete aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

3) İşten ayrılış bildirgesinde işten çıkış kodu olan (29) yani işçi, işveren tarafından ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile işten çıkarılmıştır. 4857 sayılı iş kanunu 25. Maddesi işverenin haklı sebeplerle derhal fesih hakkını düzenlemiştir. 25. Maddenin, Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri davranışlar başlığı adı altında düzenlenen g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. Bentlerinde düzenlenen hükümler birebir gerçekleşip işveren tarafından haklı nedenle işçinin işi sona erdirilmiştir. Ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışlarda bulunduğuna dair dosya da somut delil bulunmaktadır. Söz konusu deliller, işçinin X tarihleri arasında toplam X gün boyunca aralıksız devamsızlık yapması ve bu durumun tutanaklarda da sabit olması ayrıca X Noterliğinin X tarih ve X yevmiye numaralı ihtarnameyle davacıya ihtar edildiği şeklinde deliller mevcuttur. Bu nedene dayanarak işten çıkarılanların tazminat hakkı bulunmamaktadır ancak bilirkişi tarafından kıdem hesaplanmış olması kanuna aykırılık arz etmektedir bu nedenle sayın mahkeme tarafından bilirkişi raporuna itibar etmemesi gerekmektedir.

4) Bilirkişi tarafından yıllık izin ücreti hesaplamıştır. Söz konusu hesaplamalar hatalıdır, yanlıştır. Çünkü davacı dava dilekçesinde yıllık izin ücretinin ödemediği şeklinde soyut beyanı vardır ve bu durumu tanık beyanlarıyla ispat etmeye çalışmışlardır ancak tanık beyanlarına bakacak olursak; Davacı tanığı X, davacının yıllık izin kullandığı şeklindeki beyanları vardır ve diğer davacı Tanığı X, davacının yıllık izin kullanmadığı şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Her iki davalı tanığı ise davacının yıllık izinlerini kullandığı şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Davacı tanıkların çelişki beyanlarına rağmen bilirkişi tüm dosya kapsamını dikkate almayarak davacı lehine hesaplama yoluna gitmiştir ancak bilirkişinin yapmış olduğu değerlendirme isabetsizdir yıllık izin alacağını hesaplamasını haksız buluyoruz çünkü davacı tanığı dahi davacının yıllık izin kullandığı yönünde beyanları mevcuttur. Sayın mahkemece bilirkişi raporunun dikkate almaması gerekmektedir. Raporda bilirkişi tarafından belirtilen tespitlere katılmadığımızı belirtmekle birlikte davacının yıllık ücretli izin talebinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Çünkü davacı yıllık ücretli izinlerini kullanmış olup kötüniyetli olarak işbu dava da kullanmadığından bahisle talep etmiştir. Bu nedenle yıllık ücretli izinlerinin kullanıldığının kabulü gerekmektedir. Bilirkişi tarafından bu hususun göz ardı edilmeden hesaplanması gerekmektedir.

5) Ulusal ve genel tatil ücretinin hesaplanmasında dava dilekçesinde hangi günlerin çalışıp veya çalışılmadığı hakkında herhangi bir beyan yoktur tanık beyanlarına baktığımızda ise beyanlar arasında çelişkilerin bulunduğu barizdir çünkü davacı tanığı X 1 mayıs dışında diğer ulusal ve genel tatillerde çalıştıkları ve 1 ocakta çalıştıkları diğer davacı tanığı X ise 1 ocakta çalışmadıkları 1 mayısta çalıştıkları şeklinde çelişki ifadeler kullanmışlardır ancak bilirkişi beyanlar arasında bu kadar açık çelişkiler olmasına rağmen ulusal ve genel tatil ücretini X gün olarak hesaplamıştır. Ulusal ve genel tatil ücretinin hesaplanmaması gerekir çünkü davacı Ulusal ve genel tatilde çalıştığına dair somut bir delil sunmaması ve tanıkların çelişkili beyanları dikkate alınarak diğer ulusal ve genel tatil günlerinde de çalışmadıkları açıktır. Bu nedenle sayın mahkeme tarafından bilirkişi raporunun dikkate alınmaması gerekmektedir

6) Müvekkil şirkete ait çalışan işçiler haftanın X günü ve cumartesi X saat çalışıp geri kalan sürelerde izinli olurlar. Tanık beyanlarının bazen haftanın 7 günü çalıştığı iddia etmesi yersizdir. Fazla çalışma ücreti için yapılan hesaplamalar dikkat edilecek olursa; BİLİRKİŞİ RAPORUNDA BELİRTİLEN FAZLA MESAİ VE TATİL GÜNÜ ÇALIŞMA SÜRELERİNİN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. İDDİA EDİLEN ÇALIŞMA SÜRELERİNİN KABULÜ YARGITAY’IN YERLEŞMİŞ İÇTİHATLARINA GÖRE DE “HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR” VE KABUL EDİLEMEZ NİTELİKTEDİR. Bilirkişi davacı ve davacı tanıklarının beyanlarını dikkate alarak değerlendirme ve hesaplama yapması tarafımızca kabul edilmesi söz konusu değildir. Konuya ilişkin Yargıtay kararlarına bakacak olursak;

  • “Davacı işçinin X yıla yakın bir süre içinde haftada X gün ve günde X saat sürekli fazla mesai yaptığı kabul edilerek bu istek hüküm altına alınmıştır. “Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre bir işçinin uzun süre bu şekilde çalışması hayatın olağan akışına aykırı olarak kabul edilmektedir.” (YARGITAY 9.HUKUK DAİRESİ 2000/7316 E, 2000/11278 K. Sayılı kararı)
  • “Davacının haftanın 6 günü fazla mesai yaptığı kabul edilerek her gün günde iki saat fazla çalışma alacağı hesaplanmışsa da, bir kişinin her gün kabul edildiği şekilde çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır.” (YARGITAY 9.HUKUK DAİRESİ 2004/34013 E, 2005/1280 K. Sayılı kararı)
  • “Davacının her gün fazla mesai yapması tüm hafta tatillerinde, genel ve resmi tatillerde çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır.” (YARGITAY 9.HUKUK DAİRESİ 2005/14287 E, 2005/139666 K. Sayılı kararı)

Görüldüğü üzere, davacının iddia ettiği şekildeki çalışma sürelerinin kabulü Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına aykırılık teşkil etmekte olduğu gibi iddia edilen çalışma süreleri hiçbir insan bünyesinin kaldırabileceği süreler de değildir. Davacı belirtilen dönemlerde başkaca ödemeyi gerektirecek herhangi bir çalışma yapmamıştır. Zaten fazla mesailerin saat bazında incelenmesinde, başkaca bir çalışma yapmanın insanüstü bir güç gerektireceği aşikar olup, hayatın olağan akışına da aykırıdır. Bu denli uzun süre fazla mesai yapılamayacağı açıkça ortaya konmuşsa da bu husus bilirkişi raporunda dikkate alınmamıştır.

Davacının fazla mesai yapmadığı belirtmişsek de bu beyanlarımız bilirkişi tarafından dikkate alınmamıştır. Aynı zamanda bilirkişi abartılı bir şekilde hesaplama yapmış ve raporuna bu hususu esas almıştır.

Müvekkil şirket hiçbir çalışanına ait alacağı ödemekten kaçınmamıştır. Müvekkil şirketin yasalara riayet ederek yaptığı ödemeler müvekkil şirketin aleyhine kullanılmıştır. Bilirkişi raporunun ana fikri ve verilmek istenen mesaj, müvekkil şirket gibi büyük şirketlerin piyasadaki diğer küçük işletmeler gibi davranarak, fazla mesai ücretlerini işçilere ödememesi yönündedir. Aksi halde belirtilen rakamlar oranında fazla mesai ücreti ödemeye mahkum olacakları aşikardır.

7) Yukarıda kısaca belirttiğimiz sebeplerden dolayı bilirkişi raporuna yasal süresi içinde itiraz etmekle birlikte, yanlış ve hatalı bir şekilde hazırlanan bilirkişi raporunun kabul edilmesi mümkün olmayıp EK BİLİRKİŞİ raporunun taleplerimizin de dikkate alınarak hesaplanması için bilirkişi raporuna itiraz etme zarureti doğmuştur.

NETİCE VE TALEP……………..:Yukarıda açıklanan nedenlerle X tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarımızı sunar Sayın Bilirkişiden itirazlarımız ve beyanlarımızın da dikkate alınmasını talep etmekle birlikte, davacı tanığı ile müvekkil işverence aralarında anlaşmazlık bulunduğundan tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğinden, davacı tarafın delillerini esas alan hukuki dayanaktan yoksun bilirkişi raporunun hükme esas teşkil etmemesini, Yargıtay içtihatlarına paralel ve gerçekçi bir ek  rapor alınması ile davacının kıdem tazminatı, Yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma alacağı, bayram ve resmi tatil günlerinde yapılan çalışma alacakları taleplerinin reddine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. tarih

Davalı Vekili

Av

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 03:33

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.