İsim Değiştirme Nasıl Yapılır? İsim Değiştirme Davası

İsim Değiştirme Davası

İsim Hakkının Özelliği

Bir kişinin özellikleri, hak ve fiil ehliyeti, hürriyeti, bedeni ve manevi varlıkları onun kişiliğini meydana getirir. Kişilik, insanın insan olması dolayısıyla ayrılmaz bir biçimde sahip olduğu hakları içerir. Bunlar para ile ölçülemeyen, devredilemeyen ve mirasçıya geçmeyen mutlak haklardır. Hiçbir şekilde maddi değere sahip değildirler. Kişinin adı ve soyadı üzerindeki hakkı da münferit bir kişilik hakkıdır.

İsim; toplum içinde bir kişiyi diğerlerinden ayırt etmeye yarar ve hukukça korunur. Kişinin isminin onun ferdi ailevi ve siyasi durumunu tayine yarayan birçok özellikleri vardır. 

Bir kişinin hüviyetinin tespitinde ilk bakılacak unsur ise o kişinin adı ve soyadıdır.

Ad , kişileri, diğer kişilerden ayıran ve toplumsal ilişkilerde onu belirleyen bir tanıtım, bir işarettir. 

İsim Kim Tarafından Koyulur?

İsim(Özad), evlilik birliği içinde doğan çocuklarda çocuğun ana ve babası tarafından konulur. Evlilik dışında doğan çocuklarda ise, anne tarafından konulur. Evlilik birliği içinde doğan çocuk babasının soyadını alır. Evlilik birliği dışında doğan çocuk annesinin soyadını alır.

İsim Değiştirme Nasıl Yapılır?

Türk hukukunda kural olarak ad ve soyadın değişmezliği ilkesi kabul edilmiştir. Buna göre, bir kimse nüfus kütüğüne kaydolmuş bulunan ad ve soyadını dilediği zaman serbestçe değiştiremez. Ancak “haklı bir neden” varsa ad ve/veya soyadını değiştirebilir. Kişi haklı nedenini ve gerekçesini dava dilekçesi hazırlayarak Asliye Hukuk mahkemesine sunmalıdır. İsim Değiştirme Dava Dilekçesi Örneklerini buradan inceleyebilirsiniz.

TMK Madde 27 – “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir. Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilan olunur.

Ad değişmekle kişisel durum değişmez. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir”.

Milli kültürümüze, ahlak kurallarına, örf ve adetimize uygun düşmeyen veya kamu oyunu inciten adlar konulamaz. Adın ahlak kurallarına uygun düşüp düşmediği veya kamu oyunu inciten nitelikte bulunup bulunmadığı ve hak sahibi kişinin çevresinde bu adla tanınıp tanınmadığı araştırılarak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir.

Adın değiştirilmesi, tümüyle değiştirilmesi halinde değil, adın bir harfinin kaldırılması, eklenmesi, ada bir kelime eklenmesi ya da kaldırılması halinde de söz konusu olacaktır. 

Hangi Durumlar İsim Değiştirme İçin Haklı Sebep Teşkil Eder?

Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir.

Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de göz önünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. 

Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır.

Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü “haklı neden” bu kapsam içerisinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve kanunun buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.

Uygulamada isim değiştirebilmek için örnek olarak verilen haklı sebep halleri şunlardır:

  • Çevresinde başka adla tanınıyor olmak,
  • Adın kötü şöhreti çağrıştırıyor olması,
  • Küçültücü olmak,
  • Ekonomik zorunluluk olmak,
  • Dini değiştirmiş olmak(1),
  • Uyruğu değiştirmiş olmak(2),
  • Yetersiz, gülünç, elverişsiz, karışıklığa yol açacak, incitici, küçük düşürücü, alay ve utanç konusu anlamlar taşıması,
  • Çirkin, iğrenç ya da kişinin ilerlemesine engel olacak nitelikteki haller
  • Ticari faaliyetler nedeniyle de haklı sebeple adın değiştirilmesi talep edilebilecektir.

İsim Değiştirme Davasını Kim Açabilir?

İsim değiştirilmesi hakkı, şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan davacı sıfatı da, adı değiştirilecek kişiye aittir. Örneğin, torunun ölen dedesinin adının değiştirilmesi konusunda veya kişinin sağ olan annesi adına dava açması halinde dava ehliyeti yoktur.

Anne-Baba Çocuğunun İsmini Değiştirebilir Mi?

Dava ehliyeti olmayan kimseler(çocuklar) bakımından anne babanın velayeten dava açması mümkündür.

İsim Değiştirme Davasında Davalı Taraf Kimdir?

İsim(ad) değiştirilmesi davalarında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesi dönemde Nüfus Müdürlüğüne husumet yöneltilerek davalar açılmakta ve Cumhuriyet Savcısı da davada ilgili sıfatıyla yer almaktaydı.

Yapılan Kanun değişikliği ile Cumhuriyet savcısı ilgili olarak davada yer almamakta ve dosya görüldü amacıyla da kendisine gönderilmemektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğüyle birlikte adın değiştirilmesi davaları çekişmeli yargı olmaktan çıkarılarak çekişmesiz yargı işleri arasında sayıldı (HMK. md. 382). Bu nedenle 01.10.2011 tarihinde sonra açılacak isim(ad) değiştirilmesi davalarında husumetin Nüfus Müdürlüğüne yöneltilmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Ancak Nüfus Müdürlüğünün, maddi ilgili sıfatıyla duruşmada yer alması sağlanmalıdır.

İsim Değiştirme Davası Nasıl Kazanılır?

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesine ve Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre açılan davalar niteliği itibariyle kamu düzenini yakından ilgilendiren davalardır. Nüfus Sicilleri Devletin özel önem atfettiği belge ve kayıtlardır. Bunların doğruluğu kamu düzeni ile ilgili olup, Hakim doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir.

Bir kimsenin doğumunda o kişinin velisi, doğan kişiye yasalara aykırı olmamak kaydıyla dilediği adı vermekte serbesttir. Ancak, doğum tutanağı düzenlenip bu ad nüfus kütüğüne işlendiği takdirde bunun değiştirilmesi ancak haklı bir sebebin varlığı ile mümkündür. Buradaki haklı neden adının düzeltilmesi istenenin almak istediği yeni adla çevresinde, arkadaşları arasında tanınıp bilinmesine bağlıdır. Bu durumun kanıtlanması için tanık beyanlarına başvurmak bir zorunluluktur.

Adın değiştirilmesi konusunda davacıya düşen ispat yükü, dayandığı haklı nedenin gerçekleştiğini delillerle temellendirmektir. Bunun için uygulamada daha çok tanık dinlenerek sonuca gidildiği görülmektedir.

Bunun yanında uygulamada hakimlerin duruşma esnasında dinlediği tanıkların cep telefonlarına bakarak, kişinin isminin ne şekilde kaydettiğini tespit ettikleri görülmektedir. Ayrıca kolluk araştırması yoluyla araştırma yapılarak talepte bulunanın hangi ismi kullandığı araştırılmaktadır.

İsim Değiştirme Davası Nasıl İlerler?

Adın değiştirilmesi davaları, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382 anlamında çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığından basit yargılama usulüne tabi bir yargılamadır. Burada hakim inceleme yaparken, isim değişmezliği ilkesinden vazgeçilmesini gerektirecek derecede üstün bir menfaatin bulunup bulunmadığını inceleyecektir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 3 6/1-a maddesi hükmüne göre, isim düzeltme davalarının nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülüp karara bağlanması zorunludur.

İsim Değiştirme Davası İçin Avukata Verilecek Vekaletname

Avukat aracılığıyla isim değiştirilmesi davası açılabilmesi için vekaletnamede özel yetki bulunması gerekecektir. Yani isim değiştirme davası için avukata verilecek vekaletname dikkatli bir şekilde düzenlenmelidir. (6)

İsim Değiştirme Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli Mahkeme:

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinde isim(ad) değişikliğine ilişkin özel düzenlemeler yer almaktadır. İsim değiştirmeye ilişkin davaların asliye hukuk mahkemesinde görüleceği açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle isim değişikliğine ilişkin istemlerde görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olacaktır.(7)

Yetkili Mahkeme:

5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin 1/a bendinde, isim değiştirme davalarının değiştirmeyi isteyen şahısların yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle ad ve soyad değişikliğine ilişkin açılacak davalarda yetkili mahkeme, istem sahibinin yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemesidir.

İsim Değiştirme Davasına Üçüncü Kişi İtiraz Edebilir Mi?

İsim değiştirilmesinden zarar gören kişiler, isim değiştirilmesi kararına itiraz edebileceklerdir. Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltme talebinde bulunan kişiler veya resmi kurumlarca talep halinde Cumhuriyet Savcıları tarafından açıldığından, değiştirme kararının kaldırılması davası da, aynı kişiler tarafından, değiştirme kararını veren asliye hukuk mahkemesinde açılıp karara bağlanacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken konu, itirazın, değiştirme kararını veren asliye hukuk mahkemesine değil, zarar gördüğü gerekçesiyle isim değiştirilmesinin kaldırılmasını isteyen kişinin yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesine yapılacak olmasıdır.

Ölü Kişinin İsmi Değiştirilebilir Mi?

Kapalı kayıtta yer alan(ölü) hususlara ilişkin olarak adın değiştirilmesi talep edilemez. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bir kararında, “Mahkemece, davacının Türk vatandaşlığından çıkması nedeniyle nüfus kaydının kapalı olduğu, bu nedenle nüfus kayıtları üzerinde herhangi bir işlem yapılmayacağı gözetilmeksizin isim tashihine ilişkin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur” denilmiştir (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2010/13925, Karar No: 2011/1964, Karar Tarihi: 17.02.2011)

Nüfus Müdürlüğüne İsim Değiştirme Talebinde Bulunmak

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılan yeni değişiklik ile birlikte artık dava açmadan önce bir kereliğine nüfus müdürlüğüne isim değiştirme talebi ile dilekçe verilebilmektedir. 

Kişinin iki yıl içerisinde yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan ad ve soyadları mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir.

İl ve ilçe idare kurullarının vereceği karar kesindir. Soyadı değiştirilen erkek ise kendisi ile birlikte varsa karısının ve müracaat tarihinde ergin olmayan çocuklarının da soyadları düzeltilir. Soyadı değiştirilen kadın ise kendisi ile birlikte ergin olmayan evlilik dışı çocukları varsa onların da soyadları düzeltilir.

Kişiler yerleşim yerlerinin bulunduğu yerin nüfus müdürlüğüne müracaat etmelidir. Yerleşim yeri dışındaki nüfus müdürlüklerine yapılan müracaatlar kabul edilmeyecektir. Müracatlar bizzat ilgili kişi veya özel vekaletnameye sahip avukat tarafından da yapılabilir.

Kişiler bulundukları yer nüfus müdürlüğüne usulüne uygun olarak müracaat etmelerine rağmen talepleri reddedilirse, bu ret kararını aldıktan sonra asliye hukuk mahkemesine ad ve/veya soyadı değişikliği için dava açabilecektir.

ÖNEMLİ NOT: Nüfus müdürlüklerine başvurarak isim değişikliği yapmak için son tarih 03.11.2019’dur. Bu tarihten sonra yapılan başvuralar işleme alınmayacaktır!

İsim Değiştirme Yargıtay Kararları


Çocuğun İsminin Değiştirilmesinde Haklı Sebep Kuralı Esnetilmelidir

Çocukların yaşları dikkate alındığında isim tashihinin resmi herhangi bir yazışmada karışıklığa yol açabilecek bir durumunun bulunmadığı, çocukların menfaatlerine aykırı bir halin de mevcut olmadığı görülmektedir. O halde, isteğin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yaşları itibarıyla idrak gücünden yoksun olan ve bağımsız ilişki geliştirme durumu bulunmayan çocuklar bakımından değiştirme isteğinde “haklı sebep” aranması ve davanın “haklı sebep bulunmadığı” gerekçesiyle reddedilmesi doğru bulunmamıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2016/5035, Karar No: 2016/7858, Tarih: 12.05.2016).

 

Anne ve Baba Velayeten Çocuğun İsmini Değiştirebilir

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun velayetin kapsamı başlıklı 339. maddesinin 5. fıkrasında “Çocuğun adını ana ve babası koyar” açık hükmü gereği velayet altında bulunan kişilerle ilgili velayet sahibi ana ve babanın başvuruda bulunabileceği çocuklarına ad vermekte kanuna dayanan yetkilerinin olduğu aşikardır. (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2015/9984, Karar No: 2016/6278, Tarih: 19.04.2016).

 

Bir Kişi Çevresinde Tanındığı İsmini(Adını) Kullanabilir

Davacının yakın arkadaş ve akraba çevresinde “Jiyan” adıyla tanındığı ve bilindiği, kendisine bu ad ile hitap edildiği anlaşılmış olmakla davacı tarafından haklı nedeni kanıtladığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarında yasanın buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla bir kişi çevresinde tanındığı adını kullanabilir ve bu adla nüfusa tescil ini isteyebilir. 

Davacının yakın arkadaş ve akraba çevresinde “Jiyan” adıyla tanındığı ve bilindiği, kendisine bu ad ile hitap edildiği anlaşılmış olmakla davacı tarafından haklı nedeni kanıtladığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2015/22674, Karar No: 2016/566, Tarih: 18.01.2016).


  1. Yargıtay 18. Hukuk Dairesine göre, din değiştirme nedeniyle özad değiştirilebilirse de soyad değiştirilemez: “2525 Sayılı Soyadı Yasası’nın 3. ve Soyadı Tüzüğü’nün 7. maddelerinde “yabancı ırk ve ulus adları soyadı olarak kullanılamaz”, yine Tüzüğün 5. maddesinde “yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır” hükümlerine yer verilmiş olup, davacının almak istediği soyadının anılan Yasa ve tüzüğün sözü edilen hükümlerine aykırı olduğu gözetilmeden, Aslaniskender olan soyadının “Paramabindu” olarak değiştirilmesine karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırıdır” denilmiştir (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2005/791, Karar No: 2005/738, Karar Tarihi: 14.02.2005). Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bir kararında “Somut olayda; davacı, isteği ile Hıristiyan dinini tercih etmek suretiyle dinini değiştirmiş ve bu husus, 29.01.2007 gününde idari kayıt düzeltme ile nüfus kaydına işlenmiştir. Ramazan olarak taşıdığı ad İslam dininin kutsal aylarından birinin adıdır. Davacının dinini değiştirmesinin yanında kendi dinini ire kültürel yapısını yansıttığına inandığı adı kullanmak istemesi bir haklı neden sayılmalıdır. O halde, mahkemece yukarda açıklanan hususlarda dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir” denilmektedir (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2007/7881, Karar No: 2007/8649, Karar Tarihi: 22.10.2007).
  2. Kişinin çevresinde tanınıp bilindiği adını kullanma hakkına sahip olması nedeniyle Türk vatandaşlığına geçmekle birlikte kullandığı adı tescil ettirmesi mümkündür (Yargıtay 18. HD., Esas No: 2012/6324, Karar No: 2012/8146, Karar Tarihi: 26.06.2012).
  3. Anayasa Mahkemesinin Esas No: 2011/34, Karar No: 2012/48, Karar Tarihi: 30.03.2012. Ayvaz, Sema Taşpınar.
  4. Somut olaya gelince; adı değiştirilmek istenilen küçüğün anne ve babasının boşandıkları, küçüğün velayetinin davacı anneye verildiği, annenin de tek başına eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Taraflar boşanmış ve velayet davacı anneye verilmiş olsa da; bu durum eldeki davada dava dışı olan küçüğün babasının gerçekte onun babası olması durumu değiştirmez. Kaldı ki, velayet şartlarında daha sonradan oluşabilecek değişiklik nedeniyle velayetin babaya verilmesi de ihtimal dâhilindedir. Yukarıda da belirtildiği üzere çocuğun adını anne ve baba birlikte belirlediklerinden değiştirilmesi talebini de yasal şartların oluşması halinde mahkemeden birlikte istemeleri gerekir. Anne ve babanın bu taleplerini birlikte yapmamaları veya değişiklik üzerinde anlaşamamaları halinde birinin başvurusu üzerine değerinin davada taraf olarak katılımı sağlanmalıdır. Taraf teşkiline ilişkin bu husus dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin olmakla davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur. (YHGK., Esas No: 2010/18-643, Karar No: 2010/648, Karar Tarihi: 08.12.2010)
  5. “Görülmekte olan davada, az yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular dikkate alındığında; dava konusu çocuğun isminin “ikra” yerine “igra” olarak yazılmış olmasının, yazım işlemi sırasında yapılan bir harf hatasından kaynaklandığı ve böylece ismin düzeltilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen “haklı neden” koşulunun somut olayın özelliği itibariyle gerçekleştiği, isminin düzeltilmesi istenen küçüğün dava tarihi itibariyle henüz bir ayını dahi doldurmadığı dolayısıyla başkaca delil ibrazı ve tanık dinlenilmesine yer olmadığının kabulü gerekir” denilmiştir. (YHGK., Esas No: 2009/18-442, Karar No: 2009/465, Karar Tarihi: 04.11.2009)
  6. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bir kararında, “… Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan isim değişikliği davasının vekil aracılığı ile açılabilmesi için vekile verilen vekaletnamede özel yetki olması gerektiği halde, genel vekaletname ile açılmış davada, avukata dava konusu işle ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini ibraz etmesi için belli bir süre tanınması, bu süre içerisinde vekil vekaletnamesini getirmediği ya da asil bir dilekçe ile veya bizzat duruşmaya gelerek özel yetkisi bulunmayan vekilin açmış olduğu davaya ve yapılan işlere icazet verdiğini bildirmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bundan zühul ile davaya bakılıp esas hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır’. …”. Yargıtay 18. HD., Esas No: 2010/11236, Karar No: 2010/15315, Karar Tarihi: 30.11.2010.
  7. “Dava, nüfus kayıt düzeltilmesi istemine ilişkindir. Her ne kadar, Asliye Hukuk Mahkemesince uyuşmazlığın Türk Medeni Kanunu’nun 173 ve 187. maddeleri uyarınca Aile Hukukunu ilgilendirdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmişse de, uyuşmazlıkta davacının, eşin soyadının kullanılmasına izin istemi söz konusu olmayıp, evlilikle birlikte kullanılan kızlık soyadının iptali istendiği anlaşılmakla, 5490 S. Kanunun 35. vd. maddeleri uyarınca nüfus kayıt düzeltilmesine ait davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir’ denilmiştir (Yargıtay 20. HD., Esas No: 2008/4818, Karar No: 2008/7113, Karar Tarihi: 08.05.2008)

Sık Sorulan Sorular

Yeni Doğmuş Bebeğin İsmindeki Harf Hatasını Nasıl Değiştirilir?

Yeni doğmuş bir bebeğin ismindeki bir harf hatasını değiştirmek için ayrıca bir delil veyahut tanık bildirmeye gerek yoktur.(5)

Çocuğun İsim Değişikliği İçin Velayet Sahibi Olmayan Babanın İzni Gerekir Mi?

Çocuğun adının konulması, velayet hakkından değil de genetik ana baba olmadan kaynaklandığından ve adın değiştirilmesi aynı zamanda yeni bir ad koyma istemini de içerdiğinden, velayet hakkı bulunmayan genetik ana ya da babanın taraf sıfatını alması sağlanmalıdır.(4)

İsim Değiştirme Davasını Kaç Kere Açabilirim?

İsim değişikliğine dair dava haklı sebep bulunduktan sonra her zaman açılabilir. Yani isim değiştirme davası birden çok kez açılabilir. Eski kanuna göre durum bu şekilde değildi. Eskiden sadece bir kere isim değiştirme davası açılabiliyordu.(3)
 

İsim Değiştirme Sonrası İstediğim İsmi Kullanabilir Miyim?

Yeni alınacak ismin(adın) yasalara aykırılık teşkil etmemek, kişiyi ve onun yakınlarını incitecek nitelikte olmamak kaydıyla kullanılmasında mevzuat açısından hiç bir engel bulunmamaktadır.

İsim Nüfus Kaydına Yanlış Geçirilmişse Ne Olur?

Bu durumda adın yerine başka bir adın konulması söz konusu olmadığından, adın değiştirilmesinden değil, adın düzeltilmesinden bahsedilecektir.

İsim Değiştirme Davası Ücreti

İsim değiştirme davası “Asliye Hukuk Mahkemesi”nde açılan bir dava türüdür. Böyle bir dava için avukat tarafından asgari olarak 3.000 TL talep edilecektir. Dava masrafları ve avukatlık ücretiyle birlikte isim değiştirme davasının toplam ücreti 3.500 TL’yi bulacaktır.

İsim Değiştirme Davası Ne Kadar Sürer

İsim değiştirme davası ortalama olarak 4-8 ay sürmektedir. Dava celse sayısına göre uzayabilmektedir.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.