İş Mahkemesi Cevap Dilekçesi Örneği

İş Mahkemesi Cevap Dilekçesi Örneği -1-

ADANA İŞ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

                                                                                                    

Dosya No                                :

BEYANDA BULUNAN

(DAVALI)                               :

VEKİLİ                                   :

                                                   

DAVACI                                 :

VEKİLİ                                    :

                                                                                   

KONU                                     :Aleyhe açılan davaya ilişkin cevaplarımız ile davanın reddi talebimizin sunulmasıdır.

BEYANLARIMIZ                 :

 

Aşağıda arz ve izah edilen nedenlerden ötürü davacının talebinin haksız ve yersiz olduğu gerekçesiyle reddi gerekmektedir. Şöyle ki; 

A-USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ:

1-YETKİ İTİRAZIMIZ   

Huzurdaki uyuşmazlık konusu davada müvekkil şirket aleyhine işçi alacakları bakımından talepte bulunulmuş olup, müvekkil şirket merkezinin; Van ilinde mukim olması nedeni ile, şirket merkezi sınırları içerisindeki Mahkemelerin yetkili olduğu da kabul edilmesi gereken bir husustur. Bu nedenle yetkili Mahkeme Van İş Mahkemeleridir. Bu yönüyle dosyada yetkisizlik kararı verilmesini talep etmekteyiz.

2-ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZ

Davacının huzurdaki dava ile talep ettiği alacak kalemleri 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, dava tarihinden itibaren geriye dönük olarak 5 yıldan daha fazla zaman geçen alacak kalemleri zamanaşımına uğramıştır. Yasal süresi içinde yapılan zaman aşımı def-imizin kararda dikkate alınmasını talep ederiz.

B-ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ:

1-DAVACININ, MÜVEKKİL ŞİRKET BÜNYESİNDE HAZİRAN 2017-2018 TARİHLERİ ARASINDA ÇALIŞTIĞI İDDİASINA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ;

Davacı, resmi kayıtlarda da yer aldığı üzere, müvekkil şirkette iki ayrı dönemde, birbirinden tamamen bağımsız bir şekilde çalışmıştır. Davacının müvekkil şirkette ilk çalışması 17.06.2017 – 08.12.2017 tarihlerinde gerçekleşmiş ve iş akdi feshedilmiştir. Daha sonra yine müvekkil şirketin başka biriminde işe başlamış ve 10.04.2018 – 08.08.2018 tarihleri arasında çalışarak istifa etmek suretiyle kendisi işten ayrılmıştır. Ancak, resmi kayıtlarda da görüldüğü üzere davacının bu çalışmaları kesintisiz ve birbiriyle bağlantılı değildir. Şöyle ki;

Davacı müvekkil şirket bünyesinde ilk olarak 17.06.2018 tarihinde müvekkil şirkette çalışmaya başlamış, 08.12.2017 tarihinde iş akdi sonlandırılmıştır. Aradan 4 aydan fazla bir süre geçtikten sonra kendisinin yine ısrarı ve işe ihtiyaç duyduğunu belirtmesi karşısında işe başlayan davacı, 10.04.2018 tarihinde çalışmaya başlamış, 08.08.2018 tarihinde istifa ederek iş akdini sonlandırmıştır. Bu iki çalışma arasında geçen süre içerisinde (4 aydan fazla bir süre) davacının müvekkil şirket bünyesinde çalışması yoktur. Kaldı ki bu süreçte davacının başka firmalarda çalışmış olması da ihtimal dahilindedir.

SGK Kayıtlarında da görüldüğü üzere 08.12.2017-10.04.2018, 10.04.2018-08.08.2018 tarihleri arasında çalışan davacının, bu iki çalışma dönemi arasında müvekkil müvekkil şirkette çalışması yoktur.

Dolayısıyla davacı yanın kesintisiz çalıştığı yönündeki iddiaları oluşa ve gerçeğe aykırı olup, sebepsiz zenginleşmeye yönelik hukuka aykırı istemlerdir.

2-DAVACININ, İŞ AKDİNİN HAKSIZ VE BİLDİRİMSİZ OLARAK FESHEDİLDİĞİ YÖNÜNDEKİ İDDİALARINA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ;

Davacı yan, son olarak müvekkil şirketin Erciş ilçesinde bulunan şantiyesinde çalışmakta iken 08.08.2018 tarihinde istifa ederek kendi istediği ile tek taraflı olarak iş akdini sonlandırmıştır. Bu husus işten çıkış bildirgesinde ve dinletilecek tanık beyanlarıyla da sabittir.

3-DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKETTEN TALEP ETMİŞ OLDUĞU TAZMİNAT VE ALACAK KALEMELERİNİN HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ;

3.1.Kıdem ve İhbar Tazminatı Talebi Yönünden;

Yukarıda da ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere davacı, müvekkil şirkette çalıştığı süre itibariyle kıdem tazminatı hakkı bulunmamaktadır. Kıdem tazminatına ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde davacının kıdem tazminatına hak kazanamadığı açıkça ortadadır. Şöyle  ki;

Kıdem Tazminatına hak kazanılabilmesi için, süreye ilişkin koşulların sağlanmış olmasının yanı sıra hizmet sözleşmesinin Kanunda öngörülen biçimde son bulması da gerekmektedir. Bilindiği üzere 4857 Sayılı İş Kanunu ile birlikte 1475 Sayılı İş Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak; 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesinde düzenlenen kıdem tazminatına ilişkin hükümler halen yürürlüğünü sürdürmektedir. 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesinde hangi hallerde işçiye kıdem tazminatı ödeneceği belirtilmiştir. Genel kural olarak kendi isteği ile işten ayrılan kişi yani istifa eden kişi kıdem tazminatı alamayacaktır. Bu işçi kıdem tazminatı alamayacağı gibi, istifa etmeden önce yazılı bildirim yapmadığı takdirde bir de ihbar tazminatı ödemek durumda kalacaktır. Dolayısıyla somut olayda kendisi işten ayrılan ve istifa eden davacının kıdem tazminatı hakkı bulunmamaktadır ve bu yöndeki talebin reddi gerekmektedir.

3.2.Ödenmediği İddia Edilen Ücret Alacağı Talebi Yönünden;

Davacı yan her ne kadar dava dilekçesi ile ücret alacağı için talep de bulunmuş ise de davacının bu iddiası sebepsiz zenginleşme niteliğinde olup, gerçeğe aykırıdır. Zira müvekkil şirket davacıya çalıştığı dönem süresince bütün ücret alacaklarını düzenli bir şekilde ödemiştir. Bu husus müvekkil şirket kayıtları ile sabit olup yargılama aşamasında dosyaya sunulacak olan ödeme belgeleriyle de ispatlanacaktır.

Ayrıca davacının aylık 2.500,00 TL nin üzerinde maaş karşılığında çalıştığı iddiası da fiili durumla örtüşmemektedir. Davacı resmi kayıtlarda ve ödeme dekontlarında yer alan ücret karşılığında çalışmıştır. Davacının hiçbir ispatı bulunmayan bu talebinin kabulü mümkün olmamakla birlikte, bu hususta Mahkemece ücret araştırması yapılması gerekmektedir.

Bunun yanında davacıya çalıştığı süreler boyunca toplamda 4.110,85 TL fazla ödeme yapılmış olup, bu fazla ödenen ücretin de yapılacak olan hesaplamalarda mahsubunu talep ediyoruz. Öncelikle banka ödeme dökümlerinin ilgili bankadan ( Vakıflar Bankası) celbi ile, yapılan fazla ödemenin tespitini de ayrıca talep etmekteyiz.

3.3.Fazla Mesai Ücreti ve Hafta Tatili Ücreti Talebi Yönünden;

Davacı yan, dava dilekçesinde çalışmaya başladığı tarihten iş akdinin feshedildiği tarihe kadar hafta tatilleri de dahil olmak üzere her gün 10 saati bulan ve aşan sürelerle çalıştığını, buna rağmen hak ettiği fazla mesai ücretleri ile hafta tatillerindeki çalışmalarından doğan ücretlerinin kendisine ödenmediğini belirtmiştir. Ancak davacının bu iddiaları da hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsizdir. Ayrıca davacının haftanın 7 günü günde 10 saat çalıştığı iddiası hayatın olağan akışına da aykırıdır.

Kaldı ki fazla mesai, üretimin arttırılması, üretim faaliyetlerindeki aksamaların önlenmesi, işletme ve toplumun bazı ivedi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla normal iş süreleri üzerinde yapılan çalışmalarının karşılanması amacıyla normal iş süreleri üzerinde yapılan çalışmalardır. 

Söz konusu işyerinde davacı haftada 45 saatin üzerinde çalışması bulunmaktadır. Davacının hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil eden fazla çalışma yaptığı yönündeki iddiaları hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. İş yerinin yoğunluğuna göre üretim faaliyetlerindeki aksaklıkların önlenmesi amacıyla dönem dönem fazla mesai uygulamasına gidilmiş ise de davacının bu çalışmaları karşılığında hak etmiş olduğu ücret kendisine ödenmiştir. Bu husus resmi kayıtlar ve ücret bordrolarında yer almakta olup, yargılama esnasında dinletecek olduğumuz tanık ifadeleri ile de sübuta erecektir.

Davacının söz konusu taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğuna yönelik Yargıtay İçtihatları;

Her gün iki saat fazla çalışma ve tüm hafta tatillerinde çalışma hayatın olağan akışına aykırıdır.” (Yargıtay 9 HD 25.03.2004 gün, 2003/16762 E., 2004/6039 K.)

Davacının tüm çalışma süresi için günde üç saat fazla mesai yapması ve hafta tatilinde çalışma olgusu; yapılan işin niteliğine ve yaşamın olağan akışın aykırı oluşu nedeniyle takdiri indirimde bulunulması gerekirken isteğin tamamına hükmolunması ayrı bir bozma nedeni sayılmıştır.” (Yargıtay 9 HD 29.01.2003 gün, 2002/12722 E., 2003/880 K.)

İmzalı hizmet cetvelinde yazılı olandan daha çok fazla çalışma yapıldığı iddiasıyla fark alacak istenemez.”(Yargıtay 9. HD 24.04.2000 gün, 2000/6217 E., 2000/6147 K.)

3.4.Yıllık İzin Ücreti Talebi Yönünden;

4857 Sayılı İş Kanunun 53. Maddesinde “işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az 1 yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verileceği” düzenlenmiştir. Yasa Koyucu, Yıllık Ücretli İzin Hakkı düzenlemesi ile işçinin salt dinlenme hakkından yararlanmasını amaçlamış olup, davacı ile müvekkil şirket arasındaki iş akdinin niteliği ve davacının resmi kayıtlarda da yer alan çalışma süreleri göz önünde bulundurulduğunda davacının yıllık ücretli izin hakkını kazanamadığının kabulü gerekmektedir. Zira davacı, müvekkil şirketteki son çalışması dikkate alındığında sadece 4 aylık bir süreyle çalıştığı görülmektedir. Aradaki dönemlerde de davacının müvekkil şirkette çalışması bulunmamaktadır. Bu nedenle koşullarının oluşmadığından bahisle davacının yıllık izin ücreti talebinin reddi gerekmektedir.

3.5. Resmi Bayram ve Genel Tatil Ücreti Talebi Yönünden;

Davacının resmi bayramlarda ve genel tatillerde çalışmadığı ücret bordrolarında açıkça görülmektedir. Bu konuda resmi kayıtlar ve ücret bordroları esas olup, bu husus yargılama esnasında dinlenilecek olan tanık anlatımlarıyla da sübuta erecektir.

4.DAVACININ SÖZ KONUSU ALACAK KALEMLERİNE UYGULANMASINI TALEP ETMİŞ OLDUĞU FAİZİN HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNA YÖNELİK AÇIKLAMALARIMIZ;

Davacı yan müvekkil şirketi temerrüde düşürmeksizin haksız ve yersiz olarak faiz talebinde bulunmaktadır. Zira faize hak kazanabilmek için işverenin temerrüde düşürülmüş olması gerekmektedir.

Ayrıca dava konusu olayda, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Davacının bu nedenle müvekkil şirketten talep ettiği faiz de mesnetsizdir.

Yukarıda anılan nedenlerle, davacının müvekkil şirkette herhangi bir hak ve alacağı olmayıp, huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği kanaatindeyiz.

 

HUKUKİ NEDENLER      :İş Kanunu, HMK, BK ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLERİMİZ                 : Müvekkil şirket kayıtları, ödeme makbuzları ve dekontları, banka kayıtları, işe giriş ve işten çıkış bildirgeleri, tutanaklar, izin belgeleri, Bilirkişi incelemesi, tanık anlatımları ve ikamesi mümkün her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM             :Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle,

                                               -Haksız ve yersiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz.11.10.2018

                                                                                                                     Davalı Vekili

EKLER:

1-Onanmış vekaletname örneği,

2-İşe giriş ve İşten çıkış bildirgeleri,

3-Hakediş ve ödeme kayıtları,  

İş Davası Cevap Dilekçesi -2-

ADANA [..] İŞ MAHKEMESİNE

DOSYA NO          : [..] E.

DAVALI                : [..]

VEKİLLERİ          : [..]                          

DAVACI                : [..]

VEKİLİ                  : [..]

KONU                   : [..] tarihinde tarafımıza tebliğ edilen dava dilekçesine karşı cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR  :

Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davacı işçinin davalı firmalar bünyesinde [..] tarihinde [..] projesinde işe başladığını ve [..] projesinde muhasebe (idari işler personeli) biriminde çalışmaya devam ettiğini ve [..] tarihinde çıkışının verilerek haksız ve bildirimsiz olarak iş akdinin feshedildiğini bu sebeple iddia edilen alacaklarının ödenmesi gerektiğini iddia ve dava etmiştir.

Bu haksız davanın kabulü tarafımızca mümkün olmamakla birlikte davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu iddialarına itibar edilmesine imkan yoktur. Şöyle ki,

Öncelikle ve önemle ifade etmek gerekir ki müvekkil şirket ile diğer davalılar [..] A.Ş. ve [..] A.Ş. arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmamakla beraber müvekkil şirketin böyle bir projesi bulunmamaktadır.

Davacı müvekkil Şirketin çalışanı değildir ve hiçbir zaman müvekkil Şirket’te çalışmamıştır . Bu sebeple açılmış olan işbu dava tarafımızca anlaşılamamıştır.

Kanaatimizce davacı husumeti yanlış şirkete yöneltmiştir. Dolayısıyla bu aşamada davacının SGK kayıtları geldikten sonra gerekli inceleme yapma ve beyanda bulunma hakkımızı saklı tutuyoruz.

DELİLLERİMİZ    :

Müvekkil şirket kayıtları.

Davacının SGK kayıtları.

Bilirkişi incelemesi.

Yemin.

Tanık anlatımları (İsimleri bildirilecektir).

Sağlık Bakanlığı kayıtları.

Müvekkil şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları.

Her türlü yasal delil.

*Davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu ancak tarafımıza tebliğ edilmeyen delillerine karşı

delil bildirme ve beyanda bulunma hakkımız saklıdır.

SONUÇ VE TALEP          :

Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen nazara alınacak nedenlerle;                             

– Davacının SGK kaydının celbedilmesini,

– Netice itibariyle işbu hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın açıklamalarımız nazara alınarak reddine karar verilmesini,                                       

– Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına saygı ile arz ve talep ederiz. 26/02/2018

                                                               A.Ş.

                                                               Vekili

                                                               Av.

İş Mahkemesi Cevap Dilekçesi Örneği -3-

#İşçinin Açtığı Belirsiz Alacak Davasına Usulden İtiraz

ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

(İŞ MAHKEMESİ SIFATIYLA)

                                                        

DOSYA NO                                         :

 

DAVALILAR                                       :

                                      

VEKİLLERİ                                         :

 

DAVACI                                               :

VEKİLİ                                                :                                             

 

KONU                                                  :Davaya Cevap Dilekçesidir.

 

AÇIKLAMALAR                                 :

A-USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ

 

1- DAVACININ HAK VE ALACAKLARI ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR.

İşçinin ücret alacakları İş Kanunu’nun 32. Maddesine göre 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu nedenle davacının hak ve alacaklarının zamanaşımına uğramasından dolayı, zamanaşımı def-i itirazında bulunmaktayız.

2- YETKİ İTİRAZIMIZ

Müvekkil şirketlerin adresi …’dır. Bu nedenle davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme Adana İş Mahkemeleri olup yetki itirazında bulunmaktayız.

3-DAVACININ BELİRSİZ ALACAK DAVASI AÇMASINDA HUKUKİ MENFAATİ BULUNMADIĞINDAN KIDEM TAZMİNATI VE YILLIK İZİN ÜCRETİ TALEBİNİN USULDEN REDDİ GEREKMEKTEDİR.

Davacı tarafından müvekkil şirketler aleyhine açılan dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup; alacağın belirlenebilir olması halinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir. Zira  davacının tazminata esas hizmet süresini ve ücretini belirleyebildiği ve tazminata esas ücret üzerinden kıdem tazminatını ve yıllık izin ücretini belirleyerek dava açabileceği açıktır. Dolayısı ile davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2016/22-2633 K. 2018/1300 T. 4.7.2018 tarihli ilamı ile” Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı şüphesizdir. Uyuşmazlık konusu kıdem ve ihbar tazminatı ile sendikal tazminat alacağı bakımından, talep içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere, davacı çalışma süresini, en son ödenen ücreti, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını belirleyebilmektedir. Tazminat hesaplamasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatleri de belirleyebilecek durumdadır. Bu halde kıdem ve ihbar tazminatı ile sendikal tazminat alacakları, belirsiz alacak değildir. Dava konusu edilen alacakların gerçekte belirlenebilir alacak olmaları ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri anlaşılmakla, hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerekirken yazılı şekilde esasa girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir…” şeklinde karar vermiştir.

B-ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ

1-DAVACININ ALMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ ÜCRETE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ

Davacının ücreti asgari ücrettir. Davacının ücretinin Net … olduğunu iddiasını kesinlikle kabul etmemekteyiz.

Yargıtay 9.Hukuk Dairesi E:2016/1956 K:2016/18831 31.10.2016 tarihli ilamı ile “Türkiye İstatistik Kurumu’nun https://biruni.tuik.gov.tr/medas/kbs.zul adresli internet sitesinde yapılan güncel sorguda davacı emsali işçinin aylık ücretinin brüt 2.033,00 TL olabileceği bilgisinin verildiği görülmektedir. Buna göre davacının ücretinin birbiri ile tutarlı Sanatkârlar Odası ve TÜİK cevabı dikkate alınarak net 1.500,00 TL olarak kabul edilmesi gerekirken net 3.600,00 TL ücret tespiti ile alacakların belirlenmesi hatalıdır” şeklinde karar vermiştir.

Yüksek Mahkeme Yargıtay’ın kararları doğrultusunda TUİK’ten davacının emsal ücretinin sorulması amacı ile müzekkere yazılmasını veya Sayın Mahkemece anılan siteden kazanç sorgusunun yapılmasını arz ve talep ederiz.

2-DAVACININ İŞ AKDİ 4857 SAYILI İŞ KANUNU’NUN 25/g MADDESİ UYARINCA DEVAMSIZLIK NEDENİ İLE HAKLI NEDENLE MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN FESHEDİLMİŞTİR. BU NEDENLE DAVACI TARAFIN KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİ GEREKMEKTEDİR.

Davacı … tarihleri arasında  art arda 7 gün devamsızlık yapmış ve bu durum  tutanaklarla tespit edilmiştir. Davacı tarafın devamsızlık yaptığını ayrıca   tanık beyanları ile de ispat edeceğiz.

Davacının iş akdi müvekkil şirket tarafından İş Kanunu’nun 25/g maddesi uyarınca devamsızlık nedeni ile feshedildiğinden; HMK 141 maddesi uyarınca davacı tarafın dava dilekçesi dışında iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamına giren hiçbir hususu kabul etmediğimizi tekrar beyan ederiz.

….Somut olayda, evli olan davacının 02.06.2009 tarihinde yine evli olan çalışma arkadaşlarından birine mesai saatleri içerisinde kendi el yazısı ile aşk mektubu göndermesi ve mektup gönderilen işçinin amiri tarafından durumun işverene bildirilmesi üzerine, davacının işyerini terk ederek, 03-04-05 Haziran 2009 tarihleri arasında mazeretsiz ve bildirimsiz olarak işe devam etmediği sabit olup, izin aldığını veya haklı bir mazeretinin bulunduğunu ispatlamış değildir. Bu durumda, işveren tarafından yapılan fesih haklı sebebe dayanmaktadır. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda, kıdem ve ihbar tazminatı isteminin (asıl davanın) reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”(22. HD. 2013/12091 E. 2014/12615 K. 13.05.2014)

Davacının iş akdinin haklı nedenle feshedilmesinden dolayı Kıdem ve İhbar tazminatına hak kazanamayacağı açıktır. Bu nedenle talep edilen ihbar ve kıdem tazminatının reddine karar verilmesi gerekmektedir.

3-DAVACININ İMZALAMIŞ OLDUĞU ÜCRET PUSULALARI İNCELENDİĞİNDE FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİNİN HER AY TAHAKKUK ETTİRİLEREK ÖDENDİĞİ GÖRÜLECEKTİR. DAVACININ İMZALI ÜCRET BORDROLARININ AKSİNİ SADECE YAZILI DELİL İLE İSPAT ETMESİ GEREKMEKTEDİR.

 Müvekkil şirket tarafından, işçilerin fazla çalışma yapması halinde; fazla çalışma ücretleri, ücret bordrosuna tahakkuk ettirilmekte ve banka kanalı ile ödenmektedir. Mahkemeniz dosyasına sunmuş olduğumuz davacı tarafından imzalan ücret bordroları incelendiğinde fazla çalışma ücretlerinin taahkuk ettirilerek davacıya ödendiği görülecektir.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır(Yargıtay’ın yerleşik ilke kararı).

Yargıtay 9. H.D. 2014/3612E., 2015/16505K. 06.05.2015 tarihli ilamı ile “İhtirazı kayıtsız imzalı bordrolar karşısında, fazla çalışma ücretinin hesabında tahakkuk içeren aylarının hesaplamada dışlanması gerekirken, bilirkişi raporunda tüm çalışma dönemi için hesaplama yapılıp, ödeme tutarlarının bulunan miktardan mahsubu yoluna gidilmesi hatalıdır” şeklinde karar vermiştir.

Yargıtay 9. H. D.  2017/6454E.,  2017/17448K.T 6.11.2017 tarihli ilamı ile “Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır” şeklinde karar vermiştir.

Davacı ücret bordrolarını imzalamış olup ücret bordrolarını ve banka kanalı ile ödenen ücretini ihtirazı kayıt koymaksızın kabul etmiştir.

Tüm bunlara ilaveten dava dilekçesi ekinde sunulan 2016 yılı Şubat, Mart, Nisan aylarına  ait  personel maaş listesi olduğu iddia edilen belgeyi ve içeriğini kabul etmememekteyiz.

Zira tüm ödemeler banka kanalıyla yapılmış olduğundan, böyle bir liste yapılmasını gerektirecek bir durumun oluşmadığı izahtan varestedir. Bu nedenle, söz konusu belgeye itibar edilerek hesaplama yapılması halinde; yapılan hesaplamayı kesinlikle kabul etmeyeceğimizi peşinen beyan ederiz.

4-DAVACININ ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ALACAĞI ADI ALTINDA MÜVEKKİL ŞİRKETLERDEN ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR.

Davacı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmamasına rağmen bu kalemlerin ödenmediği iddia etmiştir. Müvekkil şirketler tarafından davacıların banka hesaplarına UBGT ücretleri banka kanalı ödenmektedir. Kaldı ki ücret pusulaları incelendiğinde davacıya ubgt günlerine ilişkin tahakkukun yapıldığı ve davacıya bu ücretlerin ödendiği görülecektir.

Yargıtay 9. H.D. 2008/19924E., 2008/23418K. 11.09.2008 tarihli ilamı ile

 ” Bordrolar imzasız olsa da işçinin banka hesabına yapılan ödemelerin bordrolarla uyumlu olması durumunda fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil tahakkuku bulunan aylar için ihtirazı kayıt ileri sürmeden ödemeleri alan davacı işçinin fark taleplerde bulunması mümkün değildir. Anıolan dönemler hesaplama dışı tutularak davacının hak kazanabileceği tutar belirlenmeli ve indirim hususu da düşünülerek bir karar verilmelidir” şeklinde karar vermiştir.

5-DAVACININ HAFTA TATİLİ ÜCRETİ ADI ALTINDA ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR.

Davacı müvekkil şirketler nezdinde çalıştığı dönem içerisinde hafta tatilinde çalışmış ise bu çalışmasının karşılığı  ücret olarak ödenmiştir. Bu nedenle davacının hiçbir şekilde müvekkil şirketlerden hafta tatili alacağı adı altında alacağı bulunmamaktadır.

6-DAVACI İLE YILLIK İZİNLERİNİ KULLANMIŞ OLDUĞUNDAN MÜVEKKİL ŞİRKETTEN YILLIK İZİN ÜCRETİ ALACAĞI ALTINDA ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR.

Davacı yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek mahkemeniz huzurunda yıllık izin ücreti talebinde bulunmuştur. Davacı müvekkil şirkette yıllık izinlerini fazlası ile kullanmıştır. Davacının yıllık izinlerini kullanmasından dolayı yıllık izin ücreti  talebinin reddine karar verilmesini arz ve talep ederiz.

7-DAVACININ MÜVEKKİL ŞİRKET NEZDİNDE ÜCRET ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR.          

Müvekkil şirkette çalışan personellere hak edilen ulusal bayram ve genel tatil ücreti, agi ücreti, fazla çalışma ücreti ve diğer hak edişler banka kanalı ile ödenmektedir. Davacının da ücret ve ücretin eki kapsamında hak ettiği alacakları zamanında ve bankalı kanalı ile ödenmiştir. Davacının banka hesap dökümleri celp edildiğinde müvekkil şirketten ücret alacağının olmadığı görülecektir. Açıklamış olduğumuz bu nedenlerden dolayı, davacının ücret alacağı talebinin reddine karar verilmesini talep ederiz.

DELİLLER

1-Davacıya ait özlük dosyası,

2-İş sözleşmesi  ve eki niteliğindeki evraklar,

3-Davacıya yapılan ödemelere ilişkin maaş hesabı dökümünün ilgili bankalardan celbedilmesi ;

4-Davacıya ait  imzalı bordrolar,

5-Tuik’in resmi sitesinden kazanç sorgusunun yapılmasını,

6-Tanık ,

7-Bilirkişi,

8-Yargıtay kararları, yemin ve her türlü yasal delil,

Karşı tarafın delil sunma hakkına karşılık delil  sunma hakkımızı saklı tutuyoruz.

NETİCE-İ TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile;

1-Davacının hak ve alacaklarının zamanaşımına uğradığını,

2-Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuken korunan menfaatinin olmaması nedeni ile kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti talebinin usulden reddine,

3-Müvekkil şirketler aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın  reddine,

4-Ücreti vekaletin ve yargılama giderinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep ederiz.

DAVALILAR VEKİLLERİ

 

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.