Şuanda MAKALELER kategorisi sayfasındasınız.

İş Davası – İş Kazası – Islah Bilirkişi Raporuna İtiraz – Beyan

İş Davası Bilirkişi Raporuna İtiraz – Beyan

ADANA … İŞ MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’ NE

 

Dosya Esas No                    :…

 

(BEYAN VE İTİRAZDA

BULUNAN)

DAVALI                                : ..

VEKİLİ                                 : Av. …

DAVACI                                :

VEKİLİ                                 : Av. …

KONU                                   : Bilirkişi raporuna ve ıslaha karşı beyan ve itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.

                      

AÇIKLAMALAR

1) BİLİRKİŞİ RAPORU, HUKUKA VE YASALARA AYKIRI OLDUĞUNDAN VE BÖYLECE HÜKME ESAS ALINAMAZ DURUMDA OLDUĞUNDAN, SÖZ KONUSU RAPORU KABUL ETMİYORUZ. Şöyle ki;

2)Bilirkişi raporunun hizmet akdinin niteliği ve feshi başlıklı bölümünde davacının iş akdinin azil sureti ile fesih edildiği gerekçe olarak da şirketi zarara uğrattığı gösterilmiş ibaresinden sonra ancak fesih aşamasında fesih gerekçelerinin haklı neden oluşturup oluşturmadığının ispat yükünün davalı müvekkilde olduğunun buna karşın davalı taraf olarak dosyaya teftiş, denetim raporu, kesinleşmiş yargı kararı ya da tespit hükmünde yargı kararı vs sunulamadığı bu sebeple de azlin geçerli sebebe dayandırılamadığından 4857 sayılı yasanın 17. maddesi hükmüne aykırı ve usulsüz bir fesih olduğu tespiti yer almıştır.

Her şeyden önce bu tespit evvelce dosya kapsamında tarafımızca talep edilmiş olan davacının sanık olarak yargılandığı ceza dosyalarının bekletici mesele yapılması gerekliliğini bir kere daha ortaya koymaktadır. Zira davacının şirketi zarara uğratması iş yargılamasında da varılacak hükmün esasına doğrudan taalluk etmektedir. Bu açıdan bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere bu husus değerlendirmeye tabi tutulmaya ihtiyaç görülmüştür. Demek ki davacının müvekkil şirketçe azli hususu elbette takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere herhangi bir rapor veya yargı kararında varılacak sonuca özellikle beraat veya hüküm giymeye bağlı olacaktır.

3)Yargıtay HGK, 03.03.1999 tarih ve E.1999/9–124 – K.1999/131 sayılı kararında davacının iş akdinin feshine sebep olan eylemi sebebiyle, aleyhine ceza davası açıldığından; kıdem tazminatı talebi hakkında bu davanın sonucu beklenerek ona göre karar verilmesi gerekir sonucuna varmıştır. Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 06.06.1994 tarih ve 1994/3809 E. ve 1995/8607 K. Sayılı kararında ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının ve ceza davasında tespit edilen maddi olguların hukuk hâkimini bağladığı tespitini yaparak iş yargılamasında davacı bulunan kişi hakkında açılan kamu davasının sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Aynı dairenin bu konuda benzer birçok kararı mevcuttur. Tarafımızca dosyaya incelenmesi talebi ile bildirilen ceza dava dosyalarının konusu davacının genel müdürlük işi ile ilgili eylemlerle alakalı ve suçun mağduru müvekkil şirkettir. Yani müvekkil şirketin zarara uğrama olgusu aşikârdır. Bu sebeple az önce ifade edilen Yargıtay kararları doğrultusunda söz konusu ceza yargılamasının tamamlanması ve verilen hükmün kesinleşmesi beklenmelidir. Bu anlamda bilirkişi raporunda yer alan ispat yükünün müvekkil şirkete ait olduğu ve bu doğrultuda kesinleşmiş bir karar sunulamadığı gerekçesi mesnetsiz kalmaktadır.

4)Her ne kadar azil tarihi itibari ile olmasa da sonradan dosyaya sunulan ceza davası dosyası içerikleri(… Ağır Ceza Mahkemesi 2011/… E.; 2010/… E.) ve bu dilekçeye ekli olarak henüz temin edebildiğimiz ve fakat evvelce mahkemenize bildirdiğimiz ceza dosyalarından … Ağır Ceza Mahkemesi 2011/… E. sayılı dosyanın da eki olan teftiş raporunu da bu dilekçeye ekli olarak sunuyoruz. Bu açıdan sunulan bu yeni evrakla yeni bir bilirkişiden özellikle hizmet akdinin feshi hususunun özellikle sorularak rapora bağlanmasını talep ediyoruz.

6)Daha önce de zikredildiği gibi azil tarihi itibari ile olmasa da dosyaya sunulan ceza dava dosyası içerikleri ve teftiş raporu davacının genel müdürlük dönemini kapsamaktadır. Bu açıdan sonradan sunulmuş olsa dahi hakkında ceza davası devam eden bu ciddi iddiaların giderilmesi sadece Yargıtay uygulamasının değil hakkaniyetin de bir gereğidir. Yine yeni yönetim kurulu şirketi devraldığında normalin üstünde bir borçla devralmış bu husus gerek cevap dilekçemize ekli sunulan evrak içeriği(mizan ve muhasebe kayıtları) ile gerekse devralan Genel Müdür’un tanıklığı ile sübut etmiştir.

7)Ülkemizdeki gerek idari gerekse cezai teftiş, soruşturma ve yargılama usulü ve şartları dikkate alındığında sistem gereği zaten azil tarihi itibari ile bir rapor veya tespit hükmü ve kesinleşmiş yargı kararı sunmak imkânsızdır. Somut olayımız ele alındığında davacının göreve başladığı tarihin hemen ertesi günü başlayacak bir teftiş veya soruşturma süreci kovuşturma aşaması da dikkate alındığında seneler süreceğinden ve büyük bir ihtimalle de davacının görevden ayrıldığı tarihe kadar tamamlanamayacağından bu nevi bir nihai karar veya tespit hükmünü azil kararına istinaden fesih aşamasında dosyaya sunabilmek imkânsızdır. Bu açıdan bakıldığında öncelikle mahkemenin konunun önemine binaen bekletici mesele talebimizi kabul etmesi her halde de dosyaya bu dilekçe ile sunulacak olan teftiş raporunu yeni belge kabul ederek ve bu belgenin de dikkate alınarak bu hususta farklı bir bilirkişiden yeniden rapor alması gerekir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 18.10.1997 tarih 1997/17431 E. ve 1999/ 123 K. Sayılı kararında şu tespitlere yer vermiştir. Buna göre, “ Davacının… işvereni zarara uğrattığı sebebiyle işine son verildiği anlaşılmaktadır. Aynı olaylar nedeniyle davacı işçi hakkında hizmet sebebiyle görevi kötüye kullanmak suçundan kamu davası açılmış olup yapılan yargılama sonunda delil yetersizliğinden beraatına karar verilmiştir. İşveren tarafından gerçekleştirilen hizmet akdinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı sorununun öncelikle çözümlenmesi gerekir. Beraat kararı delil yetersizliğine dayandığı için bu davaya etkili olduğu sonucuna varılamaz. Davalı işveren feshe neden olan olayla ilgili belgeleri dosyaya sunmuştur. Muhasebe işlerinden anlayan bir bilirkişi marifetiyle bu belgeler üzerinde ve gerektiği takdirde işyerindeki defter ve kayıtlar üzerinde inceleme ve araştırma yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin de hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” Görüldüğü gibi kamu davasının konusu olan eylemlerin niteliğine göre bundan anlayan bir bilirkişinin dosyayı incelemesinin gerekliliği Yargıtay kararında vurgulanmış, konunun sadece iş kanunu hükümlerine göre yapılacak hesaplama ve tespitlerle sınırlı bir çözüme kavuşturulmasını yeterli görmemiştir. Bu yönleriyle bilirkişinin tespitini kabul etmiyor bu konuda yeniden değerlendirme yapılmak üzere bekletici mesele talebimizin de tekrar altını çizerek farklı bir bilirkişiden görüş alınmasını talep ediyoruz.

8)Bilirkişi raporunun ücret alacağı başlıklı kısmındaki tespitler de tarafımızca kabul edilemez. Zira tanık beyanları dikkate alındığında ki … tarihli celsede davacı da bizzat söz alarak kendisine yapılan maaş ödeme usulünün elden ödeme şeklinde olduğunu kabul etmiştir. Bu husus davacının söz konusu dönemlerde genel müdür sıfatı ile en ve hatta tek yetkili amir olduğu ve ita amiri durumunda olduğu hatırlanmadan es geçilmiştir.

Ödemelerin şirketlerde elden yapılması olağan bir durum değildir. Bu işverene ispat açısından ilerleyen süreçte zorluklar çıkaracaktır. Olağan olmayan bu ödeme şeklinin ise yegâne sorumlusu o dönemde en yetkili ve bu konuda sorumlu amir olan davacının kendisidir. Yine bu ödemelerin yazılı belgeye bağlanması muhasebeleştirilmesi sorumluluğa da o dönem itibari ile davacıya aittir. Bu sebeple davacının kendi yetki ve sorumluluğunu yerine getirmediği fiillerinden bir başka deyişle ihmal veya kusurundan faydalanamaması gerekir. Dosyada davacının kendi beyanından başka bu ödemelerin yazılı belgeye bağlandığını gösteren bir kanıt mevcut olmadığı gibi vakıa şeklinde mahkeme huzuruna gelen bu olayın … tarihli celsede davacının genel müdürlük döneminde muhasebeci olarak çalışan ….’ ın beyanıyla yazılı belgeye dayandırılmadan sadece elden alındığı sübut etmiş durumdadır. Bu hususların dikkate alınmadığı ücret alacağına ilişkin bilirkişi tespitlerini kabul etmiyoruz.

9)Ayrıca söz konusu bilirkişi raporunda tanık beyanları taraflı bir şekilde ele alınmış ve ispatı ancak başkaca delillerle mümkün olan konularda dayanak gösterilmiştir. İtiraza konu bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının hükme esas alınamaz beyanlarına göre, kanaat bildirilip, hesaplama yapılmış olması, hukuka ve yasalara aykırı olmakla, hükme esas alınamaz.

10)İtiraza konu raporun, izne hak kazanma ve izin süreleri konusundaki tespitleri de tarafımızca kabul edilemez ve hükme esas alınamaz durumdadır. Bu konudaki yetki ve karar mercii de o dönemde genel müdür olan davacıya aittir. Bu yetki verme sorumluluğuna ilişkin ihmal ve kusurundan kendisinin faydalanması mümkün değildir.

11)Bilirkişi raporunun … yılına ilişkin Adana Avukatları ikramiye alacağı yönünden yapmış olduğu tespitler de tarafımızca kabul edilemez. Bir an için böyle bir ikramiye alacağı hesabı yapılması gerektiği düşünülse dahi ikramiye tutarı brüt maaş olarak tespite yansıtılmış olduğundan bunun net ücret olarak hesaplanması gerekir. Ayrıca brüt ücretin nasıl hesaplandığına ilişkin bir tespite de raporda yer verilmemiş sadece rakamsal olarak yapılan sonuç yansıtılmıştır. Bu yönleriyle söz konusu hesaplama usulü ve varılan rakamsal sonuç hatalıdır.

12)Bilirkişi raporunun asgari geçim indirimine yönelik tespitleri de tarafımızca kabul edilemez ve hükme esas alınamaz durumdadır. Asgari geçim indirimin davacı lehne şartları oluşmamıştır.

13)Ayrıca davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu ıslah dilekçesi de kabul edilemez durumdadır. Davacı tarafın ıslah dilekçesinde yer alan faiz başlangıç tarihleri net olarak ifade edilmediği gibi haksız bir şekilde temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edilmiştir. Yine istenen faiz türleri açısından ve zamanaşımına uğramış alacaklar bakımından da söz konusu ıslah dilekçesine itiraz ediyoruz.

14)Son olarak, gerek bilirkişi raporunun ve gerekse davacı vekilinin sunmuş olduğu ıslah dilekçesinin aleyhimize olan tüm kısımlarını kabul etmediğimizi de beyan ediyoruz.

NETİCE VE TALEP : Bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi hakkında beyan ve itirazlarımızı sunar, itirazlarımızı karşılar mahiyette farklı bir bilirkişiden ek bilirkişi raporu aldırılmasını, bil vekâle saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davalı … Vekili

Av. …

  

Özet- Aşağıdaki Tabloda Bilgi Almak İstediğiniz Maddelere Tıklayabilirsiniz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İletişim
error: Silence is golden