Bir Sayfa Seçin

İmar Kanunundan Kaynaklanan İdari Para Cezasına İtiraz

tarafından | Eki 20, 2018 | DİLEKÇELER | 6 Yorumlar

İmar Cezası Nedeniyle Para Cezasına İtiraz Dilekçesi


Yürütmenin Durdurulması İstemlidir.

ADANA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI…………….:    …………………………….

Adresi……………….:    …………………………………

DAVALI……………..:  Adana Belediyesi  İmar Ve Şehircilik müdürlüğü

TEBLİĞ TARİHİ…..: 05.10.2018

DAVANIN KONUSU : 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca 4.959,88 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Gebze  OLAY VE HUKUKİ AÇIKLAMA:  

Kocaeli İli,  Gebze ilçesi, 

Daha sonra ise gelen tebligatta, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca 4.959,88 TL idari para cezası verildiği bildirilmiştir.

Öncelikle imar para cezalarının hesaplama şeklini düzenleyen 42. madde ile yapıların sınıf ve gruplarının Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılan Tebliğe bağlanması Anayasanın SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Yine 42. maddede düzenlenen para cezası miktarları bugüne kadar Danıştay’ın içtihatlarına aykırı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Tesbitte bulunan ekipte yapı kontrol şefi bulunmamaktadır.  Şöyle ki; yapı durdurma tutanağının tutulduğu esnada olay yerinde yapıyı kontrol etmek için tutanakta ismi geçen inşaat mühendisi Ömer Faruk Öztürk  bulunmamaktadır. Teknik eleman ve zabıta memuru tutanak tutup imza altına alıp söz konusu tutanağı orda görevli olmasına rağmen orada bulunmayan yapı kontrol şefine sonradan imzalattırılmıştır. Yapı kontrol şefinin yapıyı görmeden hazırlanmış tutanağı imza altına alması başlı başına tutanağa konu olan idari işlemin hukuka aykırı olarak düzenlendiğini kanıtlar niteliktedir. Bu hususun delillendirilmesi  ise yapı kontrol ve tutanak tutulması esnasında kayıt yapan iş yeri kamerası tarafından doğrulanmaktadır. Dolaysıyla burada hukuka aykırılık söz konusudur.

Söz konusu tutanakta özetle; “ İlçemiz 3194 sayılı kanunun 42. Maddesi ve yapı durum belgesi gereği idari para cezası uygulanması konusunda encümene havale yapılmıştır. Konu encümence incelenmiş ve vezir kılci’ye ödettirilmesi içinidari para cezası 12/09/2018 tarihinde hazır bulunan üyelerle oy birliği ile kabul edilmiştir.

İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 31/08/2018 tarihinde tanzim edilen yapı durdurma tutanağı imar kanununun 32. Maddesine dayanılarak mühürlenmiş ve çalışma tatil edilmiştir. Bu tarihten itibaren yapının 1 ay süre içerisinde ruhsata uygun hale getirilmesi kararı alınmıştır.

Söz konusu yapı 1366403 başvuru numarası ile 31.08.2018 tarihinde imar barışı kayıt başvurusuyla kayıtlanmış ve 8.689,47 tl ödeme tutarı ile birlikte gerekli incelemeler neticesinde 3194 sayılı imar kanunu geçici 16. Maddesi doğrultusunda 158 m2 İmar ve şehircilik bakanlığı tutanaklarında her ne kadar kaçak yapı inşa edildiği( çelik malzeme ve kepenk ilave edildiği) söylenilmişse de söz konusu yapının iş yeri olarak kullanılan zemin katında tutanağa konu olan alan zaten 2010_2011 yıllarından beri mevcut ve kullanılan bir alandır. Daha eski tarihe ait uydu görüntülerinde de görüldüğü gibi söz konusu alan zaten büyük bir kısmı kapalı ve kullanılır durumda olduğu görülecektir. Sadece küçük bir kısmında İşyerinin tutanağa olan kısmı uzun yıllardır kullanılmasından dolayı yıpranmış ve hatta yıkılmak üzere olmasından ötürü söz konusu yapıyı tamir edilmek  zorunda kalmıştır. Nitekim bu alan tamir edilmeseydi onarımı yeniden yapmasaydı bu aşamada işyerinde çalışanlar ve müşteriler bu alanın yıkılma tehlikesinden dolayı zarar görme ihtimalleri bulunacaktı. İş yerinde çalışanların ve müşterilerin burada hayati tehlikesi söz konusu olduğundan mücbir sebep nedeniyle konutu yeniden dizayn edilmek zorunda kalınmıştır.  Davalı idare söz konusu işlemleri ile kötü niyetli hareket etmiş olup Yapı Kayıt Belgesi Hangi Binaları Kapsar :  inşaat ruhsatı bulunmayan veya inşaat ruhsatı eklerine aykırı olarak inşa edilmiş bina sahiplerinin, 31.12.2018 tarihine kadar, Bakanlığın yetkilendirdiği yapı denetim kuruluşlarına başvurması şartıyla, Yapı Kayıt Belgesi verilecektir. Hükmü mevcuttur.

3194 Sayılı Yasanın 32. Maddesinin 1. Fıkrası; “ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, Yine dava konusu para cezasına dayanak gösterilen yapı tatil zaptında söz konusu yapıdaki ruhsata aykırılıkları somut ve ayrıntılı olarak belirtecek şekilde düzenlemesi gerekir. Çünkü belirtilen noksanlıkların 1 DAVA KONUSU İDARİ İŞLEM SEBEP, ŞEKİL VE AMAÇ UNSURLARI YÖNÜNDEN HUKUKA AYKIRIDIR. Bilindiği gibi bir idari işlem yetki, şekil, sebep, konu ve amaç olmak üzere beş unsurdan oluşmaktadır. İdarenin yaptığı tüm işlem ve eylemler burada bahsi geçen unsurlar bakımından hukuka uygunluk taşımak zorundadırlar. Bu unsurlardan her hangi birinde meydana gelen bir hukuka aykırılık söz konusu idari işlemi sakat hale getirecek ve yargısal yaptırımlarla karşı karşıya bırakacaktır. Dava konusu işlem yukarıda bahsi geçen unsurlar ışığında incelendiğinde öncelikle sebep unsuru ve devamında ise amaç unsuru bakımından hukuka aykırılık ihtiva etmektedir.

***İDARİ İŞLEM SEBEP UNSURU YÖNÜNDEN HUKUKA AYKIRIDIR. Dava konusu işlem sebep unsuru bakımından hukuka aykırılık içermektedir. İdari işlemin sebep unsuru, İdari işlemden önce gelen ve idareyi belirli bir işlem yapmaya sevk eden etkenler, idari işlemin sebebi olarak gösterilebilir. Diğer bir söyleyişle idareyi işlem yapmaya sevk eden saiktir, işlemin gerekçesidir. İdari işleme neden olarak gösterilen hukuksal işlemin sakat olması veya olayın gerçeğe uygun olmaması yahut nitelendirilmesinde yanlışlık yapılmış olması, esas işlemi neden yönünden sakatlar. İdare hukukunun, özel hukukla ayrıldığı temel noktalardan birisi sebep konusudur. Özel hukukta işlemin mutlaka sebep içermesi gerekmez. Sebepsiz işlem olabilir. Ancak idare hukukunda işlemin mutlaka kanuna uygun bir sebep içermesi gerekir. Davalı idare, Dava konusu Yapı Tatil Zaptı düzenlemek şeklindeki işlemine, açık, yeterli ve etkin bir itiraza elverecek hiçbir tebliğ usulüne riayet etmediği gibi, encümen kararında bahsedilen sözde hukuka aykırılıklar gözetildiğinde de yapı tatil zaptı düzenleyebilmek için hiçbir haklı gerekçe göstermemiş olup, genel geçer ifadelerle tespit ettiğini bildirmiştir. Bu ise, hangi kanuni dayanaktan hareketle işlem tesis edildiğinin öğrenilememesi nedeniyle etkili bir itiraz sürecinin işletilmesine olanak vermemektedir. Bu ise, tesis edilen işlemi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı kılmakla birlikte; İdari işlemin hiçbir sebebe dayanmaması nedeniyle keyfi bir işlem hükmünde olması sonucunu da doğurmaktadır.

*** İDARİ İŞLEM AMAÇ UNSURU BAKIMINDAN HUKUKA AYKIRILIK TEŞKİL ETMEKTEDİR. Prof. Dr. Kemal Gözler tarafından da İdare Hukukuna Giriş adlı eserde vurgulandığı üzere; İdari işlemlerde amaç unsuru idari işlem ile ulaşılmak istenen nihai sonuçtur. Amaç, idari işlemi yapan kişinin, bu işlemle ulaşmak istediği sonuç konusunda zihninden geçen niyet ve düşüncelerdir. Amaç, idari işlemin sübjektif unsurudur. İdari işlemin amaç unsurunu kamu yararı oluşturur. İdari işlemde nihai olarak amaçlanan kamu yararıdır. Bunun dışında bir amaç için alınacak karar veya yapılacak işlemler hukuka aykırılık teşkil ederler. Amaç unsurunda ortaya çıkacak hukuki sakatlık genelde ” Yetki Saptırması” olarak karşımıza çıkar. Yetki saptırması idari işlemi yapan makamın yetkilerini kullanması gerektiği amaç için değil, başkaca amaçlar için kullanmasıdır. Kısaca DAVA KONUSU İŞLEM YASAL MEVZUATA OLDUĞU KADAR, HUKUK DEVLETİ, HUKUK GÜVENLİĞİ, KAZANILMIŞ HAKLARA SAYGI VE HAKLI BEKLENTİLERİN KORUNMASI İLKELERİNE DE AYKIRILIKLAR TAŞIMAKTADIR. Hukukun genel ilkelerinden olan, hukuki güven ve idari istikrar ilkeleri ile yasa ve idari işlemlerin kural olarak geriye yürümezliği ilkesi ve bu ilkelerle doğrudan bağlantılı olan kazanılmış haklara saygı ilkesi hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti olup, idari istikrar, idareye güven, haklı beklenti, hukuk devletinin unsurlarındandır. Buna göre; idarenin tesis ettiği işlemlere güvenilmeli, onların hukuki ve geçerli sebepler olmadan geri alınıp değiştirilmeyeceğine inanılmalıdır. Başka bir ifade ile, idarenin tesis ettiği işlemler, idareciler değiştikçe, İdari makamlar değiştikçe veya işlemin muhatapları değiştikçe değiştirilmemelidir. Nitekim bu ilke, Danıştay’ın 1973 tarihli ( E:1968/8, K:1973/14 ) içtihadı birleştirme kararıyla objektif unsurları belli olan bir norm halini almıştır. Hukuk devletinin önemli gereklerinden biri de, bireylerin öngörülebilir bir hukuk ortamında yaşamalarının, yani hukuksal güvenliğin sağlanmasıdır. İdari istikrar ilkesi bu anlamda, hukuk güvenliğin sağlanmasında önemli ilkelerden biridir. İdari istikrar, en genel anlamda, idarenin yarattığı ve bir süredir devam eden öznel hukuki durumların devamlılığını, idarenin bu tür durumları keyfi biçimde değiştirememesini ifade eder. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kural olarak yasaların ve düzenleyici işlemlerin geriye yürütülmemesini gerekli kılar. Düzenleyici işlemlerin geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. Hukuk güvenliği ilkesi ilgilinin hukuki durumunun süreceğine olan güveni dolayısıyla hayal kırıklığına uğratılmaması anlamına gelir. Bu yönüyle, Hukuk Devleti’nin önemli bir unsuru olarak Hukuk güvenliği, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün Devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamını taşır. Hukuki güvenlik sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güven değil, aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarının iş ve eylemlerinin çelişkiler içermemesini de içerir.Haklı beklentilerin korunması ilkesi, hukukî güvenlik ve hukukî istikrar ilkelerine, bunlar da nihaî tahlilde “hukuk devleti” ilkesine dayandırılmaktadır. Gerek haklı beklenti, gerek hukukî güvenlik ve istikrar, gerekse nihaî tahlilde hukuk devleti ilkesi, devletin organları karşısında bireyleri koruyan ilkelerdir. İdarenin bir düzenleyici işlemini beklenmedik bir zamanda kaldırması veya idarenin istikrar kazanmış bir uygulamasından beklenmedik bir şekilde dönmesi, ona güvenerek işlem ve eylemler yapmış bireylerin zarara uğramasına yol açabilir. Doktrinde, bir düzenleyici işlemde yararlandırın nitelikte bir hüküm öngörülmüş ve bu hükmün sonuçlarının doğması bir süreci veya zamanı gerektiriyorsa, böyle bir kapsama giren durum ve kişilerin düzenleyici İşlemin kendilerine yönelik etkilerinden yararlanma haklarının korunması gerektiği, bu durumda ise, kazanılmış haktan çok, ‘haklı beklentiler’ kavramının söz konusu olduğu, idarenin yaptığı işlemlerle veya istikrar kazanmış uygulamalarıyla ilgilileri haklı beklenti içine sokması halinde, bu durumun hukuki istikrar ve güvenlik ilkesinin bir sonucu olarak korunması gerektiği belirtilmektedir. Nitekim Danıştay 10. Dairesinin 14.6.2011 gün ve E. 2007/5427 K. 2011/2289 sayılı kararında; “Haklı beklenti, yönetimin bir düzenleyici işlemine veya bir taahhüdüne veyahut da uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. İdareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve bu düzenlemelerle, değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Ancak idareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlaması açısından vazgeçilmez niteliktedir” ifadelerine yer verilmiştir.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLMESİ İSTEMİMİZ İLE UYGULANMAKLA ETKİSİ TÜKENECEK İŞLEMLERDEN OLMASI HASEBİYLE BU HUSUSTA DAVALI İDARENİN SAVUNMASI BEKLENMEKSİZİN İVEDİ KARAR VERİLMESİ TALEBİMİZ. İdari Yargılama Usulünde, işlemin hukuka aykırılığı ve mağduriyetin birlikte bulunması halinde yürütmenin durdurulması kararı verilebileceğinde şüphe yoktur. Yine İdari Yargılama Usul Kanunumuzun 27’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca, “Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.”Uygulanması halinde yıkım kararı verilebilecek ve müvekkille birlikte, birçok kişinin mağduriyetine sebep olacağından, kamusal zarar doğması da kaçınılmazdır. Tesis edilen düzenleyici işlem; açıkça hukuka aykırı olduğu gibi ortaya çıkardığı ve çıkaracağı bu tür sonuçlar itibariyle telafisi güç veya imkansız zararlara da sebebiyet verecek niteliktedir. GERİ DÖNÜŞÜ MÜMKÜN OLMAYAN MAĞDURİYETLERİN YAŞANMASININ ENGELLENMESİ BAKIMINDAN, BİR AN ÖNCE, DAVALI İDARENİN SAVUNMASI ALINMAKSIZIN VE DOSYA ÜZERİNDEN YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİMİZİN DEĞERLENDİRİLMESİNİ Sunulan nedenlerle, İdari Yargılama Usulü Yasasının 27’nci maddesinde sayılan koşullar gerçekleşmiş olup, İşlem;

**Sebep unsuru bakımından hukuka aykırıdır. İdareyi bu işleme iten saik maddi ve hukuki dayanaktan yoksundur.

**Amaç unsuru bakımından hukuka aykırıdır. Söz konusu işlemde kamusal yarar gözetilmemiş ve kamusal yarar dışı amaçlar güdülmüştür.

DAVA KONUSU TÜM İŞLEMLERDE ANAYASAMIZIN 40/2. MADDESİ NDEKİ ZORUNLULUK DİKKATE ALINMAMIŞTIR.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 40/2. maddesinde “…Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” denilmiştir.  Ayrıca 5326 Sayılı Yasanın 26/1. maddesinde idari yaptırım kararının tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin açık bir şekilde belirtileceği yazılıdır. 12.05.2007 Günlü ve 26520 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Tahsilâtlar Genel Tebliğinde de idari para cezasını ödeme süresi, ödeme yeri, kanun yolu, taksitlendirme talep hakkı vs. bilgileri kapsamak zorunda olduğu duyurulmuştur. Dava konusu İdari yargının yetkisinde olması nedeni ile davamız mahkemenizde açılmıştır.

  • İmar Barışı Kapsamında Yapılan DüzenlemelerÖncelikle 18.05.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na geçici 16. madde eklenmiştir. Daha sonra İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Tebliğ 06.06.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.Söz konusu düzenlemeler kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla Yapı Kayıt Belgesi verilebileceği belirtilmiştir.

    2. Yapı Kayıt Belgesi’nin Kullanım Yerleri

    Yapı Kayıt Belgesi’nin kullanım yerlerini temel olarak aşağıdaki gibidir:

    – Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılara geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.

    – Yapı Kayıt Belgesi alındıktan sonra yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın kullanım maksadı değişiklikleri de dahil olmak üzere tapuda cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesisi yapılabilir.

    – Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarda işyeri açma ve çalışma ruhsatı yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın verilir.

    – Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.

    3. Yapı Kayıt Belgesi’nin Yıkım Kararları Ve İdari Para Cezalarına Etkisi

    Düzenlemeler kapsamında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca verilen yıkım kararları iptal edilecektir. Aynı şekilde tahsil edilemeyen idari para cezaları da iptal edilecektir. Fakat ödenmiş olunan idari para cezaları geçerliliğini koruyacak ve yapılan ödemeler geri alınamayacaktır.

  • Tüm bu nedenlere binaen, Davalı idarenin hukuka aykırı tesis ettiği dava konusu düzenlemenin uygulanması halinde TELAFİSİ İMKÂNSIZ ZARARLARIN DOĞMASINA neden olacağından, öncelikle ve ivedilikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINI, yapılacak yargılama neticesinde ise işlemin iptaline karar verilmesini talep etmek zaruretimiz hâsıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER        : HUKUKİ DELİLLER     : 12/09/2018 tarih ve 2018/2114 Karar Nolu Gebze SONUÇ VE İSTEM           : Yukarıda kısaca 1-) Öncelikle ve ivedilikle, dava konusu idari işlemlerin UYGULANMAKLA ETKİSİ TÜKENECEK İŞLEMLERDEN OLMASI HASEBİYLE dosya üzerinden yapılacak inceleme ile ve davalı idarenin savunması alınmaksızın: özellikle konunun aciliyeti nedeniyle ileride telafisi mümkün olmayacak zararların engellenmesi amacıyla evveliyatla ve ivedilikle YÜRÜTMESİNİN DURUDURULMAS1NA,

    2-)  ileride EKLER:

    1- Dava konusu işlem

    2- Başvurular

    3-Diğer deliller

    Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

    Avukat Saim İncekaş

    Avukat Saim İncekaş

    Adana İncekaş Hukuk Bürosu

    Avukat Saim İncekaş. Adana’da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

    6 Yorumlar

    1. Ali DURMUŞ

      selamlar…bu davanın sonucu ne oldu üstad… kararı var mı?

      Yanıtla
      • avsaim

        Selamlar, evet pazartesi ulaşmaya çalışırım karara dosyaların arasından.

        Yanıtla
    2. Erdogan

      Dilekçenizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Hukukçu değilim bağışlayın; Kocaeli Gebze’deki bir olay için niçin Adana İdare Mahkemesi”ne yönlendiğinizi anlayamadım.

      Yanıtla
      • avsaim

        Yetkili mahkeme bulunduğunuz il dışındaysa, muhabere yolu ile dilekçe yollanır.

        Yanıtla
    3. Erdogan

      Dava dilekçenizde, “Dava konusu ettiğimiz yapı tatil zaptı ve Belediye Encümen Kararının…” yazıyor.
      “idare mahkemesinde her işleme ayrı dava açmak şart” değil mi? Yani, yapı tatil zaptı’nın iptali ve Belediye Encümen Kararının iptali için İdare Mahkemesi’nde iki ayrı dava açmanız gerekmez miydi?

      Yanıtla
      • avsaim

        Erdoğan Bey her somut durum için içtihatlar farklılık arz eder.

        Yanıtla

    Bir İçerik Gönder

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Şanslı Söz

    “Biz bütün memleketlerin yerlisiyiz, bütün yüzyılların da çağdaşı.”
    (Chammard, G. BiBeni .les hava kat Paris, 1976, seye.12)

    Dünya Dilleri

    BİR YORUM-SORU-CEVAP BIRAKIN!

    Sayfanın alt kısmından konu ile alakalı yorum-soru-cevap-düzeltmelerinizi iletiniz.

    AvukatBirlik.Com’a katılın!

    Kolektif bir mecra olan avukatbirlik.com yeni nesil sosyal medya, makale, forum ve hatta ticaret konularında avukatların kendisini ifade edebileceği ve bir parçası olabileceği dinamik bir alan.

    avukatbirlik.com – Tıklayınız