İdare Mahkemesi İstinaf Dilekçesi

İdare Mahkemesi İstinaf Dilekçesi -1-


 ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

KASTAMONU İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

 

DURUŞMA TALEPLİDİR

                                                                      

DOSYA NO               :                                                                                      

DAVACI                   : Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana     

DAVALI                   :

KONU    :Hukuka, kanuna, hakkaniyete ve içtihatlara aykırı olarak ilana çıkarılan …………………………………………..personel alımı ihalesinin açtığımız dava hakkında verilen red kararının bozulması için gerekçeleri ile açıkladığımız duruşma talebini de içeren istinaf dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR

 

Yukarıda esas ve karar numarası yazılı mahkemeniz dosyasında karar verilmiş olmakla,01/11/2017 tarihinde gerekçeli karar tarafımıza tebliğ edilmiştir. Yasal süresi içinde, hukuka aykırı olarak verilmiş olan kararın kaldırılması için istinaf yoluna başvurma zarureti hasıl olmuştur. Aşağıda izah edeceğimiz sebeplerden dolayı yerel mahkeme kararının kaldırılması (bozulması) gerekmektedir. Şöyle ki;

 

1-Bilindiği üzere Anayasımızın 10.maddesinde şöyle denmektedir.’’ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.’’ Ama bu eşitliği sağlama fiili bir kişiye bir zümreye yahut da cinsiyet farkının üzerinde durularak birilerini kayırmak şeklinde işleyemez. Somut olayımızda maalesef ki bu durum göz ardı edilmiş ilanın ilk duyurulma aşamasında özellikle kadın bir adayın personel olarak alınacağı belirtilmiştir.

2- 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitliği Kanunu gereği ilanlarda cinsiyet belirtilmemesi gerektiği bilinen bir gerçektir. Aksi durumun kanunun açık beyanına aykırı olacağı ve kamu vicdanını yaralayacağı aşikardır.

3-Her ne kadar ilanın sekiz günlük olan süresinin beşinci gününde ilandaki bayan ibaresi Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün Vakıf Hizmetleri Dairesi’nin bildirimleri ile kaldırılmış olsa dahi bu süreç içerisinde ilanı ilk haliyle gören birçok vatandaşın hak ve menfaatlerinin zedelenerek kuruma başvurmalarına engel olunmuştur. Takdir edilecektir vatandaşların saat başı ilanın değişip değişmediğini kontrol etmesi beklenemeyecek bir harekettir.

4-Yerleşik yargı içtihatlarında özellikle bazı iş ve durumların ihtisaslaşma gerektirdiği bu durumunda alanında uzmanlaşmış ve ciddi donanımlara sahip personeller tarafından yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Durum böyle iken işletme, iktisat, kamu yönetimi ve maliye bölümünden mezun olan kimselerin bu işi yürütebileceği belli iken özellikle ilan başvuru şartlarında bayan personel ibaresinin eklenmesi yanlış ve yersiz olmuştur.

5-İdari işlemler beş temel esas üzerine kurulur. Bunlar yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarıdır. Eğer idarenin personel alımındaki amacı vakfın ihtiyaçlarını yerine getirebilecek donanım ve liyakate sahip kişiler yerine daha önceden ısmarlama yoldan belirlenmiş hatta cinsiyetine kadar yazılmış şahısları almaksa şüphesiz ki bu durum idari işlemi maksat unsuru yönünden sakatlayacaktır. İdari işlemlerde aslolan genel kamu menfaatini gözetmektir. Şahıslar üzerinden işlemler tesis ederek  hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunu sağlamaya çalışmak hukuk devletini ilkesinin geçerli olduğu devletimizde  mümkün olmamalıdır. Biz öyle inanıyoruz milletin vicdanı olan mahkemeler üzerlerine düşün sorumluluğun farkında olup adaletin tecellisini sağlayacaktır.

6-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memurlarla ilgili temel düzenlemeleri getirirken; üçüncü maddesinde memurların statüsü ve istihdamına ilişkin olarak “sınıflandırma”, “kariyer” ve “liyakat” ilkelerine yer vermiştir. Çalışma konusunu ilgilendiren ilke olması bakımından liyakat ilkesi, anılan Kanun’da şu şekilde tanımlanmıştır: “Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet Memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.” Liyakat ilkesinin bu tanımı ve getirdiği ilkeler, seçkin (seçilmiş) kişilerin üst derecelere yükselmesini öngörmektedir. Halihazırda  genel bir kanun olan DMK’nınsomut olayımız içinde emsal teşkil edeceği açıktır.

 

HUKUKİ SEBEPLER                    :Anayasa, İYUK

 

SONUÇ VE İSTEM             :Yukarıda arz ile izahına çalıştığım ve mahkemenin re’sen gözeteceği sair hususlar nedeni ile;

1-)Öncelikle duruşma talebimin kabulünü,

2-)İstinaf sebeplerim ve talebimin kabulü ile; yerel mahkeme tarafından davanın reddine ilişkin olarak verilmiş olan kararın kaldırılmasını (bozulmasını)

3-)Tüm yargılama harç ve masraflarının karşı davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesi hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.          

Av. Saim İNCEKAŞ

İdare Mahkemesi İstinaf Dilekçesi -2-


ADANA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ İLGİLİ DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

ADANA 2. İDARE MAHKEMESİNE

DOSYA NO                          :

İSTİNAF EDEN/DAVACI  :

VEKİLİ

DAVALI                : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

D.KONUSU                         :İSTİNAF BAŞVURU DİLEKÇESİ (Adana 4. İdare Mahkemesinin 2019/X E. – 2019/X K. Sayılı kararın kaldırılması ve başvuru nedenleri uyarınca yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesi talebimizi muhtevi istinaf başvuru dilekçesidir)

AÇIKLAMALAR

Adana 2. İdare Mahkemesinin Sayılı dosyası ile açmış olduğumuz davada; Müvekkil davacının MÜTEVEFFA EŞİ                  tarihinde X . Yıl Polis Okulunda eğitimine başlamış ve 2 yıllık yüksek okul eğitimini tamamladıktan sonra Sakarya iline polis memuru olarak atanmıştır. Daha sonra sırası ile Ağrı, Şanlıurfa ve Adana illerinde görev yaparak vefat tarihine kadar 24 yıl fiili olarak çalışmıştır. Davacılar murisi müteveffa eş bu yorucu ve yıpratıcı vazifede çalışmaya devam ederken 2002 yılında rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştır. X Üniversitesi Tıp Fakültesi X Hastanesine kaldırılarak Kardiyoloji bölümünde ameliyat edilerek tedavi edilmiştir. Tedavi süreci sonunda 2 yıl boyunca ilaç tedavisi kullanması gerektiği belirtilerek ve bu yönde rapor tanzim edilerek Müvekkil davacının MÜTEVEFFA EŞİ X taburcu edilmiştir. Bu olaydan sonra Müvekkil davacının MÜTEVEFFA EŞİ X’ın görev yeri ve birimi değiştirilerek Emniyet Müdürlüğü İkmal Büro memuru benzin pompa görevlisi olarak görevlendirilmiştir. Bu yeni görev yeri kalp ve solunum rahatsızlığı olan biri için son derece sakıncalıdır. Şöyle ki: sürekli araç sirkülasyonu olan, yakıt kokusunun solunuma etkisinden ve çalışma yerinin bir kulübeden ibaret olması hasebi ile hastalığı ilerlemiş ve akabinde 2006 yılında tekrar rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştır. Hastaneye kaldırılmasından sonra 3 gün yoğun bakımda tutulduktan ve gerekli bütün müdahaleler yapıldıktan sonra maalesef kurtarılamamış ve vefat etmiştir. Akabinde Müvekkilimiz yukarıda izah ettiğimiz nedenlerde dolayı eşinin vazife malulü sayılması için X tarihinde CİMER üzerinden başvuruda bulunmuş ve X tarihinde davalı kurum tarafından talebin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar ilgili kurum ret kararında;‘ X İl Emniyet Müdürlüğünde İkmal Büro Benzin Pompa görevlisi olarak görev yapmakta iken 24/11/2006 tarihinde vefat ettiği, Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen X tarihli ölüm formu ve dosyadaki mevcut bilgi ve belgeleri ölümünde görevinin neden ve etkisi bulunup bulunmadığı yönüyle Sağlık Kurulunca 07/08/2018 tarihinde incelenerek ölümünde görevinin neden etkisi olmadığına karar verildiği anlaşıldığından, hakkında 5434 Sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına”  şeklinde karar verilmiştir.  Akabinde huzurdaki dava açılmıştır. Dava sonucunda Ankara 4. İdare Mahkemesi 2019/X E. – 2019/X K. Sayılı kararı ile:

‘Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, merhumun rahatsız oldugu ve hastalığı ile ilgili olarak ikinci atama yeri olan Agrıda ve diger görev yerlerinde bir çok defa istirahat raporları aldıgı, son olarak hastanede tedavi görmekte iken Kalp Rahatsızlıgı, karaciger rahatsızlıgı ve solunum rahatsızlıgı nedeniyle öldügü anlasılmaktadır. Bu tespitlere göre, davacıların murisinin polislik vazifesinin sebep ve etkisiyle degil, bünyesinden kaynaklı sebeplerle vefat ettigi ve vefatına neden olan hastalıkların, vazifesinin sebep ve etkisiyle ortaya çıkmadıgı anlasılmaktadır. Bu durumda, davacıların murisleri hakkında vazife malulü hükümlerinin uygulanması istemiyle yapmış oldugu basvurunun reddine iliskin islemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine, ” karar verilmiştir. Verilen karar hukuka ve hakkaniyete aykırı olup aşağıda izah edilen nedenlerle kararın KALDIRILMASI ile talebimiz doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

Yerel mahkeme tarafından ”davacılar murisinin vefatının polislik vazifesinin sebep ve etkisiyle değil, bünyesinden kaynaklı sebeplerle vefat ettigi ve vefatına neden olan hastalıkların, vazifesinin sebep ve etkisiyle ortaya çıkmadıgı anlasılmaktadır” şeklinde verilen karar anayasa ve kanunlara aykırı olup kabulü mümkün değildir.

Öncelikle; davacılar murisi , polislik eğitimi ve 2 yıllık yüksek okul eğitimini tamamlayarak polis memuru olarak 24 yıl boyunca Sakarya, Ağrı, Şanlıurfa ve Adana illerinde işbu kutsal görevini ifa etmiştir. İşbu yorucu ve yıpratıcı mesleğini ifa ederken hem bedenen hem de ruhen yorulmuş ve hastalanmıştır. Müteveffa polis memuru X’ın, polislik vazifesini yerine getirdiği esnada üzerine giydiği üniforma ile aldığı sorumluluk sonucu hastalanması ve bu hastalıklardan dolayı vefat etmesi polislik vazifesinin sebep ve etkisiyle meyana geldiğini ortaya koymaktadır. ZİRA; MAHKEMECE DE BİLİNECEĞİ ÜZERE POLİSLİK VAZİFESİNİ İFA ETMEDEN ÖNCE GEREKLİ TETKİKLER YAPILMAKTADIR. MÜTEVEFFANIN İŞBU TETKİKLERDEN GÖRÜLECEĞİ ÜZERE BİR HASTALIĞI OLMADIĞI İSPAT EDİLDİĞİ HALDE KALP RAHATSIZLIGI, KARACİGER RAHATSIZLIGI VE SOLUNUM RAHATSIZLIGI NEDENİYLE VEFAT ETMESİ POLİSLİK VAZİFESİNİN SEBEP VE ETKİSİYLE ORTAYA ÇIKTIĞININ KANITIDIR.

BU SEBEPLE YUKARIDA İZAH EDİLEN NEDENLERLE MÜTEVEFFANIN VEFATININ POLİSLİK VAZİFESİNİN SEBEP VE ETKİSİYLE MEYDANA GELDİĞİ ANLAŞILMAKLA İŞBU KARARIN İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCU KALDIRILARAK TALEBİMİZ DOĞRULTUSUNDA KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise davacılar murisi X, son görev yeri olan İkmal büro polis amirliğine verilmeden önce 2 kez kalp ameliyatı geçirmiştir. Bu ağır hastalık ve tedavi sonucunda benzin pompa görevlisi olarak çalıştırılması müteveffayı hem bedenen hemde psikolojik olarak da etkilemiştir. Zira ağır bir hastalık geçiren davacılar murisinin kulübeden bozma bir yerde sürekli olarak benzin kokusuna maruz kalması sonucunda yeniden rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştır. Yerel mahkeme her ne kadar meydana gelen vefatın polislik vazifesi ile bağlantılı olmadığı şeklinde eksik inceleme sonucunda karar verilmiş ise de anılan tedavi evraklarından ve ölüm raporundan mesleğin icra edildiği yer ile illiyet bağı olduğu görülecektir. Müteveffanın ölüm sebebi KALP RAHATSIZLIGI, KARACİGER RAHATSIZLIGI VE SOLUNUM RAHATSIZLIGI olup sıcak-soğuk havaya ve benzin kokusuna sürekli maruz kalması var olan hastalığını ilerletmiştir.

Yerel Mahkeme bu hususları yeterince incelenmeden ve Adli Tıp Kurumundan rapor dahi aldırılmadan davanın reddine karar verilmesi hakkaniyete aykırı olup istinaf incelemesi sonucu kararın KALDIRILMASI ile talebimiz doğrultusunda karar verilmesini talep etmekteyiz.

Davalı tarafça her ne kadar ilgili kurum ret kararında; “X İl Emniyet Müdürlüğünde İkmal Büro Benzin Pompa görevlisi olarak görev yapmakta iken X tarihinde vefat ettiği, Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 27/11/2003 tarihli ölüm formu ve dosyadaki mevcut bilgi ve belgeleri ölümünde görevinin neden ve etkisi bulunup bulunmadığı yönüyle Sağlık Kurulunca 07/08/2018 tarihinde incelenerek ölümünde görevinin neden vetkisi olmadığına karar verildiği anlaşıldığından, hakkında 5434 Sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına” şeklinde karar verilmiş ise de bu kararda sarfı nazar edilen husus mesleki deformasyon ve yıpranma konularıdır. Ekte sunduğumuz hizmet belgesinde 6 yıl 1 ay 19 gün yıpranma süresi Müvekkil davacının MÜTEVEFFA EŞİ X’ın hizmet süresine eklenmiştir. 1/4 oranında eklenen bu yıpranma süresi dahi Emniyet personelinin ne denli riskli ve sıkıntılı bir alanda görev yaptıklarını gösterir niteliktedir.

Kaldı ki ret kararında da atıf yapılan 5434 sayılı kanunun 44,46,47,53 ve 54. Maddeleri malullük hususlarını düzenlemektedir. İlgili Kanun maddeleri ise şu şekildedir;

Madde 44 – Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. (Değişik fıkra: 28/06/2001 – 4699 S.K./25. md.) Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar. (Değişik fıkra: 21/04/2005 – 5335 S.K./3.mad) İştirakçilerden; talim, manevra, seferberlik veya harp dolayısıyla vazifeleri ile ilgileri kesilmeksizin silah altına alındıkları dönemde malûl olup, bu malûllükleri asıl vazifelerini yapmaya mani olmayanlar ile Sandığa tâbi göreve atandıkları tarihten önce malûl sayılmayı gerektiren hastalık veya sakatlığı olduğu belirlenenler hakkında, bu hastalık veya sakatlıkları sebebiyle bu Kanunun malûllüğe ilişkin hükümleri uygulanmaz.

Madde 45 – 44 üncü maddede yazılı malullük;

  1. a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;
  2. b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;
  3. c) Kurumların menfaatini korumak maksadı ile bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartı ile);

ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife malulü) denir.

 Madde 46 – 44 üncü maddede yazılı malullük 45 inci maddede gösterilenler dışında kalan sebep ve hallerden doğmuş olursa (Adi malullük) ve bunlara uğrayanlara da (Adi malul) denir.

Madde 47 – Vazifelerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanlardan hastalıkları kanunlarında tayin edilen müddetlerden fazla devam edenler, hastalıklarının mahiyetlerine ve doğuş sebeplerine göre (Adi malul) veya (Vazife malulü) sayılırlar. Fiili hizmet müddetleri ne olursa olsun çeşitli hizmetliler için bu müddetler en çok (2) aydır. Kanunlarında yazılı müddetlerden evvel geçen hastalıkların en çok bir yıl içinde nüksetmeleri halinde yukarıdaki hükümler eski ve yeni hastalık müddetleri toplamına göre uygulanır. Tedavisi imkansız olduğu raporla belirtilen hastalıklara uğrayanlar hastalıklarının mahiyet ve doğuş sebeplerine göre yukarıdaki müddetlerin bitmesi beklenmeksizin rapor tarihinden itibaren (Adi malul) veya (Vazife malulü) sayılırlar.

Madde 53 – Adi malullük aylığı, fiili hizmet müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunan iştirakçilerin fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamına göre ve malullük dolayısı ile vazifeden ayrıldıkları tarihteki keseneğe esas aylık veya ücretleri ve 15 inci maddenin (g) fıkrasında yazılı olanların tam aylık veya ücretleri tutarları üzerinden aşağıda gösterilen nispetlerde bağlanır. Fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamındaki ay kesirleri tam ay sayılır.Yıl kesirlerinin her ayı için adi malullük aylığı bağlanmasında esas tutulan vazife aylık veya ücreti tutarlarının %1’inin 12 de biri adi malullük aylığına ayrıca eklenir. Bağlanan aylıkların elli kuruştan aşağı kesirleri elli kuruşa elli kuruş ve daha fazla kesirleri liraya çıkarılır. (Ek fıkra: 22/06/1956 – 6741/1 md.) Asgari beş sene emekliliğe esas bir hizmette bulunmak şartı ile tedavisi gayrimümkün bir maluliyete duçar olup herhangi bir şekilde kazanç ve başkasının yardımı olmaksızın idame-i hayat imkanı kalmayan adi malullere; “Mezkur kanunun 48 inci maddesinde yazılı hususlar nazarı dikkate alınmak suretiyle” 15 sene fiili hizmeti bulunan maluller gibi maaş tahsis olunur. (Ek fıkra: 22/06/1956 – 6741/1 md.) Ancak, bu maaşlar dul ve yetimlere intikal etmez.

Madde 54 – 88 inci madde gereğince emekli kesenekleri geri verilmemiş olanlardan (61) (…) yaşını doldurmadan evvel adi malul durumuna girenlere 53 üncü madde esaslarına göre adi malullük aylığı bağlanır.

İLGİLİ KANUN MADDELERİ TETKİK EDİLDİĞİ TAKDİRDE ELİFE TATAR’IN MÜTEVEFFA EŞİ ULVİ TATAR’IN 2002 YILINDA AMELİYAT OLDUKTAN SONRA SAĞLIĞINA ELVERİŞLİ BİR BİRİMDE ÇALIŞTIRILMAMASI VE ÖLÜMÜ İLE NETİCELENEN 2006 TARİHLİ İKİNCİ RAHATSIZLIĞININ GÖREV SIRASINDA NÜKSETTİĞİ HUSUSU GÖRÜLECEKTİR. 44 VE 45 MADDELERDE BELİRTİLDİĞİ ÜZERE GÖREV SIRASINDA RAHATSIZLANDIĞI VE BU RAHATSIZLIK NETİCESİNDE DE VEFAT ETTİĞİ EKTE SUNDUĞUMUZ HASTANE KAYITLARI İLE SABİTTİR.

4-GEREKÇELİ KARARIN USULÜNE UYGUN OLMAMASI YÖNÜNDEN:

Anayasanın 141.maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK 297.maddesi “Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar.”

Kanun hükmü ile bu hususlar açıkça belirtilmiş ise de, iddia ve savunmalarımız ve delillerimiz belirtilmeksizin ve değerlendirilmeksizin, tartışılmadan hüküm verilmiştir. Yargılama sırasında belirttiğimiz itirazlarımızın hiçbiri gerekçeli kararda irdelenmemiş, tartışılmamıştır. Bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir.

BU BAĞLAMDA MÜTEVEFFA EŞİ               İLK RAHATSIZLIĞINDAN SONRA UYGUN BİRİMLERDE ÇALIŞTIRILMAMASI VE HASTALIĞINI NÜKSETTİRECEK BİR GÖREV İLE GÖREVLENDİRİLMESİ VE AKABİNDE HAYATINI KAYBETMESİ ARASINDA NEDENSELLİK BAĞI AÇIK BİR ŞEKİLDE KURULMAKTADIR. 5434 SAYILI YASANIN 45. MADDESİNİN A BENDİ GEREĞİNCE VAZİFE MALULÜ SAYILMASI GEREKİRKEN İLGİLİ KURUM TARAFINDAN VERİLEN RET KARARI HUKUKA YASAYA AYKIRIDIR. USULSÜZ TESİS EDİLEN BU İŞLEM İDARENİN MAKSAT KONU VE SEBEP UNSURLARI İLE DE TERS DÜŞMEKTEDİR.

TÜM BU NEDENLERLE MÜVEKKİLİMİZİN 5434 VE 5510 SAYILI YASA KAPSAMINDA VAZİFE MALULÜ OLDUĞUNUN KABUL EDİLMESİ GEREKMEKTE İKEN İŞBU HUZURDAKİ DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ HUKUKA AYKIRI OLMASI NEDENİYLE İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCUNDA KARAR KALDIRILMASI İLE GEREKLİ İNCELEMELER VE ADLİ TIP KURUMUNDAN RAPOR ALINARAK TALEBİMİZ DOĞRULTUSUNDA KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

TALEP VE SONUÇ             :  Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle; X 2. İdare  Mahkemesinin   Sayılı kararın kaldırılmasını ve başvuru nedenleri uyarınca, Müvekkil davacı    müteveffa eşi   5434 ve 5510  sayılı yasa kapsamında vazife  malulü olduğunun kabulü ile talebimiz doğrultusunda karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. (tarih)

                                                  İstinaf Yoluna Başvuran Davacı

                                                                       Vekili 

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.