İcra Yoluyla Çocuğu Almak ve Görmek

İcra Yoluyla Çocuğu Görme Aşamaları

Velayet hakkı kendisine verilen taraf, diğer tarafın çocukla kişisel ilişki kurulmasına mani olursa, bu durumda çocuğu göremeyen eş tarafından icra yoluna başvurulacaktır. Çocuğu göremeyen eş bu hakkını Çocuğu göremeyen eşin icra takibi başlatması sonucu, devletin yetkili organları eli ile duruma müdahale edilmesi söz konusu olacaktır.

Şu gibi durumlarda çocuğun icra yoluyla alınması söz konusu olacaktır;

  1. Boşanma ve ayrılık kararlarında,
  2. Evlilik dışı çocukla kişisel ilişki kurulma kararında,
  3. Çocuklarla üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması kararında

Velayet Sahibi Eşin İcra Yoluyla Çocuğu Alması

Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan ebeveyn şu hallerde icra yolu ile çocuğu görmek isteyecektir.

  1. Velayet kendisine verilen eşin çocuğu karşı taraftan alamaması,
  2. Kişisel ilişki kurmak için alıp da zamanında geri getirmemesi,

Çocuğun alınması için icraya başvurulması sonucunda icra memuru tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içerisinde çocuğun teslim edilmesi gerektiği; aksi halde ilamın zorla icra edileceği belirtilecektir.

İcra yoluyla çocuğun alınabilmesi için söz konusu aile mahkemesi kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Çocukla Kişisel İlişki Hakkının İcra Yoluyla Uygulanması

Velayetin bırakıldığı ebeveynin kişisel ilişki kurma kararına aykırı davranması üzerine yahut doğrudan doğruya icra dairesine başvurulabilir. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararı ile verilen haklar kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle alacaklının ölümü halinde bu yönden icra takibine başvuru hakkı mirasçılara geçmez. Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar kesinleştikten sonra icraya koyulabilir.

Velayetin bırakıldığı ebeveyn icra emrine uygun davranmazsa İİK-m.25/a-f.2 uyarınca ilam zorla yerine getirilecek ve çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin (İİK-m.25/a’daki ifade ile “alacaklının”) yapacağı şikayet üzerine İİK-m.341 uyarınca velayetin bırakıldığı ebeveyne ceza verilecektir. İİK-m.341’deki ceza ise altı aya kadar tazyik hapsidir. Cezanın infazına başlanmış olsa da ilamın gereği yerine getirilirse, velayetin bırakıldığı ebeveyn tahliye edilecektir.

Diğer ilamlar nasıl icra ediliyorsa, çocukla ilgili ilâmların da aynı prosedürle icra edilmesi, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı yerine getirilsin diye çocuğun yararının zedelenmesinin önemsenmemesi, hak sahibi için mutlak suretle yerine getirilmesi gereken üstün bir hak yaratılması, çocuğun kapılacağı korkunun göz ardı edilmesi doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir.

2003 yılında İİK’ya eklenen madde 25/b ise İlamın icrası sırasında uzman bir kişinin o ortamda bulunması çocuğun yaşayabileceği travmatik durumu engellemeye yetmeyecektir; zira Bunun üzerine bir de yanında kaldığı ebeveynin ilamın icrasına karşı koyacağı da düşünülürse Anne veya babaya zor kullanmak dışında başka hiçbir çare bulunamıyorsa da çocuğun bunu görmemesi için gerekli her türlü tedbir alınmalıdır. Ayrıca, icra müdürünün uzman kişilerin görüşlerini dikkate alması, dikkatli ve özenli davranarak olgun bir tavır takınması, normal bir icra emrini yerine getirmediğinin bilincinde olması da gerekmektedir.

Burada asıl sorun velayete sahip olan tarafın cebri icraya karşı koymasından çok çocuğun kişisel ilişkiyi reddetmesidir. Çocuğun bu davranışının sebebi, en baştan beri kişisel ilişki kurmak istememesine rağmen hakimin bunu göz ardı ederek kişisel ilişki kurulmasına karar vermiş olması olabileceği gibi, kişisel ilişki kurulmasını dava sırasında reddetmemesine rağmen sonradan fikrini değiştirmiş olması da olabilir.

Kişisel ilişki kurulmasına, ilamın icrası aşamasında karşı koyan, kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin yanına gitmek istemeyen bir Anayasamızın da ÇHS’nin kişisel ilişki kurma hakkını çocuğa verdiği düşünüldüğünde ve bu açıdan normlar hiyerarşisi göz önüne alındığında, kişisel ilişki kurma hakkının asıl sahibinin Çocuğa karşı zor kullanılması çocuğun anayasal hakkı olan kişi dokunulmazlığı hakkının (Anayasa-m.17) ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının (Anayasa-m.19) çiğnenmesine de yol açacaktır. Ancak çocuğun kişisel ilişkiyi reddetme sebebi de araştırılmalıdır. Zira somut durumda Çocuğun yararı bakımından kişisel ilişki kurulmasının tehlikeli olmadığı durumlarda, uzman kişilerin çocukla konuşarak çocuğu ikna etmesi veya çocuğa terapi uygulanması yahut kişisel iliş- kinin şeklinin değiştirilmesi yoluyla çocuğun kişisel ilişkiyi kabulünün sağlanabileceği belirtilmektedir . Bundan da sonuç alınamıyorsa artık ÇHS-m.3/f.1 uyarınca çocuğu ilgilendiren her faaliyette çocuğun yararının temel düşünce olması ilkesinden hareket edilerek icra takibine son verilmesi gerekmektedir.

Burada, çocuğun kendi özgür iradesi uyarınca hareket edip etmediği, velisinin veya başka bir kişinin etkisi altında kalıp kalmadığı hususu da önemlidir. Çocuğun kendi iradesini ortaya koymadığı, başkalarının etkisi altında kaldığı belirlendiğinde ise yine de çocuğa zor kullanma yoluna gidilmemeli, çocuğun bu etkiden kurtulmasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır; örneğin Bu durum da çocuğun, bu ebeveyninden nefret etmesine yol açabilir. Çocuğun kişisel ilişkiyi reddetmesi halinde, çocuğa karşı zor kullanılamaması nedeni ile ilamın icra edilememesi durumunda kişisel ilişki kurma hakkının akıbeti meselesi de önem arz etmektedir. Burada, artık bir tercih yapılması zorunlu olduğundan ve çocuğun yararı anne-babanınkine ve üçüncü kişininkine göre üstün olacağından, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan kişi, ilamın icra edilememesine katlanmak zorunda kalacaklardır.

Bu kişi, Doktrinde, kendi görüşlerini oluşturma yeteneği olan çocuğun geri dönmek istememesi halinde teslimin gerçekleştirilmemesi gerektiği belirtilmekle beraber; kanımızca burada uzman kişilerin görüşüne göre hareket edilmeli; ancak hiçbir suretle çocuğa karşı zor kullanma yoluna gidilmemelidir. Çocuğun, kişisel ilişki kurma hakkı olan kişi tarafından zorla alıkonulması durumunda ise bu kişiye karşı gerektiğinde zor kullanılması mümkün olmakla birlikte, çocuğun bu duruma şahit olmaması için gerekli her türlü tedbir alınmalıdır.

Sonuç olarak, kişisel ilişki kurulmasında herkesin kendi yükümlülüklerine uygun davranması gerekmektedir. Bu sebeple velayete sahip olan ebeveynin, çocukla kişisel ilişki kurulmasını engellememesi gerekmektedir. Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin de velayet hakkına saygı duyması, çocuğu zamanında alıp zamanında geri getirmesi gerekir. Bu yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda “icra yoluyla çocuğun alınması” söz konusu olacaktır. Ancak cebri icra sırasında çocuğun bundan en az seviyede etkilenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve İİK’da gerekli değişikliklerin yapılması, çocuğa taşınır eşya muamelesi yapılmasına son verilmesi gerekmektedir. Bunun yanında çocuğun kişisel ilişki kurulmasına karşı koyması durumunda, çocuğa karşı zor kullanılmamalı, çocuğun bu davranışının altında yatan sebep araştırılmalı ve bu sorunun çözümlenmesi için Tedbiren Velayet Kararının İcrası Nasıl Olur?

Mahkemece yargılama sonuçlanıncaya kadar gerek duyulması halinde çocukların velayetleri tedbiren taraflardan birine bırakılabilir, bu gibi durumlarda mahkemece verilen karar ihtiyati tedbir mahiyetinde olup, bu karara dayalı olarak çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlı icra yoluyla takip başlatılması mümkün değildir. Böyle bir durumda tedbir yolu ile mahkemenin ara kararının yerine getirilmesi talebinde bulunulacaktır.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına ilişkin tedbir niteliğindeki ara karara aynı şekilde diğer eşin uymaması halinde, alacaklı Genel Haciz Yoluyla
İlamsız İcra Takibine başvurarak infazını talep eder.

Tedbir kararı niteliğinde ara kararlar verildiği andan itibaren İcra Müdürlüğü’nde infaz edilebilir.

İcra Yoluyla Çocuğu Alma Şartları

  • Çocuğu almak için icraya koyulan mahkeme kararı zamanaşımına uğramaz.
  • Çocuğu icra yoluyla görebilmek için çocuğun 18 yaşından küçük olması gerekmektedir. Reşit çocuğun kısıtlanmış olması halinde, kişi velayet altında kalmaya devam ettiğinden, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam hükmünün de devam etmesi gerekir.
  • Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlarda verilen hükümlerin infazında güçlük yaratmayacak, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenleme yapılmasını önemlidir. Örneğin yurt dışında ikamet eden baba ile Türkiye de ikamet eden ve velayeti ana da olan bir İcra Dairesinde Yapılacaklar

    İcra Emri

    İcra Müdürünün takip dayanağı kararın kesinleşip kesinleşmediğini kontrol etmeksizin diğer eş borçluya icra emri göndermesi halinde, bu husus süresiz şikayete tabi olarak İcra Mahkemesine yapılması gerekmektedir.

    Usulüne uygun olarak İcra Müdürü tarafından düzenlenen icra emrinin takip talebi ve mahkeme kararına uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde diğer eş borçlu tarafından süresiz şikayet yoluyla icra mahkemesine icra emrinin iptali
    için başvuruda bulunma hakkı vardır. İcra emrinin takip talebi ve mahkeme kararına uygun düzenlenmemesi halinde İcra Mahkemesine şikâyet edilebilir, bu nedenle takibin iptali istenemez.

    Ödeme Emri

    Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına ilişkin mahkemece ihtiyati tedbir mahiyetinde ara karar verilmesi halinde bu ara karara dayalı olarak İcra Müdürlüğüne başvurulması halinde İcra Müdürü tarafından bir ödeme emri düzenlenerek, ara karar ile birlikte ödeme emrini borçluya tebliğ eder. Borçlu tarafından 7 gün içerisinde ara kararın yerine getirilmesi, aksi takdirde ara kararın zorla yerine getirileceği hususu ihtar edilir.

    Kişisel ilişki kurulması durumunda alacaklıya mahkemece belirtilen sürenin sonunda çocuğu borçluya teslim etmesi aksi takdirde zorla elinden
    tekrar alınacağı ihtar edilir.

    Çocuğun Teslimi

    Mahkeme kararı yerine getirildikten sonra borçlu tarafından çocuğun haklı bir sebep olmaksızın tekrar alınması halinde herhangi bir hükme hacet kalmaksızın Dikkat edilecek olursa mahkeme ilamında veya ara kararda kişisel ilişki kurulma süresi belirli bir zaman dilimine bağlanmıştır. Bu zaman diliminde Velayeti kendisine verilen tarafından mahkeme kararında belirtilen gün ve saatlerde Kişisel İlişkinin İcrası

    Gerek mahkeme ilamı ile gerekse ara karar ile velayet kendisine verilmeyen taraf ile Bu durumda velayet kendisine verilmeyen taraf (alacaklı), velayet kendisine verilen taraf (borçlu) konumundadır.

    Tarafların veya Çocuğun Psikolojisi İçin Önlemler

    Mahkemece verilmiş olan ilam hükmü veya ara kararın infazı esnasında İcra Müdürlüğünce çocukların psikolojinin en az şekilde etkilenmesi amacıyla gerekli önlemleri alması gerekir.

    Kanun koyucu bu nedenle Çocuğun tesliminde veya kişisel ilişkinin kurulması esnasında çocuğun teslim edilmemesi halinde İcra Müdürünün İcra ve İflas Kanunun 80 ve 81 maddeleri gereğince verilen zor kullanma yetkisini kullanarak, gerek kolluk kuvveti yardımıyla çocuğu teslim alarak ilgili tarafa teslim eder.

    İcra Memurunun Tutanak Düzenlemesi

    Mahkeme kararı veya ara kararın yerine getirilmesi esnasında İcra Memuru yapılan işlemlere ilişkin bir tutanak düzenler, bu tutanakta çocuğun fizik durumunun da yer verilir. Örneğin üzerindeki kıyafetlere, gözle görülebilir şekilde Burada dikkat edilmesi gereken durumlardan biri de çocukta fiziksel olarak şiddete uğradığını gösteren bir durumun söz konusu olması halinde bu durumda hemen çocuğun durumunun Cumhuriyet Savcılığına ihbar edilmesi gerekmektedir.

    İcra Sürecinde Kişisel Görüş Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?

    Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın icrası için alacaklının zamanında ve usulüne uygun olarak icraya başvurmasına rağmen, borçlunun çocuğun kaçırması mümkündür. Bu durumda ilamda kişisel ilişki için öngörülen süre geçse dahi, çocuğun alacaklıya teslimi gerekecektir.

    Yani bu durum, alacaklı ile İcra İşlemleri İçin Yapılan Masrafları Kim Öder?

    Çocukla kişisel ilişki talebinde bulunan kişi, çocuğun bulunduğu yere gitmek ve oradan çocuğu teslim almak ve aynı şekilde teslim etmek zorundadır.

    Hal böyle olunca, talep sahibi, çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yapmış olduğu masrafları da üstlenmek durumundadır.(1)

    Bir başka deyişle, Bu esnada yapılan masraflar alacaklı tarafa aittir.(3) Karşı taraf kişisel ilişki kurulmasına bilerek engel oluyorsa yapılan masraflar karşı taraftan talep edilebilir.(2)

    Çocuğun Alınmasında Yetkili İcra Dairesi

    İlamlı İcra yolunda alacaklı İcra Yolu ile Çocuğu Görme Masrafı

    İlamlı İcra yoluna başvurulması halinde alacaklıdan başvuru harcı ve yerine getirme harcı ile yerine getirme harcının yarısı oranında cezaevi yapı harcı alınır.

    Ara karar ile ilgili olarak İlamsız İcra yoluna başvurulması halinde ise sadece başvuru harcı ile yerine getirme harcının yarısı oranında cezaevi yapı harcı alınır.

    BK.nun 73/3. maddesinde açıklandığı üzere, anılan maddenin 1 ve 2 numaralı bentleri dışında kalan borçları borçlunun bulunduğu yerde itfa zorunluluğu vardır. Bu nedenle çocuğun nezdinde bulunduğu anne veya babadan alınıp diğer tarafa teslimi işleminin çocuğun ve borçlu kişinin bulunduğu yerde gerçekleşmesi gerekir. O halde çocuğun diğer tarafla olan ilişkisini sağlamak için icra dairesine getirilmesi veya alacaklı olan ve talepte bulunan tarafın ikametgahında teslim edilmesi düşünülemez. Zira bu düşünce tarzı, çocuğun yararına ve her şeyden evvel korunması gereken sıhhi durumuna da uygun düşmeyecektir. Bu durumda istek sahibi anne veya baba, çocuğun bulunduğu yere gitmek ve oradan çocuğu teslim almak ve yine aynı şekilde ve yerde teslim etmek yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle istek sahibi çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yaptığı giderleri de üstlenmek zorundadır ve diğer taraftan isteyemez. Meğer ki, teslim işlemine diğer diğer tarafın yani çocuğun elinde bulunduğu anne veya babanın mani olduğu iddia ve ispat edilmiş olsun(İlgili Yargıtay Kararı)

    İcra Yoluyla Çocuğu Görme Usulünde Yapılacak Değişiklikler

    İcra Yoluyla Çocuğu Görme Yargıtay Kararları


    İcra dairesi, ilamların hüküm bölümünü aynen infazla görevlidir.

    Sınırlı yetkili icra mahkemesinin hükümde yer almayan bir hususu yorum yolu ile ilama eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. Bu bakımdan takibe konu ilamın hüküm kısmı ilamlı icranın şeklini de belirler.

    Sınırlı yetkili icra mahkemesinin hükümde yer almayan bir hususu yorum yolu ile ilama eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. (4)


    Kaynak:

    1. “… O halde istek sahibi ana veya baba çocuğun bulunduğu yere gitmek ve oradan çocuğu teslim almak ve yine aynı şekilde ve yerde teslim etmek yükümlülüğü altındadır. Hal böyle olunca istek sahibi çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yaptığı giderleri de üstlenmek zorundadır ve diğer taraftan isteyemez. Meğer ki, teslim işlemine diğer tarafın yani çocuğu elinde bulunduran ana veya babanın engel olduğu iddia ve ispat edilmiş olsun. …”. Yargıtay 2. HD., 21.01.2016, E. 2015/16217, K. 2016/1110.

    2. “… Somut olayda, müşterek “… Velayet Kendisine verilen annenin, kişisel ilişki günlerinde çocuğu bu ilişkiyi sağlamak üzere hazır etmesi dışında başka bir yükümlülük altına sokulması doğru değildir (Dairemizin 12.02.2014 gün ve 2013/17708 – 2014/2563 sayılı ilamı). Kişisel ilişkinin gerektirdiği masraflara katlanma külfeti, bundan yararlanan tarafa düşer. Tarafların müşterek çocuğunun velayeti davalı-karşı davacı anneye verilmiş olup, baba ile çocuğun kişisel ilişki kurma külfetinin İcra İflas Kanunu’nun 25/A maddesine aykırı olarak, velayet kendisine verilen davalı-karşı davacı anneye yükletilmesi de isabetsizdir. …”. Yargıtay 2. HD., 13.04.2016, E. 2015/15840, K. 2016/7476.

  • Uyuşmazlık; usulüne ve şekil şartlarına uygun takip talebi, icra emri ve tebliğ işlemi yapılmaması, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması ve ilamlı takibe dayanak yapılacak bir ilam ve tedbir mahiyetinde bir karar bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline ilişkin şikâyet niteliğindedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2015 gün ve E:2015/12-730, K:769)
  • Çocuğun teslimine yönelik ilam/mahkeme kararı kesinleşmeden icraya koyulamaz. (Esas : 2009/24353 Karar : 2010/5953)
    Çocuğun teslimi sırasında mevcut bulunan sosyal inceleme uzmanı sadece yardımcı olmak amacıyla oradadır. Uzmanın beyanına dayalı olarak infazın durdurulması söz konusu olamaz. (Esas : 2009/4318 Karar : 2009/12326)
    Çocuğun ebeveynle kişisel ilişki hakkının olduğu döneme denk gelecek şekilde icra emri tebliğ edilmelidir. (Esas: 2007522 Karar:20073713)
    Kişisel görüş ara kararının yerine getirilmesi ihtiyati tedbirin infazı suretiyle gerçekleştirilir. Henüz ilam niteliği kazanmayan ara karara dayalı olarak borçluya icra emri çıkarılması yasaya aykırıdır. Bu durumda icra takibinin iptaline karar verilmelidir. (Yargıtay Kararı Esas 2007522 Karar 20073713 Tarih 02.03.2007)
    Çocuğun tesliminde velayet sahibi taraf herhangi bir engel çıkartmazsa yapılan giderler velayet sahibinden istenemez. (Esas: 2011/25080 Karar: 2012/9796 Tarih: 27.03.2012)
    Tedbir niteliğindeki ara kararları ilam niteliğinde olmadıklarından ilamlı takibe konu olamazlar. (Esas:2016/20924 Karar:2016/16715 Tarih: 08.12.2016)
    Anlaşmalı boşanmaya yönelik mahkeme kararında “çocuğun anne tarafından hazır bulundurulacağı” şeklinde bir hüküm yoktur. Bu nedenle baba çocuğu ikamet edilen konuttan almalıdır.(Yargıtay Kararı; Esas : 2006/10187 Karar : 2006/12876)

    Av. Saim İNCEKAŞ tarafından icra yoluyla çocuğu görme süreci hakkında bilgiler.

    Adana Barosu – Avukat Saim İncekaş -Çocuk Teslimi Avukatı

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir