İcra Yoluyla Çocuğu Almak ve Görmek

İcra Yoluyla Çocuk Nasıl Alınır

İcra Yoluyla Çocuğu Görme Aşamaları

Velayet hakkı kendisine verilen taraf, diğer tarafın çocukla kişisel ilişki kurulmasına mani olursa, bu durumda çocuğu göremeyen eş tarafından icra yoluna başvurulacaktır. Çocuğu göremeyen eş bu hakkını İİK md 25/a’dan alır.

Çocuğu göremeyen eşin icra takibi başlatması sonucu, devletin yetkili organları eli ile duruma müdahale edilmesi söz konusu olacaktır.

Şu gibi durumlarda çocuğun icra yoluyla alınması söz konusu olacaktır;

  1. Boşanma ve ayrılık kararlarında,
  2. Evlilik dışı çocukla kişisel ilişki kurulma kararında,
  3. Çocuklarla üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması kararında

Velayet Sahibi Eşin İcra Yoluyla Çocuğu Alması

Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan ebeveyn şu hallerde icra yolu ile çocuğu görmek isteyecektir.

  1. Velayet kendisine verilen eşin çocuğu karşı taraftan alamaması,
  2. Kişisel ilişki kurmak için alıp da zamanında geri getirmemesi,

Çocuğun alınması için icraya başvurulması sonucunda icra memuru tarafından, İİK md 24’e göre bir icra emri düzenlenip, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanınan kişiye (İİK md 25’teki ifade ile “borçluya”) tebliğ edilecek ve icra emrinde, tebliğden itibaren yedi gün içerisinde çocuğun teslim edilmesi gerektiği; aksi halde ilamın zorla icra edileceği belirtilecektir.

İİK md 25 uyarınca çocuğun, velayetin bırakıldığı ebeveyne tesliminden sonra, haklı bir neden olmaksızın geri alınması halinde, ayrıca bir hüküm gerekmeksizin çocuk zorla alınıp velayete sahip olan ebeveyne teslim edilebilecektir.

İcra yoluyla çocuğun alınabilmesi için söz konusu aile mahkemesi kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Kişisel İlişki Hakkının İcra Yoluyla Uygulanması

Velayetin bırakıldığı ebeveynin kişisel ilişki kurma kararına aykırı davranması üzerine yahut doğrudan doğruya icra dairesine başvurulabilir. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası İİK md 25/a’da ele alınmıştır.

Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararı ile verilen haklar kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle alacaklının ölümü halinde bu yönden icra takibine başvuru hakkı mirasçılara geçmez. Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar kesinleştikten sonra icraya koyulabilir.

İİK md 25/a uyarınca çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamın icrasının talep edilmesi üzerine icra memuru tarafından, IIK-m.24 uyarınca bir icra emri düzenlenip velayetin bırakıldığı tarafa (İİK-m.25/ a’daki ifade ile “borçluya”) tebliğ edilecek ve çocukla kurulacak kişisel ilişkiye engel olmaması; aksi halde ilamın zorla yerine getirileceği belirtilecektir. İcra emrinde, ilama aykırı hareketlerin İİK-m.341 uyarınca cezalandırılacağı da belirtilecektir.

Velayetin bırakıldığı ebeveyn icra emrine uygun davranmazsa İİK-m.25/a-f.2 uyarınca ilam zorla yerine getirilecek ve çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin (İİK-m.25/a’daki ifade ile “alacaklının”) yapacağı şikayet üzerine İİK-m.341 uyarınca velayetin bırakıldığı ebeveyne ceza verilecektir. İİK-m.341’deki ceza ise altı aya kadar tazyik hapsidir. Cezanın infazına başlanmış olsa da ilamın gereği yerine getirilirse, velayetin bırakıldığı ebeveyn tahliye edilecektir.

Diğer ilamlar nasıl icra ediliyorsa, çocukla ilgili ilâmların da aynı prosedürle icra edilmesi, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı yerine getirilsin diye çocuğun yararının zedelenmesinin önemsenmemesi, hak sahibi için mutlak suretle yerine getirilmesi gereken üstün bir hak yaratılması, çocuğun kapılacağı korkunun göz ardı edilmesi doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir.

2003 yılında İİK’ya eklenen madde 25/b ise çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası sırasında icra müdürünün yanı sıra, “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilecek sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması”nı şart koşmuştur.

İlamın icrası sırasında uzman bir kişinin o ortamda bulunması çocuğun yaşayabileceği travmatik durumu engellemeye yetmeyecektir; zira çocuk bu kişiyi ilk kez görmektedir ve bu kişi ile arasında hiçbir duygusal bağ gelişmiş de değildir. Çocukların ilk kez gördükleri kişilerden korkma ihtimallerinin de oldukça yüksek olduğu düşünüldüğünde, çocuğun, bu kişinin elini güven duygusu ile tutup yanında kaldığı ebeveynini bırakması hiç de mümkün gözükmemektedir.

Bunun üzerine bir de yanında kaldığı ebeveynin ilamın icrasına karşı koyacağı da düşünülürse çocuk için oldukça kaotik ve psikolojisini sarsabilecek bir sahne gerçekleşecektir.

Anne veya babaya zor kullanmak dışında başka hiçbir çare bulunamıyorsa da çocuğun bunu görmemesi için gerekli her türlü tedbir alınmalıdır. Ayrıca, icra müdürünün uzman kişilerin görüşlerini dikkate alması, dikkatli ve özenli davranarak olgun bir tavır takınması, normal bir icra emrini yerine getirmediğinin bilincinde olması da gerekmektedir.

Burada asıl sorun velayete sahip olan tarafın cebri icraya karşı koymasından çok çocuğun kişisel ilişkiyi reddetmesidir. Çocuğun bu davranışının sebebi, en baştan beri kişisel ilişki kurmak istememesine rağmen hakimin bunu göz ardı ederek kişisel ilişki kurulmasına karar vermiş olması olabileceği gibi, kişisel ilişki kurulmasını dava sırasında reddetmemesine rağmen sonradan fikrini değiştirmiş olması da olabilir.

Kişisel ilişki kurulmasına, ilamın icrası aşamasında karşı koyan, kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin yanına gitmek istemeyen bir çocuk kolundan zorla çekiştirilerek evinden alınıp götürülemez. Zira çocuk, taşınır bir eşya değildir; kendi iradesi ve görüşleri olan bir bireydir. Çocuğun kişisel ilişki kurmaya zorlaması ve bunun için zor yoluyla velisinin yanından alınması hem çocuğun yararı ve güvenliği ilkelerine hem de çocuğun kişilik haklarına aykırıdır. Çocuğun direnmesinin bir tür görüş açıklama olarak kabul edilmesi gerekir ve iradesini bu şekilde ortaya koyan bir çocuk, iradesine aykırı davranmaya zorlanmamalıdır.

Anayasamızın da ÇHS’nin kişisel ilişki kurma hakkını çocuğa verdiği düşünüldüğünde ve bu açıdan normlar hiyerarşisi göz önüne alındığında, kişisel ilişki kurma hakkının asıl sahibinin çocuk olduğu ve kimsenin hakkını kullanmaya zorlanamayacağı ilkesi göz ardı edilmemelidir.

Çocuğa karşı zor kullanılması çocuğun anayasal hakkı olan kişi dokunulmazlığı hakkının (Anayasa-m.17) ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının (Anayasa-m.19) çiğnenmesine de yol açacaktır. Ancak çocuğun kişisel ilişkiyi reddetme sebebi de araştırılmalıdır. Zira somut durumda çocuk her ne kadar kişisel ilişkiyi reddediyor olsa da, bunun sebebi öğrenilirse ikna yoluyla veya kişisel ilişkiye yönelik kararda değişiklik yapılarak çocuğun fikrini değiştirmesi sağlanabilir. Örneğin çocuk, kişisel ilişkinin kurulma şeklinden rahatsızsa buna göre kişisel ilişki tekrar düzenlenebilir. Bu araştırmayı İİK-m.25/b’de belirtilen uzman kişiler yapmalı ve buldukları sebebi, icra sırasındaki gözlemlerini ve görüşlerini bir rapor haline getirmelidirler.

Çocuğun yararı bakımından kişisel ilişki kurulmasının tehlikeli olmadığı durumlarda, uzman kişilerin çocukla konuşarak çocuğu ikna etmesi veya çocuğa terapi uygulanması yahut kişisel iliş- kinin şeklinin değiştirilmesi yoluyla çocuğun kişisel ilişkiyi kabulünün sağlanabileceği belirtilmektedir . Bundan da sonuç alınamıyorsa artık ÇHS-m.3/f.1 uyarınca çocuğu ilgilendiren her faaliyette çocuğun yararının temel düşünce olması ilkesinden hareket edilerek icra takibine son verilmesi gerekmektedir.

Burada, çocuğun kendi özgür iradesi uyarınca hareket edip etmediği, velisinin veya başka bir kişinin etkisi altında kalıp kalmadığı hususu da önemlidir. Çocuğun kendi iradesini ortaya koymadığı, başkalarının etkisi altında kaldığı belirlendiğinde ise yine de çocuğa zor kullanma yoluna gidilmemeli, çocuğun bu etkiden kurtulmasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır; örneğin çocuk, uzmanlar tarafından düzenli görüşmeler yoluyla ikna edilmeye çalışılabilir . Çocuk, başkalarının etkisinde kalıyor olsa dahi, kişisel ilişki kurmaya zorlandığında, kişisel ilişki kurma hakkı olan ebeveynini düşman olarak görmeye başlayabilir.

Bu durum da çocuğun, bu ebeveyninden nefret etmesine yol açabilir. Çocuğun kişisel ilişkiyi reddetmesi halinde, çocuğa karşı zor kullanılamaması nedeni ile ilamın icra edilememesi durumunda kişisel ilişki kurma hakkının akıbeti meselesi de önem arz etmektedir. Burada, artık bir tercih yapılması zorunlu olduğundan ve çocuğun yararı anne-babanınkine ve üçüncü kişininkine göre üstün olacağından, çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan kişi, ilamın icra edilememesine katlanmak zorunda kalacaklardır.

Bu kişi, çocuk ile yakınlaşmak, ona kendini sevdirmek ve çocuğun iradesini değiştirmek için başka yöntemler bulmalıdır. Çocuğa karşı zor kullanılamaması bakımından, kişisel ilişki kurulmasına yönelik ilamların icrası hususunda yapılan açıklamalar, İİK-m.25’in uygulanması açısından da geçerlidir. Çocuğun, kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin yanından ayrılmak istememesi halinde burada da çocuğa karşı zor kullanılması kabul edilemez bir yöntemdir.

Doktrinde, kendi görüşlerini oluşturma yeteneği olan çocuğun geri dönmek istememesi halinde teslimin gerçekleştirilmemesi gerektiği belirtilmekle beraber; kanımızca burada uzman kişilerin görüşüne göre hareket edilmeli; ancak hiçbir suretle çocuğa karşı zor kullanma yoluna gidilmemelidir. Çocuğun, kişisel ilişki kurma hakkı olan kişi tarafından zorla alıkonulması durumunda ise bu kişiye karşı gerektiğinde zor kullanılması mümkün olmakla birlikte, çocuğun bu duruma şahit olmaması için gerekli her türlü tedbir alınmalıdır.

Sonuç olarak, kişisel ilişki kurulmasında herkesin kendi yükümlülüklerine uygun davranması gerekmektedir. Bu sebeple velayete sahip olan ebeveynin, çocukla kişisel ilişki kurulmasını engellememesi gerekmektedir. Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı olan kişinin de velayet hakkına saygı duyması, çocuğu zamanında alıp zamanında geri getirmesi gerekir. Bu yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda “icra yoluyla çocuğun alınması” söz konusu olacaktır. Ancak cebri icra sırasında çocuğun bundan en az seviyede etkilenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve İİK’da gerekli değişikliklerin yapılması, çocuğa taşınır eşya muamelesi yapılmasına son verilmesi gerekmektedir. Bunun yanında çocuğun kişisel ilişki kurulmasına karşı koyması durumunda, çocuğa karşı zor kullanılmamalı, çocuğun bu davranışının altında yatan sebep araştırılmalı ve bu sorunun çözümlenmesi için çocuk ikna edilmeye çalışılmalıdır.

Tedbiren Velayet Kararının İcrası Nasıl Olur?

Mahkemece yargılama sonuçlanıncaya kadar gerek duyulması halinde çocukların velayetleri tedbiren taraflardan birine bırakılabilir, bu gibi durumlarda mahkemece verilen karar ihtiyati tedbir mahiyetinde olup, bu karara dayalı olarak çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlı icra yoluyla takip başlatılması mümkün değildir. Böyle bir durumda tedbir yolu ile mahkemenin ara kararının yerine getirilmesi talebinde bulunulacaktır.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına ilişkin tedbir niteliğindeki ara karara aynı şekilde diğer eşin uymaması halinde, alacaklı Genel Haciz Yoluyla
İlamsız İcra Takibine başvurarak infazını talep eder.

Tedbir kararı niteliğinde ara kararlar verildiği andan itibaren İcra Müdürlüğü’nde infaz edilebilir.

İcra Yoluyla Çocuğu Alma Şartları

  • Çocuğu almak için icraya koyulan mahkeme kararı zamanaşımına uğramaz.
  • Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlar, aile hukukunu ilgilendirdiğinden kesinleşmeden takip konusu yapılamaz.
  • Çocuğu icra yoluyla görebilmek için çocuğun 18 yaşından küçük olması gerekmektedir. Reşit çocuğun kısıtlanmış olması halinde, kişi velayet altında kalmaya devam ettiğinden, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam hükmünün de devam etmesi gerekir.
  • Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamlarda verilen hükümlerin infazında güçlük yaratmayacak, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenleme yapılmasını önemlidir. Örneğin yurt dışında ikamet eden baba ile Türkiye de ikamet eden ve velayeti ana da olan bir çocuk ile aralarında kişisel ilişki kurulması halinde kararın icrasına elverişli değildir.

İcra Dairesinde Yapılacaklar

İcra Emri

Çocuk Teslimi veya Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına ilişkin ilamın infazı için İcra Müdürlüğüne başvurulması halinde, İcra Müdürü resen Mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediğini incelemek zorundadır. İcra Müdürü mahkeme kararını yorum yoluyla genişletemez veya daraltamaz.

İcra Müdürünün takip dayanağı kararın kesinleşip kesinleşmediğini kontrol etmeksizin diğer eş borçluya icra emri göndermesi halinde, bu husus süresiz şikayete tabi olarak İcra Mahkemesine yapılması gerekmektedir.

Usulüne uygun olarak İİK md 58’e göre düzenlenmiş İcra Ta- kip Talebini alan İcra Müdürü İcra Emri düzenler. İcra Emri ile birlikte ekinde takip dayanağı mahkeme kararının bir sureti de eklenerek borçluya tebliğ edilir. Düzenlenen İcra emrinde icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde Mahkeme kararının yerine getirilmesi, aksi takdirde ilamın zorla yerine getirileceği ve İİK md 341 gereğince cezalandırılabileceği hususu ihtar edilir.

İcra Müdürü tarafından düzenlenen icra emrinin takip talebi ve mahkeme kararına uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde diğer eş borçlu tarafından süresiz şikayet yoluyla icra mahkemesine icra emrinin iptali
için başvuruda bulunma hakkı vardır. İcra emrinin takip talebi ve mahkeme kararına uygun düzenlenmemesi halinde İcra Mahkemesine şikâyet edilebilir, bu nedenle takibin iptali istenemez.

Ödeme Emri

Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına ilişkin mahkemece ihtiyati tedbir mahiyetinde ara karar verilmesi halinde bu ara karara dayalı olarak İcra Müdürlüğüne başvurulması halinde İcra Müdürü tarafından bir ödeme emri düzenlenerek, ara karar ile birlikte ödeme emrini borçluya tebliğ eder. Borçlu tarafından 7 gün içerisinde ara kararın yerine getirilmesi, aksi takdirde ara kararın zorla yerine getirileceği hususu ihtar edilir.

Kişisel ilişki kurulması durumunda alacaklıya mahkemece belirtilen sürenin sonunda çocuğu borçluya teslim etmesi aksi takdirde zorla elinden
tekrar alınacağı ihtar edilir.

Çocuğun Teslimi

Boşanma davası sonrasında çocuğun velayetinin ana veya babadan birine verilmesi halinde, velayeti kendisine verilen taraf (alacaklı), velayet kendisine verilmeyen taraf (borçlu) olur. Velayete konu çocuk bu durumda borçlu yani velayet kendisine verilmeyen taraftadır. Borçluya icra emri tebliğ edilmesine rağmen 7 gün içerisinde çocuğu alacaklıya teslim etmez ise bu durumda alacaklı tarafın talebi üzerine İİK md 25 gereğince takip dayanağı mahkeme kararı gereğince çocuk nerede ve kimin elinde olursa olsun alınarak alacaklıya yani velayeti kendisine bırakılan tarafa teslim edilerek, ilamın infazı sağlanmış olur ve dosyanın işlemi bitmiş olduğundan dosya infazen işlemden kaldırılır.

Mahkeme kararı yerine getirildikten sonra borçlu tarafından çocuğun haklı bir sebep olmaksızın tekrar alınması halinde herhangi bir hükme hacet kalmaksızın İİK md 25 gereğince çocuk tekrar zorla elinden alınarak alacaklı tarafa teslim edilir.

Dikkat edilecek olursa mahkeme ilamında veya ara kararda kişisel ilişki kurulma süresi belirli bir zaman dilimine bağlanmıştır. Bu zaman diliminde çocuk, borçludan alınarak alacaklıya, sürenin sona ermesi esnasında ise alacaklıdan alınarak borçluya teslim edilmek suretiyle icranın infazı yerine getirilmektedir.

Çocuk teslimine ilişkin ilamlardan farklı olarak bu tür ilam ve ara kararlarda bir kere işlem yapılmakla yani velayeti verilen çocuğun teslimi ile işlem sona ermez. Mahkemece verilen ve çocuğun 18 yaşına kadar kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın veya mahkemece ara karar ile ilgili olarak nihai karar verilinceye kadar ilam veya ara kararın infazına devam edilir.

Velayeti kendisine verilen tarafından mahkeme kararında belirtilen gün ve saatlerde çocuk ile velayeti kendisine verilmeyen arasında kişisel ilişki kurulmasına engel olunması halinde mahkeme kararında veya ara kararda belirtilen her tarihte alacaklı tarafın talebi üzerine karar yerine getirilerek çocuk borçludan alınarak alacaklıya teslim edilir ve kişisel ilişki süresinin dolduğu tarihte alacaklı tarafından çocuk tekrar borçluya teslim edilmez ise bu kez de alacaklıdan çocuk zorla alınarak borçluya teslim edilir. Velayet kendisine verilen taraf, çocuk ile velayeti kendisine verilmeyen taraf arasında kişisel ilişki kurulmasına izin vermek zorundadır.

Kişisel İlişkinin İcrası

Gerek mahkeme ilamı ile gerekse ara karar ile velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş olur.

Bu durumda velayet kendisine verilmeyen taraf (alacaklı), velayet kendisine verilen taraf (borçlu) konumundadır.

Tarafların veya çocuk elinde bulunan üçüncü kişilerin mahkeme kararı veya ara kararın yerine getirilmesi noktasında diğer tarafa gerekli kolaylığı sağlaması gerekir. Aksi takdirde ilamın zorla yerine getirilmesi gerekecektir. Mahkeme ilamında belirtilen gün ve saatlerde alacaklı ile velayeti verilen çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi halinde, mahkeme ilamında veya ara kararda belirtilen gün ve saatlerde alacaklı ile velayeti verilen çocuk arasında kişisel ilişkisi kurulması için alacaklı tarafın talebi üzerine İcra Müdürlüğünce İİK md 25 gereğince çocuk nerede ve kimde bulunursa bulunsun icra emri veya ödeme emrinin zorla yerine getirilmesine karar verilir.

Çocuğun Psikolojisi İçin Önlemler

Mahkemece verilmiş olan ilam hükmü veya ara kararın infazı esnasında İcra Müdürlüğünce çocukların psikolojinin en az şekilde etkilenmesi amacıyla gerekli önlemleri alması gerekir.

Kanun koyucu bu nedenle İİK md 25/b gereğince çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların icrası esnasında İcra Müdürünün refakate Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya bir çocuk gelişimcisi gibi bir uzman, bunların da bulunmaması halinde bir eğitimcinin alınarak, bu işlemden çocuğun en az şekilde etkilenmesi hedeflenmektedir.

Çocuğun tesliminde veya kişisel ilişkinin kurulması esnasında çocuğun teslim edilmemesi halinde İcra Müdürünün İcra ve İflas Kanunun 80 ve 81 maddeleri gereğince verilen zor kullanma yetkisini kullanarak, gerek kolluk kuvveti yardımıyla çocuğu teslim alarak ilgili tarafa teslim eder.

İcra Memurunun Tutanak Düzenlemesi

Mahkeme kararı veya ara kararın yerine getirilmesi esnasında İcra Memuru yapılan işlemlere ilişkin bir tutanak düzenler, bu tutanakta çocuğun fizik durumunun da yer verilir. Örneğin üzerindeki kıyafetlere, gözle görülebilir şekilde çocuk üzerinde fiziksel olarak oluşmuş bir yara bere olup olmadığı gibi durumlar bakarak varsa bu durumları tutanağa geçirir.

Burada dikkat edilmesi gereken durumlardan biri de çocukta fiziksel olarak şiddete uğradığını gösteren bir durumun söz konusu olması halinde bu durumda hemen çocuğun durumunun Cumhuriyet Savcılığına ihbar edilmesi gerekmektedir.

İcra Sürecinde Kişisel Görüş Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?

Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın icrası için alacaklının zamanında ve usulüne uygun olarak icraya başvurmasına rağmen, borçlunun çocuğun kaçırması mümkündür. Bu durumda ilamda kişisel ilişki için öngörülen süre geçse dahi, çocuğun alacaklıya teslimi gerekecektir.

Yani bu durum, alacaklı ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını engellemez. Zira ilamda belirtilen sürenin geçirilmesinde alacaklının bir kusuru yoktur.

İcra İşlemleri İçin Yapılan Masrafları Kim Öder?

Çocukla kişisel ilişki talebinde bulunan kişi, çocuğun bulunduğu yere gitmek ve oradan çocuğu teslim almak ve aynı şekilde teslim etmek zorundadır.

Hal böyle olunca, talep sahibi, çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yapmış olduğu masrafları da üstlenmek durumundadır.(1)

Bir başka deyişle, çocuk teslimine ilişkin ilamların icrası sırasında çocuğu teslim almak isteyen taraf yaptığı masrafları karşı taraftan isteyemez. Teslim işlemine (bir başka deyişle, çocukla kişisel ilişki kurulmasına) karşı tarafın (borçlunun) engel olduğu ispatlanmışsa, bu durumda borçlu bu masraflardan sorumlu olur.

Bu esnada yapılan masraflar alacaklı tarafa aittir.(3) Karşı taraf kişisel ilişki kurulmasına bilerek engel oluyorsa yapılan masraflar karşı taraftan talep edilebilir.(2)

Çocuğun Alınmasında Yetkili İcra Dairesi

İlamlı İcra yolunda alacaklı İİK md 34 gereğince ilamın icrasını yerleşim yerindeki İcra Müdürlüğünden isteyebilir. Tedbir niteliğinde verilen ara kararların infazında ise İcra Müdürlüğünün yetkisi, yetkiye ilişkin İİK’daki genel hükümlere göre yerine getirilir.

İcra Yolu ile Çocuğu Görme Masrafı

İlamlı İcra yoluna başvurulması halinde alacaklıdan başvuru harcı ve yerine getirme harcı ile yerine getirme harcının yarısı oranında cezaevi yapı harcı alınır.

Ara karar ile ilgili olarak İlamsız İcra yoluna başvurulması halinde ise sadece başvuru harcı ile yerine getirme harcının yarısı oranında cezaevi yapı harcı alınır.

İcra Yoluyla Çocuğu Görme Usulünde Yapılacak Değişiklikler

Çocuk teslimi konusunda mağduriyetleri önleyecek yasal bir düzenleme  düşünülmektedir. Bu konu ile ilgili Mağdur Hakları Kanun Tasarısı Taslağı’nın çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair hizmetler başlığı altında yeni düzenlemelere yer verilmektedir: Mağdur Hakları Kanun Tasarısı md 16

İcra Yoluyla Çocuğu Görme Yargıtay Kararları


İcra dairesi, ilamların hüküm bölümünü aynen infazla görevlidir

Sınırlı yetkili icra mahkemesinin hükümde yer almayan bir hususu yorum yolu ile ilama eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. Bu bakımdan takibe konu ilamın hüküm kısmı ilamlı icranın şeklini de belirler.

Sınırlı yetkili icra mahkemesinin hükümde yer almayan bir hususu yorum yolu ile ilama eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. (4)

 


Kaynak:

  1. “… O halde istek sahibi ana veya baba çocuğun bulunduğu yere gitmek ve oradan çocuğu teslim almak ve yine aynı şekilde ve yerde teslim etmek yükümlülüğü altındadır. Hal böyle olunca istek sahibi çocuğu teslim almak ve teslim etmek için yaptığı giderleri de üstlenmek zorundadır ve diğer taraftan isteyemez. Meğer ki, teslim işlemine diğer tarafın yani çocuğu elinde bulunduran ana veya babanın engel olduğu iddia ve ispat edilmiş olsun. …”. Yargıtay 2. HD., 21.01.2016, E. 2015/16217, K. 2016/1110.

  2. “… Somut olayda, müşterek çocuk ile anne arasında ilamda belirtilen günlerde şahsi münasebet tesisi sağlamak amacıyla babaya 55 örnek icra emri tebliğ olunmuştur. Mahkemece çocuğun teslimini teminen yapılan masrafları belirleme amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda; 17.05.2003 ile 29.05.2004 tarihleri arasında icra zabıtlarına göre çocuğu teslim almaya icra memuru ile giden annenin, çocuğun bulunmaması nedeniyle işlem yapılamadığı ve bu süre içerisinde toplam 116 YTL gider yapıldığının bildirildiği görülmektedir. Borçlu, teslim işlemine engel olduğu için bu süre içerisinde yapılan giderleri üstlenmek zorundadır. Ancak bu süreden sonra 2007 yılına kadar çocuk ile anne arasındaki şahsi münasebet tesisinde borçlunun bir engeli bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre şahsi münasebet tesisi ile ilgili yapılan giderler borçludan istenemez. …”. Yargıtay 12. HD., 17.02.2009, E. 2008/22832, K. 2009/2925.
  3. “… Velayet Kendisine verilen annenin, kişisel ilişki günlerinde çocuğu bu ilişkiyi sağlamak üzere hazır etmesi dışında başka bir yükümlülük altına sokulması doğru değildir (Dairemizin 12.02.2014 gün ve 2013/17708 – 2014/2563 sayılı ilamı). Kişisel ilişkinin gerektirdiği masraflara katlanma külfeti, bundan yararlanan tarafa düşer. Tarafların müşterek çocuğunun velayeti davalı-karşı davacı anneye verilmiş olup, baba ile çocuğun kişisel ilişki kurma külfetinin İcra İflas Kanunu’nun 25/A maddesine aykırı olarak, velayet kendisine verilen davalı-karşı davacı anneye yükletilmesi de isabetsizdir. …”. Yargıtay 2. HD., 13.04.2016, E. 2015/15840, K. 2016/7476.

  4. Uyuşmazlık; usulüne ve şekil şartlarına uygun takip talebi, icra emri ve tebliğ işlemi yapılmaması, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması ve ilamlı takibe dayanak yapılacak bir ilam ve tedbir mahiyetinde bir karar bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline ilişkin şikâyet niteliğindedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2015 gün ve E:2015/12-730, K:769)

Av. Saim İNCEKAŞ tarafından icra yoluyla çocuğu görme süreci hakkında bilgiler.
Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.