Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına(HAGB) İtiraz Dilekçesi

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına(HAGB) İtiraz Dilekçesi -1-


ADANA AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

Gönderilmek Üzere

ADANA 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE,

DOSYA NO                    :                                                                                                                                                               

İTİRAZ YOLUNA

BAŞVURAN SANIK   :  

MÜDAFİİ                       :  

SUÇ                                  :  Mühür Bozma

KARAR TARİHİ           : 

TEBLİĞ TARİHİ         : 

D.KONUSU              :  …. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin tarafımıza …… tarihinde tebliğ edilen  ….. tarihli,  …./… Esas ve …./… Karar sayılı  hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazlarımızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen dosyada ….. tarihli celsede müvekkil sanık hakkında 9.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiş olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Tarafımızca ……. tarihinde süre tutum dilekçesi verilmiş ve gerekçeli karar tarafımıza …. tarihinde tebliğ edilmiştir.

Adana Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar usul ve yasalara aykırı olup; iş bu karara karşı süresinde itiraz dilekçemizi sunuyoruz.

Mahkemece müvekkil sanık hakkında, “mühür bozma” suçundan yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olup; verilen bu karar yasal düzenlemelere ve hukuka aykırı  verilmiştir. Şöyle ki; 

1-) TCK’NIN 203. MADDESİ AÇISINDAN “MÜHÜR BOZMA SUÇU”NUN UNSURLARI GERÇEKLEŞMEMİŞTİR:

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203. maddesine göre; “Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” Buna göre müvekkilin üzerine atılı mühür bozma suçunun işlenebilmesi için mührün kaldırılması veya konuluş amacına aykırı hareket edilmesi gerekmektedir. Müvekkil sanık ……, dava konusu inşaat yapıldıktan sonra inşaatın yapımına devam etmemiştir. Bu husus şu ana kadarki aşamalardaki beyanlarımızdan da anlaşılacaktır. Kendisi inşaata devam etmemiş, yalnızca inşaatın içine mobilya koymuştur. Dolayısıyla SUÇUN İŞLENMESİ İÇİN GEREKLİ OLAN SEÇİMLİK HAREKETLERDEN BİRİSİ OLAN MÜHRÜN KONULUŞ AMACINA AYKIRI DAVRANMAK EYLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRMEMİŞTİR. AYRICA MÜVEKKİL DİĞER SEÇİMLİK HAREKET OLAN KONULMUŞ OLAN MÜHÜRÜ KALDIRMA FİİLİNİ İŞLEMİŞ DE DEĞİLDİR. SÖZ KONUSU İNŞAAT İÇİN GEREKLİ İZİN VE RUHSAT DA ALINMIŞ OLUP MÜHÜR BOZMA SUÇUNUN MADDİ UNSURLARI GERÇEKLEŞMEMİŞTİR. ANILAN SEBEPLERLE MÜVEKKİL HAKKINDA VERİLEN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ KALDIRILARAK, MÜVEKKİLİN BERAATİNE KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

2)- CEZA KANUNUNUN AMACI SUÇLUYU CEZALANDIRMAK DEĞİLDİR:

TCK’nın 1. maddesinde; “Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre ceza kanununun amaçları arasında kişiyi cezalandırmak gibi bir amaç bulunmamaktadır. Öncelikle tekrar etmek gerekir ki müvekkilin eylemleri TCK’nın 203. maddesinde düzenlenen mühür bozma suçunu oluşturmamış olup bu suçun unsurları oluşmadığı için müvekkilin beraatine karar verilmesi gerekmektedir. Fakat kesinlikle suç ikrarı anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilin eylemlerinin TCK m.203’teki suçu oluşturduğu bir an için düşünülse dahi, müvekkil hakkında ceza verilmesinde herhangi bir kamu yararı kalmamıştır. Zira söz konusu inşaat mevzuata aykırı bir şekilde yapıldığı için mühürlenmiştir. Fakat soruşturma ve kovuşturma aşamaları devam ederken, müvekkil söz konusu inşaat için gerekli ruhsatları alarak mevzuata uygun bir hale getirmiştir. Bu sebeple artık inşaatın mühürlenmesi için herhangi bir hukuki sebep ortada yoktur. BU AŞAMADAN SONRA MÜVEKKİL SANIK HAKKINDA CEZA HÜKMÜ KURULMASI TCK’NIN 1. MADDESİNE YANİ TÜRK CEZA KANUNU’NUN AMACINA AYKIRI OLACAKTIR. ZİRA DAHA ÖNCE DE BELİRTİLDİĞİ GİBİ CEZA KANUNUNUN AMAÇLARI ARASINDA KİŞİLERİ CEZALANDIRMAK YOKTUR VE MEVZUATA UYGUN HALE GETİRİLMİŞ BİR İNŞAAT İÇİN MÜVEKKİLE CEZA VERİLMESİ, YALNIZCA KENDİSİNİN CEZALANDIRILMASI AMACINI TAŞIMAKTADIR. DEVLETİN CEZALANDIRMA YETKİSİ VARDIR FAKAT BU YETKİ, CEZA KANUNLARININ YUKARIDA GÖSTERİLEN AMAÇLARINA ULAŞMAK İÇİN KULLANILAN BİR ARAÇTIR. ANILAN SEBEPLERLE MÜVEKKİL HAKKINDA VERİLEN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ KALDIRILARAK, MÜVEKKİLİN BERAATİNE KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

3-) EKSİK İNCELEMEYLE VE ÇELİŞKİLER GİDERİLMEDEN YAZILI ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMUŞTUR:

Müvekkil sanık hakkında verilen hüküm eksik inceleme sonucu kurulmuştur. Şöyle ki, müvekkil sanığın savunmasında, “İnşaat yapıldıktan sonra inşaatın yapımına devam etmedik, inşaat tamamlanmış idi, sadece içerisine mobilya koyduk, söz konusu inşaata ruhsat ve izin yaklaşık 3 ay önce alındı.” beyan etmesine rağmen bu hususlar araştırılmamış, mahallinde keşif yapılmamış ve yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Müvekkilin inşaatın yapımına devam etmediği ve sadece içerisine mobilya konulduğu yönündeki savunması dikkate alınarak bu hususta araştırma yapılması gerekmekteydi.

Ayrıca …… tarihinde düzenlenmiş mühür fek tutanağında “Yapı imar yoluna denk gelmekte olup ruhsat alınması mümkün gözükmemektedir.” ibaresi geçmektedir. Fakat müvekkil sonrasında söz konusu inşaat için ruhsat almıştır. Bu açık çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu konuda ….. Belediye Başkanlığına müzekkere yazılmışsa da gerekçeli karar da bu hususa hiçbir şekilde değinilmemiş, bu konuyla ilgili şüpheler ve çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hukuka ve yasalara aykırı olarak hüküm kurulmuştur.

Yine ……  tarihli mühür fek tutanağında mühürün fek edilerek yapımına devam edildiği ifade edilmiştir. Bu konu da yeterince aydınlatılmamıştır. TCK’nın 203. maddesindeki suç yukarıda da açıklandığı üzere seçimlik hareketli bir suç olup unsurlarının gerçekleşmesi için, ya mühürün kaldırılması/fek edilmesi ya da konuluş amacına aykırı davranılması gerekmektedir. Nitekim ….. Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği iddianamede de “…her ne kadar şüpheli mührü bozmadığını beyan etmiş ise de mührün fiziken bozulmasının şart olmadığı, kanuni tanımda geçen ‘Mührün konuluş amacına aykırı hareket etme’ fiilinin gerçekleştiğinin anlaşıldığı”ndan bahisle kamu davası açılmıştır. Kesinlikle suç ikrarı anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilin üzerine atılı fiilleri gerçekleştirdiği bir an için düşünülse dahi, TCK’nın 203. maddesindeki suçun seçimlik hareketlerden hangisi ile gerçekleştirildiği konusunda açık bir çelişki mevcut olup bunun giderilmesi ve gerekçeli kararda ayrıntılı ve şüphe yaratmayacak bir biçimde açıklanması gerekmekteydi. Fakat mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. BU KONUDA YARGITAY 21. CEZA DAİRESİNİN 20/10/2015 T, 2015/11477 E VE 2015/4079 K SAYILI KARARINDA; “Sanığın başkanı olduğu …….. Konut Yapı Kooperatifinin yapı ruhsatının geçerlilik süresinin dolması nedeniyle inşaatın mühürlenerek durdurulduğu, 28.09.2011 tarihinde yerinde belediye ekiplerince yapılan kontrolde inşaatın yapımına devam edildiğinin tespit edildiği, bu suretle mühür bozma suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada; 08.04.2009 tarihli mühürleme tutanağında 18 adet dubleks meskenin bitmiş, 12 adetinin de boya aşamasında olduğunun belirtilmesi, 28.09.2011 tarihli mühürleme tutanağında ise, taşınmazda inşai faaliyetin devam ettiğinin, dış elektrik tesisatının tamamlandığının, yolların yapıldığının ve kaldırımların da yapılmaya başlandığının tespit edilmiş olması, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında Haziran 2010 itibariyle kooperatif başkanlığına seçildiğini, sadece etrafa zararlı olabilecek elektrik kablolarının toprak altına alınarak üzerine taş döşendiğini, suça konu kulübe diye tabir edilebilecek çöp bölümünün yıkılması için belediye tarafından zabıta görevlilerinin tebliğ mahiyetinde bir belge imzalattıklarını beyan etmesi, tanık S.. İ..’ın da çöp konteynırını muhafaza için yapılan kulübeyi belediye ekiplerinin talimatıyla yıktıklarını ve mührün de daha önce konteynırı muhafaza eden kulübe mahiyetindeki yapının üzerinde olduğunu beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından; sanığın kooperatif başkanlığına ne zaman seçildiğine ilişkin bilgi ve belgelerin kooperatif başkanlığından istenilmesi, 08.04.2009 tarihli tutanak düzenlendiği sırada inşaatın durumunu gösterir fotoğraflar bulunup bulunmadığının araştırılması, bu tutanakta imzaları bulunan tutanak mümzileri dinlenerek inşaatın tutanak tarihinde ne durumda olduğunun, 28.09.2011 tarihli tutanakta belirtilen dış elektrik tesisatının, yolların ve kaldırımların yapılıp yapılmadığının sorulması, sanığın savunmasında belirttiği etrafa zararlı olabilecek elektrik kablolarının toprak altına alınarak üzerine taş döşenip döşenmediğinin ve bu elektrik kablolarının kapatılmaması durumunda tehlike oluşturup oluşturmayacağı tespit edilerek, mührün bulunduğu iddia olunan ve dosya içeriğindeki resimlere de yansıyan çöp konteynırının yıkılmasına dair belediyece alınmış bir karar olup olmadığının araştırılıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.” denilmektedir. AÇIKLANAN SEBEPLER VE İLGİLİ YARGITAY KARARINDAN DA ANLAŞILACAĞI ÜZERE MÜVEKKİL SANIK HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREKİRKEN YAZILI ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMUŞ OLMASI USUL VE YASAYA AYKIRIDIR. TÜM BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ ….. 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNCE VERİLMİŞ HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARINA KARŞI İTİRAZ YOLUNA BAŞVURMA ZORUNLULUĞUMUZ DOĞMUŞTUR.

SONUÇ VE İSTEM  : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, …. 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB) KARARININ KALDIRILMASINA VE MÜVEKKİLİN BERAATİNE, karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. ../../….

                                                                İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

                                                                       SANIK MÜDAFİİ

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına(HAGB) İtiraz Dilekçesi -2-


İSTANBUL NÖBETÇİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek Üzere

İSTANBUL ……. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO                      : ….. E., …. K. ….. Karar Tarihi

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN

ve KATILMATALEP EDEN     : …………….

VEKİLİ                             : Av.

SANIK                              : ……….

MÜDAFİİ                         : ……………

DAVACI                          : K.H.

SUÇ                       : ……………

KONUSU                     : İstanbul ………… Asliye Ceza Mahkemesi …….. E., …….. K. sayılı …………. tarihli  kararın İTİRAZEN bozulması ve sanık hakkındaki Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararının kaldırılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR     :

             İstanbul …… Asliye Ceza Mahkemesi …… E., …….. K. sayılı ………… tarihli kararı USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP BOZMAYI GEREKTİRİR. Şöyle ki;

  1. Yargılama neticesinde sanık …….. hakkında ………suçundan “6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,  yaralama suçundan “1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ve ………….. suçundan “365 gün para cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir. Yerel mahkemenin gerekçeli kararı tarafımıza 23.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiş ve bu sayede davadan haberdar olmuş bulunmaktayız.

  1. Yapılan yargılamada davadan haberdar edilmeden ve duruşma tarihinin tarafımıza tebliğ edilmeden yargılamanın yapılması ve hatta karara çıkması usul ve yasaya aykırıdır. CMK’nın 233, 234 ve ilgili hükümleri uyarınca kovuşturma evresinde davaya katılabilme ve sahip olduğumuz diğer haklarımızı kullanabilmemiz açısından müvekkil …. duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde usulen dava ve duruşmalar tarafımıza bildirilmeden ve dolayısıyla katılan sıfatı ile kanunda öngörülen haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılama yapılması ve hüküm kurulması yasaya aykırı olup bozma sebebidir. Yargıtay’ın bu yönde kararları mevcuttur.

  1. Müvekkil kovuşturma aşamasında davadan haberdar edilmemiş olup, hüküm kurulduktan sonra işbu eksiklik tespit edilmiştir. Müvekkil, sanığın suça konu eylemi ile suçtan doğrudan zarar görmüştür. Suçtan zarar gördüğümüz sanığın …….. suçundan hapis cezası ile cezalandırılması ile hüküm altına alınmış, zararının sanık tarafından giderilip giderilmediği bilgisi tarafımıza ulaşmamıştır. Suçtan zarar görmüş olan müvekkil davadan haberdar edilmemesi sebebi ile davaya müdahil olamamış, katılan sıfatı ile kanunda öngörülen haklardan yararlanma olanağından yoksun kalmıştır. Davaya katılan sıfatı ile katılmış olsaydı yasa gereği kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan idare lehine avukatlık ücretine hükmedileceği gibi kanunda sayılan haklardan da yararlanabilecekti.

  1. Somut olayda işlenen fiil gözetildiğinde verilen cezalar haksızlık oluşturmaktadır. Yerel mahkeme tarafından suçun alt sınırından ceza verilmesi ve bu cezanın da geri bırakılması son derece hakkaniyetsizlik oluşturmaktadır.
  2. Bu nedenlerle sanıkların suçun en alt sınırından değil, üst sınırından mümkün değilse üst sınırına yakın bir seviyeden cezalandırılmaları gerekirken, suçun en az sınırından cezalandırılması ve cezanın geri bırakılması usul ve yasaya aykırıdır. BU İTİBARLA SÖZ KONUSU HÜKÜM USUL VE KANUNA AYKIRI OLDUĞUNDAN İTİRAZ YOLUNA BAŞVURMA ZORUNLULUĞU DOĞMUŞTUR.

            Yukarıda açıkladığımız ve dosya kapsamından da anlaşılacak sebeplerle sanık hakkında verilen erteleme kararı eksik inceleme neticesinde verilmiştir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız ve Sayın Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle,  İstanbul …. Asliye Ceza Mahkemesi ……… E., …….. K. sayılı …….. tarihli kararın kaldırılarak sanığın üst sınırdan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılarak mahkumiyetine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Av.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına(HAGB) İtiraz Dilekçesi -3-


X AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek Üzere

X ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

 

DOSYA NO            :

İTİRAZ EDEN

SANIK                  :

MÜDAFİİ              :

KATILAN              : 

VEKİLİ                 :

KONU                   :……… Tarihli 4. Celsede Müvekkil Sanık Hakkında Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı’na Karşı İtirazlarımızın Sunumudur.

 

AÇIKLAMALAR     :

  1. İtiraz merci, itiraza konu kararı hem hukuki yönden hem de maddi yönden ele almak ve bütün bu yönlerden kararın hukuk uygunluğunu denetlemek zorundadır. Müvekkil hakkında verilmiş olan mahkûmiyet kararı yerinde değildir. Zira dava konusu olayda müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyete hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Çünkü burada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının suça ilişkin şartı, doğru bir mahkûmiyet hükmünün kurulması şartı gerçekleşmemiştir.

 

  1. İtiraz mercii, somut durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleyecek, bunu yaparken de, sadece şartlar yönünden şekli hususlara değil, sübuta ve suç vasfına yönelik de değerlendirmelerde bulunabilecektir. Bu husustaki değerlendirme, esas mahkemesi gibi yeni bir yargılama yapma ve yeni bir hüküm kurma anlamında değildir. Aslında bu durumda merci, sübut veya vasıf konusunu kendisi bizzat incelememekte, (istinaf veya temyiz suretiyle) bu konuların asıl yetkili merciler tarafından incelenmesinin yolunu açmaktadır. Bu nedenle Sayın itiraz merciinin sübuta yani verilmiş olan hükmün yerinde olup olmadığına ilişkin inceleme yapma yetkisi bulunmaktadır.

 

  1. KAZANIN MEYDANA GELMESİNDE MÜVEKKİLİN HERHANGİ BİR KUSURU BULUNMAMAKTADIR. Müteveffa aniden yola atlamış, araç yolunda trafik akışı mevcutken hangi yöne gideceği hususunda tereddüt etmiştir. Müvekkil müteveffayı gördüğü anda fren ve direksiyon tedbirine başvurmuş olmasına karşın çarpmayı engelleyememiştir. Müteveffanın aniden araçlar arasından yola atlamış olması karşısında, müvekkilin gerekli tedbirleri almada geç kalmasından bahsedilemez. Müvekkilin 21.4 frenle duruşa geçtiği dikkate alındığında 55-60 km hızla seyir halinde olduğu açıktır. Söz konusu meskûn mahaldeki hız limitlerinin de altındadır. Aracının hızlı olmadığı tanık beyanları ile de sabit olmasına karşılık KTK   Maddesine göre kural ihlali yaptığı değerlendirmesi yasaya aykırıdır.

  1. Müvekkilin aracının hız limitinden yüksek olduğuna dair hiçbir delil ve emare bulunmamaktadır. KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN DURMA VE İNTİKAL SÜRELERİNDE (ekte sunulmuştur) KURU VE EĞİMSİZ BİR YOLDA 4 MT FREN İLE DURAN BİR ARACIN HIZININ 45-55 KM ARASINDA OLDUĞU AÇIKÇA BELİRTİLMEKTEDİR. Bu durum dikkate alındığında müvekkilin aracının hızının limitlerin üzerinde olması imkansızdır. İş bu nedenle eksik inceleme ürünü olan bu kararın kaldırılması yasa gereğidir.

  1. Kazanın meydana geldiği yolda yaya geçidi bulunmamaktadır. Fren ve direksiyon tedbirine rağmen, aniden yola atlayan müteveffaya çarpan müvekkile kusur atfı mümkün değildir. Müvekkilin kazanın oluşum şartlarında herhangi hatalı tutum veya davranışı söz konusu değildir. 

SONUÇ VE TALEP          : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle,

 

  • Müvekkil hakkında verilen haksız ve hukuka aykırı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına,
  • Müvekkilin beraatine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine,

 

 Karar Verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafii

EK : Karayolları Genel Müdürlüğü Durma ve İntikal Süreleri Çıktısı

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.