Hırsızlık Suçuna Yönelik Temyiz Dilekçesi

Hırsızlık Suçuna Yönelik Temyiz Dilekçesi

YARGITAY ( ) İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

X ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA  NO  ve KARAR NO:

SSÇ:

MÜDAFİİ:

KONU   : X Asliye    Ceza     Mahkemesinin    …. Yukarıda esas ve karar numarası yazılı bulunan müvekkilimin mahkumiyetine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle bozulmasına karar verilmesi için temyiz dilekçemizin sunulmasıdır.

TEMYİZ SEBEPLERİ :

X Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda dosya numarası yazılı  bulunan dava dosyası ile müvekkilim hakkında vermiş olduğu kararı usul ve yasaya aykırıdır

Kararın aşağıda arz edilen sebeplerle bozulmasına karar verilmesi gerekir.Şöyle ki ;

A) İddianamede Belirtilen Suçlar ve Olayın İzahatı: Sanıklar ve Suça Sürüklenen Çocuklar çeşitli tarihlerde birden fazla yere hırsızlık suçu işlemek kastıyla örgütlü bir şekilde hareket ederek girmiş olup haklarında Bina İçinde Muhafaza Altına Alnmış Olan Eşya Hakkında Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme, Mala Zarar Verme, Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçlarından iddianame hazırlanarak dava açılmıştır.

B) Samimi İkrar:

SSÇ kovuşturma aşamasında  mahkemede vermiş olduğu ifadede söz konusu suçlamalardan sadece üç tanesini işlediğini dosdoğru bir şekilde anlatmış ve suçunu ikrar etmiştir. Hal böyle olunca samimi olarak suçunu kabul ettiği ve yetkili mercileri uğraştırmadığı, onlara kolaylık sağladığı da aşikârdır. SSÇ nin  ifadelerinden de anlaşılacağı üzere  ikrar ettiği eylemlere ilişkin nerelere , kimlerle girdiğini samimi bir şekilde beyan etmiştir.Mahkeme kararının , Müvekkilimin iddianamede belirtilen olaylardan yalnızca ikrar ettiği olaylar dışındaki suçlamaların da söz konusu üç olaya ilişkin ikrarlarını dikkatte alarak diğer olaylara ilişkin de müvekkil SSÇ yönünden mahkumiyet hükmü kurması ve suçunu samimi olarak ikrar etmesinin lehine indirim sebebi olarak kabul edilmemesi de kararın bozulmasını gerektirmektedir.

C) Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi:

Müvekkilin ikrar ettiği üç eylem haricindeki eylemlerin  müvekkil tarafından işlendiğini herhangi bir ilgisinin olduğunu ortaya koyan herhangi bir delil söz konusu değildir. Müvekkil mahkemeye yardımcı olmak için ikrar ettiği eylemler,ikrar edilen diğer atılı suçlamalara ilişkin delil olarak kabul edilerek  buna göre hüküm kurulması söz konusu mahkumiyet hükmünün ne denli eksik ve adaletten yoksun olduğunu ortaya sermektedir.Şöyle ki ; Mahkemeler Ceza Hukukunun temellini oluşturan  şüpheden sanık yararlanır ilkesini ve Delilden faile ulaşma ilkesini gözardı ederek müvekkil tarafından ikrar edilen olayları baz alarak diğer suçlamalara ilişkin olayların da müvekkil tarafından işlendiğini kabul ederek bu eylemlerin müvekkil tarafından işlendiğini sabit görülmesi üzerine müvekkil aleyhine mahkumiyet kurması kararın ne denli adil bir karar olduğunu gözler önüne sermektedir. İkrar edilenler dışındaki eylemlerin suç teşkil etmeyen ve her anlam yüklenebilen gündelik hayatta ilişkin sıradan samimi konuşmaları şeklindeki tape kayıtlarının ve baz istasyon sinyal bilgisi gibi somut dellilerden uzak belirti ve soyut delilere dayanarak hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Kaldı ki müvekkilin ikrar edilenlerin dışındaki eylemleri işlediğini kanıtlar somut bir delil bulunmadığı gibi herhangi bir emare de bulunmamaktadır. Buna ilişkin ne bir tanık, ne bir beyan vardır. Sanığın suçu işlediğine ilişkin kanıtlar bir görüntü yer almamaktadır.

Bilindiği üzere ceza muhakemesinde temel olan bazı ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkelerden en önemlisi olarak gösterilebilecek olanı “Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi”dir. Buna göre; ceza muhakemesinde ispat konusunda bir husus aydınlatılmadığında sanık lehine sonuç çıkarılması ve karar verilmesi gerekir. Zira suçluluğu sabit oluncaya kadar sanık suçsuz sayılmalıdır.

Bu hususta AY. m.38/4 “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” ve AİHS m.6/2 “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.” Denilmek suretiyle suçsuzluk karinesine yer verilmiştir. Sözkonusu eylemlerin  işlenip işlenmediği belli olmadığı ve somut bir delil bulunmadığı için sanık hakkında işbu ilkenin uygulanması gerekmektedir.Bu nedenle Şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda müvekkil ssç hakkında beraat karar verilmesi gerekmektedir.

D) Kusursuz Ceza Olmaz:

Önemle belirtmekte fayda vardır ki; ceza hukukunun temel ilkelerinden olan kusursuz ceza olmaz ilkesi de göz ardı edilmemelidir. Zira ceza hukuku faili değil eylemi esas alan bir hukuk dalıdır. Failin geçmişine ya da kişisel özelliklerine göre değil, eylemine bakarak suçlu olup olmadığı saptanır.  Bir kimsenin geçmişte belli eylemleri ikrar ederek  suç işlemiş olması  bundan sonra da aynı  suçunu işleyeceğine kanıt oluşturmaz.

Buna göre; Müvekkilin ikrar ettiği eylemler üzerinden Görevi olan Diğer eylemlere ilişkin faiilleri bulamaması nedeniyle  bu eylemlerle ilgisi omayan müvekkili bu eylemlerin faili olarak da kanul ederek müvekkil hakkında beraat ve indirim hallerinin uygulanmaması . Ceza hukuku ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

E) ZİNCİRLEME SUÇ SÖZ KONUSUDUR :

Sözkonusu suçlara ilişkin olaylar kabul manasına gelmemekle birlikte birden fazla kişiye karşı aynı fiilin işlenmesi sebebiyle zincirleme suç durumu müvekkil açısından uygulanması gerekirken bu hükümlerin uygulanmadan her suçlamaya ilişkin ayrı ayrı ceza tayini usul ve yasaya uygun değildir.

F) ÖRGÜT SUÇLAMASI :

Müvekkil hakkındaki örgütte ilişkin mahkumiyet kabul edilemez.Şöyle ki , TCK md 220’de düzenlenen suç örgütünün oluşabilmesi için hiyerarşik bir yapı ve bu yapının sürekliliği gerekir, ancak olayımızda bu unsurlar bulunmamaktadır, bu nedenle müvekkilimin üzerine atılı suç oluşmamıştır

G) Malın Değeri:

Söz konusu suçlamalara ilişkin eylemler müvekkil tarafından işlenmiş olduğunu varsaysak dahi Gerek işlenmiş gerekse Teşebbüs aşamasında kalmış Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değeri azdır.

Hırsızlık suçunda cezanın azaltılmasını veya kaldırılmasını gerektiren nitelikli hallerden malın değerinin az olmasına ilişkin hükmü içeren TCK md 145’te : “Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” İfadesiyle belirtildiği üzere malın değerinin az olması halinde verilecek ceza azaltılabilecek yahut ceza vermekten vazgeçilebilinecektir. Kaldı ki suç konusu malın değerinin azlığı bir yana  dosyadaki bazı eylemlere ilişkin hırsızlık suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır.

Bu itibarla da bahsedilen durumun sonucu olarak sanığa ya TCK md 25/2 gereği ceza verilmemeli ya da CMK md 223/3-b gereği sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmelidir.

H) Zararı Giderme Arzusu:

TCK md 168’de düzenlenen Etkin Pişmanlık hükümlerine göre; “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.” Denilmektedir.

Gerek İkrar edilen eylemler  gerekse de diğer eylemlere ilişkin müvekkil tarafından herhangi bir zararı söz konusu değildir. Müvekkilin ailesinden uzakta bir cezaevinde bulunması ve var olan çatışmalı  süreç sebebiyle ailesiyle görüşememesi nedeniyle atılı suçlamalara ilişkin müştekilerin zararını karşılayamamıştır. Ancak  müşteki zararlarının giderilmesini isterse sanık müştekinin zararını tazmin etmeye hazır olduğunu belirtmiştir.Kaldı ki söz konusu mala zarar verme suçlarına ilişkin bazı zararlar diğer sanıklar  tarafından ödenmiştir.(Kaldı ki müvekkil X cezaevinde olması ve var olan çatışma nedeniyle ailesiyle görüşememesi sebebiyle cezaevi koşullarında maddi durumu el vermediğinden miktarı az olan söz konusu zararı elinde olmayan sebep ten dolayı karşılayamamıştır)

I) Sanığın Pişmanlık Duygusu:

Sanık bu eyleminden ötürü pişman olmuş, ahlaklı yaşamak ve helal para kazanmak için gayret sarf etmeye başlamıştır.  Ailesine maddi destek sağlamak istediğini belirtmiştir. Hapse girmemeli, ailesi ile ilgilenip onların ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir.

Müvekkilim söz konusu dosyada kaynaklı verilen cezası fazlasıyla fahiştir. Müvekkilim. Sanık hakkında lehe olan kanun maddelerinin uygulanmamış olması söz konusu kararı hukuka aykırı hale gelmiştir.

Sayın mahkemenin  üst sınırdan ceza vermiş olup bu ceza hukuki hiçbir gerekçe olmadan verilmiştir. Ancak söz konusu dava dosyasında verilen mahkûmiyet kabul edilemez.

Müvekkil hakkında verilmiş olan ceza hukuki değildir, Zira işlenen suç ile verilen ceza arasında ölçülülük ilkesi yoktur. Mahkeme alt sınırdan uzaklaştırarak ceza verilmesini gerektirecek somut hiçbir bulgu yoktur. bu nedenle alt sınırdan ceza verilmesi gerekirdi. Mahkeme bir taraftan indirime giderken diğer taraftan ise üst sınırdan ceza verilmesi kabul edilemez. Müvekkil hakkında HAGB kararı verilmesi gerekirdi.

Yukarıda açıklanan sebeplerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve re’sen göz önüne alınacak sair sebeplerle … Asliye Ceza Mahkemesinin …. Esas …. Karar esas sayılı usul ve esas yönünden yasaya aykırı olan mahkûmiyet cezasının kararının sanık müvekkil LEHİNE BOZULMASINA karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim. tarih

                                                  TEMYİZ EDEN SSÇ MÜDAFİİ

Av

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 03:03

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.