Hırsızlık Suçu Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi

Hırsızlık Suçu Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi

X 2. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE

Gönderilmek Üzere

X 1. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE

SORUŞTURMA NO:

SORGU NO              :

ŞÜPHELİ                  :

MÜDAFİ                   :

KONU                       : X 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/554 Sorgu numaralı dosyasında şüpheli hakkında 03.11.2018 tarihinde vermiş olduğu tutuklama kararına itirazımızdır.

AÇIKLAMALAR

X 1. Sulh Ceza Hakimliği 2018/554 Sorgu sayılı kararıyla müdafisi olduğum hakkında 03.11.2018 tarihinde tutuklanması yönünde karar vermiştir. Verilmiş olan bu tutukluluk kararı hukuka ve ilkelere aykırı olmakla birlikte müvekkilin tutukluluk hali söz konusu somut olay değerlendirildiğinde ağır ve ölçülülük ilkesinin dışında bir tedbirdir. Bu duruma karşı itirazlarımız mevcuttur. Şöyle ki;

  1. Öncelikle belirtmek gerekir ki tutuklama kararı bir ceza değildir ancak uygulanması halinde kişi hak ve özgürlüklerini sınırlayıcı bir muameledir. Bu yüzden de ancak zorunlu görüldüğü takdirde uygulanmasına başvurulması gerektiği hususu önemlidir. Anayasada da tutuklamanın ancak zorunlu görülen hallerde başvurulması gereken bir muamele olduğu, öncelikli yapılması gerekenin tutuksuz yargılama olduğu, tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin olması ile kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerekir. Fakat mahkemenin ve hâkimlik kararlarının tutuklama için sunmuş olduğu gerekçeler hukuk ilkeleri, Anayasa ve CMK gözetilmeden yapılan klasikleşmiş ifadelerdir.

  2. Tutukluluk, Ceza Muhakemeleri Kanununun 100. Maddesinde gösterilmiş ve hangi hallerde tutukluluk kararının verilebileceği bu maddede gösterilmiştir. Buna göre öncelikle söylemek gerekir ki müvekkilin üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Yine müvekkilin kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Müvekkil ailesiyle beraber yaşamakta, ailesinin geçimini sağlamak amacıyla çalışmaktadır ve sabit ikametgah sahibidir. Bu sebeple de tutukluluk tedbirinin uygulanması sadece müvekkil şüpheli açısından değil aynı zamanda ailesi açısından da ağır bir tedbir olarak görünmektedir. Müvekkil şüphelinin delilleri karartma ihtimali de bulunmamaktadır. Zira müvekkil üzerine atılı suç ile ilgili delillerin tamamı toplanmıştır. Başkaca toplanacak bir delil de bulunmamaktadır. Müvekkil şüphelinin tanıklar, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma olasılığı da yoktur.

  3. Tutuklama kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.maddesindeki koşullarla Anayasa’nın 19/3 hükümleri de dikkate alınarak verilmelidir. Bu koşulların şüpheli bakımından oluşmadığı kanısındayız. Tutuklama en son tedbirdir: Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Mahkeme, öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir. Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 100 ise üst temel normlar olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamızdan daha sıkı koşullarla tutuklamayı düzenlemiştir. Buna göre bir tutuklamaya karar verebilmek için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgular ve ayrıca bir tutuklama nedeni bulunacaktır. Ayrıca, verilecek kararda “ölçülülük” ilkesine uyulacaktır. Bu belirlenirken de işin öneminin, verilmesi beklenilen ceza ve güvenlik tedbiri ile ölçülü olması koşulu kesin olarak aranacaktır. Somut olayda ise başka bir önlemle ya da güvenlik tedbiriyle bir sonuca ulaşılabilmesi mümkünse tutuklamaya karar verilemeyecektir. Söz konusu açıklamalar ışığında, müvekkil hakkında adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi mümkünken tutukluluk kararı verilerek bu tedbirin uygulanması ölçülülük ilkesine aykırı olacaktır.

  4. Ceza Muhakemeleri Kanununun 101. maddesinde “(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir” denilmiştir. Kararı vermiş olan Eskişehir 1. Sulh Ceza Hakimliği ise kararında genel geçer ifadelerden bahsetmiş, hiçbir hukuki ya da fiili nedene yer vermemiştir. Bu nedenle de verilmiş olan bu tutukluluk kararı ölçülülük ilkesine aykırı olmakla birlikte aynı zamanda usulen de eksik ve kanuna aykırıdır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tutuklama istemleri ve tutuk halinin devamı kararlarında basmakalıp gerekçeler kullanılmasını sözleşmenin 5/1.c hükmünün ihlali olarak görmektedir.

  5. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında ise her ne kadar soruşturmayı yürüten Savcılık ve sorgu sonrası müvekkilin tutukluluğuna karar veren Sulh Ceza Hakimliği müvekkil üzerine atılı suçu Hırsızlık suçu olarak değerlendirse de bu değerlendirme hatalıdır. Müvekkil beraber alkol almış olduğu arkadaşı yönlendirmesi ile yanında bulunmuş ancak suça yönelik bir kastı mevcut değildir. Ayrıca çalındığı iddia edilen motoru bir süre kullanmışlar daha sonrasında ise teslim etmek amacıyla aynı sokakta bırakmışlardır. Hırsızlık suçuna ilişkin olarak da bir kasıt bulunmamaktadır. İlgili suçun TCK md 146’da tanımlı “kullanma hırsızlığı”nı oluşturduğu gözetilmelidir. Ayrıca müvekkil doğmuş olan zararı gidermeyi taahhüt ederek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemektedir. Dolayısı ile suçun vasfının ve mahiyetinin müvekkil şüpheli lehine değişme ihtimali ağırlıklı halde mevcuttur. İşin önemi de dikkate alındığında tutukluluk tedbiri müvekkil açısından geri dönülemeyecek zararlara yol açacak ve müvekkilin özgürlüğünü kısıtlayacak bir tedbir olarak ortaya çıkacaktır.

  6. Tüm bu açıklamalar ışığında; müvekkil hakkında X 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.11.2018 tarih ve 2018/554 Sorgu sayılı kararı ile verilmiş olan tutukluluk kararının Ceza Muhakemeleri Kanununun tutukluluğa ilişkin maddeleri ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında kaldırılarak müvekkilin tahliyesi ile ve gerekli görülürse tutukluluk tedbiri yerine diğer bir güvenlik tedbirinin uygulanması gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda arz ve izah edilen hususlar göz önüne alınarak; Sayın Hakimliğinizce de ortaya konulabilecek sebeplerle birlikte Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda açıkça belirtilen tutuklama şartlarının hiç birinin gerçekleşen somut olayda bulunmadığı göz önünde tutularak, X 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/554 Sorgu ve 03.11.2018 günlü müvekkilin tutuklanmasına ilişkin vermiş olduğu kararının kaldırılarak MÜVEKKİLİMİZİN TAHLİYESİNE karar verilmesini, ŞAYET MAHKEME AKSİ KANAATTE İSE ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA KARAR VERİLMESİNİ müvekkilimiz adına vekaleten talep ederiz. tarih

ŞÜPHELİ MÜDAFİİ

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 02:47

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.