Hırsızlık Suçu İstinaf-Savunma-İtiraz Dilekçesi

Hırsızlık Suçu İstinaf-Savunma-İtiraz Dilekçesi

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE

Sunulmak Üzere

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİNE

DOSYA NO                :

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN

SANIK                        :

VEKİLİ                        :

KONU                : İstinaf dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Asliye Ceza Mahkemesinin Esas sayılı dosyasındaki kararı usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Şöyle ki;

Dosyadaki olayda 4 tane hırsızlık suçu mevcuttur. Bu olayların hiç birinde müvekkilimin ikrarı mevcut olmayıp diğer sanık bu hırsızlık olaylarını ikrar etmiştir. Sanık ikrarında bu hırsızlıkları müvekkilimle birlikte yaptıklarına dair beyanda bulunmuş olsa da Mahkemede verdiği ifadesinde kolluğun kendisine işkence ve kötü muamelede bulunduğunu bu yüzden müvekkilimi suçlayıcı ifade verdiğini hâlbuki müvekkilimin hırsızlama eyleminde olmadığını sadece hırsızlanan araçlarla birlikte gezdiklerini beyan etmiştir. Bunun yanında yapılan parmak izi tespitlerinde de müvekkilimin parmak izine rastlanmamıştır.

Müvekkilim her ne kadar üzerine atılı suçlamaları kabul etmese de; mahkemenin cezalandırma cihetine gitme ihtimaline binaen 3 müştekinin zararını da kovuşturma aşamasında gidermiştir. Mahkeme tarafından bu durum göz önünde bulundurularak müvekkilimin mağdur – ve mağdur X’a karşı işlediği hırsızlık suçlarında etkin pişmanlık hükmü uygulanarak verilen 3 yıl hapis cezası indirilerek 1 yıl 6 aya indirildikten sonra diğer hafifletici nedenlerde göz önünde bulundurularak cezaların ertelenmesine karar verilmiştir. Yine katılan – karşı işlenen mala zarar verme ve hırsızlık suçlarında da müvekkilimin katılanın zararını karşılaması nedeniyle mahkemece verilen cezada etkin pişmanlık hükmü uygulanarak hem hırsızlık hem de mala zarar verme suçlarından indirim uygulanmıştır.

Ancak – isimli müşteki sırf sanıkların daha fazla ceza alması için zarar miktarını belirtmemiştir. Plakası hırsızlanan müştekinin ne kadar zararı olduğu plakası hırsızlanan diğer müştekilerin belirttiği zarara göre belirlenerek zarar miktarının daha fazlası konutta ödemeli şekilde -‘a gönderilmiştir. Buna rağmen müşteki bu giderimi kabul etmemiş ve mahkemece hüküm verilirken müvekkil lehine olan etkin pişmanlık hükmü uygulanmamıştır.

Oysa bu konuda içtihatlar açıktır. Sanığın meydana gelen zararı gidermeyi istemesine rağmen mağdurun bunu kabul etmemesi halinde sanık lehine yorum yapılarak koşulun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Sanık zarar giderme iradesini ortaya koyduktan sonra müştekinin bu giderimi kabul etmemesi etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması için bir gerekçe değildir. Etkin pişmanlık hükmü yasa tarafından sanığın iradesi ve kullanıma açık bir indirim hükmü olup müştekinin muvafakatine bağlı değildir. Yine Mala Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık adlı X’in makalesinde “Fail veya ortağının, suça konu eşyayı mağdura iade veya zararı tazmin etmek istemesi ancak mağdurun iade ya da tazmini kabul etmemesi durumunda fail, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanır ” denmiştir.

Aynı zamanda Yargıtay’ın bu konuda vermiş olduğu daha önceki kararlara baktığımızda sanık lehine yorum yapılarak karar verildiğini görmekteyiz.

1-“Katılan mağaza müdürü Okan’ın emniyette verdiği ifadesinde sanıkların çaldıkları eşyaların bedelini ödemeyi teklif ettiklerini ancak kendisinin kabul etmediğini beyan etmesine, sanık Nevin ile hakkında beraat hükmü kurulan eşi Öcal’ın da yargılamanın tüm aşamalarında ısrarlı ve birbiriyle tutarlı savunmalarında ödeme teklifinde bulunduklarını beyan etmelerine göre sanık lehine TCK’nın 523. Maddesinin (Yeni TCK Md.168) uygulanmayarak fazla ceza tayini nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.” (Yargıtay 11. Ceza Dairesi Esas: 2003/2036 Karar: 2004/3188 Karar Tarihi: 14.4.2004 )

2-“Sanık Niyazi’nin yakalanmasından sonra mağdura ait telefonu sakladığı yerden göstermesi, 5237 sayılı TCK yürürlüğe girdikten sonra Niyazi vekilinin yağmaya konu bedelin PTT havalesi ile karşılanmak istenmesi hususlarının 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanmasını gerektirip gerektirmediğinin karar yerinde tahlil ve tartışmasının yapılmaması nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi Esas: 2005/3996 Karar:2006/1904 Karar Tarihi: 10.05.2006 )

3- Failin aynen iade ve zararı tamamen gidermeyi teklif etmesine rağmen yakınanın duruşmada  “zararımın giderilmesini istemiyorum, hırsız eli değen parayı almam “şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın lehine olan yasa hükmünden yararlanılması yakınanın isteğine bağlanamayacağından, mahkemece bir ödeme yeri belirlenerek, sanığa zararı giderme olanağı sağlandıktan sonra sonucuna göre, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilememesi, bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebepten dolayı isteme aykırı olarak bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. (Yargıtay 2. Ceza Dairesi Esas: 2013/14189 Karar: 2014/9850 Karar Tarihi: 09.04.2014 )

4- “sanık …’in suç nedeniyle oluşan zararın giderilmesi amacıyla müşteki adına 300 TL havale edildiğine ilişkin haber kâğıdını ibraz ettiği, müştekinin havale edilen parayı (haberi olmadığından) almadığını, almak da istemediğini belirttiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların yasal bir indirim nedeninden yararlanabilmesinin müştekinin kabulüne bağlı tutulamayacağı, bu durumda müştekiye zararının miktarı açıklattırılarak, sanıklara gerekirse tevdi mahalli gösterilip, zararı giderme olanağı sağlandıktan sonra sonucuna göre, 5237 sayılı TCK’nın 168/2 maddesinin uygulanma olanağının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir.”( Yargıtay 2. Ceza Dairesi Esas: 2017/ 2579 Karar: 2017 / 7495 Karar Tarihi: 10.07.2017)

Etkin pişmanlıkta öngörülen amaç, öncelikli olarak mağdur ile sanığın meydana gelen zararın giderilmesi hususunda anlaşmasını sağlamak ve bu konuda sanığı anlaşmaya zorlamaktır. Bu açıdan bakıldığında bu durum  “onarıcı adalet ” ilkesinin bir sonucudur. Dolayısıyla mağdurun maddi zarar talebinde bulunmaması nedeniyle sanığın ödemeyi gerçekleştiremediği bir durumda sanığa yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından sanığın etkin pişmanlıktan faydalandırılması gerekir. Nitekim burada mağdurun suç dolayısıyla doğan zararının tazmin edilmesinden ziyade sanığın içten gelen arzusuyla zararı karşılaması önem arz eder. Kanundaki sistem de bu bakış açısıyla örtüşür niteliktedir.

Müvekkil suçtan doğan zararı tamamen gidermeyi teklif etmesine rağmen mağdur tarafından kabul edilmemesi nedeniyle müvekkil etkin pişmanlık hükmünden yararlandırılmamıştır. Uygulamada failin aynen iade veya zararı tamamen gidermeyi teklif etmesine rağmen mağdur tarafından kabul edilmemesi durumunda, hazırlık soruşturmasında Cumhuriyet Savcısı,  yargılama aşamasında Hâkim tarafından suça konu malın aynen iadesi veya tazmini hususunda bir ödeme noktası tayin edilerek mağdura iadesini sağlamalıdır.

Tazmin durumunda zararı belirleyecek hâkim veya savcı gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmadan kanaat verici basit bir araştırma yapılarak zararı hesaplamalı, belirlemiş olduğu miktarın mağdura iadesi sağlanmalıdır. Bu hususlar yerine getirilmesine rağmen mağdur, suça konu malın aynen iade veya tazmin suretiyle tayin edilen ödeme noktasından almaması durumunda, sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekir. Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 25.05.2011 tarih ve 2009/6942 Esas, 2011/7195 Sayılı ve 31.01.2011 tarih ve 2010/21642 Esas, 2011/810 Sayılı son kararlarında mağdurun iade veya tazmini kabul etmemesi durumunda ödeme noktası tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak müvekkilim tarafından zararlar giderilmiş olsa da öncelikli olarak müvekkilimin beraatine kararı verilmesi gerekmektedir. Zira müvekkilimin aleyhine diğer sanık kollukta alınan ve itibar edilemeyecek beyanı dışında başkaca bir delil mevcut değildir. Ancak mahkeme aksi kanaatte ise yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkil lehine olan yasa maddelerinin uygulanmasını gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER             : İlgili kanun maddeleri, her türlü delil ve ilgili mevzuat

SONUÇ VE İSTEM                 : Yukarıda belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;

1- Mahalli ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı hususlarının belirttiğimiz sebep ve gerekçelerle müvekkilimiz lehine ortadan kaldırılmasına,

2- Müvekkilimiz hakkında TCK ilgili maddelerinin tatbik edilerek beraatine karar verilmesini arz ve talep ederiz.

Sanık Vekili

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 02:48

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.