Güveni Kötüye Kullanma Savunma Dilekçesi

 

ADANA 3. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE 

 

DOSYA NO                : 2018/… Esas

SANIK                         : 

VEKİLİ                        : Av. 

KATILAN                    : 

VEKİLİ                         : Av. 

KONU                          : Esasa ilişkin savunmalarımızın sunulmasından ibarettir.

 

SAVUNMALARIMIZ   :

Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2012/142 Esas 2013/114 Karar sayılı kararı ile müvekkilim hakkında açılmış olan dosyasında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçları ile ilgili BERAAT kararı vermiştir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/2900 Esas 2018/1305 Karar sayılı kararıyla söz konusu suçlardan özel belgede sahtecilik suçu ile ilgili verilen beraat kararı onanmış olup dolandırıcılık ile ilgili verilen beraat kararı dosya kapsamında güveni kötüye kullanma suçu oluştuğu gerekçesiyle bozulmuştur.

Müvekkilime isnat edilen suçlamaları reddediyoruz. Şöyle ki;

1-Müvekkilim kendisine isnat edilen güveni kötüye kullanma suçunu kesinlikle işlememiştir. Bu suçun işlenebilmesi için malın sahibi ya da zilyedi tarafından karşılıklı güvene dayanarak başka bir kişiye teslim edilmesi ve bu kişinin malın sahibi ya da önceki zilyedinin iradesi dışında bir tasarrufta bulunması gerekmektedir. Güveni kötüye kullanma suçunun manevi unsuru kasttır. Fail, başkasına ait olan, muhafaza etmek veya belirli şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, bilerek ve isteyerek zilyetliğin devir amacı dışında tasarrufta bulunur veya devir olgusunu inkâr ederse bu suç oluşur. Bu suçta fail, malın başkasına ait olduğunu, bir amaçla kendisine zilyetliğinin teslim edildiğini bilmesine rağmen tipik fiili gerçekleştirmektedir.

2-Güveni kötüye kullanma suçu bakımından genel kast yeterli olmayıp ayrıca kendisinin veya başkasının yararına hareket etme amacı bulunmalıdır. Yani menfaat sağlama amacı bulunmalıdır. Yargıtay’ın verdiği kararlarda da bu amaç aranmaktadır. Yargılama konusu olayda müvekkilimin çalıştığı şirket ve katılan  arasında tamamen hukuka uygun olarak tahsis ettikleri marka tescil sözleşmesine dayanarak şirket tarafından alınmış olunan  marka başvuru ücretleri marka başvurusunda kullanmıştır. Böyle bir işlemin Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak bir karşılığı yoktur.

3-Müvekkilim Feride KURU KUZUDİŞLİ dava dışı Birof Danışmanlık Şirketinde danışman olarak çalışmaktadır. Marka başvurusu için verilen ücretler Birof Danışmanlık Şirketi’ne ödenmiş olup müvekkilimin bu konu ile ilgili bir yetkisi yoktur. Ödemeler Birof Danışmanlık Şirketi’ne yapılmıştır. Müvekkilim söz konusu şirkette sadece çalışan sıfatına sahiptir. Söz konusu olayın bir ceza davasına konu olması bile hukuka ve hakkaniyete aykırı olup müvekkilimin mağduriyetine sebebiyet vermektedir. Müvekkilimin olayda hiçbir sorumluluğu ve kusuru bulunmamaktadır. Sanık sıfatına dahi sahip olmaması gerekmektedir.

4-Müvekkilimin çalıştığı şirketin gerekli işlemleri zamanında yapmadığı iddia edilse bile bu durum kesinlikle gerçeğe aykırıdır. Müvekkil tarafından marka tescili için 745 TL ödeme yapması gerektiği katılana belirtilmiştir. Katılan ifadesinde sözleşmenin yapıldığı 15/12/2015 tarihinde 550 TL ücreti elden verdiğini söylemiş olmakla böyle bir durum söz konusu değildir ,buna ilişkin bir kayıtta dosyada mevcut değildir. Asıl  olarak ilk  195 TL ödeme 07.01.2011 tarihinde yapılmıştır. Kendisine defalarca başvuru için gerekli ödemeyi yapması gerektiği hatırlatılmış fakat İshak ALTINYOLLAR ödemeyi olması gerekenden çok sonra yapmıştır. Dava dışı şirkette mecbur olarak başvuruyu geç yapmak zorunda kalmıştır. Ayrıca müvekkil tarafından defalarca katılana bu sürecin uzun bir süreç olduğu söylenmiştir. Katılan sıfatına sahip İshak ALTINYOLLAR’ın tek amacı müvekkilimi mağdur etmek istemekten başka bir şey değildir. Kişisel kin gütme amacıyla söz konusu şikayeti gerçekleştirmiştir.

 

5-Müvekkilimin dosya kapsamından anlaşılacağı üzere üzerine atılı suçu işlemediği açıkça bellidir. Müvekkilimin hiçbir kasti hareketi olmadığı gibi olayla ilgili bir sorumluluğu da yoktur. Ayrıca söz konusu olayda güveni kötüye kullanma suçunun maddi ve manevi hiçbir unsuru oluşmamıştır. Müvekkilimin üzerine atılı suçtan dolayı beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

 

TALEP ve SONUÇ                    : Yukarıda açıklanan ve yargılama sırasında tespit edilecek nedenlerle, müvekkilimin atılı suçtan BERAATİNE, mahkemeniz aksi kanaatteyse müvekkilim açısından lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

                                                                                              Sanık Müdafii

                                                                                            Av. Saim İNCEKAŞ

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.